Hezarpare
Üye
-
- Katılım
- Ekim 14, 2013
-
- Mesajlar
- 1,402
-
- Tepkime puanı
- 36
-
- Puanları
- 304
-
- Yaş
- 41
-
- Konum
- Kırşehir
Bodrum Yarımadası, sadece doğal güzellikleriyle göz alıcı koyları, kıyılarıyla değil, sualtında barındırdığı renk ve zenginlik bakımından da eşsiz. Çok sayıda batığın yanı sıra dalmaya elverişli noktalar, yarımadayı önemli bir dalış merkezi haline getirdi. Bodrum’un hemen açıklarında bulunan Deli İbrahim Sığlığı’nda 6 metre derinlikte hemen hemen her dalış sonunda lipsos (Scorpaena scrofa) balığına rastlanabiliyor.
Karaada’nın güneybatısında bulunan Poyraz Limanı öğleden sonra çıkan meltem rüzgârlarından etkilenmeyen nadir yerlerden biri. O yüzden bu koy, dalış merkezlerinin dalışa yeni başlayanlara ilk deneyimlerini kazandırdıkları bir nokta.
Bodrum civarında sualtı yaşamı son derece zengin. Batıklara dalışta dalgıçlara balık sürüleri de eşlik ediyor. Hakan Doğan balıkları besliyor.
Turgutreis açıklarında, dalış yasağı bulunan Yassıada mevkiinde Rodos amforaları ve “Mirna V” batığı üst üste bulunuyor. Rodos amforalarını taşıyan İS 4. yüzyıla ait batığın yayıldığı alanın üzerine Eylül 1993’te Mirna V şilebi battı.
Sualtındaki antik amforalar, tarihi eser kaçakçılarının hedefi olmuş durumda. Pek çok batık alanında dalışlar yapanlar neredeyse hiçbir şey göremiyor. O yüzden dalış merkezleri, bazı noktalara taklit amforalar yerleştirmiş.
Uzun yıllar Deniz Kuvvetleri’nde hizmet vermiş olan Pınar 1 gemisi, bir dalış alanı oluşturmak üzere 2007 yılında Poyraz Limanı yakınlarında batırıldı. 20-34 metreler arasında dipte yatan batığın uzunluğu 37 metre. Sualtında kaptan köşkünden dalgıçları sıra dışı bir manzara bekliyor (üstte). Bitez Koyu’nun Akvaryum Koyu’na uzanan batı kısmında 22 metre derinliğinde “Osmanlı Çapası” denilen bir batık yatıyor. 19. yüzyıla ait bu dev çapa, birçok balık ve deniz canlıları için yuva görevini üstlenmiş.
Bodrum’da yapay resif oluşturmak ve dalış turizmini canlandırmak amacıyla batırılmış olan uçağın gövdesi 25 metre derinlikte yatıyor. Bu nokta “C47 Dakota Uçak Batığı” olarak anılıyor. Bir kanadı 17 metre, diğeri ise 25 metre derinlikte. Sualtına bir bütün olarak indirilmiş ancak kışın sert fırtınalarından etkilenip parçalanmış. Motorlardan biri kanattan kopuk vaziyette uçağın yanında duruyor.
Karaada, Poyraz Koyu ve çevresinde sadece birkaç metre derinlikte dev kayaların oluşturduğu yarıklar olağanüstü sualtı manzaraları ortaya çıkartıyor. Bu manzaralar genellikle serbest dalış yapılarak, hatta sadece maske ve şnorkel kullanarak bile görülebilir.
Sünger avcılığı bir zamanlar Bodrum Yarımadası’nın en önemli geçim kaynaklarından biriydi. Süngerciler vurgun riskini göze alarak, dibe yerleşmiş bu pembe sünger gibi süngerleri toplamak için denize dalarlardı.
