Şükriye Tutkun Röportajı

Konu sahibi son olarak 3166 gün önce görüldü
%C5%9F%C3%BCkriye%20tutkun-t%C3%BCrk%C3%BC.jpg


Ela gözlerindeki ışık kabuğuna sığmayan küçük bir kız çocuğu gibi 'telaşsız' konuverdi masamıza. Anne-babasından yadigâr köyü Artvin'e benzettiği Kuzguncuk'ta buluşuverdik bir akşam vakti. 'Ay Karanlık' albümüyle saklandığı köşesinden çıkan Şükriye Tutkun, dinleyicileri yine hüzünlere gark ediyor. Her albümde daha da sade bir yola giren Tutkun, hayatında da sadeleşmelere gidiyor ve ekliyor: "Gittikçe İlhan İrem'e benziyorum."


Çok dinç görünüyorsunuz. Özel bir çaba mı var?
Kilo verdim ama fazla değil. Spor yapıyorum, haftada iki gün havuza gidiyorum. Sanırım onunla ilgili. Genelde araba kullanmıyorum, yürümeyi tercih ediyorum. Hayatımda da daha huzurluyum.


Huzuru ne getirdi?
Daha fazla hayvanlarla falan uğraşıyorum. Ondandır bendeki değişim.


Bir ara verdiniz, şimdi yeni albümle dönüyorsunuz. Sizi kimlerin beklediği noktasında bir fikriniz var mı?
Her şey artık çok hızlı değişiyor. Daha önce albüm çıkınca tanıtabileceğin güzel müzik programları vardı, şimdi yok. Ekranlara bir bakıyorsunuz hep evlenme programları... Kaliteli eğlence programı kalmadı. O yüzden şimdi beni kim dinliyor sorusunun cevabını bulamıyorum. Ama benim sadık bir kitlem var.


Bu heyecanınızı kırıyor mu?
Kırmaz olur mu, kendi kitleme ulaşabileceğim mecralar yok. Allah'tan internet var; oradan insanlara bir şekilde ulaşabiliyorum. Bu bir yandan iyi, bir yandan da kötü.


Bir ara yarış halinde herkes türkü okuyordu. Ne oldu, türküler esas sahiplerine mi kaldı?
Türküler hep var ama bazen ön plana çıkıyor bazen de geride kalıyor. Şu anda tekrar geride olduğunu ve gerekli önemin verilmediğini düşünüyorum. Halk müziğine verilen önem yetersiz, bu bizim kendi müziğimiz ve her zaman söylüyorum türküler bir derya. Türküler bizim anamız-babamız. Büyürken hepimiz türkü dinlemişizdir, hiçbirimiz pop müzik parçasıyla büyümedik.


Hüzünlü bir albüm olmuş. Siz albümü dinlerken ne hissettiniz?
Bu albümü dinlerken biraz üzülüyorum aslında. Çok hüzünlü oldu. Yıllar sonra şarkıları çok hissederek ve duyarak okudum. Sesimde belli bir yaşın oturmuşluğu mu yaşananların oturmuşluğu mu var bilmiyorum ama bu defa farklı. Stüdyoya girdik, hocam şaşırdı, 'tam oturmuş sesin' dedi. Sesimin olgunlaştığını ve yaşadıklarımla yoğrulduğunu düşünüyorum. Bu albümdeki sesimden çok memnunum.


Parçaları siz mi seçtiniz?
Hocamla birlikte seçiyoruz. O çantasındakileri döküyor, ben de döküyorum ve karar veriyoruz. Sadece stüdyoda çalışmıyoruz, bazen o benim evime geliyor, bazen ben onun evine gidiyorum. Zaten ben türküyü çok hissediyorsam, türkü beni ağlatabiliyorsa tamam diyorum. 'Ay Karanlık' çok güzel bir şarkı, söylerken çok etkilendim. Öyle bir söylemişim ki...


Kendiniz dışında kimler sizi hüzünlendiriyor?
Ruhi Su hüzünlendirir, ama ben mümkün mertebe artık hüzünlenmemeye çalışıyorum.


