Follow along with the video below to see how to install our site as a web app on your home screen.
Not: This feature may not be available in some browsers.
Foruma hoş geldin 👋, Ziyaretçi
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Genç Boşnaklar Derneği Başkanı Enisa Kezo, Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu’yu ziyaret etti.
Kezo, ziyarette Bosnalı şehit anneleri tarafından el işiyle yapılan Srebrenitsa Çiçeği’ni Gündoğdu’nun yakasına takarken, Srebrenitsa Katliamı’nın sembolünün bu çiçek olması için çalıştıklarını söyledi.
Geçen yıl Srebrenitsa Katliamı’nın yıldönümünde, şehit edilen her Boşnak için bir çift ayakkabıyla katliamı protesto ve şehitleri anma programı düzenlediklerini hatırlatan Enisa Kezo, “Genel Başkanımız Ahmet Bey, bize geçen yıl ayakkabılarını vererek ve projemizin tanıtılmasına katkıda bulunarak destek olmuştu.
Bunun için kendisine çok teşekkür ediyoruz. Geçen yıl sergilenen ayakkabılar bu yıl 8 Temmuz’da Ankara Keçiören’deki Aliya İzzet Begoviç Parkı’nda tekrar sergilenecek.
Daha sonra Keçiören Belediyesi tarafından bu ayakkabılardan katliam anıtı yapılacak.
Serginin açıldığı gün ayrıca, bu anıtın hazırlanmış 3D tasarım örneği de katılımcıların beğenisine sunulacak” şeklinde konuştu.
Bu yıl katliamın uluslararası platformda gündemde kalması ve bir sembolü olması için Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin de desteğiyle bir sembol geliştirildiğini ifade eden Kezo, bu sembolün ise katliamın yıldönümü 11 Temmuz’u temsilen 11 yapraktan oluşan, beyaz rengiyle masumiyeti temsil eden şehit anneleri tarafından el işi olarak yapılan Srebrenitsa Çiçeği olduğunu ifade etti.
Enisa Kezo, Srebrenitsa Çiçeği’ni TBMM’deki tüm milletvekilleri ve Başbakan Erdoğan’ın kızı Sümeyye Erdoğan’ın da yakasına taktığını kaydetti.
GÜNDOĞDU: GEÇMİŞTEKİ BİRLİK VE BERABERLİĞİ YENİDEN TESİS ETME ZAMANI
Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu ise konuşmasında, Srebrenitsa’da bir katliam yaşandığını, şehit olan Bosnalılar’la birlikte insanlığın da sınıfta kaldığını hatırlatarak, bu acının sorumlularının teşhiri ve katliamın unutturulmaması için yapılacak her türlü etkinliğe katılmaktan büyük mutluluk duyacaklarını söyledi.
Gündoğdu, Bosna halkıyla Türkiye’de yaşayan halkın kardeş olduğunu da hatırlatarak, “Aynı ecdadın torunlarıyız. Zor günümüzde bir ve beraber olmalıyız.
500 yıllık birlik ve beraberlik yaşadık.
Araya giren yıllardan sonra tekrar bu birlik ve beraberliği tesis etmek için elimizden geleni de yapacağız.
Bunun için sizlere büyük görev düşüyor. Bunun sorumluğu içinde içinde hareket edeceğinizden hiç şüphe duymuyorum” şeklinde konuştu.
Genç Boşnaklar Derneği’nin gerçekleştirdiği ayakkabı eylemine kendisi ve yönetim kurulu üyelerinin ayakkabılarını vererek katıldıklarını da hatırlatan Gündoğdu, katliam anıtı yapılacak olmasının memnuniyet verici olduğunu ifade etti.
Ziyarette, Memur-Sen Genel Sekreteri ve Toç-Bir-Sen Genel Başkanı Günay Kaya ile Memur-Sen Genel Mali Sekreteri ve Diyanet-Sen Genel Başkanı Mehmet Bayraktutar da hazır bulundu.
1992 - 1995 yılları arasında Sırp askerlerinin 8 bin Bosnalı Müslümanı öldürdüğü Srebrenitsa Katliamı’nın 17. yıl dönümü için Hollanda’nın parlamento başkenti Lahey’deki meclis bahçesinde anma töreni düzenlendi. Bu yılki anma...
1992 - 1995 yılları arasında Sırp askerlerinin 8 bin Bosnalı Müslümanı öldürdüğü Srebrenitsa Katliamı’nın 17. yıl dönümü için Hollanda’nın parlamento başkenti Lahey’deki meclis bahçesinde anma töreni düzenlendi.
Bu yılki anma törenine, programın organizatörlerinden IKV Pax Christi yetkilisi Dion van den Berg, Bosnalı İmam Abdullah Pivic, Teolog Jacobine Geel, Srebrenitsa'da yakınları öldürülen Birzad Hasanovic ve bine yakın kişi katıldı.
