Süleyman Hilmi Tunahan ehl-i sünnet midir? - Osman Ünlü Hoca

Konu sahibi son olarak 2801 gün önce görüldü
Müridleri, nasıl rabıtaya durulur onu bile bilmeden rabıta yapıyorlar. Kendisinin halis bir Müslüman olduğu söylenir ancak evliyadan değildir, biz öyle biliyoruz. Evliya olmayan kişinin kabri başında rabıta yapılmaz. Takvimi var, elifbası var, cemaati var ancak cemaat olaylarından ağzımız çok yandığı için yoğurdu üfleyerek yemekte de fayda var.
 
Ne kadar boş meraklar bunlar .. Şu evliya mı bu evliya mı ? Evliyaysa ne olacak sana ne faydası var ? Sen ALLAH dostu olmaya gayret et ALLAH dostu peşinde koşmaktansa ALLAH'a dost olmaya çalışsana ...

Üstaz hazretlerine gelince. Benim gözümde keramet ehli biridir ki bence en büyük kerameti dine baskı ve zülmun had safhada olduğu bir dönemde cebinden para vererek talebe okutmasıdır.
Günümüzde hangi hoca kendi parasından vererek öğrenci okutur?
Bu mübarek insan ise kâh tren yolculuklarında ( polise yakalanmamak için ) kâh ücra köşelerde onlarca talebeyi okutmuş eğitmiştir.
 
Müridleri, nasıl rabıtaya durulur onu bile bilmeden rabıta yapıyorlar. Kendisinin halis bir Müslüman olduğu söylenir ancak evliyadan değildir, biz öyle biliyoruz. Evliya olmayan kişinin kabri başında rabıta yapılmaz. Takvimi var, elifbası var, cemaati var ancak cemaat olaylarından ağzımız çok yandığı için yoğurdu üfleyerek yemekte de fayda var.

Onlar nasıl rabıtaya duruyor ve normalde nasıl rabıtaya durulması gerekiyor acaba? Biraz açıklar mısınız?
 
Onlar nasıl rabıtaya duruyor ve normalde nasıl rabıtaya durulması gerekiyor acaba? Biraz açıklar mısınız?

Râbıta ile ilerleme
Sual: Râbıta nedir?
CEVAP
Râbıta, irtibat kurmak, hatırlamak, düşünmek demektir. Ne şekilde olursa olsun, büyük zatları hatırlamak râbıta olur. Râbıtanın birkaç yolu vardır:
1- Ehl-i sünnet âlimlerini sevmek, onların yolunda olmak, onların bildirdiği gibi yaşamak, her adımında, acaba bu yaptığımız onların rızalarına uygun mu diye düşünmek rabıta olur. (Hep sadıklarla birlikte bulunun!) ve (Rablerini isteyenlerle beraber olmaya çalış!) meallerindeki bu iki âyet, büyüklerle râbıtayı bildiriyor. Bu râbıtayı yapmak, (Allahü teâlânın sevdiklerini hatırlamak, rahmet etmesine sebep olur) hadis-i şerifine uymaktır.

2- Sevdiği büyük zatın kitaplarını okumak, râbıtadır. O büyükler, (Bizi arayan, kitaplarımızın satırlarının arasında bulur) buyurmuştur. Kitaplarını severek okuyan, sohbetinde bulunmuş gibi onlardan istifade eder, çünkü (Büyük bir zatın kitabını okumak, onun sohbetinde bulunmanın yarısıdır) buyurulmuştur.


3- Büyük zatın çocuklarıyla veya talebeleriyle birlikte olmak da râbıta olur, çünkü onlarla birlikteyken elbette hocaları hatırlanır. Hocalarından bahsetmek rabıta olur. Rahmete kavuşulur. (İnde zikrissâlihîn tenzîl-ür-rahme) yani (Sâlihlerin anıldığı yere rahmet yağar) hadis-i şerifi bunu göstermektedir.

4- Böyle büyük zatın kabrine gitmek de râbıta olur. Kabirde, o büyük zatı düşününce, ruhu orada hazır olur. Böylece rabıtaya geçilmiş olur. Kabre gidince o zatı kabrin içinde düşünmemeli. Ruhunun Arşta olduğuna inanmalı. Edeple düşünüp, huzurunda saygıyla durunca, ruhu orada hazır olacağı için manevi istifade başlar. Alaüddin-i Attar hazretleri buyurdu ki:
Büyüklerin kabirlerini ziyaret edene, onları anladığı ve bağlandığı miktarca fayda hâsıl olur. Onların kabirlerinden, çok fayda alınır. Fakat ruhlarına bağlanmak, yani rabıta yapmak daha faydalıdır.