Bu albümde diğerlerinde olmayan ne var?
'Boşver Be Doktor' biraz arabesk formatında bir parça. Bir o farklı. Bir de ben albümlerimde gittikçe daha sadeleşmeye doğru gidiyorum. İlk albümlerde senfonik altyapı olurdu, şimdi daha az enstrümana yöneliyorum, daha soft. Benim albümlerimde her zaman enstrümanla sesin dansı vardır. Hiçbir zaman ses önde değildir. Her zaman 'konuşur gibi söylemeyi' savunuyorum.


Bu albümde anne ve babanıza adanmış şarkılar var...
Babam Ordulu. 'Ordu'nun Dereleri'ni babam için söyledim. Annem de Artvinli ve onun için de 'Çift Jandarma'yı okudum. Albüm kapağının ortasına anne ve babamın resimlerini koydum, ortalarında da benim resmim var. Annemle babam, babam sağken ayrılmışlardı. Ben bu albümde bir anlamda sesimle ve onların türküleriyle ailemi birleştirdim.


'Boşver Be Doktor' arabesk bir parça. Arabesk modasına mı uydunuz?
Birlikte çalıştığımız Ali Osman Ağabey, Müslüm Gürses'le de çalışan bir isim. Böyle bir parça koyalım dedik, zaten arabesk bizim hayatımızda olan bir şey. Popüler diye koymadım, sadece böyle bir parçayı da seslendirmek istedim. Çok da hoşuma gitti yani...


Hayatta 'arabesk' durumlar yok yani?
Yok canım, o zaman komple arabesk yapardım. Zaten çok yoğun bir arabesk yok bu parçada.


Hiç sokakta şarkı mırıldanır mısınız?
Geçen gün araba bekliyorum bir baktım opera söylemeye başlamışım. Tabii kafadan atarak söylüyorum. Ama insanların sesime dönüp baktıkları bir durum olmadı hiçbir zaman, o kadar sesli söylemem. Ama yalnızsam oldukça yüksek sesle söylerim.


'Abla elimden tutsana' diyen ünlü adayları kapınızı çalıyor mu?
Tanıdıkların gelip söylediği durumlarda oluyor. E-mail ile çok talep geliyor. Ben de 'kelin ilacı olsa kendi başına sürer' diyorum. Müzik piyasasının durumu ortada, isim olan sanatçılar bile bir şey yapamıyor. Doğru dürüst müzik yapan da yok. Son zamanlarda bir Mustafa Ceceli çıktı. O farklı. Onun iyi bir insan olduğu sesinden de belli oluyor.


Bir ilahi albümü fikriniz vardı, ne oldu?
Geçen sene Kurban Bayramı'nda Sudan'a gidince oradaki yoksulluk beni çok etkiledi. Benim de bir şey yapmam lazım dedim. Zaten kafamda senfonik altyapılı bir ilahi albümü yapma fikri vardı. 'Kimse Yok mu Derneği'yle bunu konuştuk, albümün gelirini Sudan'a gönderelim, dedim. Ama henüz bir ses çıkmadı. Ama ilahi albümünü yapacağım inşallah.


Yıllardır röportaj veriyorsunuz, ekranlara çıkıyorsunuz. Sizi tanıyoruz ama bilmediğimiz bir yönünüz var mıdır? Paylaşın, dersek ne söylersiniz?
Belki insanlar hayvanlara olan ilgimi bilmiyordur, ben tam bir hayvan severim. Ama başka bir şey gelmiyor aklıma.


Yaş kemale erdi, anne olmayı düşünmediniz mi hiç?
Aslında ben ilk evliliğimden anne oldum ama beş gün yaşadı çocuğum. Bugün yaşasaydı 24 yaşında olacaktı. İnsanlar bunu çok fazla bilmezler. Sonra da Allah vermedi bir daha, nasip meselesi. Zaten bir sürü annesiz-babasız çocuk var. Geçen Kurban Bayramı'nda Sudan'a gittim. Oradan çocuk almak istedim ama prosedürler çok zordu, alamadım. Türkiye'de de evlatlık almak çok zor ama belki ileride alırım. Biz yetim olarak büyüdük, onun değerini çok iyi biliyorum.


