Sübliminal mesajlar

🟢 Konu yazarı şu anda aktif
SÜBLİMİNAL MESAJLAR
[YOUTUBE]5EBLhltanzE[/YOUTUBE]​
Subliminal mesaj veya bilinçaltı mesaj, başka bir objenin içine gömülü olan bir işaret ya da mesajdır ve normal insan algısı limitlerinin altında kalmak, o anda fark edilmemek üzere tasarlanmıştır. Subliminal mesajlar insanın bilinçli dikkati tarafından fark edilemezler, ancak bu mesajların insanın bilinçaltını etkiledikleri ileri sürülmektedir. Subliminal teknikler reklamcılık ve propaganda alanlarında sıklıkla kullanılmaktadır. Dizilerde veya filmlerde karakterlerin içtiği içecek markaları, kıyafetleri subliminal mesaj örneklerindendir. Bu tekniklerin amaçları, etkisi, kullanım sıklığı ve rekabet gibi konularda ahlaka uygunluğu konuları tartışmalıdır.
Peki sistem nasıl işliyor?
İnsan kulağı sadece belirli titreşim sıklığı aralıklarındaki sesleri duyabilir. Eğer siz bir müzik parçasını rahatça duyabiliyorsanız, bu sizin duyabileceğiniz titreşim aralığında olduğunu gösterir. İnsan beyninin algısı ise, bundan daha düşük ya da daha yüksek frekansları algılayabilecek kapasitededir. Dikkat ediniz: “duyabilecek” demiyoruz, algılayabilecek diyoruz. Yani, kulağımız ancak belirli bir titreşim aralığındaki sesleri duyabilir. Fakat beynimiz bu aralığın çok daha ötesindeki sesleri algılar, hisseder.
Şuuraltı ve şuuraltının özelliklerini anlattığımız zaman, ne demek istediğimizi çok daha iyi anlayacaksınız. Ancak, şimdi öncelikli olarak bu “subliminal mesajların (şuur-altı telkinlerin) neler olduğunu ve nasıl işlendiğini sizlere göstermemiz gerekiyor.
8-12 hertz dalga boyundaki Subliminal mesaj içeren bir ***′ü kulağınızla dinlersiniz, ancak içindeki gizli-mesajı beyniniz dinler. Bu esnâda kulağınız hiçbir şey duymaz. İnternette ve paylaşım programlarında şuuraltı mesajları içeren *** dosyaları bulunmaktadır. Hatta bu gizli mesajları frekans aralıklarına göre analiz ederek ortaya çıkartan yazılımlar dahi vardır.
Mesela, en korkunç uygulamalardan sadece biri: “Amerika, Irak’ı işgal etmeden önce bir yıl boyunca (daha fazla da olabilir) Irak radyolarında Kur’an yayınının altından, çok düşük bir titreşimde, kulakla duyulmayan, ancak dimağla algılanarak Iraklıların şuur-altına gönderilen: “Direnmeniz faydasız” gibi mesajlar verilmiş ve bir ülke işte bu şekilde şuuraltı mesajlar ile işgâle hazır edilmiştir.



25inci KARE Kişinin şuur-altına subliminal mesaj göndermenin birçok yolu olduğunu söylemiştik. İşte bunlardan bir diğeri de 25inci Kare tekniğidir. Peki nedir bu 25inci Kare
Gördüğümüz bir ânlık görüntü : 655 satır ve frame/çerçeve denilen 24 küçücük kareden oluşur.
Sinema şeridinde, saat, dakika, sâniye olarak bir diziliş vardır. Her sâniyeden sonra bir yabancı kare gelir ve bir sâniye 24 karedir. Her 24 kare ise bir ekran büyüklüğündeki kareyi oluşturur. Her 327.5 satırda bir de "control-track" denilen aralık vardır. İşte bu aralıktaki görüntüler kesilip, aralarına başka görüntüler atılarak 25inci kare oluşturulur ve bu son kare olan 25inci kare ânlıktır. Yani görüntü sâniyede 1/24 olacakken, bu 1/25'e çıkar. Kareler 25 olunca bir anda bir görüntü gelir ve ânında kaybolur. Genellikle göz ve beyne görünmez, daha doğrusu görülür ama şuuraltında kalır.
25. karenin temel mantığı da mesajı şuur-altına göndermek olduğu için, artık dünya sinema sanâyii’nde bu tekniği kullanmayan yok gibidir. Yani sizler evlerinizde rahat koltuklarınıza oturup herhangi bir televizyon kanalındaki herhangi bir dizi/ film ya da bir belgeseli seyrederken aynı zamanda 25 karelerle şuur-altınıza gönderilen mesajlara/ telkinlere/ saldırılara ma’ruz kalabiliyorsunuz.
Göz bunları görmüyor ama sâniyenin 3 binde biri gibi bir zaman aralığında bu görüntü şuur-altına ulaşıyor, orada depolanıyor. Bu gizli mesajlar sâyesinde, o reklâmı, diziyi, filmi ya da herhangi bir resmi hazırlayan kişi/ yapımcı/ yönetmen kendi hedefine, niyetine ve ideolojisine göre vermek istediği mesajı “25inci Kare”lerle şuuraltına göndermiş oluyor.