“HOLLANDA ÖZÜR DİLEMELİ”
Ölenlerin anısına 2 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Bosnalı İmam Abdullah Pivic Kuran-ı Kerim okudu. Srebrenitsa'da çok sayıda yakınını kaybeden Birzad Hasanovic, yapılan katliamların ikinci dünya savaşından daha beter olduğunu belirterek, " Srebrenitsa'da yapılan soykırımları bütün dünyanın kabul etme zamanı geldi. Srebrenitsa katliamının ardından 17 yıl geçmesine rağmen hala acımız taptaze. Artık bu acıların son bulması için bu katliamı yapan ve buna destek verenlerin bir an önce yargılanmaları lazım. Artık Hollanda devleti bu gerçeği görüp katliamda hayatını kaybedenlerin yakınlarından özür dilemeli" dedi.
Srebrenitsa'da çok korkunç bir katliam olduğunu vurgulayan IKV Pax Christi yetkilisi Dion van den Berg, "Bu katliamı şu an Avrupa Birliği’ne alınan Sırbistan güçleri yaptı. Hollandalı askerler bu insanları korumakla yükümlülerdi, fakat bunu birçok değişik nedenlerle başaramadılar. Siz bunun akabinde kalkıp bir de madalya vereceksiniz, bu çok tuhaf ve kimse bunu anlayamaz. Bunu kabul etmek mümkün değil" diye konuştu.
“SUÇLULARIN EN AĞIR CEZAYI ALMALARI LAZIM”
Teolog Jacobine Geel, “Lahey'de meclis ve savunma bakanlığı karşısında Hollanda bayraklarının yarıya indirilmesi gerekirdi. Oysa görüyoruz ki bir vurdumduymazlık hakim. Bu bölge Hollandalı askerlerin koruması altında idi. Maalesef korunamadı ve masum 8 bin kişi hunharca katledildi.Hollanda'da uluslararası savaş suçları mahkemesinde yargılanan Ratko Mladiç'in davasının da bir an önce sonuçlandırılıp en ağır cezayı alması lazım. Çünkü bu katliam emrini veren de yine kendisi" şeklinde konuştu.
“ONLARI UNUTMADIĞIMIZI LAHEY'DEN TÜM DÜNYAYA HAYKIRDIK”
Bosna savaşı sırasında Hollanda’ya gelen Senad Agovic, “Bugün burada, bu yıl kimlikleri tespit edilen 550 kurbanın isimlerini okuduk ve üzerinde bu isimlerin yazılı olduğu balonları havaya uçurduk. Onların ruhlarına Fatihalar gönderdik. Onları hiç bir zaman unutmadığımızı tüm dünyaya Lahey'den haykırdık" ifadelerini kullandı.
1992 yılında Hollanda'ya gelen Elvira Hasanovic, katliamda çok sayıda yakınını kaybettiğini söyledi. Hasanoviç, "Savaşta çok sayıda akrabam Sırp güçleri tarafından katledildi. Ben de ailemle birlikte mecburen Hollanda'ya 1992 yılında iltica etmek zorunda kaldık. Burada çalışıyorum. Fakat acımız hala taptaze sürüyor" açıklamasında bulundu.
Anma törenine katılanlar, gökyüzüne beyaz balonlar bıraktı. Bu arada birçok Bosnalı gözyaşlarını tutamadı.
TANIKLARIN DİLİNDEN “Dünya bu katliama seyirci kaldı!” (Hatice Mehmedoviç) Bundan tam on iki yıl önce, 11 Temmuz 1995 yılında Srebrenitsa’da Sırpların gerçekleştirdiği katliamın en yakın tanıklarından olan Srebrenitsalı Anneler Derneği Başkanı Hatice Mehmedoviç’in, Potoçari Şehitliği’nde İHH ekibine anlattığı acı dolu hikayesi:
Ben Srebrenitsa’da yaşıyordum. Srebrenitsa zaten benim şehrim, burada doğdum. En güzel ve aynı zamanda en zor günlerimi burada geçirdim. Çocuklarım burada doğdu. İlk oğlum doğduğunda duyduğumuz sevinci kelimelerle anlatmak mümkün değil. Bunlar güzel günlerdi, ama Srebrenitsa’da daha sonra çok zor günler yaşadık. Benim için en zor günler ise bütün ailemi kaybettiğim günlerdir. Zor günler, 1992 yılında savaşla birlikte başladı. “Çocuklarım, ailem, savaştan sağ çıkabilecek mi?” İşte bu soru aklımdan hiç gitmedi. Ancak ailemi kaybedeceğime hiç ihtimal vermiyordum; “Böyle bir şey olamaz.” diyordum hep kendi kendime. Çocuklarım zaten çok gençti ve biz kimseye hiçbir şey yapmamıştık. Srebrenitsa, 1993 yılında BM tarafından korunaklı bölge ilan edilmişti ama 1995 yılına kadar hemen her gün hayatını kaybeden insanlarımız oldu. Her gün… Bütün dünya bunu sadece seyretmekle yetiniyordu. Zaten kimsenin silahı yoktu. Şunu anladık ki dünya Sırplara bizi öldürmeleri için müsaade etmişti.
