Sözün Yurtluğu - Ahmet Oktay

Konu sahibi son olarak 2622 gün önce görüldü
Sözün Yurtluğu - Ahmet Oktay

Sözün Yurtluğu

"Ne yazıyorsun?" diye soruyor

geçen günkü çocuk: usulca

açmış bir haşhaş çiçeği

çitin yanında. Öğle sonunun

dinginliğinde yankılanıyor

soru. Yaşam böyle apansız

kuşatıyor Sözü: daha yolunu

sorarken yele, kerteriz ararken

geri dönmek için. Çünkü bir yurt

gereksinir söz de: unutulmak

ve yeniden bulunmak üzre. Yazgı bu!

Kovulmuş ve yargılanmış adına

konuşana ne mutlu. Dönecek olan

odur çiçekler içinde; tutuşmuş

ardında yabanıl gece.

Ey kokuya işleyen yazı! Gölgeye

açtığın remilde görünce kendi

suretini, vaktindir bil:

konuşulacaktır zamana karşı.

Sevgili çocuk! Gün

geldiyse şükürler olsun; kaç

ton kalay eritildi; göğsünden

bir düğme açtırmak için

kilitler ermişinin. Bir kitap

bu: belki de senin yazacağın: içinde

titreyip dururken binlerce kandil.

Ey kokuya işleyen yazı! Gölgeye

işleyen yazı! Reddedildin

ve kabul edildin: Korktu Davud Tai

gecenin açıkladığından ve günün

sakladığından; el yazmalarını

suya attı. Su soldu

ve kum çatladı. Ama Gazalî ey çocuk

öldü çölü soluyarak ve göğsünde

Buharî'nin kor kesilmiş kitabı.


 
Geri