Sözler

Konu sahibi son olarak 2615 gün önce görüldü
Sözler


Dünyayı döndüren, çiftleşmeye duyulan arzudur.

Tutarsızlık, tereddüt, şüphe, acı, batıl inanç, gelecekte -hatta öldükten sonra bile- neler yaşayacağımıza ilişkin kaygılar, hırs, açgözlülük, kıskançlık, çekememezlik, azgınlık; delice, iflah olmaz arzular, savaş, yalanlar, sadakatsizlik, dedikodu, merak.. Biz insanlar bunlarla donatılmışız. Vasat düzeydeki tutarsız mantığımızla, öğrenme ve yargılama kapasitemizle övünüp duruyoruz; oysa ne gariptir ki bunlar karşılığında ödediğimiz bedel haddinden fazla.

En büyük kabalık insanın kendi varlığını hor görmesidir.

Üreme organlarımızın çalışmaları öylesine doğal, gerekli ve doğru ki; acaba bu organlar bize ne yaptılar da biz utanç duymadan onlardan söz açamıyor, onları hep ciddi sohbetlerin dışında tutuyoruz? Öldürmek, hırsızlık yapmak ya da ihanet etmek gibi sözcükleri rahatlıkla kullanmaktan korkmuyoruz ama üreme organlarımızın adlarını ancak fısıldayarak söylüyoruz.

En yüce tahtta bile üstüne oturduğumuz kendi kıçımızdır.

Krallar ve filozoflar da sıçar; hatta kadınlar bile.

En yüce düşüncelere vakıf, en bilge insanın bile sevişirken nasıl acayip hareketler yapacağını gözümde canlandırıyorum da.. Bu kişinin bir düşünür, bir bilge olduğunu iddia etmesi küstahlık değil de nedir?

İnsan bilgeliği diye nitelenen ahmaklıkları zekice bir araya getirebilen kişi harikulade bir hikaye yaratabilir. İnsan zekasını bu denli yüksek noktalara taşıyan önemli kişilerin bile belirgin, kocaman hatalar yaptıklarını gördükten sonra, insanla, insan sağduyusuyla ve insan aklıyla ilgili neler söylenebileceğini tahmin etmek zor olmasa gerek.

Eğer insan bilge olsaydı, her şeyin gerçek değerini, onun kendi yaşamına getireceği yarar ve uyum bağlamında ölçerdi.

Eğitim sistemimizin amacı bizi iyi ve bilge biri haline getirmek değil, bilgili bir insan yapmaktı. Okullarda bize erdemi aramayı ya da bilgeliği kucaklamayı değil; ancak bu sözcüklerin türemiş hallerini ve köklerini öğrettiler. Hemen şu soruyu soruyoruz: "Yunanca ya da Latince biliyor mu? Şiir ya da düzyazı yazabilir mi?" Ama asıl önemli soruyu sormak en son aklımıza geliyor: "Daha iyi bir insan, daha bilge biri oldu mu?" Oysa kimin daha "çok" şeyden anladığını değil, kimin daha "iyi" anladığını merak etmeliyiz. Biz yalnızca belleğimizi doldurmakla uğraşıyor; kavramayı, doğruyu yanlıştan ayırt etme becerisini kazanmayı o kadar da önemsemiyoruz.

Saldırganlık; kendine sonsuz bir güven ve inanç duyma biçiminde kendini gösteren o huzursuz edici insan kibri.

Okumak beni çekildiğim bu inzivada avutuyor; hem aylaklığın ağırlığından hem de sohbetleriyle canımı sıkan misafirlerden kurtarıyor. Eğer çekilen acı, altından kalkılamayacak kadar ağır değilse okumak, acının açtığı yaraları da iyileştiriyor. Tatsız düşüncelerden kurtulmak için tek yapmam gereken kitaplara başvurmak.

Kederlerin en tatsızı insanın kendini hor görmesidir.

Bir adam bütün dünyanın gözünde bir dahi olabilir; yine de karısı, uşağı onda olağanüstü bir yan göremez. Çok az insan ailesi tarafından olağanüstü biri diye nitelenmiştir.
 
Geri