BirDevrinSonu
Üye
-
- Katılım
- Ocak 10, 2010
-
- Mesajlar
- 38,600
-
- Tepkime puanı
- 3,180
-
- Puanları
- 354
-
- Konum
- Napıcan ?
SOLUNUM NEDİR?
Canlılar yaşamlarını devam ettirebilmek için sürekli enerji elde etmek zorundadır.
Enerji ancak besin maddelerini yıkarak elde edilebilir.
Canlıların besin maddelerini yıkarak enerji elde etmesine solunum denir.
SOLUNUM ÇEŞİTLERİ
Bazı canlılar besinlerin yıkılmasında oksijen kullanırlar;yani OKSİJENLİ SOLUNUM yaparlar.
Bazıları ise oksijen kullanamaz;yani OKSİJENSİZ SOLUNUM yaparlar.
GLİKOLİZ
Canlılar ister oksijenli ister oksijensiz solunum yapsın başlangıç reaksiyonları glikolizdir.
Glikozun pürivata parçalandığı bu reaksiyonlara glikoliz denir.
Glikoliz Reaksiyonları
Stoplazmada gerçekleşir.
Glikoz fruktoza dönüşür ve 2 PGAL(Fosfogliseraldehit)oluşur.
PGAL ortamda bulunan NAD(NikotinAmidDinükleotid) ile NADH2 oluşturur.
Ortamda bulunan ADP’ler ATP’ye dönüşür.4 ATP sentezlenmiş olur.
OKSİJENSİZ SOLUNUM
2 tip oksijensiz solunum vardır.
1) Etil Alkol Fermantasyonu
2)Laktik Asit Fermantasyonu
EtilAlkol Fermantasyonu
Bakteriler ve bazı mayalar tarafından gerçekleştirilir.
Glikoz parçalandıktan sonra elde edilen pürivattan 1 CO2 çıkarak Asetaldehit oluşturular
Asetaldehit NADH2 ile reaksiyona girerek onun Hidrojenlerini alır.
Son ürün Etil Alkoldür.
Laktik Asit Fermantasyonu
Çizgili kaslardaki hücreler yeterli oksijen bulamadığında
oksijensiz solunum gerçekleştirirler.
Glikolizde oluşan pürivatlar mitokondriye geçemediğinden
glikolizde NAD’a verdiği hidrojenleri geri alarak laktik asite dönüşür.
Oksijenli Solunum
Canlı hücrelerde karbonhidrat
yağ ve proteinlerin oksijen kullanarak parçalanması ve ATP sentezlenmesi olayıdır.
Karbonhidratlar monosakkaritlere
yağlar yağ asitleri ve gliserole
proteinler aminoasitlere dönüştürüldükten sonra solunum tepkimelerine katılırlar.
Oksijenli solunumun genel denklemi:
Glikoz + 6 O2 6 CO2 + 6 H2O + 38 ATP şeklidedir
Oksijenli Solunum 3 Kademede Gerçekleşir
Glikoliz Evresi
Krebs Devri
Oksidatif Fosforilasyon Evresi (ETS)
A) Glikoliz Evresi
Tıpkı oksijensiz solunumda olduğu gibidir.
B) Krebs Devri
Ortamda O2 varsa pürivatlar mitokondriye geçer.
Herbir pürivat molekülünden 1 mol CO2 ve 2 mol H ayrılır.
2 C’lu bir molekül olan Aktif Asetik asit oluşur.
Aktif Asetik asit 4 C’lu bir molekülle birleşerek 6 C’lu Sitrik asiti oluşturur.
Sitrik asit 5 C’lu bir bileşiğe dönüşürken 1 CO2 oluşur.
5 C’lu bileşikten 1 CO2 daha ayrılır ve 4 C hale gelir.
En son 4 C’lu molekül bir kaç defa ortama H+ verdikten sonra tekrar 4 C’lu hale gelir.
