♥ Son ♥
Son sigarasından son nefesi çekti diğerlerinden farklı; daha uzun daha iştahla daha pişmanca
Ve ağzından çıkan son dumanda kendi siluetini gördü geriye gitti en başa çocukluğunaOkuldan eve koşarken her bir adımda daha da çocuk oluşuna
Çocukken bakkaldan aldığı ekmeğin bir parçasını yolda yediği aklına geldi Gülümsedi. O yollarda yenilen ekmeğin tadını bir daha hiç tatmamıştı
Ve büyümeye başladığını hatırladı karmaşalık başlamıştı Her tarafta koşuşturmamanın izleri dağınıklığın karmaşası.
Yüzünde ki ekmek tadının gülümsemesi durmuştu
2-3 saniye sonra tekrar gülümsedi bu gülümseme farklıydı ama çocukça gülümsemeden farklı aşk gelmişti gözünün önüne
Büyüdüğünü hissettiren ilk duygu aşk ne güzel duyguydu şu aşk yanmış kibrit çöpleriyle dolu kibrit kutusundan tek yanmamış kibrit çöpünü bulmak gibi
Gözlerini görmüştü ilk gözlerinde ki büyüyü gecelerce uyumamış sabahlara kadar yazmıştı ona o hiç o yazılanları okumasa da o hep yazmıştı bir kez bile konuşmamıştı onunla hep uzaktan izlemişti; gazete alışını yoldaki dilenciye acıyışını vitrinde gördüğü ayakkabıya baktığındaki heyecanını hiç konuşmamıştı sadece yazmıştı sayfalarca
“aşk; bir kez baksan bana o büyülü gözlerinle mest etsen beni gelsen baksan gitmesen”
Aşktı onun adı çünkü adını bile bilmiyordu hep uzaktan bakmıştı ona büyülü gözlerine
Aylarca izledi onu hep uzaktan ama hep de yazdı o okumadı okuyamazdı
Ve bir gün her gün geçtiği sokaktan geçmemişti ertesi günde diğer günde ama o bekledi aylarca beklediği gibi gelir diyegelsin diye gelmedi
ve bu gece aşk şehri terk etmişti terk eden aşk terk ettiğinin farkında olmasa da
Bu ikinci terk edilişti en sevilen tarafından. İlki çocuklukta olmuştu bayram harçlığıyla aldığı o siyahlı mavili uçan balonu uçup gitmişti elinden arkasından çok koşmuştu yetişememişti günlerce gökyüzüne bakmıştıbelki onu zapt eden bulut bırakır da gelir diye beklemişti gelir diye gelsin diye gelmemişti
Yüzündeki gülümsemeler yavaşça azalıyordu acıyı hissetmeye başlamıştı hayatının acılarını kolay bir yaşam değildi onun yaşamı hep zorlukları seçmişti zorluklar da hep onu
Gülümsemeleri azaldı derin bir iç çekti geçmişteydi gene o anda o parkta ve bir çocuk 10- 11 yaşlarında mavi parlak gözlü saçları dağınık çocuk yaklaştı
-Abi boyayım mı?
-tamam boya
Çocuğun gözlerine dalmıştı büyülüydü bu büyüyü anımsadı içi acıdı. Terk edilişi geldi aklına
-hiç terk edildin mi dedi çocuğa
Çocuk kafasını kaldırdı çocuksu gülümsemesini yaydı yüzüne
-abi hayat terk etti bizi
Sonra sustu anlam verememişti sorulan soruya ama verdiği cevabı sevdi ne güzel de söylemişti hayat terk etti bizi yüzündeki gülümseme biraz daha yayıldı sordu çocuk :
-abi çocuk var mı senin ?
-yok
-neden evli değil misin ?
