Soru:Hazreti Hızır (aleyhisselam) hayatta mıdır?Hayatta ise niçin bazı mühim âlimlr..

Konu sahibi son olarak 2373 gün önce görüldü
Soru: Hazreti Hızır (aleyhisselam) hayatta mıdır? Hayatta ise niçin bazı mühim âlimler bunu kabul etmiyor?

Cevap: Hayattadır, fakat hayatın beş tabakası var. O, ikinci tabakadadır. Bu sebeple bazı âlimler Hazreti Hızır'ın hayatta olduğundan şüphe etmişler.

Birinci Hayat Tabakası: Bizim hayatımızdır ki, pek çok kayıtla sınırlıdır.

İkinci Hayat Tabakası: Hazreti Hızır ve İlyas'ın (aleyhimesselam) hayat mertebeleridir ki, bir derece serbesttir. Yani onlar, aynı anda pek çok yerde bulunabilirler. Bizim gibi sürekli, beşerî ihtiyaçlarla sınırlanmamışlardır. İstedikleri zaman yer, içerler; fakat bizim gibi buna mecbur değillerdir. Eşyanın perde arkasını gören şuhud ve keşf ehli evliyanın Hazreti Hızır ile, yanlışlığına ihtimal verilmeyecek bir ittifakla nakledilen hikâyeleri, bu hayat tabakasını aydınlatır ve ispat eder. Hatta velilik makamlarından biri vardır ki,"Hızır makamı" denir. O makama gelen bir veli, Hızır'dan ders alır ve onunla görüşür. Fakat bazen o makamın sahibi, yanlış bir şekilde, bizzat Hazreti Hızır zannedilir.

Üçüncü Hayat Tabakası: Hazreti İdris ve İsa'nın (aleyhimesselam) hayat tabakalarıdır. Onlar, beşerî ihtiyaçlardan sıyrılıp meleklerin hayatı gibi bir hayat mertebesine girerek nuranî bir letafet kazanmışlardır. Âdeta misalî bir beden letafetinde ve yıldız gibi parlak bir nuraniliğe sahip dünyadaki cisimleriyle göklerde bulunurlar.

Ahirzamanda Hazreti İsa'nın (aleyhisselam) geleceğini ve Hazreti Muhammed'in (aleyhissalâtü vesselam) diniyle amel edeceğini5 haber veren hadisin sırrı şudur:

Ahirzamanda tabiatçı felsefenin doğurduğu küfür cereyanına ve ulûhiyeti inkâr düşüncesine karşı Hıristiyanlık tahriflerden arınıp saf hale geleceği ve hurafelerden kurtularak İslamiyet'e dönüşeceği bir sırada, nasıl ki Hıristiyanlığın şahs-ı manevîsi gökten inen vahyin kılıcıyla o müthiş dinsizliğin şahs-ı manevîsini öldürecek; aynen öyle de, Hazreti İsa (aleyhisselam) o dinin şahs-ı manevîsi adına, dinsizliği temsil eden deccalı, yani ulûhiyeti inkâr fikrini ortadan kaldıracaktır.

Dördüncü Hayat Tabakası: Şehitlerin hayatıdır. Kur'an'ın açık ve kesin hükmüyle, şehitlerin kabir ehlinin üstünde bir hayat mertebeleri vardır.6

Evet, şehitler dünya hayatlarını hak yolunda feda ettikleri için Cenâb-ı Hak kusursuz keremiyle onlara berzah âleminde, dünya hayatına benzer fakat kedersiz, zahmetsiz bir hayat ihsan eder. Onlar öldüklerini bilmez, yalnız daha iyi bir âleme gittiklerini bilirler. Tam bir saadet içinde lezzet duyar, ölümdeki ayrılık acısını hissetmezler. Gerçi kabir ehlinin ruhları bâkidir, fakat onlar öldüklerini bilir; berzahta aldıkları lezzet ve hissettikleri saadet, şehitlerin aldığı lezzete yetişemez.7

Nasıl ki, iki adam rüyalarında cennet gibi güzel bir saraya girerler. Biri rüyada olduğunu bilir, aldığı keyif ve lezzet pek noksandır. "Uyanırsam bu lezzet kaçacak." diye düşünür.Diğeri ise rüyada olduğunu bilmez, hakiki bir lezzet hissedip gerçek saadete erişir.

İşte berzah âlemindeki ölüler ile şehitlerin kabir hayatını hissedişleri öyle farklıdır. Şehitlerin bu şekilde bir hayata mazhar oldukları ve kendilerini sağ bildikleri sayısız vaka ve rivayetle sabit ve kesindir. Mesela şehitlerin efendisi Hazreti Hamza'nın (radiyallâhu anh)8 kendine sığınanları koruması, onların dünyaya ait işlerini görmesi ve gördürmesi gibi defalarca şahit olunan pek çok hadiseyle, bu hayat tabakası aydınlatılmış ve ispat edilmiştir. Hatta benim Ubeyd isminde bir yeğenim ve talebem vardı. Yanımda, benim yerime şehit olduktan sonra, üç aylık mesafede esarette bulunduğum sırada, defnedildiği yeri bilmediğim halde bence sadık bir rüyada, yeraltında bir menzil suretindeki kabrine girmişim. Onu şehitlerin hayat tabakasında gördüm. O, beni öldü biliyormuş. Benim için çok ağladığını söyledi. Kendisini hayatta biliyor, fakat Rusların istilasından çekindiği için yeraltında kendine güzel bir sığınak yaptığını zannediyordu. İşte bu basit rüya, bazı şartlar ve işaretlerle, geçen hakikate dair bana gözümle görmüş gibi kesin bir kanaat vermiştir.

Beşinci Hayat Tabakası: Kabir ehlinin ruhanî hayatlarıdır. Evet, ölüm bir mekân değiştirmedir, ruhun salıverilmesi ve vazifeden terhistir; idam, hiçlik ve yok oluş değildir. Sayısız örnekle evliyanın ruhlarının surete bürünmesi ve keşf ehline görünmesi.. kabirdeki bazı kimselerin uyanıkken veya uykudayken bizimle münasebeti.. bize gerçeğe uygun haberler vermeleri gibi pek çok delil, o hayat tabakasının varlığını aydınlatır ve ispat eder. Zaten ruhun bâki olduğuna dair "Yirmi Dokuzuncu Söz" bu hayat tabakasını kesin delillerle ispatlamıştır.

4 İsmâil el-Buhârî, Ebû Hayyân el-Endülüsî, İbnü'l-Cevzî, Abdürraûf el-Münâvî, İbni Teymiye, es-Süyûtî, Aliyyülkârî, İbni Kayyim el-Cevziyye ve Mahmûd el-Âlûsi, Hazreti Hızırâ€â•ın hayatta olduğunu kabul etmeyen âlimlerdendir. (TDV İslâm Ansiklopedisi 17/407)
5 Bkz.ârî, enbiyâ 50; Müslim, îmân 242; Ebû Dâvûd, melâhim 14; İbni Hibbân, es-Sahîh 15/233.
6 Bkz. Bakara sûresi, 2/154; Âl-i İmran sûresi, 3/169.
7 Bkz. Âl-i İmrân sûresi, 3/157; Nisâ sûresi, 4/74.
8 Bkz. et-Taberânî, el-Muâ€â•cemüâ€â•l-Kebîr 3/151; el-Muâ€â•cemüâ€â•l-Evsat 4/238; el-Hâkim, el-Müstedrek 3/219.


(Bediüzzaman Hz. - Mektubat - 1. Mektup - 1. Soru)
 
Geri