C) Oksitatif Fosforilasyon (ETS)
Glikoliz ve krebs devrinde hazırlanan NADH2 ve FADH2 deki H atomlarına ait elektronlar ETSden geçtikten sonra O2 ile birleşir.
Bu sırada ATP üretilir ve sonuçta HO2 molekülleri oluşur. Bu devreye Hidrojen yolu reaksiyonları denir.
NADH2 üzerinden ETSye giren 2 elektronun O2 ye taşınması sırasında 3 ATP üretilir.
Eğer 2 elektron FADH2 üzerinden ETSye katılırsa üretilen enerji miktarı 2 ATPdir.
Burada ATP sentezi yükseltgenme ve indirgenme reaksiyonlarıyla sağlandığı için bu devreye ve ATP üretim şekline Oksitatif Fosforilasyon denir.
Oksijenli Solunumda Enerjinin Hesaplanması
Glikoliz reaksiyonlarında 4 ATP (enzim-substrat düzeyinde)
Krebs devrinde 2 ATP (enzim-substrat düzeyinde)
ETS de 34 ATP (oksitatif fosforilasyonla) olmak üzere
Toplam 40 ATP N Glikolizde harcanan 2 ATP (aktifleşme enerjisi olarak) ile Net Kazanç: 38 ATP dir.
Oksijenli Solunumun Fermantasyondan Farkları
Glikoz + 6 O2 6 CO2 + 6 H2O + 38 ATP O2 kullanılır.
İnorganik yapıda (CO2 ve H2O) son ürünler oluşur.
40 ATP üretilir. (toplam)
Mitokondri görev yapar.
Canlıların çoğunda gerçekleşir.
ETS enzimleri görev yapar.
Krebs devri vardır.
Fermantasyonun Oksijenli Solunumdan Farkları
Glikoz 2 CO2 + 2 Etil Alkol + 2 ATP veya Glikoz 2 Laktik Asit + 2 ATP
O2 kullanılmaz
Etil Alkol
Laktik Asit ve Asetik Asit gibi organik ürünler oluşur.
4 ATP üretilir. (Toplam)
Tamamı sitoplazmada gerçekleşir.
O2 siz solunum yapan az sayıda canlıda ve de O2 nin bulunmadığı veya yetersiz olduğu durumlarda kas hücrelerinde gerçekleşir.
Fermantasyon ve Oksijenli Solunumun Ortak Yönleri
CO2 oluşumu olabilir.
ATP oluşur ve ATP harcanır.
Glikoz kullanılır.
Enzimler görev yapar.
Glikoliz gerçekleşir.
Nefes Almak (Solunum)
Soluk alma ne demektir?
Vücudun enerji elde etmek ıçın havadan oksijeni alarak vücuda zararlı olan karbondioksiti havaya geri verilmesi olayına
solunum denir. Solunum
solunum organlarıyla yapılır.
Solurnun organları nelerdir?
Soluk alıp verme yapı ve organları; burun
yutak. gırtlak. soluk borusu ve akciğerler solunum organlarımızdır.
Burundan soluk almanın sağlısımız için faydaları nel rdir?
Havayı ağzımızdan da burnumuzdan da alabiliriz. Ancak burundan almak daha faydalıdır. Çünkü burunda bulunan kıllar ve sümüksü sıvı madde
süzgeç görevi görür. Soluduğumuz havadaki kiri ve tozu tutar. Böylece akciğerlerimize temiz hava gider. Ayrıca burundan soluduğumuz hava burnumuzda ısıtılır ve nemlendirilir. Bu nedenle sağlığımız için daha yararlıdır.
Yutağın görevi nedir?
Yutak burnumuzdan soluduğumuz havayı soluk borusuna ileten organımızdır. Yutak
ayrıca ağzımızda çiğnediğimiz yiyeceklerin yutkunmayla yemek borusuna iletilmesini de sağlar.
Gırtlağın görevi nedir?
Gırtlak. yutak ile soluk borusu arasındaki bağlantıyı kuran organımızdır. Yutaktan gelen havayı soluk borusuna iletir.
Soluk borusunun görevi nedir?
