Sonbaharda çiçek açmaz
İşten çıkıp günün yorgunluğunu üzerinden atması için eve varmak sonrasında ılık bir duş için sabırsızlanıyordu.Böylece hiç vakit kaybeden merak ettiği filmin son seansına yetişebilirdi.
Ne kadar yorgun olursa olsun iş çıkışı kendini eve tıkmak istemiyordu. Akşam gidebileceği sinemalardaki filmleri not alır, daha önceden plan kurardı. Günün sitresini bu şekilde atlatıp yarına daha bir başka başlamak istiyordu.
Çoktan eve varmıştı, hiç vakit kaybetmeden dışarı atmalıydı kendini. Montunu alıp, kapıyı sert bir şekilde kapatarak sonlandırmıştı nefesini apartmanda. Kapılardan bir alıp veremediği yoktu ama son zamanlarda kapıları sert kapattığının farkındaydı. İş yerinde de böyleydi evde de. Bir tepki miydi bilemiyordu çünkü bu kendisinin bilerek yaptığı bir durum değildi. Bunları düşünerek merdivenlerden indi.
Artık özgürdü. Derin derin nefes aldı. Sonbaharın soğukluğu vardı yeryüzünde. Yürüdükçe daha da kendine geldi. Gökyüzü daha bir parlak ay daha bir yakındı yeryüzüne. Farklı bir gece vardı diğer gecelere benzemeyen. Daha başka kokan caddeler, daha başka parlayan ışıklar adeta göz kırpıyorlardı. Dün akşamki rüyası aklına geldi. Karanlık bir sokakta, yolun ortasındaydı. Görebildiği sadece yolun sonundaki inatla orada olduğunu göstermeye çalışan ışığın gölgesiydi. Işığa doğru yaklaşmak istedi, bir adım attı ki araba kornasının sesiyle kendine geldi. Rüyasına dalmış, karşıdan karşıya geçerken arabayı fark edememişti. Şoföre bakarak yüz ifadesiyle özür diledi. Bir kazayı atlatmış olmanın verdiği şaşkınlık ve filme geç kalma telaşıyla daha hızlı yürümeye başladı.
Her zaman aynı gişeden, aynı sinema salonunda hatta aynı koltukta oturuyordu. Genelde akşam ve filmin son seansına geldiği için yer sıkıntısı olmuyordu. Fakat bu gece farklı bir pencereden filmi seyretmek istiyordu. Salona girdiğinde yer göstericisini göremedi.
Filmin başlamasına yakın ışıklar kapandı ama hala yer göstericisi ortalıkta gözükmüyordu. Canı sıkılmış, ümidini yitirmişti ki son anda kapıda beliren yer göstericisinin yanına gitti. İstediği yer oturabilmişti ama aklı sarışın ve mavi gözlü yer göstericisinde kalmıştı. Uzun zamandır buraya geliyordu ama onu ilk kez görüyordu. Kimsede dikkat etmediği şeyler yer göstericisinde dikkat bulmuştu. Gecenin tuhaflığı devam ediyordu.
Film bitmiş, sinema salonundan çoktan ayrılmıştı. Filmi beğenip beğenmeme tartışmasına girmeyecekti kendi içinde ama ilk defa dikkatini çeken mavi gözlerdeydi aklı. O karanlıkta bile bu kadar belli olan mavi bir gözlerle daha önce karşılaşmamıştı. Zaten renkli gözlerle arası pek iyi değildi. Gecenin güzelliğinden faydalanıp biraz daha dolaştı yavaş yavaş boşalan sokaklarda.
Açık bir kafe bulup, kahve içmeye karar verdiğinde üşüdüğünü hissetmişti kahvesinden aldığı ilk yudumda. Bir anda bakışları içeriye giren bayana yöneldi.Evet,bu bayan sinema salonundaki yer göstericisiydi.Hala ona bakıyordu ki bayanla göz göze geldiklerinde ne yapacağını bilemedi.Bunun üstüne bayanın ona tebessümle karşılık vermesi onu iyice heyecanlandırdı.kahvesini almış masasına doğru yaklaşıyordu;inanamadı .Bayan tam karşısında durmuş " İyi akşamlar,oturabilir miyim?" demişti.Murat bu soruya sadece "Buyurun,elbette" diyebilmişti.