Buradaki dağların her birinde ölüm makineleri vardı ve Srebrenitsa çocukları her gün ölüyordu. Bir gün tek bir bomba atışıyla okul bahçesindeki 105 çocuk öldürüldü. Srebrenitsa’da yaşanan birçok şey halen bilinmiyor; yapılan daha birçok zulüm var ve bunlar yavaş yavaş ortaya çıkacak. Bundan emin olabilirsiniz. Dünya şimdi 11 Temmuz Srebrenitsa Katliamı’nı konuşuyor. İşte o 11 Temmuz bizi tamamen mahvetti. Eşim ve çocuklarımla Kurtuluş Yolu’na çıkmıştık. Ama bunun son anlarımız olduğunu tabiî ki bilmiyorduk. Ondan sonra, bir daha hiç görüşmeyeceğimizden haberimiz yoktu. Ayrıldığımız yer Brestova Ravan’dı. Küçük oğlumun kolları beni sımsıkı sardı. Bana “Anneciğim lütfen git artık, bizi bırak.” derken beni daha da çok sıkıyordu; sarıldı, tekrar sarıldı. Bunu asla unutamam, kim olsa unutamaz. Zulüm konusunda insanın hangi dine inandığı bir önem ifade etmiyor. Kim olursa olsun insan bunu hak etmiyor. Özellikle çocuklar... Çocuk dünyanın en güzel şeyi. Çocuklar neşelidir, varlıklarında neşelendirir, yokluklarında ise bir o kadar hüzünle dolarsınız.
İki çocuğumu da o günden sonra göremedim. Onlar hakkındaki gerçeği hiçbir zaman öğrenemedim. Eşimi, iki kardeşimi ve dört kuzenimi de kaybettim. Sadece bir kardeşimin cesedini bulduk. İnşallah diğerininkini de buluruz. Ablamın oğullarından biri bulundu; ismi Mehmet’ti. Fakat diğer oğlu Muhammed’i hala arıyoruz. Srebrenitsa, Boşnak halkına yapılan katliamın simgesidir. Zaten uluslararası örgütlerin bu konudaki başarısızlığı belli oldu. Lahey’deki Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi’nin verdiği karardan hiç memnun değiliz ve bu kadar katliamdan sonra böyle bir kararın çıkması utanç verici. Sırbistan ve Karadağ’ın suçlu bulunmaması büyük bir adaletsizlik ve insan haklarının katlidir; bütün kurbanlarımıza yapılmış olan büyük bir hakarettir. Lahey’in bu adaletsiz kararının ardından biz Srebrenitsa’ya özerklik verilmesini istiyoruz. Bunun yanı sıra Srebrenitsa’da katliama karışanların tamamına Merkez Adalet Mahkemesi’nin dava açmasını istiyoruz. Böylece insanlar kendi şehirlerine dönüp normal hayatlarına tekrar devam edebilirler.
Ben 2002 yılında Srebrenitsa’ya geri dönebildim ve gördüm ki burada bizi bekleyen başka sorunlar var. Mahallemde tek başıma yaşıyorum; komşularım yok, yani Boşnaklar, kendi insanımız yok. Şu anda isteyen her kişinin Srebrenitsa’ya dönme hakkı bulunuyor; ama bunun dışında dönen kişilere başka hiçbir hak tanınmıyor; bizlere hala kötü davranılıyor. Sosyal konularda hakkımız yok. Eğitim, sağlık gibi temel ihtiyaçlarımız karşılanmıyor. Bu nedenlerle Srebrenitsa’da bizim için hayat yok gibi bir şey. Bizim çok fazla talebimiz yok; sadece her insan gibi özgürlük ve haklarımızın iadesini istiyoruz.