Yetimliğinizi en çok ne zamanlarda hissediyorsunuz?
Bayramlarda daha çok hissediyorum. Ezik hiçbir zaman hissetmiyorum, sonuçta herkes kendi hayatını yaşıyor. Ben o yatılı okulda yaşamasaydım ne böyle bir dünya görüşüm olurdu ne de şarkı söyleyebilirdim. Allah razı olsun devletimizden. Bana katkısı çok büyük.


Çocukların bazen anne-babalarına kızgınlıkları olur. Devlet sizin hem anneniz hem babanız. Kızgınlığınız, kırgınlığınız var mı?
Ben devlet çocuğuyum; okudum, büyüdüm ve adam oldum. Şimdi devlet için bir şeyler yapayım istiyorum ama onlar benden bir şey istemiyor. Onlar beni evlatlıktan reddetti!


Evin ünlü konukları oluyor mu?
İnsanlar, sanatçılar sürekli birbirine gidip gelir sanır. Oysa öyle bir durum yok, benim de hiç sanatçı arkadaşım yok.


Röportaj esnasında bile yerinizde duramıyorsunuz. Anlaşılan sahnenin aksine günlük hayatta dans ediyorsunuz.
Dans etmeyi çok severim. Latin dansını iyi yaparım. Bir arkadaşım ders veriyordu, ondan ders aldım. Latin geceleri oluyor, alıp pabuçlarımı gidiyorum.


Tekrar televizyonda program yapmayı düşünür müsünüz?
Rahatsızlanınca programa ara vermek durumunda kaldım. Ama tekrar güzel bir halk müziği programı yapmak istiyorum.


Bir sağlık sorunu yaşadınız, sizin için nasıl bir süreçti?
Ben ameliyat olmaya bile kendi başıma gittim. Sağlık sorunu yaşayınca insan hayatın çok kısa olduğunu daha iyi anlıyor. Artık kafama hiçbir şeyi takmıyorum, kendimi parçalamıyorum. Eskiden onu da bunu da yapayım derdim, ama şimdi şarkımdaki gibi 'boşver doktor' diyorum. Boş verdim bazı şeylere ama doğru şeylere... Artık bir panik ve telaş halinde yaşamıyorum. Beğenmediğim işlere gitmiyorum. Kendimi kasmıyorum. Eskiden olsa ekrana biri çıkınca beğenmezsem ağzıma geleni sayardım ama şimdi hiç umurumda değil.
***

Ailemle bir araya gelmek için yazlık yaptıracağım

Uzun yıllardır Kuzguncuk'ta yaşıyorsunuz. Sizin için...
Ben sitelerde yaşayamam, benim komşularım olacak gidip geleceğim. Burayı biraz da annem-babamın köyüne, Artvin'e benzettiğim için seviyorum. Zaten fırsat buldukça da Artvin'e gidiyorum.


Semtteki sadelik yaşamınıza da yansıyor mu?
Ben çok lüksleri olan, savruk bir insan değilim. Gece hayatım yoktur, tatile bile gitmiyorum doğru dürüst. Benim işim kedilere mama falan almak... Yemeğimi genellikle evimde yerim. Alışveriş yapmam.


Hiç alışveriş merkezlerine gitmem derseniz ona bile inanacağım.
Öyle özellikle gideyim gibi bir yapım yok. Marka düşkünlüğüm falan asla yok, mümkün olsa ekranlara üniformayla çıkacağım. Benim arkadaşlarım var - öğretmen - onlarla birlikte bazı kıyafetlerin tasarımını yapıp dikiyoruz. Kasetin kapağındaki elbiseyi de birlikte tasarladık.


