Thanatos
Üye
-
- Katılım
- Kasım 12, 2010
-
- Mesajlar
- 758
-
- Tepkime puanı
- 3
-
- Puanları
- 268
-
- Yaş
- 33
-
- Web sitesi
- www.forumbahane.net
Sustum… Oylesine… Bir nefeste… Aheste… Varsin guller acilmasin bundan sonra… Varsin olsun! Eksik olsun… Coklar aza, anlar hiclige, canlar ecele devrile dursun… Koygar sahinler ucurmam bundan gayri, turna kanadiyla yaralanmis goklerimde… Kiyilmis ne varsa beyhudedir bundan boyle… Sustum… Dertli kalem… Artik sen soyle!
Sustum… Bu vakte kadar, soz kalesinin burclarinda nicin mahpustum? Viran olmanin noksan kildigi bir tutam aciyla, murekkep renginde icimi kustum… Siyahin ustune renk tanimakla yapilan hatayi, sacimda an be an artan aklardan ogrendim… Ve ogrendim susmayi, akitmaya kiyamadigim saganaklardan… Uyan ey zaman! Bedel iste bitirdigim yarinlardan…
Sustum… Kelamin koridorlarinda infilak eden sedami, yunmus yikanmis kizilliklara yar eyledim… Sustum ve nihayet kar eyledim… Incecikten bir siziyla inlerken neyler, son sozumu, sona ermeden evvel suskunluk alfabesiyle soyledim… Evet! Belkide bir zamanlar meyustum… Ama korkmayin artik… Sustum… Sustum…
Sustum… Cana, canana, zamana, mekana, zekana, korkana, yurek burkana, gokten sarkana, yerle bir olan arkana… Tus olusunu gordum, sustum… Yaratik mesabesine indirgenmislerin haliyle sustum! Tersine acan bir cicek gibi, topladim yapraklarimi gun isigindan, goncamin icine pustum… Sustum… Sustum…
Sustum… Olmayan sayginin kaygisini cekerek… Bagrimdaki corak topraga Mecnun’un efkarini ekerek… Bir ceylanin toynaklariyla ezildim, gecip gitti sekerek… Ormanlar uguldadi gozumdeki son billuru da dokerek… Hickirmak istedim olmadi, sendeledim oldugum yere cokerek… Harman vakti bir basak kesildim, bicmekten imtina etmeyen kader adli oragin onunde boyun bukerek… Sustum…
Sustum… Konus deseler de… Soz gumusunu biriktiririm artik yamali keselerde… Ozum her ne kadar kavrulsa da, Leyla menseli vesveselerde… Veya… Kisitlamis hulyalarim, aci ortayini yitirse de luzumsuz hendeselerde… Soz dedim ya… Hani aglamakli baktiginda kelam kesilen mevzu… Iste o artik bundan boyle, sozu gecmez koselerde… Sustum… Hakikatte susmak dil celigini orseler de… Neyse… Sustum…
Sustum… Gemiler kalkiyordu limandan… Fora yelkenlerin kirlettigi simandan, bir huzun aksetti sonra… Kucuk bir cocuk cehresiyle kanadi ufkun derinlikleri… Icimdeki atesler terk ederken o itri serinlikleri… Yaseminler de bivefa, kokmayinca bu bahar! Hanimeli saltanatini devirince Akdeniz’in rutubet kokan nefesi… Ansizin yikilinca zincirlere hukmeden aslanlarin kafesi… Sustum…
Sustum… Sebepsiz yere… Ruhum yara bere… Eyvahlari yollamadan mutebere… Biliyor musun dostum… Ben sustum!
Sustum… Bu vakte kadar, soz kalesinin burclarinda nicin mahpustum? Viran olmanin noksan kildigi bir tutam aciyla, murekkep renginde icimi kustum… Siyahin ustune renk tanimakla yapilan hatayi, sacimda an be an artan aklardan ogrendim… Ve ogrendim susmayi, akitmaya kiyamadigim saganaklardan… Uyan ey zaman! Bedel iste bitirdigim yarinlardan…
Sustum… Kelamin koridorlarinda infilak eden sedami, yunmus yikanmis kizilliklara yar eyledim… Sustum ve nihayet kar eyledim… Incecikten bir siziyla inlerken neyler, son sozumu, sona ermeden evvel suskunluk alfabesiyle soyledim… Evet! Belkide bir zamanlar meyustum… Ama korkmayin artik… Sustum… Sustum…
Sustum… Cana, canana, zamana, mekana, zekana, korkana, yurek burkana, gokten sarkana, yerle bir olan arkana… Tus olusunu gordum, sustum… Yaratik mesabesine indirgenmislerin haliyle sustum! Tersine acan bir cicek gibi, topladim yapraklarimi gun isigindan, goncamin icine pustum… Sustum… Sustum…
Sustum… Olmayan sayginin kaygisini cekerek… Bagrimdaki corak topraga Mecnun’un efkarini ekerek… Bir ceylanin toynaklariyla ezildim, gecip gitti sekerek… Ormanlar uguldadi gozumdeki son billuru da dokerek… Hickirmak istedim olmadi, sendeledim oldugum yere cokerek… Harman vakti bir basak kesildim, bicmekten imtina etmeyen kader adli oragin onunde boyun bukerek… Sustum…
Sustum… Konus deseler de… Soz gumusunu biriktiririm artik yamali keselerde… Ozum her ne kadar kavrulsa da, Leyla menseli vesveselerde… Veya… Kisitlamis hulyalarim, aci ortayini yitirse de luzumsuz hendeselerde… Soz dedim ya… Hani aglamakli baktiginda kelam kesilen mevzu… Iste o artik bundan boyle, sozu gecmez koselerde… Sustum… Hakikatte susmak dil celigini orseler de… Neyse… Sustum…
Sustum… Gemiler kalkiyordu limandan… Fora yelkenlerin kirlettigi simandan, bir huzun aksetti sonra… Kucuk bir cocuk cehresiyle kanadi ufkun derinlikleri… Icimdeki atesler terk ederken o itri serinlikleri… Yaseminler de bivefa, kokmayinca bu bahar! Hanimeli saltanatini devirince Akdeniz’in rutubet kokan nefesi… Ansizin yikilinca zincirlere hukmeden aslanlarin kafesi… Sustum…
Sustum… Sebepsiz yere… Ruhum yara bere… Eyvahlari yollamadan mutebere… Biliyor musun dostum… Ben sustum!