5- Bir de, S. Ebediyye kitabında bildirildiği gibi özel râbıta şekli vardır. İtikadı bozuk veya fâsık kimselerin bu özel râbıtayı yapmaları zararlı olur. Bunların yapacakları ilk iş, itikatlarını düzeltmek ve haramlardan sakınmaktır. Ondan sonra, istenirse, özel râbıta da yapılabilir. Az yapmak da caizdir, ancak az yapılınca, tesiri de az olur. Bu özel râbıtayı yapmak gerekmez, zaten bildirildiği şekilde yapmak, günümüzün şartlarından dolayı zordur.

Seyyid Abdülhakîm Arvâsî hazretleri buyuruyor ki:
Rabıtasız zikretmek, insanı ilerletmez. Zikretmeden râbıta yapmak, ilerletir. Râbıta, her işte yardımcıdır. Zikre yardımı ise, pek çoktur. Allahü teâlânın evi olan kalbi, nefsin ve şeytanın hilelerinden temizler. Zikrin yerleşmesi için kalbi hazırlar. (S. Ebediyye)

Bu büyük nimeti elden kaçırmamalı ve büyükleri tanıyan, seven salih kimselerle birlikte olmalı, kitaplarını her gün az da olsa, düzenli olarak okumalı, kabirlerini edeple ziyaret etmeli ve böylece her zaman irtibat halinde olmaya çalışmalıdır.
 
Râbıta ile ilerleme
Sual: Râbıta nedir?
CEVAP
Râbıta, irtibat kurmak, hatırlamak, düşünmek demektir. Ne şekilde olursa olsun, büyük zatları hatırlamak râbıta olur. Râbıtanın birkaç yolu vardır:
1- Ehl-i sünnet âlimlerini sevmek, onların yolunda olmak, onların bildirdiği gibi yaşamak, her adımında, acaba bu yaptığımız onların rızalarına uygun mu diye düşünmek rabıta olur. (Hep sadıklarla birlikte bulunun!) ve (Rablerini isteyenlerle beraber olmaya çalış!) meallerindeki bu iki âyet, büyüklerle râbıtayı bildiriyor. Bu râbıtayı yapmak, (Allahü teâlânın sevdiklerini hatırlamak, rahmet etmesine sebep olur) hadis-i şerifine uymaktır.

2- Sevdiği büyük zatın kitaplarını okumak, râbıtadır. O büyükler, (Bizi arayan, kitaplarımızın satırlarının arasında bulur) buyurmuştur. Kitaplarını severek okuyan, sohbetinde bulunmuş gibi onlardan istifade eder, çünkü (Büyük bir zatın kitabını okumak, onun sohbetinde bulunmanın yarısıdır) buyurulmuştur.


3- Büyük zatın çocuklarıyla veya talebeleriyle birlikte olmak da râbıta olur, çünkü onlarla birlikteyken elbette hocaları hatırlanır. Hocalarından bahsetmek rabıta olur. Rahmete kavuşulur. (İnde zikrissâlihîn tenzîl-ür-rahme) yani (Sâlihlerin anıldığı yere rahmet yağar) hadis-i şerifi bunu göstermektedir.

4- Böyle büyük zatın kabrine gitmek de râbıta olur. Kabirde, o büyük zatı düşününce, ruhu orada hazır olur. Böylece rabıtaya geçilmiş olur. Kabre gidince o zatı kabrin içinde düşünmemeli. Ruhunun Arşta olduğuna inanmalı. Edeple düşünüp, huzurunda saygıyla durunca, ruhu orada hazır olacağı için manevi istifade başlar. Alaüddin-i Attar hazretleri buyurdu ki:
Büyüklerin kabirlerini ziyaret edene, onları anladığı ve bağlandığı miktarca fayda hâsıl olur. Onların kabirlerinden, çok fayda alınır. Fakat ruhlarına bağlanmak, yani rabıta yapmak daha faydalıdır.



5- Bir de, S. Ebediyye kitabında bildirildiği gibi özel râbıta şekli vardır. İtikadı bozuk veya fâsık kimselerin bu özel râbıtayı yapmaları zararlı olur. Bunların yapacakları ilk iş, itikatlarını düzeltmek ve haramlardan sakınmaktır. Ondan sonra, istenirse, özel râbıta da yapılabilir. Az yapmak da caizdir, ancak az yapılınca, tesiri de az olur. Bu özel râbıtayı yapmak gerekmez, zaten bildirildiği şekilde yapmak, günümüzün şartlarından dolayı zordur.

Seyyid Abdülhakîm Arvâsî hazretleri buyuruyor ki:
Rabıtasız zikretmek, insanı ilerletmez. Zikretmeden râbıta yapmak, ilerletir. Râbıta, her işte yardımcıdır. Zikre yardımı ise, pek çoktur. Allahü teâlânın evi olan kalbi, nefsin ve şeytanın hilelerinden temizler. Zikrin yerleşmesi için kalbi hazırlar. (S. Ebediyye)

Bu büyük nimeti elden kaçırmamalı ve büyükleri tanıyan, seven salih kimselerle birlikte olmalı, kitaplarını her gün az da olsa, düzenli olarak okumalı, kabirlerini edeple ziyaret etmeli ve böylece her zaman irtibat halinde olmaya çalışmalıdır.

