Kuzey
Platin Üye
-
- Katılım
- Eylül 10, 2012
-
- Mesajlar
- 19,314
-
- Tepkime puanı
- 40
-
- Puanları
- 308
-
- Yaş
- 33
-
- Konum
- TamOtuzBeş
Walter Benjamin geçmişi sonraki kuşaklara aktarılacak bir hazine olarak değil, bir enkaz olarak görüyordu. Kültürün sürekliliğini oluşturan değerleri değil; tüketilmiş, bir lkenara atılmış nesneleri, külterel artıkları toplamayı, "tarihin imgesini, tarihin en silik nesnelerinde bulmayı" amaçlıyordu. Maddi temelini yitirmelerine rağmen ---tam da bu yüzden---çevrelerine son kez ışık saçan, bu ışığın aydınlığında bütün inkânlarıyla son bir kez beliriveren şeyler... Onu cezbeden bunlardı. Kötümser, çileci bir bakış. Aynı zamanda bir inanç; miyadını doldurmuş şeyleri etrafını lsaran halede, bu bir anlık ışımada, hakikatin belireceğine duyulan inanç;olağanüstü bir aydınlanma beklentisi, düşüncenin ufkunda birden belirecek bir mutluluk vaadi. "Büyük şehir insanını büyüleyen aşktır," diyebilecektir Benjamin, "ama ilk bakışta değil,son bakışta aşk."