Sokak hayvanları hakkında

  • Kullanıcı W
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Çevre ve Hayvan Hakları
🟢 Konu yazarı şu anda aktif
Twitterda bir cok paylasim gordum sokak kopekleri icin yasa cikacakmis, fikirlerinizi merak ediyorum bu konuda. Sizce uyutulmali mi ?
 
Yaşam sadece insana tanınmış bir hak değil. Her canlının yaşam hakkı var.

Kontrolsüz bir şekilde üreyen sokak hayvanları olduğu gerçek ve fakat çözüm öldürmek değil.

En basit haliyle Kısırlaştırmak ve beslemek dahi bu sorunu ortadan kaldırabilecekken, en kolay ve en zalimce yöntemi tercih etmek kabul edilemez.
 
Tamda gelişmekte ya da gelişememekte olan bir ülkenin bulacağı çözüm bu olabilirdi zaten. İsteniyor ki hemen bir çözüm bulunsun ve sokaklar hayvanlardan hemen arındırılsın. TBB çok güzel açıklamış. Bu bir süreç kısırlaştırılır ve bir kaç yıl düzenli olarak devam eder, sonuç alınır.
 
Veteriner arkadaşlarım tek bir hayvanı uyutmamak için her türlü mücadeleyi verip iyileştirmeye çalışırken, sapasağlam hayvanlar uyutulacak öyle mi? Üzerine konuşamayacağım kadar üzücü bir durum...
 
Melih Gökçek in devasa lunaparki köpekler için küçük bir şehir halinde getirilebilirdi binlerce küçük kulübeler halinde güzel olurdu.

Uyutulmasi acımasızca başka nasıl bir çare olur bilmiyorum fakat insanların yaşama tutunmak için savaşırken bir anda sokakta bir köpeğin gelip saldırması ve kimi insanlarda travma yaratması da göz ardı edilemez.

Pitbull cinsi köpek besleyenlerin halen agizllıkları yok ve köpeği tutmakta zorlanıyorlar en yakınınız çok sevdiğiniz birisi bunu yaşamadıkca her zaman tek taraflı bakacaksınız maalesef
 
Tamda gelişmekte ya da gelişememekte olan bir ülkenin bulacağı çözüm bu olabilirdi zaten. İsteniyor ki hemen bir çözüm bulunsun ve sokaklar hayvanlardan hemen arındırılsın. TBB çok güzel açıklamış. Bu bir süreç kısırlaştırılır ve bir kaç yıl düzenli olarak devam eder, sonuç alınır.

kısırlaştırmak hayvan neslinin tükenmesine neden olmaz mı ?
evet bu kısa süre de mümkün gözükmese bile ilerleyen yıllarda etkisini fazlasıyla hissettşrecektir

ikincisi , bana göre bu da bir tür şiddet hem yukarda belirttiğim husus hemde
hayvana keyfî muammele
Bile isteye acı çektirmek her canlı doğasının gerektiği gibi yaşamalı diye düşünüyorum sırf rahatsızlık duyuyoruz diye bunu onlara yapmaya kimsenin hakkı yok … :(
 
Kısırlaştırmanın çok zahmetli ve maliyetli bir iş olacağını düşünüyorum değilse şimdiye kadar uygulanırdıml. Uyutmakta zalimce görünüyor. En iyisi hepsini bir gemiye doldurup Çin'e yollamak.
 
kısırlaştırmak hayvan neslinin tükenmesine neden olmaz mı ?
evet bu kısa süre de mümkün gözükmese bile ilerleyen yıllarda etkisini fazlasıyla hissettşrecektir

ikincisi , bana göre bu da bir tür şiddet hem yukarda belirttiğim husus hemde
hayvana keyfî muammele
Bile isteye acı çektirmek her canlı doğasının gerektiği gibi yaşamalı diye düşünüyorum sırf rahatsızlık duyuyoruz diye bunu onlara yapmaya kimsenin hakkı yok … :(
Çıkacak olan yasaya alternatif olarak düşünülecek olursa oldukça iyimser görünüyor. Nesil tükenmesi konusunda haklı olabilirsin bu uzzzun yıllar alacak olsa bile. Bile isteye acı çektirmek iğne ile uyutmakla olabilir, kısırlaştırmak sayıca azalmalarını sağlamak olur sadece. Sayıca azalmaları fark edilir derecede hissedildiği an, nesillerinin tüketilmesi hususunda yeni çözümler üretilebilir.
 