-hayır
-aa abi neden evlenmedin ya bak yaşın gelmiş geçiyor
Duraksadı çocuk ettiği lafın gereksizliğini düşündü ama susmadı
-neden evlenmedin be abi
-aşk o gece şehri terk etti
Bu sefer sustu çocuk büyülü gözlerini ona çevirdi onun gözlerinde aşkı görmek istedi belki
-tamam abi gıcır gıcır oldu bak yeni gibi
-borcum ne kadar
-1lira yeter
5lira verdi o üzerini almadı ısrar etti çocuk elini cebine atıp bozuk denkleştirmeye çalışırken kafasına kaldırdığında onu görememişti çocuk
Paranın üzerini almamıştı büyülü gözlerin hatırına…
O gün bu gün burada olma sebebini gerçekleştirmişti hiç istemeden fark etmeden nasıl olduğunu anlamadan
Şimdi buradaydı kendini gördüğü dumandaki silueti yoktu artık dağılmıştı ve geçmişten geri gelmişti orda olma sebebini hatırladı saatine baktı gece yarısı 04:42
Kafasını kaldırdı biraz bekledi çevresine baktı sonra yine geçmişe döndü hiçbir şeye sahip olmadığını gördü bugüne hiçbir şey getirememişti büyülü gözlerden başka anlamsızlığını düşündü hayatının belki de anlamlıydı da anlamlı olmasını görmeye fırsat kalmamıştı bunları daha önce defalarca düşünmüştü ve hepsinde de aynı sonuçları çıkarmıştı ama yine düşündü.
Düşünmek istedi son kez bir kez daha
Vakti gelmişti bir kez daha baktı saate 04:43
Ayağa kalktı adım attı bir bez parçası vardı elinde az önce masanın üzerinden almıştı siyahtı
Adım attı yavaşça pişmanlıklarla geriye bakmıyordu artık pişman da olmamalıydı artık sondaydı
Adım attı yavaşça çıktı yükseltiye elindeki bez parçasıyla bağladı gözleriniböyle yapması gerektiği için
El yordamıyla bulduğu düğümlenmiş ipi boynuna geçirdi böyle yapması gerektiği için
Sonra bilmediği dilde anlamadığı; daha önce duymadığı bir sesten söylenenleri dinledi bunlar kulaklarına değen son sözlerdi
Nefessiz kaldı önünde dumanda silueti gözünde büyülü gözlerle
Son sigarasından son nefesi çekti diğerlerinden farklı; daha uzun daha iştahla daha pişmanca
Ve ağzından çıkan son dumanda kendi siluetini gördü geriye gitti en başa çocukluğunaOkuldan eve koşarken her bir adımda daha da çocuk oluşuna
Çocukken bakkaldan aldığı ekmeğin bir parçasını yolda yediği aklına geldi Gülümsedi. O yollarda yenilen ekmeğin tadını bir daha hiç tatmamıştı
Ve büyümeye başladığını hatırladı karmaşalık başlamıştı Her tarafta koşuşturmamanın izleri dağınıklığın karmaşası.
Yüzünde ki ekmek tadının gülümsemesi durmuştu
2-3 saniye sonra tekrar gülümsedi bu gülümseme farklıydı ama çocukça gülümsemeden farklı aşk gelmişti gözünün önüne
Büyüdüğünü hissettiren ilk duygu aşk ne güzel duyguydu şu aşk yanmış kibrit çöpleriyle dolu kibrit kutusundan tek yanmamış kibrit çöpünü bulmak gibi
Gözlerini görmüştü ilk gözlerinde ki büyüyü gecelerce uyumamış sabahlara kadar yazmıştı ona o hiç o yazılanları okumasa da o hep yazmıştı bir kez bile konuşmamıştı onunla hep uzaktan izlemişti; gazete alışını yoldaki dilenciye acıyışını vitrinde gördüğü ayakkabıya baktığındaki heyecanını hiç konuşmamıştı sadece yazmıştı sayfalarca
“aşk; bir kez baksan bana o büyülü gözlerinle mest etsen beni gelsen baksan gitmesen”
Aşktı onun adı çünkü adını bile bilmiyordu hep uzaktan bakmıştı ona büyülü gözlerine
Aylarca izledi onu hep uzaktan ama hep de yazdı o okumadı okuyamazdı
Ve bir gün her gün geçtiği sokaktan geçmemişti ertesi günde diğer günde ama o bekledi aylarca beklediği gibi gelir diyegelsin diye gelmedi
ve bu gece aşk şehri terk etmişti terk eden aşk terk ettiğinin farkında olmasa da
Bu ikinci terk edilişti en sevilen tarafından. İlki çocuklukta olmuştu bayram harçlığıyla aldığı o siyahlı mavili uçan balonu uçup gitmişti elinden arkasından çok koşmuştu yetişememişti günlerce gökyüzüne bakmıştıbelki onu zapt eden bulut bırakır da gelir diye beklemişti gelir diye gelsin diye gelmemişti
Yüzündeki gülümsemeler yavaşça azalıyordu acıyı hissetmeye başlamıştı hayatının acılarını kolay bir yaşam değildi onun yaşamı hep zorlukları seçmişti zorluklar da hep onu
Gülümsemeleri azaldı derin bir iç çekti geçmişteydi gene o anda o parkta ve bir çocuk 10- 11 yaşlarında mavi parlak gözlü saçları dağınık çocuk yaklaştı
-Abi boyayım mı?
