Son yılların yükselen trendi: Drone

A
  • Kullanıcı aXi
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Internet ve Teknoloji
“İnsan yalan söylerken ne yapar?” veya “Bir insanın yalan söylediğini nasıl anlayabilirim?” sorusu bu seminerler sırasında en çok sorulan sorulardan biriydi. Bu sebeple bu konuyu ayrı bir başlık altında toplamayı ve konuyla ilgili yapılan araştırmaları bu araştırmalardan elde edilen bilgileri ve en önemlisi bu bilgilerin geçerlilik derecelerini özel bir bölümde toplamayı uygun bulduk. Sosyal hayatta birçok durumda insan kendi gerçek duygularını gizlemek ister ancak herhangi bir biçimde kendisini ele verir. Bir topluluk içinde kişi sinirli gergin ve hatta korkuyor olabilir fakat yüzüne iliştirdiği bir gülümsemeyle mutluluk maskesi taşıması mümkündür. Dikkatli bir gözün algılayabileceği bazı küçük ipuçları iç ve dış dünyalar arasındaki bu farkın anlaşılmasına yardımcı olur. İnsanlar yalan söyledikleri zaman en başarılı şekilde kontrol ettikleri yüz ifadeleridir; İnsan en çok mimiklerinin farkında olduğu için yalan söylerken en çok ve en iyi yüzünü kontrol eder. Çünkü insan yalan söyleyeceği zaman yüz mimiklerini kontrol etmek için bilinçli bir çaba harcamaktadır. Hiç şüphesiz çok dikkatli bir gözlemci veya uzman için yalan söyleyen biri mimikleriyle de çok sayıda ipucu vermektedir. Ancak genel olarak düşünüldüğünün aksine bir kişinin yalanını yüzüne veya gözüne bakarak anlamak pek kolay değildir.Yalan Çeşitleri
İnsanların birbirlerine söyledikleri yalanları dört grupta değerlendirmek mümkündür. Birinci grupta kişinin söylediği yalanın karşısındaki tarafından bilindiği fakat karşı çıkılmadığı ortak-yalanlar vardır. Kendisine yapılan akşam yemeği önerisinden hoşnut kalmayan hanım daveti yapan kişiye “işim var veya “başkasına sözüm var” der. Bunu söylerken karşısındakinin söylediği yalanı anladığını bilir. Ancak iki taraf için de durumun bu şekilde algılanması uygundur. Daveti yapan kişi konuyu mazeret yönünde geliştirebilir ve şehir hayatında herkesin programının kaçınılmaz olarak çok yüklü olduğunu söyler. Bu şekildeki ortak-yalanlar insanların gündelik hayatlarında önemli bir yer tutar. İkinci grupta yer alan yalanlar doğrusu ortaya konamayacağı için karşı çıkılmayan yalanlardır. Buna örnek eşi kendisini terk eden birinin bir kokteyl partide mutlu bir görüntü sergilemesidir. Bu kişi beraberliğini bitirmekten ötürü çok mutlu olduğunu ifade eder ve dinleyenler bunun doğru olmadığını bilirler. Ancak buna kimse karşı çıkamaz. Bu kişi gece boyunca izlenecek olursa söyledikleriyle iç dünyası arasındaki çelişkiyi ortaya koyacak birçok açık verebilir. Ancak bu yalanın ortaya çıkması kimseye yarar sağlamayacağı için kimse konunun üzerine gitmez. Üçüncü grupta profesyonel yalancıların söyledikleri. yalanlar bulunur. Burada “profesyonel yalancı” tanımı “mesleği gereği yalan söylemek zorunda olan” anlamında kullanılmaktadır. Diplomatlar politikacılar avukatlar reklamcılar halkla ilişkiler şirketlerinin temsilcileri falcılar sihirbazlar eski eşya satıcıları (antikacılar) için yalan bir hayat biçimidir. Bu kimseler karşılarındaki kişilere konuyla ilgili olarak sadece onların hoşlarına gidecek olanları söylemekte çok ustadırlar.Bu kimseler yalan söyleme becerilerini öylesine geliştirip parlatırlar ki insanlar bu yalanları duymak için can atarlar teşvik ederler ve bundan mutluluk duyarlar. Bu grupta yer alanlar yalan işaretlerinin çok azını gösterirler.Dördüncü grupta ise işi yalan söylemek olmayan sıradan insanların söyledikleri ve kendilerine yarar sağlayan küçük veya büyük yalanlar gelir. Bunlar fark edildiği zaman “yalan” diye adlandırılan adi yalanlardır. Kitapta daha önce yer verdiğimiz önemli bir gerçeği burada bir kere daha hatırlatalım: “İnsan ağzıyla yalan söyleyebilir ancak bedeniyle asla”. Bu sebeple söylediğinde dürüst olmayan birinin davranışlarıyla sözlerinin doğru olmadığı konusunda bazı ipuçlarıyla kendisini ele vermesi kaçınılmazdır.
Yalan İşaretleri
Yalan söylerken insanların davranışlarında gözlenen farklılıklar çok sayıda araştırmaya konu olmuştur. Bu araştırmalardan çıkan sonuçlar şöyle özetlenebilir:
1- Yalan söyleyen kişilerin elleriyle yaptıkları jestler azalmaktadır. Normal olarak el jestleri ifadeyi güçlendirmek amacıyla yapılır. Kişi büyük çoğunlukla konuşulan kelimelerin anlamını artırmak için yaptığı el hareketlerinin farkında değildir. İnsan konuşurken elini salladığını bilir ancak ellerinin gerçekte ne yaptığını bilmez. Ellerinin bir şeyler yaptığını bilmek ancak ne yaptığını tam olarak bilmemek kişiyi şüpheye düşürür ve böylece ellerin hareketleri azalır. Belki de insan içinde yaşadığı çelişkiden ötürü ellerinin kendisini ele vereceğinden çekinir ve ellerini ya cebine sokar ya üzerine oturur veya bir eliyle diğerini tutar. Bu kendi kendine temas zor zamanda anne elinin tutulması yerine geçerek iç gerginliği de hafifletir.
 