PEKİ, GÖREMEDİĞİMİZ HALDE NASIL ETKİLENİYORUZBU 25inci KARELERDEN?
Bu adamlar zaten açıktan açığa bu işi yapıyorlar. Filmlerle, reklamlarla her türlü mesajı veriyorlar. Buna rağmen niçin böyle gizli bir kare uyguluyorlar?
Cevâbı çok basit : Çünkü, gördüğümüz zaman bu kadar etkili olmuyor. Çünkü, kişi, şuurlu bir tercih ile gördüklerini veya duyduklarını ya red ediyor ya da kabul ediyor. Çünkü baştan önüne seçenek getirilmiş oluyor.
Fakat bu, öyle bir şey ki insan onu görmüyor, duymuyor ve hissedemiyor, yani bizlerin algı frekanslarımızı n tamamen altında veya üstünde yer alıyor. Böyle bir şeyi kabul yahut red etme gibi bir imkânımız var mı? Elbette hayır.


İşte 25. karenin ve subliminal reklamların temel mantığı budur! Hedefteki kitlenin şuurlu tercih hakkını gaspederek, onları gizlice zehirlemek!


Bu işi yapanlar insanı ve insanın yaratılışını çok iyi biliyorlar. 1900’lü yıllara kadar uzanan bir geçmişi var bu tür çalışmaların. Psikolog ve psikanalistlerin insanla ilgili uyguladıkları, gözlemledikleri ve deneylerle ortaya koydukları bilgi ve bulgulardan yola çıkarak “İnsanı nasıl etkileyebiliriz” sorusuna cevap aradılar. İlk başta ticarî hedefler ve büyük şirketlerin mallarını halka pazarlamanın bir yolu olarak gördüler bu şuur-altı telkinleri. Daha sonra ise bu taktiği öğrenen her kişi ve her yapımcı kendi niyet, inanç ve ideolojisine göre vermek istediği mesajları bu yolla insanlara zerk etmeye başladılar.


25inci KARE NE ZAMAN ve NASIL ORTAYA ÇIKMIŞTIR?

Şuur-altının bütün görüntü, ses ve resimleri kaydetme özelliği 1900’lü yıllardan beri insanları yönlendirmek için kullanılmaktadır.
1900’lü yıllarda Knight Dunlap adında Amerikalı bir psikoloji profesörü illüzyon gösterisi yaparken şuur gücüyle algılanmayan “hissedilemez gölgeler” kullanarak aynı uzunluktaki 2 çizgiyi seyircilerin farklı ölçülerde algılamasını sağlamıştı.
İşte buradan hareketle şuur-altını hedef alarak mesaj göndermeyi hedefleyen ve adına “Subliminal Mesajlar” (Şuur-Altı Telkinler) denilen bu tür reklamlar ilk kez 1950'li yıllarda Amerika'da ortaya çıktı. James Vicary adlı reklamcılık uzmanı, sinema salonlarında yaptığı bir deney sonucu patlamış mısır ve kola satışlarının arttığını iddia etti. Bu deneyde film perdede oynarken, saliselik görüntüler hâlinde gözle görülemeyen gizli kareler ve gizli mesajlarda: “patlamış mısır ye” ve “Kola iç” sloganları çıkıyordu. Seyirci bu sloganları şuurla algılayamadığı hâlde, şuuraltına hitap eden bu sloganlar neticesinde Kola satışlarının yüzde 18.1, patlamış mısır satışlarının ise yüzde 57.7 arttığı görüldü.
Bu şekilde, şuur-altına yönelmenin reklamın etkinliğini artırmada daha işlevsel olduğu görülmüştür.
İşte o gün bugündür uygulanan 25inci kareler sadece bir insanı ya da bir topluluğu değil; bütün insanlığı tehdit ede gelmektedir.