Burada rabıta hâlinin devamı konusunda yapılması gerekenler yâni her an nasıl rabıta ehli olunurun açıklaması yapılmış. Sizin bahsettiğiniz gibi bir farkını göremedim.

Ha şöyle deseniz eyvallah! Tıpkı müslümanım diye geçinenlerin amelî konularda çok çok eksiği olduğu gibi; günümüzde ehl-i rabıta dediğimiz kişiler de maalesef tam ehl-i tarikat değil deseniz tamam. Bu maalesef kanayan yaramız.

Âhir zamanda yaşıyoruz ve çok çok çok çok eksiklerimiz var başta bireysel olmak üzere...
 
Evet. (Forum kuralları gereği 300 mesajım olmadan özel mesaj gönderemiyormuşum. O yüzden oradan ilk cevabı yazdıktan sonra devamı gelmedi.)

MEHMED ALİ DEMİRBAŞ HOCANIN YAZISI
AVUSTURYA'DAN İBRAHİM ŞAHİN'E :
1 - Bir sığırı kesmek için önce gazlı bir tabanca ile bayıltıp sonra şeriata uygun olarak kesilirse yenir.
2 - Süleyman Efendi'nin talebelerini tanıyoruz. «Süleymancılığın İçyüzü» isimli kitabı da okuduk. Ehl-i sünnet mensubu olan Süleyman Efendinin talebelerine yapılan çirkin iftiralarla doludur. Yazarı da müstear isim kullanmıştır. Bahsettiğiniz teşkilât bu kitabı satmakla mezhepsizlere maşalık yapmış oluyor. Kur'ân kursu camiasının Ehl-i sünnete zıt taraflarını biz görmedik. Onlara yapılan iftiralar bize de yapılmaktadır. Mezhepsizlerden takdir bekleyecek değiliz ya. İt ürür kervan yürür demişlerdir.
3 - Berekât Yayınevinin kendi yayınlarının hepsi muteberdir. Zaten muteber olmasa reklâmlarını yapar mıyız? Bilmukabil selâm ederiz kardeşim.
 
Müridleri, nasıl rabıtaya durulur onu bile bilmeden rabıta yapıyorlar. Kendisinin halis bir Müslüman olduğu söylenir ancak evliyadan değildir, biz öyle biliyoruz. Evliya olmayan kişinin kabri başında rabıta yapılmaz. Takvimi var, elifbası var, cemaati var ancak cemaat olaylarından ağzımız çok yandığı için yoğurdu üfleyerek yemekte de fayda var.
MEHMED ALİ DEMİRBAŞ HOCANIN YAZISI
AVUSTURYA'DAN İBRAHİM ŞAHİN'E :
1 - Bir sığırı kesmek için önce gazlı bir tabanca ile bayıltıp sonra şeriata uygun olarak kesilirse yenir.
2 - Süleyman Efendi'nin talebelerini tanıyoruz. «Süleymancılığın İçyüzü» isimli kitabı da okuduk. Ehl-i sünnet mensubu olan Süleyman Efendinin talebelerine yapılan çirkin iftiralarla doludur. Yazarı da müstear isim kullanmıştır. Bahsettiğiniz teşkilât bu kitabı satmakla mezhepsizlere maşalık yapmış oluyor. Kur'ân kursu camiasının Ehl-i sünnete zıt taraflarını biz görmedik. Onlara yapılan iftiralar bize de yapılmaktadır. Mezhepsizlerden takdir bekleyecek değiliz ya. İt ürür kervan yürür demişlerdir.
3 - Berekât Yayınevinin kendi yayınlarının hepsi muteberdir. Zaten muteber olmasa reklâmlarını yapar mıyız? Bilmukabil selâm ederiz kardeşim.