1800’lerde geliştirilen ama en büyük etkisini son dönemlerde gördüğümüz drone, artık gündelik yaşamın hemen her safhasında yer alıyor.



Hayatımıza oyuncak olarak girdi. Küçük, uzaktan kumandalı model uçaklar gibiydiler. Önce maketçilerde, sonra oyuncakçılarda, teknoloji marketlerinde ve en sonunda neredeyse mahallemizdeki küçük markette bile satılır hale geldiler.

Drone’ların önce bir hobi ürünü olarak ortaya çıkması, ucuzlayıp oyuncak haline gelmesi, ardından da ticari kullanım örneklerinin oluşması çok hızlı oldu.

Hepsi 2000’li yıllarda yaşandı. Oysa drone’ların gelişimine giden süreç 1800’lü yılların ilk çeyreğine kadar uzanıyor.

Kapıyı, 1800’lü yıllarda sırp bilim insanı Nicola Tesla’nın uzaktan kumandanın atası sayılan cihazın patentini alması araladı. Elbette uçan bir cismi idare etmek üzere yapılmış bir buluş değildi bu. Ancak kullanıldığı birçok alandan biri de bu oldu.

Uzaktan kumandayla uçan ilk makinelerin neredeyse tamamının ardında askeri kullanım fikirleri vardı. 2000’li yıllara kadar, uzaktan kumandalı uçan araçların tamamına yakını askerlerin kullanması için üretildi.



Potansiyeli farkeden Kanadalı firma oldu

Drone’ların gözetleme, yer saptama, hatta saldırı için geliştirilmesi bir yana işin içinde bol miktarda eğlence olduğu da açıktı. Bunu geliştirmek isteyenler oldu fakat geniş kitlelere ulaştırılabilecek bir ürüne dönüştürebilen çıkmadı. Küçük bir kitleye hitap eden pahalı ürünler vardı. Kanadalı bir firma en basit formda eğlenceli bir ürün çıkardı. Bu ürünün büyük başarısının arkasında görüntü alma yeteneğinin de eklenmesi vardı. Teknoloji küçücük kameralarla uzaktan görüntü aktarımını mümkün kılınca drone’lara sahip olmak isteyenler için yepyeni bir motivasyon oluştu.



Yaygınlaştıkça yeni tartışmalar ortaya çıktı

Drone’ların yaygın hale gelmesiyle ortaya bir takım yasal sorular, sorunlar çıktı.