Bir grup psikolog ve yazar bu konunun gündeme geldiği ilk yıllarda bu yöntemin uydurma ve efsane olduğunu ve insanları etkilemeyeceğini söylediler. Ancak, beyin dalgalarını ölçen teknolojilerin gelişmesi ile gizli-mesaj içeren reklama beynin daha farklı ve fazla tepki verdiği gözlemlendikten sonra, bu yöntemin etkisi ispatlanmış oldu.
İşin en ilginç tarafı ise bu konuyu gündeme taşıyan, kitap, tez ve aile eğitim seminerlerinin yok denecek kadar az olmasıdır. Yıllardır uygulanan böyle ciddî ve hayatî bir konunun nasıl olup da bütün bir insanlık tarafından henüz bu şekilde yeni-yeni öğreniliyor olması düşündürücü olsa gerek.
Televizyon karşısında uyuyan/uyutulan bir çağda yaşıyoruz!
Uyan ey toplum ve uyandırın uyuyan ruhları!
Şuur-altımızı başkaları değil ; biz yönetelim!

ASIL HEDEF ÇOÇUKLAR
Şuur-altı teknolojisi maalesef çizgi filmlerde, şarkılarda, reklam panolarında, filmlerde yasal olmayan bir şekilde kullanılıyor. Çocuklara sevgiyi kardeşliği öğütleyen masum zannettiğimiz çizgi filmlerin arasına grafik resimler, şiddet unsuru içeren görüntüler bu teknolojiyle saklanıyor. Çocuğumuz fark etmeden o görüntüleri beynine konuk ediyor ve şahsiyetinin oluştuğu o en ciddî yaş dilimde (sıfır-yedi yaş arası) bu görüntüler içeride şuur-altında hapsoluyor.. Artık siz siz olun her gördüğünüz ve duyduğunuza çok dikkat edin.
Özellikle Disney, yaptığı çizgi filmlerde cinsellik temasını yıllardır çocuklarımızın şuur-altına kazımıştır.


“BU FİLMDE / DİZİDE SANAL REKLÂM UYGULANMAKTADIR”


Sizler, televizyonlarınızın karşısında uyumaya devam eden ruhlar, koltuğunuza oturup en sevdiğiniz dizi ya da filmleriniz yayına başlarken: “
BU FİLMDE / DİZİDE SANAL REKLÂM UYGULANMAKTADIR”uyarısını görmediğinizi söyleyebilir misiniz?
Peki ne demek “Sanal Reklam?”
Sanayi Bakanlığına göre sanal reklamın tarifi aşağıdaki gibi :
"Sanal reklam"; hukuken kullanımı meşru görüntülerin, canlı veya banttan bilgisayar marifeti ile manipülasyonu ve söz konusu görüntülerde yer alan muhtelif unsurları reklam amacı ile, halihazırda kullanılan veya ileride geliştirilecek teknolojiler vasıtasıyla oyun sahası ve çevresi üzerine düşürülen tüm görüntüleridir.”
Televizyonda izlediğimiz pek çok dizide ya da filmde ya marka yerleştirme ya da sanal reklam uygulamaları ile karşılaşıyoruz. Bir dönem gişe rekorları kıran “Kurtlar Vadisi Irak” filmini hatırlayın. Film başlarken “Bu filmde sanal reklam uygulaması yapılmaktadır” uyarısı vardı. Ekranda bir ovada yol alan otomobili izlerken birden bir mimarlık firmasının reklam tabelası ve bir apartman beliriveriyor. Kerpiç evlerin üstüne getirilmek istenmiş ama başarılı olunamadığı için ortalık yerde duran uydu antenleri reklamları ve uyarı tabelalarının altında beliriveren markalar…
O halde en can alıcı soru şu : Niçin sanal reklam?
Çünkü, şuur-altına telkin göndermenin en iyi yolu da ondan….

