BirDevrinSonu
Üye
-
- Katılım
- Ocak 10, 2010
-
- Mesajlar
- 38,600
-
- Tepkime puanı
- 3,180
-
- Puanları
- 354
-
- Konum
- Napıcan ?
Gerçekler acıdır.
Sensizlik, gerçekten acı.
Her hücresine kadar günaha bulanmış bu ruhu
Şu düştüğü bataklıktan gel çek be hacı
Allah aşkına...
Kimseye güvenme...
Çünkü bilirsin ummadık taş baş kırar
Yüreğimi talan etti Haşhaşiler
Bahar gelir, çiçekler açar, yaşlar diner
Saraylar bile yalnız kalınca dardır
Gittin...yüreğim karıncalandı
Zerrelerden yıldızlara nakşettim seni
Şimdi ben mi çalışkanım yoksa karıncalar mı?
Derdime ortak oldu kırkayaklar
Yüreğim ateştenken gömlek ve hırka yakmam
Zerre korkmuyorum
Yokluğunun üzerine buruk bir yürekle geliyorum kırık ayakla
Elimde süngüm, dilimde tekbir
Zihnimin toprağına çeşit çeşit ilimler ektim
Sükunetle bekliyorum boy vermesini
Ademoğlu yolcudur ve dünya bir binektir
İnsanın bu yolculukta azığı aşk olmalıdır
Sense başka aşka aç kollarını
Aşkı isteyenin dizine kadar yaş dolmalıdır
Bense sırılsıklam edip attım kaşkollarımı çöpe
Ademden öte dişli bir hasım var mı?
Çektiğim yasımdandır, yüreğim nasırlandı
Hekimlerin hallerini görmedin mi? Nasıllardı?
Böylesine çaresiz kalmamışlardı asırlardır
İçi zift karası şu mücrimi nasıl aklasınlar?
Tek çarem Hakka sığınmak
Günlerdir meşhur Kaf Dağı'nın arkasında
18bin alemle oturuyorum sohbet halkasında
Kainat dinledi, ben konuştum
Ben sustum ardımdan ay konuştu
Şiir, bi nevi kendini bulmak,
Bi nevi samanyolu galaksisinde kayboluştur.
Zaman zaman yıldızlarla hasbihaldir
Güneşin,yıldızın ne haddine?
Böylesine ışık saçmak yalnız sana has bir haldir
Cemalini seyre dalmalıyım varken az bir vaktim
Emeli aşk olmayanın dimağı dardır
Böylesinin tek arzusu daha fazla binalardır
Benimse tek temennim sendin
Bu yüzden sensiz bir gülerdim bin ağlardım
Gözlerim yaşlandı, otuza bastı
Nefsim için yasaklanmış meyveydin sen
Adem gibi, Havva gibi dokunamazdım
Şerefsizliğin büyümüş istersen okula yazdır
Sensizlik, gerçekten acı.
Her hücresine kadar günaha bulanmış bu ruhu
Şu düştüğü bataklıktan gel çek be hacı
Allah aşkına...
Kimseye güvenme...
Çünkü bilirsin ummadık taş baş kırar
Yüreğimi talan etti Haşhaşiler
Bahar gelir, çiçekler açar, yaşlar diner
Saraylar bile yalnız kalınca dardır
Gittin...yüreğim karıncalandı
Zerrelerden yıldızlara nakşettim seni
Şimdi ben mi çalışkanım yoksa karıncalar mı?
Derdime ortak oldu kırkayaklar
Yüreğim ateştenken gömlek ve hırka yakmam
Zerre korkmuyorum
Yokluğunun üzerine buruk bir yürekle geliyorum kırık ayakla
Elimde süngüm, dilimde tekbir
Zihnimin toprağına çeşit çeşit ilimler ektim
Sükunetle bekliyorum boy vermesini
Ademoğlu yolcudur ve dünya bir binektir
İnsanın bu yolculukta azığı aşk olmalıdır
Sense başka aşka aç kollarını
Aşkı isteyenin dizine kadar yaş dolmalıdır
Bense sırılsıklam edip attım kaşkollarımı çöpe
Ademden öte dişli bir hasım var mı?
Çektiğim yasımdandır, yüreğim nasırlandı
Hekimlerin hallerini görmedin mi? Nasıllardı?
Böylesine çaresiz kalmamışlardı asırlardır
İçi zift karası şu mücrimi nasıl aklasınlar?
Tek çarem Hakka sığınmak
Günlerdir meşhur Kaf Dağı'nın arkasında
18bin alemle oturuyorum sohbet halkasında
Kainat dinledi, ben konuştum
Ben sustum ardımdan ay konuştu
Şiir, bi nevi kendini bulmak,
Bi nevi samanyolu galaksisinde kayboluştur.
Zaman zaman yıldızlarla hasbihaldir
Güneşin,yıldızın ne haddine?
Böylesine ışık saçmak yalnız sana has bir haldir
Cemalini seyre dalmalıyım varken az bir vaktim
Emeli aşk olmayanın dimağı dardır
Böylesinin tek arzusu daha fazla binalardır
Benimse tek temennim sendin
Bu yüzden sensiz bir gülerdim bin ağlardım
Gözlerim yaşlandı, otuza bastı
Nefsim için yasaklanmış meyveydin sen
Adem gibi, Havva gibi dokunamazdım
Şerefsizliğin büyümüş istersen okula yazdır