Halk sağlığı bilimine göre mi cevap vereyim yoksa konudaki tüm arkadaşlar gibi pembe beklentilerimi mi yazayim emin olamadim.
Relativista gelişemeyen ülke örneği falan demiş.
Gelişmiş ülkelerin zoonoz eradikasyonu tarihi bi canlaninca gözümde, konuyu ciddiye alabilme kabiliyetimi hepten yitirdim. Neyse.
Toparlayıp yazarım bi şeyler bi ara.
 
Isin trajikomik tarafi bu hayvanlar sokakta zaten olumcul bir hayat yasiyorlar. Itiliyorlar , kakiliyorlar ote yandan bolgesini koruma derken insanlardan siddet gore gore en sonunda saldirganlasiyorlar.
Uyutmayacaksaniz da sahiplenip heves gectikten sonra sokaga atilmamali hayvanlar. Sen mama verirsin senden sonra biriside mama verecek zannedip yaklasinca siddet gorebilir.
Herkes kisirlastirma yada barinak gibi seyleri oneriyor ama yalnizca uyutmamak icin uyutulmus gibi virane hayatida haketmiyorlar. Insanlar bilinclenmeli diyecegim ama tum sokak hayvanlarini egitmekten daha uzun bir surec awk2
Ote yandan hayvan sevenler derneklerinin mevzularida var ama o kisma girmeyecegim.
Her canlinin yasama hakki var elbette ama nazi kampi gibi bir gune biz degil onlar uyaniyor. Uyutulmus vaziyette yasiyorlar zaten ve bu cidden uzucu bir durum.
 
Niye yuzlerce kopek var her baktigin yerde. Kisirlastirilmali. Kedi kopegi olan kayd etme zorunlulugu getirilsin.

Kimse kusura bakmasinda daha kac kisu olecek/saldiriya ugricak bu basi bos kopekler tarafindan? Ben uyutulmasindan yana degilim AMA INSANLARIN YASADIGI YERDEDE SURU HALINDE ONLARCA YUZLERCE SALDIRGANMI KUDUZMU VS GIBI SORUNLARIN SORULARIN OLDUGU BIR GERCEGIDE KIMSE GOZ ARDINDA BIRAKAMAZ
 
Öncelikle genel bir kişisel görüş sonra da bu konu ile ilgili küçük bir araştırma paylaşacağım sizlerle.
Ben de tüm veteriner fakültelerini seferber edip, öğrenci ve asistanlara kısırlaştırma işini yayıp, ek barınaklar açıp var olan barınakların da ıslah edilmesini isterdim fakat Dünya'da bunu yapacak bir devlet henüz varolmadı ne yazık ki arkadaşlar. Bu biraz kumar da oynamak; çünkü bu uygulama ancak 5-10 yıl içinde sonuç vermeye başlayacaktır ve bu süreçte muhtemel bir epideminin ya da ciddi bir halk sağlığı probleminin de patlak vermeyeceğini garanti edemiyoruz.Durum, çok ciddi bir halk sağlığı problemi haline geldi.
Halk sağlığı problemi senin vize almandan tut, ülkene yatırımcı gelip gelmemesini bile etkileyen bir faktör. Kuduz,tüberküloz ihbarları gırla. Fiziksel saldırıların küçük bir kısmını zaten okuyorsunuz. Milyonlarca köpeği benim de beklentim olan yöntemle ve ekonomik külfetle ve de ciddi bir risk sorumluluğu ile ne derece uygulamaya koyarlar ümitli değilim açıkçası.Kastrasyon hadi neyse, fakat ovariohisterektominin maliyeti kayda değer.Mesele sadece para değil; halk sağlığının acilen ıslah edilmesi ve ıslah edilme konusunda kaybedilmemesi gereken zaman.Kamuoyunun nabzına göre belki direkt belki de el altı toplu itlaflar kaçınılmaz gibi gözüküyor.Yıllardır etkin kısırlaştırma kontrollü yapılsaydı, malum lobiler belli yollara taş koymasaydı iş bu raddeye varmayacaktı zaten. Şimdi size Belli ülkelerin başı boş köpeklere dair uygulamaya koydukları halk sağlığı prosedürlerini aktaracağım. Bu araştırmayı okumadan önce kendinize şu soruları sorun;
1-) Sokak köpekleri fiziksel yaralama bazında kayda değer bir problem haline gelmiş midir? Gerek okula giden çocuk, gerek tarla süren bir işçi için tehdit midir?
2-)Sokak köpekleri bir epidemi oluşturacak kadar ama ölümcül ama ölümcül olmayan enfeksiyonların riskini arttırmış ve bu enfeksiyonlar basına yansıyacak hale gelmiş midir? (kuduz,verem,brucella, vb.)
3-) Kontrolsüz göç dalgasıyla göçmenler hastalıklarını da getirdi sokak köpeklerinin taşıyıcılığının bu noktadaki rolü nedir?
4-) Muhtemel başıboş hayvan ''sayımız'' hızlı ve etkin kısırlaştırma,aşılama,çipleyip takibe alma,barınak ıslahı girişimleri vb. için elverişli midir?
Şimdi sorulara kendinizce bir yanıtınız olduysa,ilgili yazıyı okumanızı tavsiye ederim:

