Stefan Zweig - Acımak

Konu sahibi son olarak 1279 gün önce görüldü
0001725640001-1.jpg

Bir tanrıydım o akşam. Fakat yükseklere kurulu tahtımdan, yaptığım işlere kayıtsız kayıtsız bakmıyordum. Kullarımın arasında tatlı, iyicil tavırlarla duruyor ve muhayyilemin gümüşi bulutları arkasından onların yüzlerini görüyordum. Solumda bir ihtiyar oturmaktaydı. Benden fışkırmakta olan o parlak iyilik ışığı buruşuk alnındaki kırışıklıkları giderip cilalamış, gözlerinin altındaki çukurlukları yok etmişti. Ölümü ondan uzaklaştırmıştım. Yarattığım mucizeden dolayı minnet içindeydi, dirilen bir kimsenin sesiyle konuşuyordu. Yanımda bir genç kız oturmaktaydı. Hastalık çekmiş, acılarına köle gibi zincirle bağlanmış, ruhunun girinti çıkıntıları içinde bocalayıp durmuştu. Fakat şimdi o da sağlık ışığının parıltıları içine gömülmüştü. Dudaklarımın soluğuyla onu kaygısız cehenneminden çekip çıkarmış, sevginin göklerine yükseltmiştim. Yüzüğü de parmağımda seher yıldızı gibi parıldıyordu. Onun karşısında başka bir genç kız görmekteydim. O da minnetle gülümsüyordu. Çünkü yüzüne ve bir ormanı andıran koyu renk, kokulu saçlarına güzellik bahşetmiştim. O saçların altında da pürüzsüz alnı görülmekteydi. Sırf orada olmamın yarattığı mucizeyle onları nimetlere, heyecanlara gark etmiştim.

Hepsinin gözlerinde benim ışığım vardı. Birbirlerine baktıkları zaman bakışlarında ışıldayan meşale bendim. Birbirleriyle konuştukları zaman sözlerinin manası bendim ve sustuğumuz zaman zihinlerini dolduran yine bendim. Saadetlerinin başlangıcı, merkezi ve sebebi de yine bendim çünkü. Birbirlerini tebrik ettikleri zaman beni tebrik ediyor, birbirlerini sevdikleri zaman sevgilerinin yaratıcısı olan beni seviyorlardı.

(…) Bir tanrıydım o akşam. Kaygının, tasanın coşkun sularını yatıştırmış, bu yüreklerden karanlıkları kovmuştum.

Odak noktasına hep insanı ve insancıllığı koyan Zweig’ın psikolojik ögeleri bolca kullandığı bu eserinde, Teğmen Hofmiller’nın saygın bir ailenin felçli kızını tanıması ve onunla yakınlık kurması ile başlayan merhametle ilgili tahlillerle acıma duygusunun neleri tetikleyebileceği, ruhta nasıl izler bırakabileceği, insanı ne gibi çatışmalara sürükleyebileceği gözler önüne seriliyor. Sevgi ile acıma arasındaki ince, puslu çizginin yorumlanması esnasında yapılan olağanüstü psikolojik tahliller, okuyucuya etkileyici bir roman okumanın zevkini yaşatıyor.​
 
Engelli bir insanın gözünden hayatı ve aşkı sorgulatması bir tarafa bir babanın evladı için neleri göze alabileceğini de etkili bir dille anlatan güzel bir kitaptır. Yeri geliyor yaşanan çaresizliğe isyan ediyorsunuz yeri geliyor "Ben olsaydım ne yapardım?" şeklinde bir düşünce girdabında boğuluyorsunuz.
Zweig kitapları içinde yine en sevdiklerimden bir tanesidir.
 
Sayın Lefty 'nin kitabı özetleyiş biçimi bile kitap okuma tembelliği bulunanlarda bir kitap okuma güdüsü uyandırabilecek etkide oldu. Tebrik ederim hocam :) Sizin gibi akıcı bir şekilde ifadesi güçlü olan insanlara toplumumuzun ihtiyacı var..
 