Birçok kez Sırplar burada katliamların işlendiğini reddettiler; fakat buradaki binlerce mezar gerçeğin şahididir. Aslında maalesef bunlar da sadece bir başlangıç; çünkü bütün kurbanların cesetleri henüz bulunamadı. Bu sebeple mezarların arası, aynı aileden olan insanlar birlikte defnedilsin diye bilerek boş bırakıldı. Bu gerçekten üzücü bir hikaye. Potoçari köyü ise başlı başına bir hikaye. Dünyanın herhangi bir yerinde bir gün içinde bu kadar kötülük işlenmiş midir acaba? Bu kurbanların tek suçu Müslüman Boşnak olmaları. Zaten aç, silahsız, barışsever insanlar kimseye kötü bir şey yapmazlardı. Şimdi 1042 çocuğun cesedini bulmaya çalışıyoruz. Sadece Mehmedoviç sülalesinden 242 insan kayıp. Müslümanlar olarak haklarımızın iadesi için daha ne kadar acı çekmemiz lazım? Tek istediğimiz, haklarımız. Çok şey mi istiyoruz? Müslüman olmak suç sanki. Ama ben Müslüman olduğum için gurur duyuyorum ve kimseye kin beslemek istemiyorum. Çünkü Allah bizden kin tutmamızı istemiyor. Allah’a inanan hiçbir insan bu kadar kötü bir şey yapmaz. Bence 1995’te BM ve Amerika, burada bir katliam yapılması için izin verdi. Çünkü onlar sadece bir kez “Dur!” deseler bu katliam olmayacaktı. Bu merciler insanlık tarihine kazınan bir katliama seyirci kaldılar. Tarihe bu şekilde yazıldılar. Geri dönen Srebrenitsa mağdurlarının yaşam koşullarının iyileştirilmesi ve temel haklarının garanti altına alınması konusunda da sessiz kalarak aynı duyarsızlıklarını sürdürüyorlar. Biz hayatımızın normale dönmesi için haklarımızı istiyoruz, ki artık bizim için normal bir hayat olduğunu hiç sanmıyorum. Normalde insanlar akşam işlerinden ayrıldıktan sonra evlerine, çocuklarına koşarlar. Fakat bize düşen iş yerlerimizden mezarlara koşmak ama en azından bunu onurlu bir şekilde yapmamıza izin versinler.
İnsanlar oğullarından gelin, torun beklerken biz cenaze, tabut bekliyoruz. Senelerdir bizim sevincimiz, neşemiz kalmadı. Tek neşemiz, tek umudumuz, maalesef baba, oğul ve eşlerimizin cesetlerini bulmak. Üzücü ama öyle. Onları uzun süre dönerler umuduyla bekledik... Hep dönerler diye umutlar içinde. Ama artık tüm umutlar da tükendi. Artık tek umudumuz onların cesetlerini bir bütün içinde bulmaktır. Allah bunu nasip ederse, çok mutlu olurum. Srebrenitsalı bir anne olarak, artık hayatımı çocuklarımın cesetlerini bulmaya adadım. Onları doğururken ne kadar sevindiğimi hatırlıyorum; Rabbime bu kadar güzel evlatları bana nasip ettiği için şükrederdim. Şimdi ise, onları bulmak ve hak ettikleri gibi toprağa vermek için dua ediyorum. Ve bütün insanlara sesleniyorum: “Srebrenitsa’dan kovulmamıza izin vermeyin! Bu topraklar bizim için kutsaldır; bu toprakları ziyaret etmemiz, bu topraklara bakmamız ve genç nesillere düzgün bir şekilde aktarmamız lazım. Buralar yalnız kalmasın.”
Bosna-Hersek'in Srebrenica kentinde, 11 Temmuz 1995'te Sırp birliklerince işlenen soykırımın 17'nci anma yıldönümü törenleri kapsamında, kimlikleri daha önce tespit edilen 520 kurbanın cenazesi kılınan cenaze namazının ardından toprağa verildi.
Avrupa'nın, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra yaşadığı en büyük trajedi olan Srebrenica soykırımının 17'nci yıldönümünde yine gözyaşı ve hüzün hakim.
Srebrenica'da 11 Temmuz 1995'te katledilen 8 bin 372 kurbandan toplu mezarlarda cesetleri bulunan 520 kişi bugün kılınan cenaze namazıyla toprağa verildi.
Potoçari Anıt Mezarlığı'nda gerçekleştirilen ve Türkiye'nin Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ'la temsil edildiği anma törenlerine, kurbanların aileleri, yakınları ile Bosna-Hersek Üçlü Cumhurbaşkanlığı Konseyi Başkanı Bakir İzzetbegoviç, Bosna-Hersek Bakanlar Kurulu Başkanı Vyekoslav Bevanda, Hırvatistan Başbakanı Zoran Milanoviç, Bosna-Hersek Dışişleri Bakanı Zlatko Lagumciya, Bosna-Hersek Üçlü Devlet Başkanlığı Konseyi'nin Hırvat Üyesi Jelyko Komşiç, Türkiye'den çeşitli partilerden milletvekilleri, belediye başkanları, sivil toplum örgütü temsilcileri, Azerbaycan Parlamentosu Milletvekili Ganira Paşeyava, ABD'nin Bosna-Hersek Büyükelçisi Patrick Moon, Sırbistan Parlamentosu heyeti, Sırbistan'ın başkenti Belgrad'daki sivil toplum örgütü Siyah Giyen Kadınlar Derneği üyeleri ile çok sayıda yerli ve yabancı yetkili katıldı.