AVRUPA BİRLİĞİ ÜLKELERİ VE DİĞER BAZI GELİŞMİŞ ÜLKELERDE

HAYVAN İTLAFI İLE İLGİLİ UYGULAMALAR





Avrupa Birliği ülkeleri ve diğer gelişmiş ülkelerde sahipsiz hayvanların kontrol altına alınması ile ilgili yapılan araştırma sonucu bu bilgi notu hazırlanmıştır.



Sahipsiz köpekler ya da diğer bir tabirle başıboş sokak köpekleri başta Avrupa’nın Akdeniz kıyısındaki ülkeler olmak üzere birçok gelişmiş ülkede temel sorunlardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre 1990 yılında, dünya üzerindeki köpek sayısının 500 milyon olduğu (insan nüfusunun 10’da biri kadar) ve bunun % 75’inin de başıboş olduğu tahmin edilmektedir.



Araştırma sonucunda Avrupa ülkelerinin birçoğunda başıboş köpeklerin itlafına çok az rastlandığı; daha çok kısırlaştırma ve barındırma yöntemlerinin tercih edildiği görülmüştür. Başıboş köpeklerin kısırlaştırılması teşvik edilmekte ve böylece plansız üremeleri azaltılmaktadır.



Ancak, yine Dünya Sağlık Örgütü’ne göre tüm dünyada sahipsiz köpekleri barınaklarda toplamak ya da itlaf etmek geçerli bir yol olarak kabul edilmemektedir. DSÖ’ye göre sokakları bir anda tamamen köpeksiz hale getirmek mümkün olmadığı gibi, bu tür girişimlerin sonucunda köpek nüfusu kısa sürede eskisinden daha da fazla artmaktadır.



Konuyla ilgili en önemli uluslararası belge 1987 yılında Strazburg’ta imzalanan “Ev Hayvanlarının Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi”dir[1]. (European Convention for the Protection of Pet Animals). Türkiye’nin 20.10.2003 tarihinde kabul ettiği sözleşme’nin III. Bölümünün 12. maddesi “Sahipsiz Hayvanlar için Alınacak Önlemler” başlığını taşımaktadır. Buna göre ülkeler, başıboş hayvan sayısının sorun yarattığını düşünürse, ağrı, acı ve ızdırap çekmelerine sebep vermeyecek şekilde sayılarını azaltmak için uygun yasal ve idari tedbirleri almakla yükümlü kılınmıştır. Bu tedbirlere örnek olarak şunlar sayılmıştır:



  • Eğer sahipsiz hayvanlar yakalanacak ise, bunun hayvana fiziksel ve manevi olarak en az seviyede acı verecek şekilde gerçekleştirilmesi,


  • Yakalanan hayvanların muhafaza edilmesi veya öldürülmesi işlemlerinin bu Sözleşme’de belirtilen prensiplere uygun olarak (veteriner hekim veya uzman kişilerce vs.) gerçekleştirilmesi


gerekmektedir .



Bu sözleşmeyi imzalayan ülkeler, bu tür hayvanların uygun bir yöntemle sahiplerinin isim ve adresleri ile birlikte numaraları yer alan daimi bir kimlik sağlamayı ve bu hayvanların plansız bir şekilde üremelerini azaltmak için bu hayvanların kısırlaştırılmalarını teşvik etmeyi taahhüt ederler.



Sözleşmenin 13. maddesinde de ise bir istisna getirilmiştir. Bu madde hükmüne göre sahipsiz hayvanların yakalanmaları, muhafaza edilmeleri ve öldürülmeleri konularındaki yukarıdaki hükümlere, sadece hastalıkların kontrolüne yönelik Hükümet programları kapsamında kaçınılmaz hallerde istisna getirilebilir.



Bu genel bilgilerin ardından ülkeler bazında konuya yaklaşım incelendiğinde ise aşağıdaki uygulamalar göze çarpmaktadır.