Kanepede oturan murat ya kahvenin ya da gecenin sarhoşluğunu yaşıyordu. Tüm gece yaşadıkları gerçek miydi?. Sarhoş gibiydi adeta. Bir daha görüşmek üzere anlaşmışlardı. Bu güzel bir ayrılıştı fakat her şeyin bu kadar çabuk olması çok garipti. Sarışın saçları,koca mavi gözleri ve en ilginç yanı kulağındaki o ilginç küpeleri.küpeler bildiğimiz çay kaşığındandı. İlk önce bir aksesuar olarak düşündü fakat bunu ona sorduğunda kendisinin kullandığı çay kaşığı olduğunu öğrendiğinde şaşkınlığı daha da arttı. Çay kaşığı; kim bilir hangi en dertli anında en demli çayını karıştırmıştı, en dertli anında en sevimsiz sesle yankılamıştı bulunduğu ortamı. Kim bilir kaç kez dudaklarında yer almıştı, öpüşmüştü en sıcak halinde... Bunları düşünürken uyuya kalmıştı.
Aradan uzun bir zaman geçmişti. Fakat Murat o geceden sonra bir daha yer göstericisiyle karşılaşmamıştı.Aynı sinema salonuna kaç kere gitse de onu bir daha hiç göremedi.Onunla ilk gözgöze geldikleri,tanıştıkları kafede buldu kendini her defasında.Kafede sabahladığı bile olmuştu.Hani bu sefer gelir diye.Bu durumun dayanılmaz oluşu Murat'ı sinema salonu personel müdürü odasına götürdü.Personel şefine anlattı durumu üzgün ve yorgun.Fakat müdürden duyduklarının gerçek olmasına inanamadı.Yaşamın en zor anları.Murat'ın o gece es geçtiği kaza,kafe çıkışı eve dönerken başka bir sokakta sarışın,mavi gözlü,çay kaşığı küpeli bayanda son bulmuştu.Yutkundu ve öylece kalakaldı.Aslında biliyordu ki sonbaharda çiçek açmazdı.
alıntıdır
İşten çıkıp günün yorgunluğunu üzerinden atması için eve varmak sonrasında ılık bir duş için sabırsızlanıyordu.Böylece hiç vakit kaybeden merak ettiği filmin son seansına yetişebilirdi.
Ne kadar yorgun olursa olsun iş çıkışı kendini eve tıkmak istemiyordu. Akşam gidebileceği sinemalardaki filmleri not alır, daha önceden plan kurardı. Günün sitresini bu şekilde atlatıp yarına daha bir başka başlamak istiyordu.
Çoktan eve varmıştı, hiç vakit kaybetmeden dışarı atmalıydı kendini. Montunu alıp, kapıyı sert bir şekilde kapatarak sonlandırmıştı nefesini apartmanda. Kapılardan bir alıp veremediği yoktu ama son zamanlarda kapıları sert kapattığının farkındaydı. İş yerinde de böyleydi evde de. Bir tepki miydi bilemiyordu çünkü bu kendisinin bilerek yaptığı bir durum değildi. Bunları düşünerek merdivenlerden indi.
Artık özgürdü. Derin derin nefes aldı. Sonbaharın soğukluğu vardı yeryüzünde. Yürüdükçe daha da kendine geldi. Gökyüzü daha bir parlak ay daha bir yakındı yeryüzüne. Farklı bir gece vardı diğer gecelere benzemeyen. Daha başka kokan caddeler, daha başka parlayan ışıklar adeta göz kırpıyorlardı. Dün akşamki rüyası aklına geldi. Karanlık bir sokakta, yolun ortasındaydı. Görebildiği sadece yolun sonundaki inatla orada olduğunu göstermeye çalışan ışığın gölgesiydi. Işığa doğru yaklaşmak istedi, bir adım attı ki araba kornasının sesiyle kendine geldi. Rüyasına dalmış, karşıdan karşıya geçerken arabayı fark edememişti. Şoföre bakarak yüz ifadesiyle özür diledi. Bir kazayı atlatmış olmanın verdiği şaşkınlık ve filme geç kalma telaşıyla daha hızlı yürümeye başladı.
