"Seni yazdım oğlum... Sen bittin."
Şaşırdınız değil mi hiç benden duyulacak sözler mi bu? Demek hak edene söyleyebiliyormuşum... Peki bu tehditleri kime savurdum? Bozdolabına....
Hadi itiraf edin, herkes ilgi sever, ben bunun bir üstüyüm, ilgi arsızı ve şımarıkımdır, hep odak olmalıyımdır, değilsem, işte sinirle çitosumu yerken hayim pilanlar yaparım...
Bu buzdolabı denen adi, daha 3 gün oldu eve geleli, annem sanki hayatında buzdolabı görmemiş gibi, buzdolabına bir ilgi alaka, şöyle kapatın bunu böyle açın bunu, okşayın bunu sevin bunu.
Gözgörgüsü gibi dolap, 800 litre filan galiba, oha, mutfağa giriyorum direkt buzdolabını görüyorum, sağa dönüyorum yine görüyorum, sola dönüyorum yine görüyorum, arkamı dönüyorum diyorum tövbe est. bir soğukluk geliyor, meğer buzdolabındanmış... Buzdolabı mı ırz düşmanı mı belli değil.
Bu dolap beni fakfakir hissettiriyor, dolabı açıyorum kızarak sesleniyorum, bu buzdolabı neden boş! Bir şey yiyeceğimden değil ha, benim gözüm doymalı, boş dolap boş masa sevmem. Allah geri koymasın.
Oğlum diyor ne istiyorsun her şeyimiz var diyor, bu dolap niye tenha diyorum, oğlum ne yapayım içi büyük diyor, o zaman diyorum ona göre alışveriş yap.
Mesela kutu kola alma da, 2,5 litrelik al, yer kaplasın dolap dolu görünsün.
Seni hiç sevmedim Boschoğlan...