25. Kare'nin uygulandığı bir film DÖVÜŞ KULÜBÜ / The Fight Club
Niçin bu film?
Bir kere adına bakarak bunun bir dövüş filmi olduğunu zannetmeyin.
“Gün gelir sahip olduklarınız, size sahip olmaya başlar!” sloganı ile modern insanın tüketim merkezli hayat tarzını sorgulayan bir filmdir düğüş kulübü.
Edward Norton ve Brad Pitt’in başrollerini paylaştığı ve David Fincher’in yönettiği bu film, 2000 yılında Empire Ödülü (İngiltere), 2001’de En iyi DVD, en iyi DVD anlatımı, en iyi DVD özel içerikleri ödülünü almış ve 2005 yılında Total Film magazin ödüllerinde (UK) “Dünyanın bu güne kadar gelmiş geçmiş en iyi film ödülü” ne lâyık görülmüştür.
Gerçekten çok etkileyici bir filmdir. Modernizeye karşı çıkarak :
“Gün gelir sahip olduklarınız, size sahip olmaya başlar”
“Her şeyi kontrol etmeyi bırak ve rahat ol…”
“Nefret ettiğiniz işlerde çalışıp gereksiz şeyler alıyorsunuz.”
“Seyrettiğiniz reklâmlar yüzünden araba ve kıyafet değiştiriyorsunuz.”
“Sizler paranız kadar iyisiniz.”
“Siz işiniz değilsiniz…”
“Bindiğiniz araba değilsiniz..”
“Kredi kartlarınızın limiti değilsiniz” diyordu.
Şimdi, “Dünyanın bugüne kadar gelmiş geçmiş en iyi film Ödülü”ne lâyık görülen bu filmdeki 25inci kareleri yakalayabilmek ve filmdeki her saniyeyi kare-kare izleyebilmek için önce :
1. Filmi bilgisayarınıza kaydedin.
2. Media player ile izlerken film sahnelerini 1/16 “Slow / yavaş” izleme modunda.
3. “klcodec” ile izlerken alttaki ok işaretlerinden “Decrease Speed”e üç kez tıklayıp filmi en yavaş haline getirmeniz gerekmektedir. Böylece her saniyeyi yaklaşık 5 saniyede izleyecek ve her kareyi tek-tek yakalayabileceksiniz.
SONUÇ:
1. Araştırmalarımızın sonucunda filmin yönetmeninin (omaniac) olduğunu bulduk.
2. Filmin (bizim yakalayabildiğimiz) 26 farklı yerinde 25inci kareler kullanılmış.
3. 25inci Kare tekniği ile elinde sigara olan Brat Pitt resmi filmin çeşitli yerlerine yerleştirilmiştir.
4. Yönetmen filmin 2 farklı yerinde 25inci kare tekniği ile erkek cinsel organını yerleştirmiş.
5. Yine filmin 2 yerinde Çocuk su şuur-altına yerleştirilmiş.
6. Unutmayın 25. karelerin yer aldığı her film gibi bu filmde de normal seyrinde görülmesi gerekenlerin dışında hiçbir şey görülmüyor. Aslında çok şey görülüyor ancak hiç kimse ne gördüğünü bilmiyor.
7. Uyanmayanlar ve hâlâ 25. karenin varlığına ihtimal vermeyenler, denesin ve görsün diye filmdeki en can alıcı karelerin sadece bir kısmının dakika ve saniyelerini aşağıya sırasıyla yazıyoruz. İsteyen filmdeki tespit ettiğimiz bu dakika ve saniyelerde filmi durdurup kare-kare izleyebilir.
06:02= elinde sigara olan Brat Pitt resmi,
31:07 = cinsel öğeler erkek cinsel organı,
31:14 = cinsel öğeler,
46:41 =cinsel öğeler,
49:09 = cinsel öğeler,
50:42 ile 50:52 = çocuk su mesajları…
02:10:39= Film bitiyor binalar yıkılıyor ve yine erkek cinsel organı filmin finali olarak 25. karede yer alıyor.
Filmin en tuhaf gelen bölümü ise Tayler’in işi sabun imalatçılığı olmasına rağmen, 30uncu dakikadan itibaren, Tayler’i anlatırken onun bir sinema yapımcısı olduğunu anlatmasıdır. (Filmin sadece bu 2 dakikalık bölümünde Tayler bir sinema yapımcısıdır)
Şu ifadeler 30uncu dakikadan sonra aynen filmde geçmektedir :
“Sinema filmleri tek bir makarada olmaz ; birkaç makarada olur ve bir kare bittiğinde diğer makaraya geçerken birisinin düğmeye basması gerekir. O an geldiği zaman projektörleri değiştirir ve film devam ettiği için kimse bir şey anlamaz. KİMSE GÖRDÜĞÜNÜ BİLMİYOR AMA GÖRÜYOR” der ve sorar: “ACABA KAÇINIZ ONU İŞ BAŞINDA YAKALAYA BİLİRSİNİZ?”
DİKKAT : Yaptıkları işi aynı filmde anlatıyorlar!
İnsan beyninde şuur-altının tepki verdigi iki mühim olay var : “doğum” ve “ölüm”. Şuur-altımız bu 2 vak’aya çok daha fazla tepki veriyor. Bu 2 mesaja daha duyarlı.
“” (cinsellik) mesajı doğum arke-tipinde, “kill” (öldürmek) mesajı da ölüm arke-tipinde karşılanıyor. Bu simgeler, verilmek istenen mesajın içine yerleştirildiğinde şuur-altı bunları öncelikli algılar olarak saklayabiliyor ve sıra kullanıma geldiğinde, bu öncelikli depolanan veriler davranış ve hareketlerimize yön çiziyor.

