Sultan Abdülaziz Öldü mü ? Öldürüldü mü ?
Sultan Abdülaziz, Osmanlıda ölümü en tartışmalı Hükümdarlardan biridir. İntihar mı etti, öldürüldü mü?
Yaygın kanaat öldürüldüğüdür. Suçlu olarak da dönemin üst kademesindeki dört devlet adamı gösterilebilir. “Erkan-ı Erbaa” ismi verilen dörtlü, Sultan Abdülaziz’i tahtan indirip yerine V. Murat’ı oturtmuşlardır. Bu ünlü kişiler, Serasker (Genel Kurmay Başkanı) Hüseyin Avni Paşa, Sadrazam Mütercim Rüştü Paşa, Midhat Paşa ve Şeyhülislam Hayrullah Efendi. Osmanlının ünlü Cuntacıları.
İşin planlayıcısının Serasker Hüseyin Avni Paşa olduğu biliniyor. Kendisi bu makama tam dört kez getirilmiş. Son getirilişinden önce yüz kızartıcı bir suçtan dolayı 11 ay sürgün cezası yemiş ve memleketi Isparta’ya sürgüne gönderilmiş. Affedilip tekrar aynı göreve getirilmiş.
Başına gelenler yüzünden Paşa’nın Sultan Abdülaziz’e karşı büyük bir kin ve nefret beslediği düşünülüyor. İntikam almayı da kafasına koymuş. Bunun için öncelikle Sultan Abdülaziz’e yakınlığı ile bilinen tüm komutanları İstanbul dışında bir takım yerlere gönderdi. Padişah’ı tahtan indirmek isteğini diğer komutan ve devlet adamlarına kabul ettirdi.
Emrindeki birlikler ile birlikte, Padişah’a suikast yapılacak engellemeye gidiyoruz bahanesi ile 30 Mayıs 1876’da Sultan Abdülaziz’in bulunduğu Dolmabahçe Sarayını denizden ve karadan kuşattı. Mütercim Rüştü Paşa, Topkapı Sarayındaki Veliaht V. Murat’ı, Şeyhülislam Hayrullah Efendi ve Midhat Paşa’nın beklediği Serasker Kapısına götürdü. Burada Paşalar tarafından karşılanan yeni Padişah, Dolmabahçe sarayına götürülüp tahta çıkarıldı.
Tahtan indirilen Sultan Abdülaziz, bizzat Hüseyin Avni Paşa’nın eliyle yağmurlu bir günde bir kayığa bindirilerek önce Topkapı Sarayına sonra da Fer’iye Sarayına (İstanbul Boğazı kıyılarında günümüzdeki Beşiktaş semtiyle Ortaköy semti arasında Çırağan Caddesi boyunca uzanan Osmanlı saraylarının eski adıdır. Saraylar günümüzde çeşitli kurumlar tarafından eğitim amacıyla kullanılmaktadır.) götürüldü.
Bu sırada Osmanlı tarihinde ender görülen olaylardan biri de gerçekleşmiştir. Padişahın annesi Valide Sultan’a hakaretlerde bulunulmuş, Abdülaziz’in eşlerinden Neşerek Kadınefendi’nin çarşafı çekilip alınmış, Osmanlı Hanedan mensuplarına yakışmayacak aşağılayıcı harekelerde bulunulmuştu.
Üç gün sonra Eski Sultan Abdülaziz, odasında bilekleri kesilmiş olarak bulundu. Ölüm çok kuşkuluydu. Serasker Hüseyin Avni Paşa naaşı hemen hiç beklenmedik bir yere Saray karakoluna taşıttı. Ve orada kirli bir perdeyle üzerini örttü. Sarayın doktorlarının usuller gereği, muayene edip, rapor hazırlamaları gerekiyor idi. Fakat Hüseyin Avni Paşa, “Buradaki normal bir kimse değildir, Bir Padişahtır, Onun orasını burasını size dokundurtmam” diyerek kılıcına sarılmış, doktorları engellemiştir.