-tamam boya
Çocuğun gözlerine dalmıştı büyülüydü bu büyüyü anımsadı içi acıdı. Terk edilişi geldi aklına
-hiç terk edildin mi dedi çocuğa
Çocuk kafasını kaldırdı çocuksu gülümsemesini yaydı yüzüne
-abi hayat terk etti bizi
Sonra sustu anlam verememişti sorulan soruya ama verdiği cevabı sevdi ne güzel de söylemişti hayat terk etti bizi yüzündeki gülümseme biraz daha yayıldı sordu çocuk :
-abi çocuk var mı senin ?
-yok
-neden evli değil misin ?
-hayır
-aa abi neden evlenmedin ya bak yaşın gelmiş geçiyor
Duraksadı çocuk ettiği lafın gereksizliğini düşündü ama susmadı
-neden evlenmedin be abi
-aşk o gece şehri terk etti
Bu sefer sustu çocuk büyülü gözlerini ona çevirdi onun gözlerinde aşkı görmek istedi belki
-tamam abi gıcır gıcır oldu bak yeni gibi
-borcum ne kadar
-1lira yeter
5lira verdi o üzerini almadı ısrar etti çocuk elini cebine atıp bozuk denkleştirmeye çalışırken kafasına kaldırdığında onu görememişti çocuk
Paranın üzerini almamıştı büyülü gözlerin hatırına…
O gün bu gün burada olma sebebini gerçekleştirmişti hiç istemeden fark etmeden nasıl olduğunu anlamadan
Şimdi buradaydı kendini gördüğü dumandaki silueti yoktu artık dağılmıştı ve geçmişten geri gelmişti orda olma sebebini hatırladı saatine baktı gece yarısı 04:42
Kafasını kaldırdı biraz bekledi çevresine baktı sonra yine geçmişe döndü hiçbir şeye sahip olmadığını gördü bugüne hiçbir şey getirememişti büyülü gözlerden başka anlamsızlığını düşündü hayatının belki de anlamlıydı da anlamlı olmasını görmeye fırsat kalmamıştı bunları daha önce defalarca düşünmüştü ve hepsinde de aynı sonuçları çıkarmıştı ama yine düşündü.
Düşünmek istedi son kez bir kez daha
Vakti gelmişti bir kez daha baktı saate 04:43
Ayağa kalktı adım attı bir bez parçası vardı elinde az önce masanın üzerinden almıştı siyahtı
Adım attı yavaşça pişmanlıklarla geriye bakmıyordu artık pişman da olmamalıydı artık sondaydı
Adım attı yavaşça çıktı yükseltiye elindeki bez parçasıyla bağladı gözleriniböyle yapması gerektiği için
El yordamıyla bulduğu düğümlenmiş ipi boynuna geçirdi böyle yapması gerektiği için
Sonra bilmediği dilde anlamadığı; daha önce duymadığı bir sesten söylenenleri dinledi bunlar kulaklarına değen son sözlerdi
Nefessiz kaldı önünde dumanda silueti gözünde büyülü gözlerle