SOYKIRIMIN 17. YILDÖNÜMÜNDE YİNE GÖZYAŞI
Hava sıcaklığının yaklaşık 40 derecenin üzerinde olduğu tören alanında mezarların başında uzun süre bekleyen bazı kurban yakınları, aşırı sıcak nedeniyle fenalık geçirdi.
Törenler kapsamında, ilk olarak Srebrenica soykırımı anıtına ülkeleri temsil eden yetkililer çelenk bıraktı ve saygı duruşunda bulundu.
TÜRKİYE'Yİ BOZDAĞ TEMSİL ETTİ
Törene katılan Bozdağ, soykırım anıtına çelenk bıraktıktan sonra kurbanların isimlerinin yer aldığı alanı gezdi ve kazılan mezarları ziyaret etti.
Kurban yakınları ile birlikte dua eden Bozdağ, bugün toprağa verilen 520 tabutun bulunduğu alana geçti.
Bakan Bozdağ, ailesinin iki mensubunu bugün toprağa veren Aliç ailesi ile bir süre sohbet etti ve kendilerine baş sağlığı diledi.
Bozdağ, yaptığı açıklamada, temmuz ayının Bosna-Hersek için "hüzün ayı" olduğunu ifade ederek, "Bosna'daki kardeşlerimizin acısı acımız, sevinci sevincimiz olmuştur" diye konuştu.
"Bosnalı kardeşlerimizin acısını paylaşmak için Srebrenica'dayız" diyen Bozdağ, şunları söyledi:
"Srebrenica, ırkçılığın, vicdansızlığın, nasıl bir canavara dönüştüğü bir yerdir.
Srebrenica büyük bir ibret abidesi, büyük bir öğüt merkezidir.
İnsanlık sevgiyle değer bulur, mutlu olur. Kan ve gözyaşından mutluluk inşa eden bir millet olmamıştır.
Srebrenica bunu tüm dünyaya haykırıyor.
Hem Srebrenica annelerinin hem de dünyada başka annelerin ağlamaması için bir daha Srebrenica gibi olayların yaşanmasına müsaade etmeyeceğiz.
Srebrenicaların bir daha yaşanmaması için daha fazla çalışmalıyız."
Bosna-Hersek Reis-ul Uleması (Diyanet İşleri Başkanı) Mustafa Ceriç, 520 kurbanın toplu cenaze namazını kıldırdı.
Kılınan namaz ve okunan duaların ardından kurbanların cenazeleri törene katılan yakınları ve vatandaşlar tarafından toprağa verildi.
Törenler kapsamında güvenlik güçleri tarafından çevrede geniş önlemler alındı.
SREBRENICA'DA 17 YIL ÖNCE NE OLDU?
Bosna'daki savaş sırasında BM'nin güvenli bölge ilan ettiği Srebrenica, 11 Temmuz 1995'te Ratko Miladiç'e bağlı Sırp birlikleri tarafından işgal edildi.
İşgal üzerine BM bünyesindeki Hollandalı askerlere sığınan sivil Boşnaklar, Sırplara teslim edildi.
Otobüs ve kamyonlara bindirilen Boşnaklar'dan 8 bin 372'si götürüldükleri ormanlık alanlarda, fabrikalarda, depolarda hunharca katledildi.
Katledilenlerin cenazeleri, çeşitli toplu mezarlara gömüldü.
Yapılan çalışmalar sonucu Srebrenitsa ve çevresinde açılan toplu mezarlardan çok sayıda soykırım kurbanının cesetlerine ait kalıntılar bulundu.
Hala yaklaşık bin 500 ile 2 bin arasında soykırım kurbanının cesedine ulaşılamadı.
Srebrenica'da yaşananlar, Lahey Adalet Divanı ve Avrupa Parlamentosu tarafından soykırım olarak kabul edildi.
Srebrenica başta olmak üzere Bosna'daki çeşitli savaş suçlarından aranan Ratko Mladiç ise geçen yıl Sırbistan'da yakalandı ve Lahey'deki mahkemeye teslim edildi. Mladiç'in yargılanması hala devam ediyor.
Srebrenica’da soykırıma uğrayan 8 bin 372 Müslüman için Boşnak fincanlarından oluşan bir ’Niye Yoksun?’ anıtı yapıldı.
Genç Boşnaklar Derneği tarafından organize edilen ve ilki 2004 yılında Bosna Hersek’te düzenlenen "Niye Yoksun?" (Şto Te Nema) adlı anma etkinliği Taksim Meydanı’nda gerçekleştirildi.
Srebrenica’da 1995 yılında katledilen 8 bin 372 Müslüman erkek ve çocuk için düzenlenen anma etkinliğinde kahve fincanlarından bir ’Niye Yoksun?’ anıtı oluşturuldu.
Anma etkinliğine İTO Başkanı Murat Yalçıntaş ve şarkıcı Haluk Levent de destek verdi.