Bodrum Sualtı Derneği’ne (BOSAD) TC Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından hibe edilen TCG 115 Sahil Güvenlik Botu, yapay resif oluşturmak ve dalış turizmine katkıda bulunmak üzere 2007’de batırıldı. Bot, 20-30 metre derinlikte yatay olarak dip tabanına yerleşmiş durumda.
Yassıada mevkiinde bulunan İS 4 yüzyıla ait Rodos amforalarının üzerine batan Mirna gemisi batıştan önce kurtulmak için çapalarını atmış. Ancak bu çabalar gemiyi kurtarmamış. Aksine amforaları kırıp antik batık enkazına zarar vermiş.
Keyif verici dalışlar yapılan sığlıklarda orfoz, lagoslar ile birlikte yüzmek ve sığlıkların üst kısmında 5-6 metre derinliğindeki lipsos balıklarına rastlamak mümkün. Dipteki kayalıklar da balıklar için korunaklı bir alan olmuş.
Karaada her seviyede dalıcı için olanaklar sunan Paçoz, Kaçakçı, Poyraz, Meteor, Alarga Koyu gibi onlarca dalış noktasını barındırıyor. Bu bölgede sualtı yaşamı da bir hayli zengin.
Tüplü kurt (Protula tubularia) kayaların güneş görmeyen karanlık kısımlarında yaşayan ve planktonlarla beslenen 3-5 santimetre boyunda bir canlı.
Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi, sualtından çıkartılmış arkeolojik eserlerin sergilendiği ilk müze olma özelliğini taşıyor. Şimdiye kadar dünyada bulunmuş en eski batık olan Uluburun Batığı’nın bire bir kopyası müzede yer alıyor. Batıktan çıkartılan eserler de ayrı bir galeride sergileniyor.
Aksona süngerci teknelerinin sonuncusu. Sahibi Aksona Mehmet lakaplı Mehmet Baş. Bir ömür boyu geçimini süngercilik ile sağlamış. Süngerciliğin yasaklanması ile birlikte dalış turizmine yönelmiş. Geçmişten günümüze süngerciliğin belgelenmesi için çalışmalar yapıyor.
Günün son ışıkları ile birlikte tüm dalış tekneleri limana dönmüş oluyor. Bodrum’da o gün yaşanan anların paylaşıldığı hızlı bir gece başlıyor. Bodrum Kalesi sualtından, çarpıcı bir görünüm sergiliyor.
Bodrum Sualtı Müzesi
. kaynak .
Karaada’nın güneybatısında bulunan Poyraz Limanı öğleden sonra çıkan meltem rüzgârlarından etkilenmeyen nadir yerlerden biri. O yüzden bu koy, dalış merkezlerinin dalışa yeni başlayanlara ilk deneyimlerini kazandırdıkları bir nokta.
Bodrum civarında sualtı yaşamı son derece zengin. Batıklara dalışta dalgıçlara balık sürüleri de eşlik ediyor. Hakan Doğan balıkları besliyor.
Turgutreis açıklarında, dalış yasağı bulunan Yassıada mevkiinde Rodos amforaları ve “Mirna V” batığı üst üste bulunuyor. Rodos amforalarını taşıyan İS 4. yüzyıla ait batığın yayıldığı alanın üzerine Eylül 1993’te Mirna V şilebi battı.
Sualtındaki antik amforalar, tarihi eser kaçakçılarının hedefi olmuş durumda. Pek çok batık alanında dalışlar yapanlar neredeyse hiçbir şey göremiyor. O yüzden dalış merkezleri, bazı noktalara taklit amforalar yerleştirmiş.
Uzun yıllar Deniz Kuvvetleri’nde hizmet vermiş olan Pınar 1 gemisi, bir dalış alanı oluşturmak üzere 2007 yılında Poyraz Limanı yakınlarında batırıldı. 20-34 metreler arasında dipte yatan batığın uzunluğu 37 metre. Sualtında kaptan köşkünden dalgıçları sıra dışı bir manzara bekliyor (üstte). Bitez Koyu’nun Akvaryum Koyu’na uzanan batı kısmında 22 metre derinliğinde “Osmanlı Çapası” denilen bir batık yatıyor. 19. yüzyıla ait bu dev çapa, birçok balık ve deniz canlıları için yuva görevini üstlenmiş.