ŞUUR-ALTI TELKİNLER YASAK DEĞİL Mİ?

Bilinç-altı reklamlarının etkisinin ispatlanmasını n ardından bir yandan bu yöntemin kullanımı arttı ve diğer yandan da bu gibi yöntemlerin kullanılmasını önlemeye yönelik yasalar çıkartıldı. Ülkemizde RTÜK şuur-altı reklamı: “Teknik cihazlar vasıtasıyla televizyon yayınlarında çok kısa süreli görüntüler kullanarak, izleyicilerin ancak bilinçaltıyla algılayabilecekleri ürün veya hizmetlerin tanıtılmasına ilişkin mesajlar içeren reklamlar” olarak tanımlamıştır.
Yasalarımız tüketicinin korunması bakımından, gizli reklam ve şuur-altı reklamı da yasaklamıştır. 3984 sayılı Yasanın 20. maddesi: "Reklamların, program hizmetinin diğer unsurlarından açıkça ve kolaylıkla ayırdedilebilecek ve görsel ve işitsel bakımdan ayrılığı fark edecek biçimde düzenlenmesini, şuur-altı ile algılanan reklamlara izin verilmemesini" hükme bağlamıştır.
Radyo ve Televizyon Kuruluşları Reklam Yayın İlkeleri ve Usulleri İle Reklam Gelirleri Üst Kurul Paylarının Ödenmesi Hakkında Yönetmeliğin 11. maddesine göre de: "Yayınlarda gizli reklam yapılamaz. Programlarda açıkça reklam olduğu belirtilmedikç e ürün veya hizmetler reklam amacını taşıyan şekilde sunulamaz. Çok kısa sürelerle imaj veren, elektronik aygıt veya başka bir araç kullanılarak veya yapılarının ne olduğu konusunu izleyenlerin fark edemeyecekleri veya bilemeyecekleri bir biçime sokarak, bilinçaltıyla algılanmasını sağlayan reklamların yayınlanması yasaktır."
1964`te İngiltere, 1974`te ABD olmak üzere dünyadaki 55 ülke insanlarını bu tekniklere karşı korumaya almıştır. Rusya'nın Ekatirinburg şehrinde yayın yapan ATN Televizyonun “Otur ve ATN izle” şeklinde bir gizli mesaj verdiği tespit edilmiş ve yayın lisansının 2 ay iptal edilmesine neden olmuştur.
Neticede, Türkiye’de ve dünyanın birçok yerinde şuur-altı reklam yasaklanmıştır ama bütün reklamları, dizi, film ve belgeselleri şuur-altı mesaj içerip içermediği noktasında denetleyecek bir yapı kurulamamıştır.