Genç Boşnaklar Derneği tarafından düzenlenen anma etkinliğinde 1995 yılında katledilen 8 bin 372 Müslüman erkek ve çocuk için Taksim Meydanı’nda fincanlardan oluşan bir ’Niye Yoksun Anıtı?’ yapıldı.
Her bir fincanın bir Müslüman’ı temsil ettiği anma etkinliğinde önce kahveler pişirildi.
Ardından da pişirilen kahveler Taksim Meydanı’na dizilen Boşnak fincanlarına döküldü.
Bu arada Genç Boşnaklar Derneği üyesi gençler, üzerlerinde ’Niye Yoksun?’ yazılı tişörtler giyip yakalarına masumiyet ve umudu simgeleyen yeşil ve beyaz renkli Bosna çiçeği takarak vatandaşlara broşür dağıttı.
Anma etkinliğini düzenlenen Genç Boşnaklar Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Aida Tüfek, "Bugün Srebrenica soykırımının 17. yıldönümünü anmaktayız. Bizim amacımız burada ’Şto Te Nema’ veya ’Niye Yoksun?’ Anıtı oluşturmak. Bu geçici bir anıt.
Bu anıt fincanlardan oluşmakta. Bu fincanlar kulpsuz Boşnak fincanları. Gün boyunca pişirilen kahveler fincanlara doldurulacak. Her fincan bir soykırım mağdurunu temsil ettiği için, insanlar fincanları doldurarak bu şekilde anmakta " dedi.
Asıl amaçlarının Türk halkını Srebrenica soykırımıyla ilgili bilgilendirmek olduğunu kaydeden Tüfek, "Biz bunu her sene yapacağız. Zaten bu anıt her sene farklı ülkede ve farklı şehirde sergilenmektedir" diye konuştu.
Tüfek fincanlardan oluşan bir anıt yapmanın ne anlama geldiğin hakkında da bilgi verdi. Tüfek, "Boşnaklarda da Türkler de kahve içmek bir keyiftir.
Biz ailelerimiz akrabalarımız ölen kişilerle kahve içiyorlardı. Ama artık onlar hayatta değil. Biz onlar için bu kahveleri dolduruyoruz. Hayatta olsalardı onla da bizimle bu kahveyi içerlerdi.
Tüfek Taksim Meydanı’ndaki Niye Yoksun Anıtı için hedeflerinin 5 bin fincana ulaşmak olduğunu da ifade etti.
KULPSUZ BOŞNAK FİNCANIYLA ANILDILAR
Etkinliğe katılan Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Sabahattin Deniz da niçin kulpsuz fincan tercih edildiğini anlattı. Deniz, "Bu fincanların özelliği kulpsuz olması. Bosna’da yaşayan Müslümanlar bu fincanı tercih ederler. En büyük sebebi içinde ay ve yıldız vardır.
Fincanı kahve içmek için tuttuğunuzda ay ve yıldızı da görmüş ve hatırınızda tutmuş olursunuz en büyük sebebi bu" dedi.
Deniz kulplu fincanların üç parmakla tutulduğunu bunun da Çetnik işareti olduğunu belirterek, "Çetniklerin o üç parmak işaretini yapmamak için, kahve içmek için kulpsuz fincanlar tercih ediliyor" diye konuştu.
HALUK LEVENT DE DESTEK VERDİ
Anma etkinliğine destek veren şarkıcı Haluk Levent de, "Geçen sene de buradaydık. 8 bin 700 küsür ayakkabı toplamıştık.
Bugün de bu fincanlarla onları anıyoruz. ’Onlar burada olsaydı buradan kahve içeceklerdi’ anlamı taşıyan bir mesajla Taksim Meydanı’ndayız" dedi.
Geçen hafta Srebrenica’da olduğunu ve orada şarkısı için bir klip çektiğini söyleyen Levent, "Orada gördüklerimi burada anlatacak durumda değilim.
Çünkü çok etkilendim. Tek bir şey gördüm orada. Birleşmiş Milletler (BM) denilen o kuruluşa kimsenin inancı kalmamış. BM eliyle bir katliam başlatıldı.
Avrupa’nın ortasında binlerce insan vahşice öldürüldü. Ben bu katliamın Hitler katliamından daha büyük bir katliam olduğu görüşündeyim.
Unutturmamız gereken bir şey ve yıllar boyu bu kampanyaları sürdürmemiz gerekir diye düşünüyorum" diye konuştu.
Anma etkinliğine katılan İTO Başkanı Murat Yalçıntaş ise, "Unutmamak ve unutturmamak için buradayız.
Elbette yüreğimiz yanıyor ama artık geçmişe bakmamak lazım. Bundan sonra yeni Srebrenica’lar olmaması için, bundan sonra yeni soykırımlar olmaması için unutmamalıyız; unutturmamalıyız.