1-Portekiz



Portekiz’de 1999 yılında çıkarılan Hayvanları Koruma Kanunu’nun (Protection of Animals Law) 5. maddesinde başıboş sokak hayvanlarının ıslahı ile ilgili düzenlemeler yer almaktadır. Buna göre şehirlerde başıboş hayvanların sayısı soruna yol açarsa, belediyeler telafisi mümkün olmayan hasar ya da acılara yol açmamaya özen gösteren yöntemler kullanmak kaydıyla bu hayvanların sayısını azaltabilmektedirler.



Görüldüğü gibi burada hayvanların itlafı için kamu sağlığını tehdit etmesi ya da başka bir tehlikeye yol açması değil, başıboş hayvanların sayısındaki artış sebep gösterilmiştir.



2- Letonya




Letonya’da 2003 yılında yürürlüğe giren Hayvanları Koruma Kanunu’nun (Animal Protection Law) 44. maddesi hayvanların öldürülmesini yasaklasa da bazı istisnalar getirmiştir. Bu istisnalardan biri de, hayvanın insan sağlığı için doğrudan bir tehdit oluşturmasıdır. Eğer hayvanın yaşaması kamu sağlığını tehdit edici bir unsur ise, en az acı çekeceği bir yöntemle itlaf edilmesi öngörülmüştür. Bunun dışındaki başıboş hayvanlar için kısırlaştırma ve barındırma yöntemi uygulanmaktadır.



3- Bulgaristan



Bulgaristan’da başıboş sokak köpekleri yerel otoriteler tarafından toplatıldıktan sonra kısırlaştırılmakta ve barınma evleri aracılığıyla korunma altına alınmaktadır.



4- İsveç






İsveç’te 1988 yılında yürürlüğe giren Hayvanları Koruma Kanunu’na göre (The Animal Protection Act) kamu sağlığını tehdit eden, tedavisi mümkün olmayan şekilde yaralı veya hasta olan sokak hayvanları acilen itlaf edilmektedir. Bu itlaf ise ancak yetkili kişiler tarafından (özellikle veteriner hekimler) yapılmaktadır.





5- Norveç




Norveç’te 2003 yılında revize edilen Hayvan Refahı Kanunu (Animal Welfare Act) köpekler ile ilgili özel düzenlemeler getirmiştir. Ülkede çok fazla başıboş köpek olmamasına rağmen (hemen kontrol altına alınıyor), insanlar için tehlike arz eden köpeklerin sayısının azaltılması için bu Kanuna hükümler konmuştur. Bu Kanun’a göre, insanları yaralayan köpeklerin ölüm cezasıyla cezalandırılması eskiye nazaran daha kolay hale gelmiştir. Kanun ayrıca polislere şüpheli gördükleri köpekleri yakalama ve alıkoyma yetkisi verilmiştir.





6- Malta




Malta’da Hayvan Refahı Kanunu’ndan başka ayrıca bir de Köpek Kanunu vardır. Bu Kanuna göre tehlikeli ve sağlıksız köpekler polis yetkilileri tarafından kontrol altına alındıktan sonra itlaf edilmektedir.



7- Macaristan




Macaristan’da başıboş sokak köpeklerinin çokluğu ve konunun önemli bir sorun haline gelmesi üzerine Tarım Bakanlığı tarafından, ilgili STK’lar (hayvan hakları koruma dernekleri) ile görüşmenin ardından Mayıs 2008’te meclise bir tasarı sunulmuştur. Bu tasarıya göre, ülke genelinde 2 milyona yakın olduğu başıboş köpeklerin kimliklerinin belirlenmesi için mikro-çip uygulamasına geçilmesi öngörülmektedir.



Tasarıya göre başıboş köpeklerin kontrol altına alınması için bir diğer çözüm önerisi de yeni doğan köpekler için bu çiplerin zorunlu hale getirilmesinin sağlanmasıdır.



8- Kuzey İrlanda



Kuzey İrlanda’da günde en az 10 köpek itlaf edilmektedir. Başıboş köpekler yerel otoriteler tarafından toplatılmakta ve kamu sağlığını tehdit eden herhangi bir tehlike arz etmesi durumunda itlaf edilmektedir. Sokaklarda başıboş köpeklerinin sayısının azaltılması ile en çok uygulanan yöntemlerden biri de mikro-çip uygulamasıdır.



9- Avustralya



Avustralya’da da 2001 yılında yayınlanan Hayvan Bakım ve Koruma Kanunu (Animal Care and Protection Act) uyarınca yerel otoritelerde görevli yetkililer tarafından toplatılan başıboş ve sağlıksız köpekler, Kanuna göre belirlenen denetçiler tarafından kontrol altına alındıktan sonra halk sağlığına zarar verme ihtimali bulunanlar ya da yaşamasının hayvan için daha acı verici olduğu varsayılanlar itlaf edilmektedir.