İyi yatırımlarınız vardır o zaman?
Ablam ve ağabeyim var. Biz ailece büyümedik. Onların çocukları var. Bodrum'dan 17 dönümlük bir arsa aldım. Şimdi bir müteahhitle anlaşacağım ve hepimize orada birer yazlık yaptıracağım. Hep beraber bir araya gelelim istiyorum. Benden de yeğenlerime bir hediye olsun, şimdiye kadar onlara bir şey yapamadım.


Cömert bir halasınız, yeğeniniz olabilir miyim?
Olabilirsin. Ne yapacağız ki malı mülkü. Hatta ileride bu evi de satacağım. Yaşlanınca ne yapacağım bu kadar büyük bir evi. Zaten mal-mülk hırsım olsa daha farklı olurdum.


Eve gelenlere albüm imzalar mısınız?
İmzalamayı çok sevmiyorum, ne yazacağımı şaşırıyorum, utanıyorum.


Evde marifetli misiniz?
Ben köy evinde oturuyorum, üç katlı bir Rum evi. Her şeyi ahşap yaptırdık. Evimdeki her şeyi kendim yapıyorum. Yemeğimi, temizliğimi... İki gün önce arkadaşımla ağaçları budadım. Yerimde durmayı çok sevmiyorum. Temizliği çok severim, bir de üç katlı ev; temizle temizle bitmiyor.


Zaman/Rahime Sezgin
 
Bilsen şimdi nerdeyim çılgın gecelerdeyim.. dırımmm dırım böyle bir Şarkısı vardı herhalde .p
 
[YOUTUBE]iH1FL8kLpjQ[/YOUTUBE]


1996'da TV’ye bir klip çıkardı: Arda Boyları. Bu klipte anlatılan hikayeyi büyük bir ilgiyle izlerdik. Klibin güzelliği bir yana, kısacık saçları ve kadife sesiyle Şükriye Tutkun da bizim için çok farklıydı. Biz büyüdük, fakat Şükriye Tutkun hiç değişmedi, hep aynı kaldı.


Mürekkep Söyleşiler’de bu hafta, Şükriye Tutkun’la müzik üzerine konuştuk.

İlk albümünüz 1996 yılında çıktı. Aradan da uzun bir zaman geçti. Fakat Şükriye Tutkun hiç değişmedi. Kısacık saçlarınız, tarzınızdaki farklılık hep aynı kaldı. Bunu korumak zor olmalı sizin için... Ya da şöyle soralım: Bu tarz nasıl ortaya çıktı? Yani bu özel bir imaj çalışması mıydı, yoksa zaten böyleydiniz de olduğunuz gibi mi var olmak istediniz?


Aslında zor olduğunu söyleyemem tarzımı korumamın ya da “imajım”ı diyelim. Çünkü bana giydirilmiş bir elbise değildi ki bugüne kadar yaptıklarım. Ya da başkalarının fikri değildi benim tarzım, müziğim, görüntüm hatta kısacık saçlarım.
İlk albüm yapmak istediğim zamanlarda türkü albümü yapma fikrimi oldukça zor kabullendirdim plak şirketime. Sorunuzda ifade ettiğiniz gibi zaten böyleydim ve olduğum gibi var olmak istedim. Bu yüzden de aynı istikrarla, aynı çizgiyle gelebildim günümüze. Kendi müzik tarzımı giyim tarzımı ve söylediğim tüm şarkıları özenle kendim seçtim. Çok da uğraşmadım. Olduğum gibi sundum en doğal haliyle yani.

Muammer Ketencoğlu, Zülfü Livaneli, Fahir Atakoğlu, Arif Sağ gibi önemli isimlerle çalıştınız...


Muammer benim müzik hayatımda çok önemli bir isimdir. Küçüklüğümden beri Balkan müziğiyle büyüdüm ve her zaman Balkan müziğini çok sevdim. Muammer ile doksanlı yıllarda daha ilk tanıştığımızda birlikte söylemeye başladık çok büyük bir coşkuyla. İkimiz de Balkan müziği aşığıydık özellikle. O akordeonuyla ben sesimle uzun seneler çalıştık. Zülfü Bey ise küçüklüğümden beri müziğini çok sevdiğim bir sanatçıydı. Yıllar sonra da düet yapmak, onunla birlikte çalışmak benim için gerçekten inanılmaz bir rüya. Fahir Beyle albüm çıkmadan önce çalışmıştık ama pek fazla değil. Arif Sağ sadece albümümde çaldı.