Soluk borusu ağızda başlar
akciğerlere kadar uzanır
akciğer içerisinde ince borulara ayrılır. Soluk borusu dışarıdan aldığımız havayı
ince borular vasıtasıyla akciğerlere taşır.
Akciğerin görevi nedir?
- Akciğerimiz göğüs boşluğunda bulunur.
- Bunlar sağ ve sol akciğer olmak üzere iki parçadan oluşur.
- Sağ akciğer üç
sol akciğer iki bölümdür.
- Vücudumuzdaki kirli kanı temizlemeye yarar.
Soluk alma verme nasıl gerçekleşir?
- Soluk aldığımızda göğüs kafesimiz genişler.
- Diyafram düzleşir.
- Akciğerlerimize hava girer ve genişler.
- Soluk verdiğimizde göğüs kafesimiz daralır.
- Diyafram kubbeleşir.
- Akciğerlerimizden hava çıkar ve daralır .
- Sağlıklı insanda soluk alıp verme sayısı dakikada 12 - 16'dır .
- Egzersiz
heyecan
korku
sevinç ve ağır yük taşıma hôllerinde soluk alıp verme sıklığı artar.
Solunum Sistemi Ve Solunum Sisteminin Amacı
Solunumda gâye
canlının aralıksız oksijen alması ve karbondioksit vermesidir. Bâzıtek hücreli canlılar ( anaerobik bakteriler ve bazıparazitler) dışındaki bütünbitki vehayvanlar yaşamak için oksijene muhtaçtırlar. Oksijen canlılarda farklı yollardan temin edilmektedir. Canlıda teşekkül eden karbondioksitin fazlası da bu yollardan uzaklaştırılır. Canlı hücreyle bulunduğu ortam arasında gaz alış-verişi (oksijen ve karbondioksit)
daima gazların hücre zarından içeri veya dışarı geçişiyle olur. Tek hücreliler dış ortamla doğrudan doğruya temas halinde olduklarından
oksijen alma ve karbondioksit verme kolaylıkla yapılır
dolayısıyle özel bir solunum cihazına ihtiyaçları yoktur.
Suda yaşayan çok hücreli fakat yapısı basit olan bâzı basit yapılı hayvanlarda
(deniz anasında) özel bir solunum sistemi yoktur. Zîrâ bu hayvanlarda vücudun iç hücreleri dahi oksijen taşıyan ortamdan
yâni sudan uzak değillerdir.
Bâzı hayvanlarda oksijen deri yoluyla kılcal damarlara geçer.Kurbağalarda olduğu gibi
diğer çok hücrelilerde vücut kitlesi arttıkça
vücûdun iç tarafında bulunan hücrelerin solunumu bir problem meydana getirmiştir. Böylece oksijeni vücûdun her hücresine götürecek ve karbondioksiti buradan uzaklaştıracak özel solunum sistemleri vardır.
Biyolojik yapısı üstün olan canlılarda
yâni insanlar ve memeli hayvanlarda solunum
dış solunum ve iç solunum olmak üzere ikiye ayrılır. Dış solunum deyince
dış ortam ile akciğer kılcal damarlarının kanı arasındaki gaz alış-verişi ve iç solunum deyince
vücuttaki diğer kılcal damarların kanı ile dokular arasındaki gaz alış-verişi ve aynı zamanda hücre içindeki oksidasyon olayları anlaşılır. Gerek iç
gerekse dış solunumda oksijen alınır
karbondioksit verilir. Solunum sistemi
dış solunumu yürüten sistemdir
yâni bedenin dış ortamla gaz alış-verişini sağlamak ve düzenlemekle yükümlüdür. Görevini dolaşım sistemi ve kanla birlikte meydana getirir.
Solunum sistemi; havayı dış atmosferden gaz alışverişinin yapıldığı yüzeye ileten solunum yolları
göğüs boşluğu içindeki bu yolların bir kısmıyla berâber
gaz alış-verişiyle ilgili birçok hava keselerinden yapılmış akciğerler ve bu organların işlemesini ve düzenlenmesini sağlayan plevra
solunum kasları ve sinirlerden ibârettir.