Her zaman aynı gişeden, aynı sinema salonunda hatta aynı koltukta oturuyordu. Genelde akşam ve filmin son seansına geldiği için yer sıkıntısı olmuyordu. Fakat bu gece farklı bir pencereden filmi seyretmek istiyordu. Salona girdiğinde yer göstericisini göremedi.
Filmin başlamasına yakın ışıklar kapandı ama hala yer göstericisi ortalıkta gözükmüyordu. Canı sıkılmış, ümidini yitirmişti ki son anda kapıda beliren yer göstericisinin yanına gitti. İstediği yer oturabilmişti ama aklı sarışın ve mavi gözlü yer göstericisinde kalmıştı. Uzun zamandır buraya geliyordu ama onu ilk kez görüyordu. Kimsede dikkat etmediği şeyler yer göstericisinde dikkat bulmuştu. Gecenin tuhaflığı devam ediyordu.
Film bitmiş, sinema salonundan çoktan ayrılmıştı. Filmi beğenip beğenmeme tartışmasına girmeyecekti kendi içinde ama ilk defa dikkatini çeken mavi gözlerdeydi aklı. O karanlıkta bile bu kadar belli olan mavi bir gözlerle daha önce karşılaşmamıştı. Zaten renkli gözlerle arası pek iyi değildi. Gecenin güzelliğinden faydalanıp biraz daha dolaştı yavaş yavaş boşalan sokaklarda.
Açık bir kafe bulup, kahve içmeye karar verdiğinde üşüdüğünü hissetmişti kahvesinden aldığı ilk yudumda. Bir anda bakışları içeriye giren bayana yöneldi.Evet,bu bayan sinema salonundaki yer göstericisiydi.Hala ona bakıyordu ki bayanla göz göze geldiklerinde ne yapacağını bilemedi.Bunun üstüne bayanın ona tebessümle karşılık vermesi onu iyice heyecanlandırdı.kahvesini almış masasına doğru yaklaşıyordu;inanamadı .Bayan tam karşısında durmuş " İyi akşamlar,oturabilir miyim?" demişti.Murat bu soruya sadece "Buyurun,elbette" diyebilmişti.
Kanepede oturan murat ya kahvenin ya da gecenin sarhoşluğunu yaşıyordu. Tüm gece yaşadıkları gerçek miydi?. Sarhoş gibiydi adeta. Bir daha görüşmek üzere anlaşmışlardı. Bu güzel bir ayrılıştı fakat her şeyin bu kadar çabuk olması çok garipti. Sarışın saçları,koca mavi gözleri ve en ilginç yanı kulağındaki o ilginç küpeleri.küpeler bildiğimiz çay kaşığındandı. İlk önce bir aksesuar olarak düşündü fakat bunu ona sorduğunda kendisinin kullandığı çay kaşığı olduğunu öğrendiğinde şaşkınlığı daha da arttı. Çay kaşığı; kim bilir hangi en dertli anında en demli çayını karıştırmıştı, en dertli anında en sevimsiz sesle yankılamıştı bulunduğu ortamı. Kim bilir kaç kez dudaklarında yer almıştı, öpüşmüştü en sıcak halinde... Bunları düşünürken uyuya kalmıştı.
Aradan uzun bir zaman geçmişti. Fakat Murat o geceden sonra bir daha yer göstericisiyle karşılaşmamıştı.Aynı sinema salonuna kaç kere gitse de onu bir daha hiç göremedi.Onunla ilk gözgöze geldikleri,tanıştıkları kafede buldu kendini her defasında.Kafede sabahladığı bile olmuştu.Hani bu sefer gelir diye.Bu durumun dayanılmaz oluşu Murat'ı sinema salonu personel müdürü odasına götürdü.Personel şefine anlattı durumu üzgün ve yorgun.Fakat müdürden duyduklarının gerçek olmasına inanamadı.Yaşamın en zor anları.Murat'ın o gece es geçtiği kaza,kafe çıkışı eve dönerken başka bir sokakta sarışın,mavi gözlü,çay kaşığı küpeli bayanda son bulmuştu.Yutkundu ve öylece kalakaldı.Aslında biliyordu ki sonbaharda çiçek açmazdı.
alıntıdır