445852sukriye-tutkun-roportaj-1.jpg

Sizin için uzunca bir süre “opera gibi türkü söylüyor” denildi. Bazen de bu yüzden eleştirildiniz. Hala aynı tepkiler geliyor mu?


Artık bu eleştiriyi yapanlar opera gibi şarkı söyleyen birkaç sanatçıyı da ödüllere boğuyorlar. Bu ne yaman çelişkidir hala anlayabilmiş değilim. Şaka bir yana da bu tür eleştiler zaten saçmaydı bence, şu anda bile şaşırıyorum bu söyleme. Nasıl böyle bir tepki olabilir diye. İstanbu Devlet Operasında Folklorama diye bi eser sergilendi. Operacılar türküler söylüyordu ve hep kapalıgişe seslendirildi eser, bilet bulunamıyordu. Bunu göreydiler iyiydi. (gülüyor)


Bir arkadaşım anlatmıştı. Teyzesinin gelini sizin sesinizden ne zaman “Arda Boyları” ve “Yarim İstanbul’u Mesken mi Tuttun?” türkülerini dinlese gurbette olduğu aklına gelir ve duygulanırmış. Bu duyguyu bilmeyen biri sanırım eserlerine bu kadar güzel yansıtamaz. Gurbet ve hasret duygusunu yaşadınız mı?


Gurbet yaşamadım ama çok hasret çektiğimi söylesem yanlış olmaz. Küçükken anneanneme çok düşkündüm. Bizimle kaldıktan sonra biraz da dayımlarda kalmak için giderdi ve ben o kadar üzülürdüm, onu o kadar özlerdim ki... Pencerenin önünde hep gelmesini beklerdim büyük bir özlemle.

Balkan türkülerini de çok fazla seslendiriyorsunuz. Balkanlar denilince akla “göç” gelir. Aslında düşündüğümüzde Türkiye’ye göçüp gelen onca insan için burası bir gurbet. Bu yüzden mi Balkan türkülerine bu kadar ağırlıklı olarak yer veriyorsunuz?


İçimdeki hüzünden olsa gerek. Balkan türkülerinin en hareketlisinde bile o hüznü, burukluğu, acıyı hissedebilirsiniz. Bütün türkülerinde insanın içine içine işleyen benim çok sevdiğim bir sıcaklık ve samimiyet var. Ama hüzün en başta. Arda Boyları türküsünü yıllardır söylerim ama hala söylerken gözlerim dolar dersem inanır mısınız?

Albüm çalışmalarınızda çok fazla reklam yapmıyorsunuz. Popüler olanın çabuk harcandığı ve kıymetsizleştirildiği göz önüne alınırsa parçalarınızın yalnızca kıymet bilen kişiler tarafından mı keşfedilmesini/dinlenmesini istiyorsunuz?


Öyle bir düşüncem yok tabiki. Müziğimi ne kadar çok insanla paylaşırsam o kadar çok mutlu olurum. Popüler olmak benim şarkı söylememi olumsuz etkileyecek bir durum. Çok fazla gözönünde olmak beni gerçekten de çok yoruyor. Bu yüzden mümkün olduğunca az çıkıyorum ekrana. Sürekli aynı şeyleri yapmaktan, aynı tiyatroyu oynamaktan da sıkılıyor insan. Artık internet var sağolsun. Bulan buluyor, ulaşıyor istediği müziğe.


88938sukriye-tutkun-roportaj-2.jpg

Aynı zamanda tiyatro geçmişiniz de var. İlk türkü müzikali olan Sultan Gelin’nde başrol oynadınız. Türkülere olduğu gibi tiyatroya da yeni bir bakış getirdiniz. Nereden geliyor bu tiyatro sevginiz?