ELBİSTAN'DAN ALİ GÖZÜBÜYÜK'E :
1 - Kur’ân-ı kerîmi tefsir etmek, terceme etmek değildir. Müfessir, kelâm-ı ilâhiden, murad-ı ilâhiyi anlayan râsih âlim demektir. Tefsir yazmaya kalkan bir çok kimsenin, yazılmış, olan tefsir kitaplarını bile anlayabilmek için lüzumlu yirmi kadar ana ilmî ve bunların kolları olan birçok ilmî bildikleri iddia bile edilemez. Bugün .kullanılan Arapça kelimeler, fıkıh ilmînde başka, tefsir ilmînde başka manâlara gelmektedir. Kur’ân-ı kerîmdeki bir kelime bile çeşitli yerlerde başka manâlara gelmektedir.. Aldığı edatlara göre de manâlar değişmektedir. Tefsir ilmî sadece, okumakla da elde edilmez, râsih âlimlerin kalblerine doğan bir nurdur. Tefsirleri anlamaktan âciz kimselerin tefsir yazmağa kalkmaları dinî oyuncak haline getirmek demektir. Bu bakımdan bazı Türkçe tefsirlere güvenmemek lâzımdır. Mevakib, Tibyan Ebülleys gibi Türkçe kıymetli tefsirler de vardır.
2 - Süleyman Efendinin talebeleri hakkında söylenilenler iftiradır. Onların bid'at ehli olduğunu iddia edenlerden vesika istiyoruz. Bildirsinler neşredelim.
3 - İslâm âlimlerinin ekserisi İbni Teymiyye'nin küfrüne kail olmuşlardır. Hattâ ona Şeyhülislâm diyenlerin bile kâfir olduklarına fetva vermişlerdir. Meselâ İbni Haceri Mekkî hazretleri «İbn-i Teymiyye'ye Şeyhülislâm diyen kafir olur» buyurmuştur. Bunu Celâl Yıldırım bile «İslâm Hidâyeti» isimli kitabında bildirmiştir. Buna rağmen kendisi de bu mürtede Şeyhül islâm demeye devam etmektedir.
 
Benim cocuk egitimleri cok hosuma gidiyor. Ins bundan da bise cikmaz. Karacaahmetteki mezarindaki ayrinti hic dikkatinizi cekti mi ?
 
Burada rabıta hâlinin devamı konusunda yapılması gerekenler yâni her an nasıl rabıta ehli olunurun açıklaması yapılmış. Sizin bahsettiğiniz gibi bir farkını göremedim.

Ha şöyle deseniz eyvallah! Tıpkı müslümanım diye geçinenlerin amelî konularda çok çok eksiği olduğu gibi; günümüzde ehl-i rabıta dediğimiz kişiler de maalesef tam ehl-i tarikat değil deseniz tamam. Bu maalesef kanayan yaramız.

Âhir zamanda yaşıyoruz ve çok çok çok çok eksiklerimiz var başta bireysel olmak üzere...
Benim bildiğim, rabıta yapılacak kişinin kabrinin yanı başında olmak gerekiyor; Süleymancılar ise bir metre öteden rabıta yapıyorlar ve Süleyman Hilmi Tunahan Beyefendi'nin kabrine kimse yaklaştırılmıyor, adeta özel bölge muamelesi yapılıyor. Zaten çok şaşaalı bir kabir, hoş bulmuyorum. Gözlemlerim bunlar. Siz Süleymancı mısınız?
 
Benim bildiğim, rabıta yapılacak kişinin kabrinin yanı başında olmak gerekiyor; Süleymancılar ise bir metre öteden rabıta yapıyorlar ve Süleyman Hilmi Tunahan Beyefendi'nin kabrine kimse yaklaştırılmıyor, adeta özel bölge muamelesi yapılıyor. Zaten çok şaşaalı bir kabir, hoş bulmuyorum. Gözlemlerim bunlar. Siz Süleymancı mısınız?

Süleyman satmıyorum ama öyle diyorlar. Rabıta konusunu da yanlış biliyorsunuz. Bence daha detaylı araştırmalısınız.

Hayırlı günler...
 
Evliya olmayan birine rabıta yapılmayacağını biliyorum, bu bilgiden kazanıyorum. :) Size de hayırlı günler.

Birinin evliya olup olmadığına nasıl karar veriyorsunuz acaba? O konudaki bilgilerinizi de forumdaşlarla paylaşır mısınız lütfen?
 
Evliyalar Ansiklopedisini okuyorum, orada bu şahsiyetin ismi geçmiyor. Kararı ben vermedim, bilgilerim doğrultusunda böyle konuşuyorum. Forumdaşlar bu konularla ilgilenmiyor, siz merakta kalmayın diye cevapladım. :) Başka sorunuz var mıydı?


Hangi ayrıntı?

Cumhurbaskaninin babasinin naasini onun hemen yanina tasitmasi, kendi ve esinin de mezarini orada ayirmasi. Yani Rte olmus olsa hemen yanina gomulecek.
 
Evliyalar Ansiklopedisini okuyorum, orada bu şahsiyetin ismi geçmiyor. Kararı ben vermedim, bilgilerim doğrultusunda böyle konuşuyorum. Forumdaşlar bu konularla ilgilenmiyor, siz merakta kalmayın diye cevapladım. :) Başka sorunuz var mıydı?


Hangi ayrıntı?

Size iyi okumalar o zaman. Kaynağınız ve ilminiz çok derinmiş. O yüzden daha fazla sorum yok. Cevaplarınız altında eziliyorum çünkü.
 
Geri