Sultan Abdülaziz, Osmanlıda ölümü en tartışmalı Hükümdarlardan biridir. İntihar mı etti, öldürüldü mü?
Yaygın kanaat öldürüldüğüdür. Suçlu olarak da dönemin üst kademesindeki dört devlet adamı gösterilebilir. “Erkan-ı Erbaa” ismi verilen dörtlü, Sultan Abdülaziz’i tahtan indirip yerine V. Murat’ı oturtmuşlardır. Bu ünlü kişiler, Serasker (Genel Kurmay Başkanı) Hüseyin Avni Paşa, Sadrazam Mütercim Rüştü Paşa, Midhat Paşa ve Şeyhülislam Hayrullah Efendi. Osmanlının ünlü Cuntacıları.
İşin planlayıcısının Serasker Hüseyin Avni Paşa olduğu biliniyor. Kendisi bu makama tam dört kez getirilmiş. Son getirilişinden önce yüz kızartıcı bir suçtan dolayı 11 ay sürgün cezası yemiş ve memleketi Isparta’ya sürgüne gönderilmiş. Affedilip tekrar aynı göreve getirilmiş.
Başına gelenler yüzünden Paşa’nın Sultan Abdülaziz’e karşı büyük bir kin ve nefret beslediği düşünülüyor. İntikam almayı da kafasına koymuş. Bunun için öncelikle Sultan Abdülaziz’e yakınlığı ile bilinen tüm komutanları İstanbul dışında bir takım yerlere gönderdi. Padişah’ı tahtan indirmek isteğini diğer komutan ve devlet adamlarına kabul ettirdi.
Emrindeki birlikler ile birlikte, Padişah’a suikast yapılacak engellemeye gidiyoruz bahanesi ile 30 Mayıs 1876’da Sultan Abdülaziz’in bulunduğu Dolmabahçe Sarayını denizden ve karadan kuşattı. Mütercim Rüştü Paşa, Topkapı Sarayındaki Veliaht V. Murat’ı, Şeyhülislam Hayrullah Efendi ve Midhat Paşa’nın beklediği Serasker Kapısına götürdü. Burada Paşalar tarafından karşılanan yeni Padişah, Dolmabahçe sarayına götürülüp tahta çıkarıldı.
Tahtan indirilen Sultan Abdülaziz, bizzat Hüseyin Avni Paşa’nın eliyle yağmurlu bir günde bir kayığa bindirilerek önce Topkapı Sarayına sonra da Fer’iye Sarayına (İstanbul Boğazı kıyılarında günümüzdeki Beşiktaş semtiyle Ortaköy semti arasında Çırağan Caddesi boyunca uzanan Osmanlı saraylarının eski adıdır. Saraylar günümüzde çeşitli kurumlar tarafından eğitim amacıyla kullanılmaktadır.) götürüldü.
Bu sırada Osmanlı tarihinde ender görülen olaylardan biri de gerçekleşmiştir. Padişahın annesi Valide Sultan’a hakaretlerde bulunulmuş, Abdülaziz’in eşlerinden Neşerek Kadınefendi’nin çarşafı çekilip alınmış, Osmanlı Hanedan mensuplarına yakışmayacak aşağılayıcı harekelerde bulunulmuştu.
Üç gün sonra Eski Sultan Abdülaziz, odasında bilekleri kesilmiş olarak bulundu. Ölüm çok kuşkuluydu. Serasker Hüseyin Avni Paşa naaşı hemen hiç beklenmedik bir yere Saray karakoluna taşıttı. Ve orada kirli bir perdeyle üzerini örttü. Sarayın doktorlarının usuller gereği, muayene edip, rapor hazırlamaları gerekiyor idi. Fakat Hüseyin Avni Paşa, “Buradaki normal bir kimse değildir, Bir Padişahtır, Onun orasını burasını size dokundurtmam” diyerek kılıcına sarılmış, doktorları engellemiştir.