Solunum yolları; burun boşluğu
yutak (farinks)
gırtlak (larinks)
ana nefes borusu (trakea)
bronşlar ve bronşcuklardır.
Solunum sistemi
burun boşluğu ile başlar
burun boşluğu çok damarlı mukoz zarla örtülüdür ve duvarında konka adı verilen bir takım çıkıntılar vardır. Burun boşluğunda konkaya çarparak geçen havanın ısısı
vücut ısısına getirilir ve kuru ise nemlendirilir. Hava soluk alma esnâsında burun boşluğundan geçerken
içinde bulunan yabancı cisimlerden de temizlenir. Bu temizleme işlemi şu mekanizma ile olur. Hava konkalara çarpınca yön değiştirir
bu sefer harekete devam eden hava burun boşluğunun duvarına çarpar ve mukoz sıvı içinde tutulurlar. Solunum havasının yabancı cisimlerden temizlenmesi işinde mekanizma o kadar etkilidir ki
beş mikrondan daha iri cisimler akciğerlere doğru geçirilmezler. Şâyet burun boşluğunu geçebilen cisimler olursa
bunlar daha sonraki solunum yollarında tutulurlar. Burundan sonra gırtlak gelir. (Bkz. Gırtlak)
Nefes borusu (trakea)
açıklığı arkaya bakan at nalı biçiminde yaklaşık 16-20 kıkırdak halkasından yapılmıştır. Kıkırdak halkalarının uçları birbirlerine kasla bağlıdırlar
kıkırdaklar arası destek dokusu ile doludur. Böylece nefes borusunun ön ve yan duvarları katı yapılı
arka duvarı yumuşak gevşek yapılıdır
bu şekilde boşluğu devamlı açık tutulan bir tüptür. Yaklaşık 25 cm uzunluğundadır. Kesit yüzeyi 2
5 cm2 olup
yanlama çapı ön-arka çapından 1/4 oranında daha geniştir. Solunum hareketleri sırasında
hem çapı hem uzunluğu değişir.
Nefes borusunun boşluğu tüylü epitel ile örtülmüştür. Burada bulunan bezlerin salgıları ve tüyler
burun boşluğunu geçebilen tozları ve diğer yabancı cisimleri tutarak akciğerlere girmesini önler. Epitel tüyleri yönleri ağıza doğru olmak üzere
hep beraber koordineli bir şekilde ve dalgalar hâlinde hareket ederek
üstlerini kaplayan hava yollarının salgılarını ve içinde tutulmuş olan yabancı cisimleri ağıza doğru iterler ve balgam şeklinde dışarı atılmasını sağlarlar.
Nefes borusu alt ucunda 70 derecelik bir açı ile sağ ve sol ana bronşlara ayrılır. Sağ ana bronş nefes borusunun hemen devamı hâlindedir
nefes borusundan 25 derecelik bir açı yapar. Sol ana bronş ise 45 derecelik bir açı yapar. Sağ ana bronş 1
5-2 cm uzunlukta
12-16 mm genişlikte
sol ana bronş 5 cm uzunlukta
10-14 mm genişliktedir. İki ana bronşun toplam çapı nefes borusundan büyüktür. Solunum yolları ana bronşların akciğerlere girip burada birçok dallanmalarla gaz alış-verişinin yapıldığı alveollere kadar uzanır. Akciğerler kan-hava arası gaz alış-verişlerinin yapıldığı organlardır. (Bkz. Akciğerler)
Akciğerlerde gaz alış-verişinin meydana geldiği kısım alveol denilen hava torbacıklarıdır. Dolayısiyle duvarlarını alveollerin meydana getirdiği
alveol keseleriyle birlikte duvarlarında alveollerin bulunduğu alveol kanalları ve solunumla ilgili bronşcuklar
gaz alış-verişiyle görevlidirler. Bu yapılardan önceki terminal bronşcuklara kadar olan hava yolları ise alveolleri olmadığından
sâdece hava iletimiyle ilgilidirler
bunlara iletken hava yolları denir. Terminal bronşcuktan sonra gaz alış-verişinin yapıldığı akciğer bölümüne solunumla ilgili birimler denir. Her akciğer labülü 3-5 solunumla ilgili birimden yapılmıştır. Solunum sırasında alınan havanın hepsi bu birimlere ulaşmaz
bir kısmı gaz alış-verişi yapılmayan
yâni iletken hava yollarında kalır ki buna ölü boşluk havası denir.