Ben inanıyorum ki herkesin burada olması lazım. Burada olmayanlara da burada yazdığı gibi ’Niye Yoksun?’ diye soruyoruz. Ama inanıyorum ki birçok kişi fiziken olmasa da ruhen ve manen burada" diye konuştu.
"BABAMIN AMCASININ TORUNLARI KATLEDİLDİ"
Anma etkinliğine bir Boşnak olan Hüseyin Buğday ile annesi Semiha Buğday ve babası Vahit Buğday da katıldı. O dönemde 8 bin 372 Müslüman erkek ve çocuğun soykırıma uğradığını belirten Buğday, "Bugün onları Boşnak kahvesiyle anıyoruz" dedi.
Babasının amcasının torunlarının soykırıma uğradığını belirten Vahit Buğday, "Babamın amcasının torunları katledildi. İki sene önce de mezarlarını ziyarete gittik. Üzüldük tabii" dedi.
Haberi aldığında neler hissettiğini de anlatan Buğday "Çok acı bir durum olmuştu.
Çok acıydı. Hiç beklemediğimiz bir an bununla karşılaşmaları bizim o haberi almamız anlatılır gibi değildi" diye konuştu.
Semiha Buğday da akrabalarının ölüm haberini aldıklarında çok üzüldüklerini söyledi.
Yıl 1995 Saray Bosna'dayız. Temmuz'un 11. günündeyiz. O sıralar Saray Bosna kan kokuyor. İnsanlık düşmanı Sırplar Bosnalıları amansızca öldürmekte.
Bu sebeple Birleşmiş Milletler olaya el koyuyor ve yönetim o sırada Hollanda ordusunda.
Sırp kasabı KARADZİÇ o gün Birleşmiş Milletler kontrolündeki Srebrenitsa'ya giriyor ve Hollanda ordusu hiçbir tepki göstermiyor. Aksine KARADZİÇ'in hakaretlerine susuyor.
Karadziç şöyle diyor :
- Buraya zamanında Türklere karşı nasıl ayaklandıysak, şimdide müslümanlardan öç almaya geldik.
Diyerek Hollanda askerlerinin tepkisiz bakışları altında şehre giriyor. 24 saat boyunca tüm erkekleri topluyor ve hepsini kurşuna dizerek öldürüyor.
Hollandalılar ise bu acıyı sadece izliyor. 24 saatte 8254 kişi öldürülüyor. kadınların ırzına geçiliyor.
Bugün bu acı dolu ve insanlık tarihinin en büyük katliamlarından biri olan Srebrenitsa katliamının 16. yıldönümü. Unutmayacağız, unutturmayacağız. Elbet bir gün o hesap dönecek.
Not : Hollanda ordusu Srebrenitsa'da o tarihte görev yapan tüm askerlerini üstün hizmet madalyası ile onurlandırmıştır (onursuzlandırarak).
1991-1995 Yugoslavya İç Savaşı (Hırvatistan Savaşı ve Bosna Savaşı)'nda Srpska Cumhuriyeti Ordusu'nun Srebrenitsa'ya karşı giriştiği Krivaya '95 Harekâtı esnasında Temmuz 1995'te yaşanan ve en az 8,372 Boşnak'ın Bosna-Hersek'in Srebrenitsa kentinde general Ratko Mladiç komutasindaki ağır silahlarla donatılmış Bosna Sırp ordusu tarafından öldürülmesine verilen addır.
Katliamda bir kısım kadın ve küçük yaşta çocuğun da öldürüldüğü, belgelerle kanıtlanmıştır.
Bosna Sırp ordusunun dışında katliama "Akrepler" olarak tanınan Sırbistan özel güvenlik güçleri de katılmıştır.
Birleşmiş Milletler Srebrenitsa'yı güvenli bölge ilan etmiş olmasına karşın 400 silahlı Hollanda barış gücü askerinin varlığı katliamı önlememiştir.
Srebrenitsa katliami II. Dünya Savaşı'ndan bu yana Avrupa'da gerçekleşmiş en büyük toplu insan kıyımı olması ve Avrupa'daki hukuksal olarak ilk kez belgelenmiş soykırım olması açısından da önem taşır.
Katliamın Gelişimi
Yugoslavya'nın çöküşü üzerine 1992 yılında Sırpların Bosna'da başlattıkları soykırımın ardından bölgeye zoraki olarak müdahele eden Birleşmiş Milletler'in güvenli bölge ilan edilen 6 bölge arasında Srebrenitsa da bulunmaktaydı.
Savaştan önce nüfüsu 24 bin civarı olan kentin nüfusu diğer bölgelerden gelen mülteci göçleriyle 60 bin civarına gelmişti.