Güzel bir soru bu. Tiyatroya aşıktım küçükken ve kendi yazdığım metinleri oynuyordum liseyi bitirene kadar. Hep tiyatrocu olmayı hayal ediyordum. Hatta şarkı söyemekten daha çok seviyordum. Lisede çok fazla sanatçı taklidi yapıyordum. Üstelik birkaç oyunda da oynadım. Konservatuar sınavına girdiğimde tiyatro bölümü yerine opera okumamı söyledi hocalarım. Sesimin iyi olduğunu, operada hem tiyatro hem de müziğin olduğunu... Ben de öyle yaptım. Çok da iyi yapmışım.

Var mı yeni tiyatro projeleriniz ya da keşke ben oynasam dediğiniz oyunlar?


Yine bir müzikalde ya da oyunda oynamayı çok isterim ama şu an öyle bir proje yok. Dizi önerileri oluyor ama ben de dizi oyunculuğu yapmak istemiyorum. Tiyatroyu seviyorum. Keşke oynasam dediğim oyunlar olmaz mı hiç, ama o kadar yetkin değilim.

Başucu kitaplarınız var mıdır ya da bazı dizeleriyle uyandığınız şairler? Şükriye Tutkun, en çok kimi okur?


Patricia Highsmith severim. Kitaplarını tekrar tekrar okurum. Nazım Hikmet, Yaşar Miraç, Özdemir Asaf ve birkaç sevdiğim şair daha var; fakat Dursun Ali Akınet ustanın şiirleri gerçekten başucu kitabımdır. “Gücüm Yetene Kadar” sözlerinin sahibi... Muhteşemdir, gerçekten su gibi.

Ortalama olarak 3-4 yılda bir albüm çıkarıyorsunuz. En son albümünüz de 2010 yılında çıktı. Var mı yeni albüm?


Balkan müziğiyle ilgili bir projemiz var şu sıralar,onunla ilgili çalışıyoruz, yine bir projemiz daha var ama önümüzdeki günlerde tam netleşeceğinden söylememem etik olur.



Röportaj için teşekkürler.


Ben teşekkür ederim.


Röportaj: Yusuf Çifci / Ahmet Özdemir
 
Evin ünlü konukları oluyor mu?
İnsanlar, sanatçılar sürekli birbirine gidip gelir sanır. Oysa öyle bir durum yok, benim de hiç sanatçı arkadaşım yok.

Sanatçı kimliğini gerçekten başarıyla taşıyan bir isim.
 
Evin ünlü konukları oluyor mu?
İnsanlar, sanatçılar sürekli birbirine gidip gelir sanır. Oysa öyle bir durum yok, benim de hiç sanatçı arkadaşım yok.

Sanatçı kimliğini gerçekten başarıyla taşıyan bir isim.

Teşekkür ederim @EkoL ,güzel yorumunuz için.:cici:
Vefa dolu bir insan,ciddi,olgun.Hayatın her meşakkatini yaşamış ve bunu saygı ile kabullenip aşabilmiş.
Örnek sanatçılardan.

[YOUTUBE]1iGdOkDNntY[/YOUTUBE]


 
''Opera eğitimi almış olmasına rağmen,türküleri yorumlamasına hayran olduğum ve türkülerin ona onun da türkülere tutkun olduğuna inandığım sanatçı.'' diyor bir dinleyici.

Kişiliğine,duruşuna,sanatına hayran olduğum bir insan.


[YOUTUBE]dbwVOFaVUXw[/YOUTUBE]​
 
evet çok güzel şarkıları var...:)
 
[YOUTUBE]nf32DdziWWs[/YOUTUBE]​

ahh gunes buradada var
ta ki batana kadar
yıldızlar yine parlar
şafak atana kadar

bilsen şimdi nerdeyim çılgın gecelerdeyim
uzun bir seferdeyim gücüm yetene kadar
gonca güllerim vardı burcu burcu kokardı
rengi soldu sarardı sevip tutana kadar

ahh bir yağmur ki dinmiyor
fener söndü yanmıyor
yüreğim dayanmıyor hasret bitene kadar
 
Geri