Alveollerin etrafı kılcal damarlar tarafından kafes gibi sarılmıştır. Kılcal damarlardaki kanla alveol içi hava boşluğu 0
5 mikron kalınlığında bir zarla ayrılmıştır. Zarın bir yüzünde alveolün yassı epitel hücreleri
diğer yüzünde damara âit endotel hücreleri bulunur. Bu zar
havayla kan arasında gaz alış-verişinin yapıldığı yerdir. Burada havadan kana oksijen; kandan havaya da metabolizmanın artık ürünü karbondioksit geçer. Bu geçiş bir taraftan diğer tarafa diffüzyon yoluyla olur. Geçişi yürüten kuvvet ise iki taraf arasındaki
gaz çeşidi yönünden
yoğunluk farkıdır. Bu şekilde dokulardan gelen kirli kan
akciğerlerde temizlenerek tekrar dokulara gider.
Alveol duvarlarında veya alveoller arasında 10-15 mikron çapında kohr pencereleri adı verilen delikler vardır. Bunlar alveoller arasında bağlantı sağlarlar. Böylece bronşların veya bronşçukların tıkanması hâlinde
komşu segmentlerden veya lobüllerden havalanmak sûretiyle hava yolu tıkanan akciğer kısmının fonksiyonunun devâmı sağlanır. Ancak bu pencereler iltihâbî olaylarda kapanabilir.
Akciğerlere havanın girip çıkması
göğüs kafesiyle akciğerlerin birlikte gelişen hareketleriyle gerçekleşir. Bu hareketleri yürütücü kuvvet; göğüs kafesi kasları ve diyafrağmadır. Kubbe şeklinde olan diyafrağma
solunumun esas kasıdır
solunum havasının % 60’ı diyafrağma hareketleriyle temin edilir. Soluk alma esnâsında diyafrağmanın ve kaburgaların öne ve yukarı doğru hareketini sağlayan göğüs kafesi kaslarının kasılmasıyla göğüs boşluğu genişletilir. Bu genişlemeyi plevra aracılığıyla
göğüs kafesine yapışık olan akciğerler pasif olarak tâkip eder. Bu durumda akciğer içindeki basınç
atmosfere göre düşerek hacim artışı kadar hava solunum yollarından akciğerlere akar. Soluk verme (ekspirasyon) hareketinde göğüs boşluğu küçülür
akciğerlerin hacmi azaldığından
içindeki basınç dış ortamdakinin üstüne çıkarak hava dışarı atılır.
Normal şartlarda
soluk verme pasif bir harekettir
yâni bir kasın yardımı olmadan meydana gelir. Bu pasif olarak eski hâlini alma
soluk alma sırasında kasılan kaslarda ve çekilmeyle gerdirilen göğüs kafesi ve akciğerlerdeki elastik yapılarda depo edilen potansiyel enerjiyle meydana gelir. Ancak zorlu solunum esnâsında
soluk verme de aktifleşir ve bu aktiflik göğüs kafesini daraltan kasların kasılmasıyla sağlanır. Normal bir soluk vermeden sonra
soluk almaya geçilmediği sırada akciğerlerdeki hava ile atmosfer havasının basınçları birbirine denktir ki
bu sırada akciğerler ve göğüs kafesi istirahattedir.