Artık Srebrenitsa 'açlık' ve 'hastalıklar' ile mücadele eden bir 'toplama kampı'na dönüşmüştü.Müslümanların elindeki silahlar BM Barış Gücü tarafından koruma gerekçesiyle toplanmıştı.
Ratko Mladiç komutasındaki Sırplar Srebrenitsa'ya olan saldırılarını sıklaştırdıklarında müslümanların toplanan silahlarını geri almak için yaptıkları başvuru , sorumlu Hollanda komutanı Thom Karremans tarafından reddedildi.
BM yalnızca iki F16'yı kent üzerinde bir uçuş yaptırmakla yetindi.
Hollandalı askerler bir gece yarısı Bosna'daki BM Barış Gücü komutanı Fransız generalden aldıkları emir doğrultusunda kenti boşalttılar.
Savaş sırasında şehrin güvenliğinden sorumlu olan Hollandalı Komutan Thom Karremans kendisine sığınan 25 bin mülteciyi ve şehri Sırplara teslim etti.
Daha sonra orataya çıkan bir video kasedinde Sırp generalin kenti boşaltan Hollandalı komutana bir hediye verirken görüntüleri çekilecekti.
Bir hafta süren katliam II. Dünya Savaşı'ından sonra insanlığa yapılan en büyük suç olarak arşivlerde yer aldı.
Lahey Adalet Divanı bir hafta süren katliamın bir 'soykırım' olarak kabul etti; ancak Sırbistan'ın sorumlu tutulmayacağına karar verdi.
1992 Etnik Kıyım - Srebrenitsa Katliamı ve Müslümanların Toplu Şekilde Kıyımı
1992 Bosna Savaşı'ndan sonra Sırbistan, Bosna-Hersek'in stratejik alanı haline geldi.
Özellikle ülkenin doğu tarafı Avrupa Birliği tarafından Yasak Bölge ilan edildi. Bu bölge içinde Sırbistan'ın o zamanki başkenti Srebrenitsa da vardı.
Bu da Bosna Hersek Silahlı Kuvvetleri için bir fırsat olarak değerlendirildi.
Ayrıca Bosna Hersek'in bütün maddi varlığı olan en büyük maden ocakları da ülkenin tek geçim kaynağıydı. Bu da Sırplar için bir araç olarak değerlendirildi.
Müslüman nüfusun çoğunlukta olduğu ve Sırp zulmüne karşı yetersiz imkânlarla karşı koymaya çalışan Srebrenitsa'nın Tanjarz Kırsalı'nda tam 10000 kişiyi esir alan askeri grup Mladiç'in emriyle esirleri öldürmeye başladı.
Sırp vahşeti Avrupa'dan yüz bularak doruğa çıktı ve tam 5 gün süren katliamda 8300 kişi öldürüldü. Kalan 2700 kişi serbest bırakıldı.
Öldürülen bu 8300 kişinin cesetleri parçalanıp iskeletleri çıkarttırıldı ve bu cesetler krematoryumda yakıldıktan sonra Lahey Mezarlığı'na gömüldüler.
Katliamdan yaklaşık 13 yıl sonra Bosnalı Sırp komutan Ratko Mladiç kaçak olarak yaşadığı Sırbistan'ın Sermiyan köyünde Radovan Karadzic ile beraber yakalanarak tutuklanmış ve Lahey Uluslararası Ağır Ceza Mahkemesi'nde 1 hafta yargılandıktan sonra haklarında tutuklama kararı çıkmıştır, ayrıca Mladiç'in cezası müebbet hapis olarak belirlenmiştir.
Lahey'deki uluslararası savaş suçları mahkemesince 16 yıldır aranan Mladiç'in yakalanmasına yönelik Sırp istihbaratının çalışmalarının ardından özel polis birlikleri, Zrenyanin kenti yakınlarında Lazarevo köyüne operasyon düzenledi.
Operasyonda "Milorad Komadiç" sahte kimliğini kullanan Ratko Mladiç yakalandı.
BM Güvenlik Konseyi kararıyla kurulan Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi'nce yapılan açıklamada, Mladiç'in, Sırbistan'ın iç hukuku gereğince yerine getirilmesi gereken hukuki süreç tamamlandıktan sonra Lahey'e sevkedileceği, bu transferin sabırsızlıkla beklendiği belirtildi.
Ne güzel baktın bana, ne güzel ne güzel
Görmedim diyar diyar görmedim senden güzel
Sonunu hazırladık emanet ellerle
Katliamlar yaşadın hüzünlü gözlerinde
Seni kurtaramadık hiçbir şey yapamadık
Yüreğim buruk yüreğim hasta
Tam 16 yıl oldu seni unutamadık
Affet bizi Srebrenitsa
Her Temmuz´un 11´i yaralar kan bağlar
Düşündükçe ağlaşır çocuklar ve kadınlar
Bazen canavardır uygarlık denen illet
Çağ dışı kalır bazen insanlık, medeniyet