BİLİNÇ-ALTI VE GENEL ÖZELLİKLERİ
Günlük hayatımızda yaşadığımız bazı sorunların şuur-altımızdan kaynaklandığını hep söyleriz ama acaba kaçımız şuur-altımızın gücünün ve öneminin farkındayız?
Şuur-altı çoğumuzun bildiği ya da duyduğu bir kavramdır. Bu kavram şuurumuzun farkında olmadığı ama davranışlarımızın yönlendirilmesinde önemli rol oynayan bir yapıyı belirtiyor. Şuur-altı, alt-benlik, şuur-dışı olarak da adlandırılan şuur-altı kişiliğimizin farkında olmadığımız, denetimimiz dışındaki parçasını temsil etmektedir. Diğer bir deyişle bu, buzdağının görünmeyen kısmıdır.
Otomatik bir pilot gibi bütün tecrübelerimizi depolar. Bir hafıza deposudur. Tecrübelerinizi hatıralar şeklinde depolar. Şuur-altı heyecanlarımızı , sezgilerimizi, alışkanlıklarımızı ve güdülerimizi depoladığı gibi, bunların faaliyete dökülmesinden de sorumludur.
Şuuraltımız, zihin telkin yoluyla ikna olunmaya müsaittir.
Şuurlu zihnin aksine, sorgulamadan tekrarla gelen teklifleri kabul eder, pekiştirir.
Bütün otomatik davranışlarımız, alışkanlıklarımız ve heveslerimiz hafızada kayıtlı bilgiler arasındadır.
Şuur-altı zihin delillerle ne ikna edilebilir, ne de aldatılabilir. Fikirlere ve imajlara karşılık verir. Şuur-altının en mühim özelliği ise: şuurumuzun farkına varmadığı olayları, sesleri, resimleri kaydetmesidir. Siz 5 katlı bir binaya çıkarken merdivenleri saymıyorsunuz ama şuur-altınızda bu sayı biliniyor ve kaydediliyor. Aynı şekilde bebekliğimize dair hatıralar şuur-altı kayıtlarının arasında bulmak pekâlâ mümkündür.
Şuur ise aynı anda 3 ilâ 7 işi yapabilir. Daha fazla görev yüklendiğinde kilitlenir. Bu yüzden dikkatimizi yönlendirmediğimiz, bizi o anda ilgilendirmeyen birçok veri bu filtreden süzülür. Beş duyumuzun karşılaştığı çok sayıda duyum, algılanmadan şuur-altı hafıza deposuna aktarılır. Demek ki duyduğumuz, gördüğümüz ama kavrayış olarak algılayamadığımız her şey şuur-altına ileride tekrar kullanılmak üzere veri olarak depolanır ve gelecekteki hareketlerimize yön çizer.
İşte tam da bu aşamada şuura değil ama şuur-altına hitap eden bütün propaganda ve veriler, bizim davranışlarımıza yön çizen güdüler olarak karşımıza çıkar. Zira sıklık arz eden tekrarlar derin algılarımıza yöneliktir.
GERÇEK: GÖRMEDİKLERİMİZ Mİ?
Şuur-altı dediğimiz alan, şuurun binde 999'unu oluşturuyor. Yani biz şu anda bu yazıyı, binde 1 seviyesinde görüyor, dinliyor ve okuyoruz


25.KARE NEDİR?





Çocukken fırt fırt diye hızlı hızlı çevirdiğimiz küçük flipbookları düşünün



25.kare-gif.gif
Aslında TV ve sinemada da aynı mantık var



25.-kare-sinema.jpg
Hızlı hızlı akan karelerin art arda gelmesiyle koca koca filmler yapılıyor

25-kare-sinematograf.jpg


Mesela, sinemada 24; televizyonda da 25 kare art arda gelip sadece ama sadece 1 saniyelik bir görüntü oluşturuyor



25.kare-cizgi-adam.gif
25.kare-cizgi-adam-la-linea.gif
İşte, ilk defa Amerikalı çakal reklamcılar, buradan yola çıkarak, ”biz filmlerin arasına bilinçaltı bişiyler atsak bunlar nerden farkedecek ki?” diyorlar ve…



25.-kare-mad-men.gif
1957 yılında, James Vicary ”Picnic” adlı filmde bunu denemeye karar veriyor