Yapılabildiği kadar en kuvvetli soluk vermeden sonra bile
akciğer içindeki hava tamâmen çıkarılamaz. Bu çıkmayan hava alveolleri devamlı açık tutmaya hizmet ederek
elastik büzüşmeyle alveollerin kapanma eğilimini ortadan kaldırır. Aksi takdirde kapanan alveoller
bir sonraki soluk almada açılmaya karşı direnç göstererek solunumu zorlaştırırlardı. Bu havaya “rezidüel hacim” denir ve 1200 ml kadardır.
Bir karın bir de göğüs tipi solunum ayırt edilir. Karın tipi solunumda
solunumla berâber karın hareketleri tâkip edilir. Soluk alırken karın dışarı doğru çıkar
soluk verirken de içeri çekilir. Göğüs tipi solunumda kaburgaların hareketi daha bârizdir. İstirahat hâlinde insanın ve hemen bütün hayvanların solunumu
karın tipi solunumdur. Herhangi bir şekilde karın hareketleri önlenirse (gebelik
elbiseler
korseler) veya karında ağrı ve sancı olursa göğüs tipi solunum meydana gelir.
İnsanda istirahat hâlinde normal solunum ritmi dakikada 12’dir. Bu ritimde ortalama 2 sâniyelik soluk alma dönemini
3 sâniyelik soluk verme tâkip etmektedir. İstirahat hâlinde
bir defâlık solunum hacmi 500 ml kadardır. Bir dakikada akciğerlere giren ve çıkan hava hacmiyse 1000 ml’dir. Bu değerler istirahat dışındaki egzersiz
heyecan
yorgunluk
hastalık gibi durumlarda değişirler. Bu değişiklik solunumun çeşitli faktörlerle düzenlenmesiyle meydana gelir. Soluk alma ve verme işleminin ritmi
beyinde bulunan solunum merkezince düzenlenir. Solunan hava değişikliklerinin derecesi de kasların kasılma durumuyla tespit edilir ki
bunu da solunum merkezinden gönderilen uyaranların şiddeti düzenler. Solunum merkezinin düzenlemesiyse
çevreden sinir ve kandan kimyevî faktörlerden alınan (kandaki oksijenin ve karbondioksitin kısmî basınçları ve hidrojen iyon miktarı) haberlere göre olur. Solunumun sinir yoluyla kontrolü otomatik olup
kişi şuuruyla ancak bir dereceye kadar solunumunu kontrol edebilir. İrâdeyle soluk tutulması bir süre kâbildir ve sonunda otomatik kontrol faaliyete geçer. Bunun sebebi kanda karbondioksit miktarının artması ve beyindeki solunum merkezinin bu artışa çok hassas olmasıdır.
Canlılar yaşamlarını devam ettirebilmek için sürekli enerji elde etmek zorundadır.
Enerji ancak besin maddelerini yıkarak elde edilebilir.
Canlıların besin maddelerini yıkarak enerji elde etmesine solunum denir.
SOLUNUM ÇEŞİTLERİ
Bazı canlılar besinlerin yıkılmasında oksijen kullanırlar;yani OKSİJENLİ SOLUNUM yaparlar.
Bazıları ise oksijen kullanamaz;yani OKSİJENSİZ SOLUNUM yaparlar.
GLİKOLİZ
Canlılar ister oksijenli ister oksijensiz solunum yapsın başlangıç reaksiyonları glikolizdir.
Glikozun pürivata parçalandığı bu reaksiyonlara glikoliz denir.
Glikoliz Reaksiyonları
Stoplazmada gerçekleşir.
Glikoz fruktoza dönüşür ve 2 PGAL(Fosfogliseraldehit)oluşur.
PGAL ortamda bulunan NAD(NikotinAmidDinükleotid) ile NADH2 oluşturur.
Ortamda bulunan ADP’ler ATP’ye dönüşür.4 ATP sentezlenmiş olur.
OKSİJENSİZ SOLUNUM
2 tip oksijensiz solunum vardır.
1) Etil Alkol Fermantasyonu
2)Laktik Asit Fermantasyonu
EtilAlkol Fermantasyonu
Bakteriler ve bazı mayalar tarafından gerçekleştirilir.