İlk soru mahremiyetle ilgiliydi. Çünkü herhangi birisi uzaktan kumandalı ve kayıt yapan bu uçan makineyle sizi görüntüleyebiliyordu. Evinin camında dolaşan drone’a ateş edenler bile oldu.

İkinci soru tehlikeyle ilgiliydi. Sonuçta döner pervaneleri olan ve yüksekten insanların üzerine düşerse yaralayabilecek bir alet vardı ortada.

Üçüncü soru kimin kullanıp kimin kullanamayacağı konusuydu. Yani bir ehliyet, lisans gerekmeli miydi?

Dördüncü soru ise güvenlikle ilgiliydi. Özellikle devlet güvenliğiyle ilgili.

Daha bir çok soru ortaya atıldı belki ama genel olarak düzenlemeler bu dört sorun etrafında şekillendi. Uçuşa yasak alanlar belirlendi, kimin kullanıp kimin kullanamayacağı konusu standartlara bağlandı, mahremiyet konusunda genel düzenlemelere drone’lar da dahil edildi. Güvenlik ise cezai şartlarla hukuka girdi.



Türkiye’de uçuşa yasak bölgeler

SHGM tarafından bildirilen uçuşa yasak bölgeler şunlar:

• İrtifaya bağlı olmaksızın havalimanlarında, en yakında bulunan pistin kenarından 9 km mesafeden daha yakın sahalar,

• İrtifaya bağlı olmaksızın seyrüsefer yardımcı cihazları, heliport, heliped, hava parkı, Genel Müdürlük resmi internet sitesinde yayınlanmış olan denize iniş/ kalkış alanları, vb.merkez olmak üzere 9 km yarıçaplı sahalar,

• İrtifaya bağlı olmaksızın çok kalabalık bölgeler ve kalabalık bölgeler,

• Daha önceden belirlenmiş “Yasak, Tahditli ve Tehlikeli Sahalar”,

• Askeri binalar ve tesisler, cezaevi, akaryakıt depoları ve istasyonları, silah/fişek fabrika ve depoları gibi kritik yapı, tesis ve varlıkların çevresi,

• Havacılar ve Denizciler İçin Uyarı Bildirimi (NOTAM) ile ilan edilen sahalar.

Ancak arama, kurtarma ve afet gibi öngörülemeyen acil durumlarda, Genel Müdürlük ile gerekli koordinasyonun sağlanması kaydıyla istisnai olarak uçuş izni verilebiliyor.

Kullanım alanı gittikçe yaygınlaşıyor

Gelişimine bakacak olursak drone’lar önümüzdeki yıllarda hayatımızda daha çok yer kaplayacak. Bugün bile birçok alanda kullanılıyorlar.

Askeri alandaki gelişimleri ileride savaşların insansız araçlarla yapılacağını gösteriyor. Ticari alanda yaygın olmasa da her geçen gün gelişim gösteren büyük paraların harcandığı çalışmalar var.

İleride bir insan tarafından kontrol edilmeksizin uçan, teslimat yapan, kontrol görevi yürüten drone’larla karşılaşacağız.

Türkiye’de bazı kentlerde drone’lar trafik ihlallerinin kontrolünde halihazırda kullanılıyor örneğin. Tarımda ilaçlamada kullanılan örnekleri görmek mümkün.

İtfaiye ve arama kurtarma ekiplerinin ekipmanları arasında çoktan yerlerini aldılar.

Medya kuruluşları da drone’ları bir çok noktada kullanıyor. Onlar için farklı ve özel ya da estetik görüntüler yakalamanın en kolay yollarından biri. Üstelik işlevsel.

Ancak elbette bireysel kullanıcılar hala en büyük kullanıcı kitlesini oluşturuyor. Uçurmak için koordinasyon becerisi gerektirmeyen yarı otonom drone’lar, otomatik takip, iniş kalkış özellikleriyle birlikte 4K görüntü çekebilen kameralarla donatılarak çok uygun fiyatlara son kullanıcıya ulaşıyor.

Drone’larla mangal yelleyecek bir kitle her zaman olacak. Ama görünen o ki drone’lar ilerleyen yıllarda hayatımızda daha çok yer edinecek, geleceğin dünyasında daha çok etkiye sahip olacak.

Kaynak: TRT Haber
 
Geri