25.-kare-piknik-filmi.jpg
Filmde her 5. saniyede bir, saniyenin 1/3000′ne denk gelecek şekilde ”Patlamış Mısır Ye” ve…



”Coca Cola İç” yazan kareler (frame) yerleştiriyor



25-kare-coca-cola-ic.jpg
İddialara göre de, sinema salonunda film arasında ve sonrasında kola ve mısır satışları artıyor



25.-kare-patlamis-misir-kola.jpg
Bu tekniğe de ”bilinçaltı reklamcılık” deniyor



25.-kare-bilincalti-reklamcilik.jpg
Ancak bu teknik, etik olmadığı gerekçesiyle başta ABD olmak üzere pek çok ülkede yasak



25.-kare-yasagi.jpg
Tabi yasaklar delinmek için. Pek çok filmde ve reklamda defalarca bu teknik kullanıldı.



25.-kare-fight-club.jpg
Bir süre sonra yasaklar sebebiyle bilinçaltı mesaj verme şekli de değişti



25.-kare-gorsel-mesaj.jpg
Olay çok basit: Kişinin ilk bakışta anlayamayacağı ama bilinçaltını harekete geçirecek dürtüleri uyarmaktan ibaret. Yemek ve **** dürtüleri mesela…



25.-kare-bilincalti-reklam.jpg
Reklamcılkta ve sinemada ”**** satar” geyiği hep buralardan geliyor



bilincalti-reklamcilik.jpg
İş ilanına bile uygulayan var



bilincalti-is-ilani.jpg

Aradıkları ”Pırezenteybıl” kadın böyle olmalıymış. (Kadına tersten bakınca)
Sigara paketine uygulayan var. O yüzden gerçek ”erkekler” bunu içermiş



camel-25.kare-bilincalti.jpg

Sigara sağlığa çok ama çok zararlıdır!
Starbucks için de böyle böyle diyorlar mesela…



starbucks-bilincalti-logo.jpg
Film afişine uygulayan var: Kuzuların Sessizliği




Bu film ve afiş, insanlara böylece hem ölümü hem doğumu hem de seksi çağrıştırımış. O yüzden de izlermişiz filmi, bu afişi görünce (!)
Böyle böyle tüketim çılgını oluyoruz



bilincalti-bira-gorseli.jpg
Tüketici dediğin yaşken eğilir: Çizgi filmlerde bile var



cizgi-film-bilincalti-mesajlari.jpg
Çoğumuzun sinemada izlediği ilk film belki de…



aslan-kral-bilincalti.jpg
 
Ağzı dolu konuşanlar bunlar sanırım
Ağzınız doluyken vermeyin böyle mesajlar bize la.
 
Yorumlarımın içine hep sübliminal mesaj saklarım kimse anlamaz.
bazen zorlanıyorum cümle bütünlüğünü kaybediyo ama yine anlamıyolar.
 
Son aylar'da bu konu baya ilgi mi cekmeye basladi.
Boyle rvurgular yapmadan da subliminal mesaj icerdigini de anlamak gercekten zor oluyor. Konu hakkinda derin arastirma yapip alt yapiya sahip olmak sart, zihin alti isgalsoz konusu olmadan. Yoksa maruz kaldigimiz degisiminin farkina bile varmiyoruz maalesef.
 
Abi pokemon bile doluyken ya valla ya
O degil iste bunlara baka baka simdi de fitratimiza insanligimiza aykiri dusen seylere "harammis" diyerekten alay ediyoz sonrada nerde bu insanlik diye bagiruyoz.
Abicim bi insan kotulugu gore gore o kotuluge duyarsiz olur alisir,
Iste isteme bu beyinsel ve duygusal bisey, neye cok maruz kalirsan alisirsin,alirsin.
Ha tabi simdikiler de bunu moda etmeyi basardilar oda ayri mesele

Amaaaan diycegim oki veletlerinizi asla televizyon basina oturtmayin arti kurtulmak icin rahatlamak icin dvd izlesin cizgi film izlesin demeyin. Abi sen rahat olmak icin mi ana baba oldun olduysan hakkini ver topluma adam gibi birey yetistir.

Ok go
 
turkcell_beyaz.jpg


Küçük bir bilgi paylaşayım. Resimlere, sembollere, sinema veya çizgi filmlere bu çirkin olguları yerleştirenlerin hepsi psikolojik harp uzmanı kişilerdir.
 