Bodrum’da yapay resif oluşturmak ve dalış turizmini canlandırmak amacıyla batırılmış olan uçağın gövdesi 25 metre derinlikte yatıyor. Bu nokta “C47 Dakota Uçak Batığı” olarak anılıyor. Bir kanadı 17 metre, diğeri ise 25 metre derinlikte. Sualtına bir bütün olarak indirilmiş ancak kışın sert fırtınalarından etkilenip parçalanmış. Motorlardan biri kanattan kopuk vaziyette uçağın yanında duruyor.
Karaada, Poyraz Koyu ve çevresinde sadece birkaç metre derinlikte dev kayaların oluşturduğu yarıklar olağanüstü sualtı manzaraları ortaya çıkartıyor. Bu manzaralar genellikle serbest dalış yapılarak, hatta sadece maske ve şnorkel kullanarak bile görülebilir.
Sünger avcılığı bir zamanlar Bodrum Yarımadası’nın en önemli geçim kaynaklarından biriydi. Süngerciler vurgun riskini göze alarak, dibe yerleşmiş bu pembe sünger gibi süngerleri toplamak için denize dalarlardı.
Bodrum Sualtı Derneği’ne (BOSAD) TC Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından hibe edilen TCG 115 Sahil Güvenlik Botu, yapay resif oluşturmak ve dalış turizmine katkıda bulunmak üzere 2007’de batırıldı. Bot, 20-30 metre derinlikte yatay olarak dip tabanına yerleşmiş durumda.
Yassıada mevkiinde bulunan İS 4 yüzyıla ait Rodos amforalarının üzerine batan Mirna gemisi batıştan önce kurtulmak için çapalarını atmış. Ancak bu çabalar gemiyi kurtarmamış. Aksine amforaları kırıp antik batık enkazına zarar vermiş.
Keyif verici dalışlar yapılan sığlıklarda orfoz, lagoslar ile birlikte yüzmek ve sığlıkların üst kısmında 5-6 metre derinliğindeki lipsos balıklarına rastlamak mümkün. Dipteki kayalıklar da balıklar için korunaklı bir alan olmuş.
Karaada her seviyede dalıcı için olanaklar sunan Paçoz, Kaçakçı, Poyraz, Meteor, Alarga Koyu gibi onlarca dalış noktasını barındırıyor. Bu bölgede sualtı yaşamı da bir hayli zengin.
Tüplü kurt (Protula tubularia) kayaların güneş görmeyen karanlık kısımlarında yaşayan ve planktonlarla beslenen 3-5 santimetre boyunda bir canlı.
Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi, sualtından çıkartılmış arkeolojik eserlerin sergilendiği ilk müze olma özelliğini taşıyor. Şimdiye kadar dünyada bulunmuş en eski batık olan Uluburun Batığı’nın bire bir kopyası müzede yer alıyor. Batıktan çıkartılan eserler de ayrı bir galeride sergileniyor.
Aksona süngerci teknelerinin sonuncusu. Sahibi Aksona Mehmet lakaplı Mehmet Baş. Bir ömür boyu geçimini süngercilik ile sağlamış. Süngerciliğin yasaklanması ile birlikte dalış turizmine yönelmiş. Geçmişten günümüze süngerciliğin belgelenmesi için çalışmalar yapıyor.
Günün son ışıkları ile birlikte tüm dalış tekneleri limana dönmüş oluyor. Bodrum’da o gün yaşanan anların paylaşıldığı hızlı bir gece başlıyor. Bodrum Kalesi sualtından, çarpıcı bir görünüm sergiliyor.
Bodrum Sualtı Müzesi
. kaynak .