Sultân III. Murad’ın Aile Hayatı

Konu sahibi son olarak 4810 gün önce görüldü
Osmanlı Padişahları içinde en çok cariyelerle münasebette bulunan (teserrî hakkını kullanan) ve en fazla çocuğu olan Padişah’dır Biraz sonra sayacağımız tahmînen dört kadını dışında 40’a yakın haseki denilen gözdesi bulunduğu söylenmektedir Çocuklarının sayısı 100’ü geçmektedir Ancak bunlar bebekken veya küçük yaşlarda öldüklerinden dolayı, ölümünde hayatta 19’u erkek ve 30’u kız olmak üzere 49 çocuğunun bulunduğu iddia edilmektedir Maalesef 19 şehzadesi, Mehmed III Padişah olunca zayıf fetvalarla fitnenin defi için öldürüldü ve şehid sayıldıklarından cenaze namazlarını Şeyhülislâm Bostanzâde Efendi kıldırdı Önemle ifade edelim ki, III Murad’ın 40’a yakın câriye ile yaşaması, meşru bir hakkın suiistimali veya ifrat sayılabilir Ancak meşru dairede kaldığı ve başkasının namusuna değil, has odalık olarak aldığı cariyelerle beraber olduğu kesindir Bunlardan aynı anda devamlı olarak hayat yaşadığı 4 kadının olduğu ifade edilmektedir
III Murad’ın bu hayatı yaşamasında devlet işlerine karışan Safiye Sultân ile Valide Sultân Nurbânû’nun mühim rolü vardır Kim, ne derse desin, Osmanlı Padişahları arasında her konuda en çok suiistimal yapan Padişah III Murad ve oğlu III Mehmed olmuştur Buna rağmen, Farsça ve Arapça bir divan yazacak kadar âlim ve şair olan III Murad, meşru daire dışına çıkmamıştır Bu hayatı yaşamasında, cinsî hayatının da önceleri problemli olmasının tesiri bulunduğu ve neticede genç yaşta, bu düzensiz hayatın etkisiyle vefat ettiği tarihçiler tarafından açıklanmaktadır
III Murad’ın bu düzensiz hayatından istifade eden Valide Sultânlar ve hatta Kalfalar bile, devlet idaresine karışır hale gelmişlerdir Şöyle ki:
Maalesef Osmanlı Devleti’nin duraklamasında ve hatta gerilemesinde en büyük rolü oynayan sebeplerden biri de, bir yüzyıla yakın, Kadın Efendilerin devlet işlerine karışmaları olmuştur Özellikle Kanuni’nin karısı Hürrem Sultân, Mahidevran’ı Manisa’ya sürdürüp baş kadınlığı ele geçirdikten sonra, bir zamanların Valide Sultânları gibi, haremin reisi haline gelmiş ve daha da ileri giderek devletin işlerine karışmıştır Şehzade Mustafa’nın öldürülmesinde mühim rol oynamıştır denilirse, mesele daha iyi anlaşılacaktır Kanunî Sultân Süleyman’ın vefatından sonra Padişahların ordularının başına geçerek sefere gitmeyişlerinde ve Saraya kapanıp kalmalarında maalesef bu şekildeki Kadın Efendilerin mühim rolü olmuştur III Murad’ın baş kadını Safiye Sultan’ın ve bunu takip eden Kösem Sultan’ın hem baş Kadın Efendi ve hem de Valide Sultân sıfatlarıyla nasıl devleti idare etmeye kalkıştıkları, maalesef tarihin acı sayfalarında kötü örnekler olarak doludur IV Mehmed’i idare eden Turhan Sultân’dan sonra bu işin ortadan kalktığını söyleyebiliriz
III Murad’ın annesi Nurbânû Sultân ile Safiye Sultân arasındaki çekişmeden istifâde eden Canfedâ Kalfa’nın bile, Nurbânû Sultan’ın yanında yer alarak III Murad’a tesir ettiği ve hatta kardeşi İbrahim’i liyâkati olmadığı halde Diyarbekir Beylerbeyliğine tayin ettirdiği nakledilmektedir Kanunî Sultân Süleyman zamanından beri Harem’in dışişleriyle meşgul olan ve Yahudi asıllı olduğu söylenen Esther Kira isimli Kalfa’nın da Sipahilerin isyanına sebep olduğu ve neticede çıkardığı fitne sebebiyle Sultân Ahmed Meydanında idam edildiği nakledilen acı olaylar arasında yer almaktadır

ZEVCELERİ:
1- Safiye Valide Sultân (Venedikli Baffo); III Mehmed ile Ayşe Sultan’ın annesi ve câriye Osmanlı hareminde devlet işlerine en çok müdahale eden Kadın Efendi
2- Şemsi Ruhsâr Haseki; Rukıyye Sultan’ın annesi Medine’de vakfı var
3- Şâhi Hûbân Haseki
4- Mâzperver Haseki (Meşru dairede beraber olduğu cariyelerin 4O’ı ve çocuklarının 100’ü aştığı söylenmektedir Biz sadece bazılarını kaydetmekle yetindik)

ÇOCUKLARI:

Şehzâde Osman
Şehzâde Süleyman
Şehzâde Cihangir
Şehzâde Mahmûd
Sultân Mehmed III
Şehzâde Bâyezid
Şehzâde Mustafa
Şehzâde Abdullah
Ayşe Sultân
Fahri Sultân
Fatma Sultân
Mihriban Sultân
Rukıyye Sultân
Şehzâde Abdurrahman

III Murad’ın babasından farkı, iki yönde kendini göstermektedir: Birincisi, babası kendi hayatını yaşarken, devlet işlerini tamamen Sokullu Mehmed Paşa gibi liyakatli devlet adamlarına bırakmıştı III Murad ise, hem Saray’da kendi hayatını yaşıyor ve hem de devlet işlerini vasıflı devlet adamlarına bırakamıyordu İşte bu boşluktan istifade eden Valide Sultân Nurbanu, Kadın efendi Safiye Sultân ve kalfa Canfedâ devlet işlerine de karışmaya başlamışlardı İkincisi, babası II Selim’in en azından gençliğinde de olsa gayri meşru denebilecek bazı fiilleri işlediği söylenmektedir Ancak III Murad, babasından farklı olarak hem Arapça ve Farsça şiir yazacak kadar âlim ve hem de hayatında gayri meşru hiç bir iş yapmayacak kadar da takva sahibi idi Onun en büyük kusuru, meşru daire içinde de kalsa, kadınlar konusundaki suiistimalidir
 
Geri