Sayın Lefty 'nin kitabı özetleyiş biçimi bile kitap okuma tembelliği bulunanlarda bir kitap okuma güdüsü uyandırabilecek etkide oldu. Tebrik ederim hocam :) Sizin gibi akıcı bir şekilde ifadesi güçlü olan insanlara toplumumuzun ihtiyacı var..

Adem bey , Ocean beyefendiyle ben normalde Bukowski, aşk hayatında Zweig entelektüelik de İlber Ortaylı, gecelerde Tanju Okan, ramazanda Nihat Hatipoğlu oluyoruz.
Biz bu vatana aşığız , asla diz çökmeyiz! Sultanahmette dolaşırken, kendilerine çalışmamız için iki alman hatunun sınırsız viski ve İsviçre çikolatalarını elimizin tersiyle itip ''bitte bitte'' diyen Türk oğlu Türküz biz.! Öyle değil mi beyefendi?
 
Adem bey , Ocean beyefendiyle ben normalde Bukowski, aşk hayatında Zweig entelektüelik de İlber Ortaylı, gecelerde Tanju Okan, ramazanda Nihat Hatipoğlu oluyoruz.
Biz bu vatana aşığız , asla diz çökmeyiz! Sultanahmette dolaşırken, kendilerine çalışmamız için iki alman hatunun sınırsız viski ve İsviçre çikolatalarını elimizin tersiyle itip ''bitte bitte'' diyen Türk oğlu Türküz biz.! Öyle değil mi beyefendi?

değil beyefendi, amazon ormanlarında dukha mukha kabilesinde doğup bambular gibi ağaç kemirip balık avlasam akşam iftardan sonra ateşin başında kabile dansı yapsam kıçıma başımı boyasam ve ilker bir yaşam sürsem eminim daha mutlu olurdum. ayrıca çikolata isviçresi ve viskili almanyaya kesinlikle hayır diyemem.
 
değil beyefendi, amazon ormanlarında dukha mukha kabilesinde doğup bambular gibi ağaç kemirip balık avlasam akşam iftardan sonra ateşin başında kabile dansı yapsam kıçıma başımı boyasam ve ilker bir yaşam sürsem eminim daha mutlu olurdum. ayrıca çikolata isviçresi ve viskili almanyaya kesinlikle hayır diyemem.

Beyefendi sözün değerini belirleyen güzellik ve yapılan iyilikler değil Alman çikolatasıdır. VeRa hanımefendi duyuyor ve kargo hazırlıklarına başlıyordur umarım.
 
Beyefendi sözün değerini belirleyen güzellik ve yapılan iyilikler değil Alman çikolatasıdır. VeRa hanımefendi duyuyor ve kargo hazırlıklarına başlıyordur umarım.

verdammt nah ! nein davut beyefendi. vera lady wird mir schokolade schicken.
 
Evet bi koli alman Schokolade ve bir adet almanca sözlük hazirdir,) Ocean bey adres ?
Umarim Amazon lar degildir !
 
verdammt nah ! nein davut beyefendi. vera lady wird mir schokolade schicken.

Bir alman atasözü google de şöyle der ; '' In der Liebe und im Krieg ist alles erlaubt '' Anlamını bilmiyorum ama güzel kızlar ve çikolatayla alakalıdır.
 
Evet bi koli alman Schokolade ve bir adet almanca sözlük hazirdir,) Ocean bey adres ?
Umarim Amazon lar degildir !

ne kadar naifsiniz hanımefendi, düşünmeniz yeter yemiş kadar oldum. schokolade bile sizin yanınızda mexico acı biberi kalır !

Bir alman atasözü google de şöyle der ; '' In der Liebe und im Krieg ist alles erlaubt '' Anlamını bilmiyorum ama güzel kızlar ve çikolatayla alakalıdır.

beyefendi, bir herbert bir herbert'e bre herbert das ist nicht gut demiş. o ne demekse artık.
 
Geri