Glikoz parçalandıktan sonra elde edilen pürivattan 1 CO2 çıkarak Asetaldehit oluşturular
Asetaldehit NADH2 ile reaksiyona girerek onun Hidrojenlerini alır.
Son ürün Etil Alkoldür.
Laktik Asit Fermantasyonu
Çizgili kaslardaki hücreler yeterli oksijen bulamadığında
Glikolizde oluşan pürivatlar mitokondriye geçemediğinden
Oksijenli Solunum
Canlı hücrelerde karbonhidrat
Karbonhidratlar monosakkaritlere
Oksijenli solunumun genel denklemi:
Glikoz + 6 O2 6 CO2 + 6 H2O + 38 ATP şeklidedir
Oksijenli Solunum 3 Kademede Gerçekleşir
Glikoliz Evresi
Krebs Devri
Oksidatif Fosforilasyon Evresi (ETS)
A) Glikoliz Evresi
Tıpkı oksijensiz solunumda olduğu gibidir.
B) Krebs Devri
Ortamda O2 varsa pürivatlar mitokondriye geçer.
Herbir pürivat molekülünden 1 mol CO2 ve 2 mol H ayrılır.
2 C’lu bir molekül olan Aktif Asetik asit oluşur.
Aktif Asetik asit 4 C’lu bir molekülle birleşerek 6 C’lu Sitrik asiti oluşturur.
Sitrik asit 5 C’lu bir bileşiğe dönüşürken 1 CO2 oluşur.
5 C’lu bileşikten 1 CO2 daha ayrılır ve 4 C hale gelir.
En son 4 C’lu molekül bir kaç defa ortama H+ verdikten sonra tekrar 4 C’lu hale gelir.
C) Oksitatif Fosforilasyon (ETS)
Glikoliz ve krebs devrinde hazırlanan NADH2 ve FADH2 deki H atomlarına ait elektronlar ETSden geçtikten sonra O2 ile birleşir.
Bu sırada ATP üretilir ve sonuçta HO2 molekülleri oluşur. Bu devreye Hidrojen yolu reaksiyonları denir.
NADH2 üzerinden ETSye giren 2 elektronun O2 ye taşınması sırasında 3 ATP üretilir.
Eğer 2 elektron FADH2 üzerinden ETSye katılırsa üretilen enerji miktarı 2 ATPdir.
Burada ATP sentezi yükseltgenme ve indirgenme reaksiyonlarıyla sağlandığı için bu devreye ve ATP üretim şekline Oksitatif Fosforilasyon denir.
Oksijenli Solunumda Enerjinin Hesaplanması
Glikoliz reaksiyonlarında 4 ATP (enzim-substrat düzeyinde)
Krebs devrinde 2 ATP (enzim-substrat düzeyinde)
ETS de 34 ATP (oksitatif fosforilasyonla) olmak üzere
Toplam 40 ATP N Glikolizde harcanan 2 ATP (aktifleşme enerjisi olarak) ile Net Kazanç: 38 ATP dir.
Oksijenli Solunumun Fermantasyondan Farkları
Glikoz + 6 O2 6 CO2 + 6 H2O + 38 ATP O2 kullanılır.
İnorganik yapıda (CO2 ve H2O) son ürünler oluşur.
40 ATP üretilir. (toplam)
Mitokondri görev yapar.
Canlıların çoğunda gerçekleşir.
ETS enzimleri görev yapar.
Krebs devri vardır.
Fermantasyonun Oksijenli Solunumdan Farkları
Glikoz 2 CO2 + 2 Etil Alkol + 2 ATP veya Glikoz 2 Laktik Asit + 2 ATP
O2 kullanılmaz
Etil Alkol
4 ATP üretilir. (Toplam)
Tamamı sitoplazmada gerçekleşir.
O2 siz solunum yapan az sayıda canlıda ve de O2 nin bulunmadığı veya yetersiz olduğu durumlarda kas hücrelerinde gerçekleşir.