şirinler de komünistmiş, Şirin babanın şapkası kırmızı.

Ama Stv şirinleri "Şirin baba cumaya gitti gelecek" diye montajlayıp çevirdiğine şahit olan arkadaşlarım var.
 
Bu konular ilgimi çekiyor.
Şu Turkcell'in sarı kafaya güvenmiyorum :) Bildiğim kadarıyla boş gözler köleliği simgeler. Öne doğru eğilmiş de iki kişi var, Turkcell yazısına doğru.
Bu kafa ''itaat edin'' mesajı veriyor olabilir mi?
Yoksa ben mi abartıyorum :)
 
Aaa harbidende yaa bak yeni farkediyorum neyseki turkcell degilim sanirim isyankar kisiligime borcluyum bunu .d
 
Bu konular ilgimi çekiyor.
Şu Turkcell'in sarı kafaya güvenmiyorum :) Bildiğim kadarıyla boş gözler köleliği simgeler. Öne doğru eğilmiş de iki kişi var, Turkcell yazısına doğru.
Bu kafa ''itaat edin'' mesajı veriyor olabilir mi?
Yoksa ben mi abartıyorum :)

Merhaba. Madem dolaylı kelimelerim yetmedi açık açık anlatayım.

305px-Templarsign.jpg


Bu amblem tapınak şövalyelerine aittir. At üstünde iki şövalye. Resmi açıklamaları, bu iki kişinin kardeşliği simgelediği üzerinedir. Hiç yıkanmazlar, evlenmezler ve harici meslek edinemezler. Resmiyette böyle tanıtılırlar. Fakat o iki kişinin manası eşcinselliktir. Bunların tarihleri yeni değil, aksine peygamberler dönemine kadar uzanır. Dünyanın her tarafında basın-yayın, gsm operatörleri, futbol takımları, dev şirketler, tv kanalları ve daha bir çok kuruluşa sahiptirler. Sahip olanlar tapınak şövalyeleri değil, o ideolojinin başındaki üç-beş kişi. İdeolojileri şeytana tapma, ruhu satma, kan içme, işkenceyle ayin, kara büyü ile infaz ve ayin, satanist törenler, eşcinsellik ve benzer sapkın seksoloji çeşitleri ve daha nicesini kapsıyor.

Bankalar onlara aittir, kravatlı hırsızlık yaparlar. Devlet adamlarını tehdit, şantaj ve ölümle ele geçirip devletleri yönetirler, kravatlı katildirler. İdeolojilerini psikolojik harp yöntemleriyle nakşederler, kravatlı sapkındırlar.

Beyinlere çok gizli oldukları mesajını yerleştirip, yine kendi planlarıyla o gizliliğe dair perdeleri kaldırıp dünyayı kendilerine hayran bırakırlar. Korku imparatorluğu oluşturarak, insanların kendilerine karşı gelemeyeceği bilincini aşılarlar. O perdeler her açıldığında, suikastler, savaşlar, ölümcül virüsler, sinema filmleri, resimler ve logolar gibi göstergeler gün yüzüne çıkar. Turkcell logoso binlercesinden bir tanesi...
 
bâsübâdelmevt ben diyordum işte bu eşcinsel yürüyüşler bunların işi , yunanistanın finansal olarak batması bunların işi , yunanistan şuan büyük bi savaştan çıkmış gibi hatta çıkamamış çıkmaya çalışıyor . Bu konu burda dursun bende kendi yorumumu bilgimi uzun uzun anlatacağım
 
Garanti bankasının reklamında da var diyorlardı.p
 
images


images


Tek göz ise bunların en baştaki belirgin simgesi VERA Avatarına bak :D

İlk bakışta siz o simgelerden bişey anlamasanızda bilinç altı çoktan kabul görmüş ve etkilenmiş oluyor bu izlediğimiz diziler reklamlar yarışma programları genelde bunlarda var ve uzak kalmak mümkün değil çok. istem dışı bir çekilme oluyor.
bir ara öyle bir takmıştım ki :/
Tek amaçları Sx yaygınlaştırmak ve insanları şeytana köle etmek. of daraldım yine bak kaçtım ben (:
 
Geri