Fermantasyon ve Oksijenli Solunumun Ortak Yönleri
CO2 oluşumu olabilir.
ATP oluşur ve ATP harcanır.
Glikoz kullanılır.
Enzimler görev yapar.
Glikoliz gerçekleşir.
Nefes Almak (Solunum)
Soluk alma ne demektir?
Vücudun enerji elde etmek ıçın havadan oksijeni alarak vücuda zararlı olan karbondioksiti havaya geri verilmesi olayına
Solurnun organları nelerdir?
Soluk alıp verme yapı ve organları; burun
Burundan soluk almanın sağlısımız için faydaları nel rdir?
Havayı ağzımızdan da burnumuzdan da alabiliriz. Ancak burundan almak daha faydalıdır. Çünkü burunda bulunan kıllar ve sümüksü sıvı madde
Yutağın görevi nedir?
Yutak burnumuzdan soluduğumuz havayı soluk borusuna ileten organımızdır. Yutak
Gırtlağın görevi nedir?
Gırtlak. yutak ile soluk borusu arasındaki bağlantıyı kuran organımızdır. Yutaktan gelen havayı soluk borusuna iletir.
Soluk borusunun görevi nedir?
Soluk borusu ağızda başlar
Akciğerin görevi nedir?
- Akciğerimiz göğüs boşluğunda bulunur.
- Bunlar sağ ve sol akciğer olmak üzere iki parçadan oluşur.
- Sağ akciğer üç
- Vücudumuzdaki kirli kanı temizlemeye yarar.
Soluk alma verme nasıl gerçekleşir?
- Soluk aldığımızda göğüs kafesimiz genişler.
- Diyafram düzleşir.
- Akciğerlerimize hava girer ve genişler.
- Soluk verdiğimizde göğüs kafesimiz daralır.
- Diyafram kubbeleşir.
- Akciğerlerimizden hava çıkar ve daralır .
- Sağlıklı insanda soluk alıp verme sayısı dakikada 12 - 16'dır .
- Egzersiz
Solunum Sistemi Ve Solunum Sisteminin Amacı
Solunumda gâye
Suda yaşayan çok hücreli fakat yapısı basit olan bâzı basit yapılı hayvanlarda
Bâzı hayvanlarda oksijen deri yoluyla kılcal damarlara geçer.Kurbağalarda olduğu gibi
Biyolojik yapısı üstün olan canlılarda
Solunum sistemi; havayı dış atmosferden gaz alışverişinin yapıldığı yüzeye ileten solunum yolları
Solunum yolları; burun boşluğu
Solunum sistemi
Nefes borusu (trakea)
Nefes borusunun boşluğu tüylü epitel ile örtülmüştür. Burada bulunan bezlerin salgıları ve tüyler
Nefes borusu alt ucunda 70 derecelik bir açı ile sağ ve sol ana bronşlara ayrılır. Sağ ana bronş nefes borusunun hemen devamı hâlindedir
Akciğerlerde gaz alış-verişinin meydana geldiği kısım alveol denilen hava torbacıklarıdır. Dolayısiyle duvarlarını alveollerin meydana getirdiği
Alveollerin etrafı kılcal damarlar tarafından kafes gibi sarılmıştır. Kılcal damarlardaki kanla alveol içi hava boşluğu 0
Alveol duvarlarında veya alveoller arasında 10-15 mikron çapında kohr pencereleri adı verilen delikler vardır. Bunlar alveoller arasında bağlantı sağlarlar. Böylece bronşların veya bronşçukların tıkanması hâlinde
Akciğerlere havanın girip çıkması
Normal şartlarda
Yapılabildiği kadar en kuvvetli soluk vermeden sonra bile
Bir karın bir de göğüs tipi solunum ayırt edilir. Karın tipi solunumda
İnsanda istirahat hâlinde normal solunum ritmi dakikada 12’dir. Bu ritimde ortalama 2 sâniyelik soluk alma dönemini