10- Amerika Birleşik Devletleri



Amerika Birleşik Devletleri’nde ise eyaletlerin birçoğunda hemen hemen benzer uygulama göze çarpmaktadır. Eyaletlerin Belediye Kanunlarında kamu sağlığını tehdit eden sahipsiz hayvanların (özellikle köpeklerin) itlaf edilmesi gerektiği belirtilmektedir.



11- Tayvan



Tayvan’da köpeklere karşı uygulanan işkence ileri düzeydedir. Başıboş sokak köpeklerini itlaf etme yöntemi de oldukça zalimanedir. Başıboş köpekleri yakalayıp toplayarak bir kafese koymak ve içi su dolu bir tankta boğulmalarını beklemek bir tür gelenek halini almıştır.



12- Hindistan



İnternette yapılan araştırmada başıboş köpekler ve bu köpeklerin itlafına ilişkin en fazla kaynak Hindistan’la ilgilidir. Hindistan’da köpekler büyük bir sorundur. Ülkede çöp yığınları da fazla olduğundan köpekler de sokaklarda çöplerden beslenmektedir. Bu yoğunluk nedeniyle köpeklerin itlafı da kolaylıkla yapılabilmektedir. İçi su dolu bir tank içinde bir tür römorkta tutularak elektik uygulanarak itlaf edilmektedir. Bu köpeklerden bazılarının ölmesinin 5 saati bulduğuna dair raporlar vardır.



13- Mısır



Mısır’da, özellikle başkent Kahire’de köpekler yakın mesafeden vurularak etkisiz hale getirilmektedir.







Bilgilerinize arz ederim.







Azmi EKMEN
AB Uzmanı







YARARLANILAN KAYNAKLAR



  1. Full list - Treaty Office - www.coe.int


  1. The Animal Protection Act, Swedish Code of Statues, SFS 1988:534


  1. The Animal Welfare Act, the Animal Welfare Ordinance, Government Offices of Sweden, Ministry of Agriculture, Stockholm - Sweden, October 2007


  1. Federal Act on the Protection of Animals, Austria,


  1. Animal Welfare Act and Dog Act, Malta


  1. European Convention for the Protection of Pet Animals, Council of Europe, 1987


  1. http://mrra.gov.mt/htdocs/docs/laws_chp439.pdf


  1. www.ris.bka.gv.at/erv/erv_2004_1_118.pdf


  1. www.internationalwildlifelaw.org/ANIMALPROTECTIONACT.html


  1. www.abveteriner.org/dosyalar/sahipsizhayvanlar.doc


  1. www.opsi.gov.uk/legislation/northernireland/acts/acts2001/PDF/nia_20010001_en.pdf


  1. http://www.eel.nl/documents/latvia/Animal_Protection_Law_Latvia.pdf


  1. http://www.irishnews.com/pageacc.asp?tser1=ser&par=ben&sid=500892


  1. Dogs (Amendment) Act (Northern Ireland) 2001


  1. http://www.eurotopics.net/en/presse...ogs?EUTOPICS=b347572f86a829d4ad2eeea42c6e90b2


[1] Sözleşmenin tam metni için bkz. Full list - Treaty Office - www.coe.int
 
Son düzenleme:
Dün konuya “Koskoca devletin sokak hayvanlarını kısırlaştırmayı becerememesi” yazıp çıkacaktım. Bugün vaktim oldu biraz bakındım. Ekşide kısırlaştırma sürecinin hayvan dernekleri tarafından nasıl baltalandığı ile ilgili bir yazı paylaşmışlar. Doğru ya da yanlış orasını bilemem. Ama uyutma maliyetinin kısırlaştırma maliyeti ile hemen hemen aynı hatta daha külfetli olduğu tartışılmış bir kaç yerde. Hal böyleyken bu yazıda çok mantıksız gelmiyor. Bu coğrafyada çomarından entel geçinenine, okumuşundan cahiline herkes mi ahlaksız olur?

IMG_0901.png
 
Veterinerler "uyutma" yasasına uymayacak: Meslek yeminimize bağlı kalacağız

Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB), önümüzdeki dönemde Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne (TBMM) sunulacağı belirtilen ve sokakta yaşayan hayvanların 1 ay içerisinde sahiplenilmemesi durumunda uyutulatak öldürülmesini öngördüğü belirtilen yasa tasarısına uymayacağını açıkladı.

Konuya ilişkin TVHB tarafından yapılan yazılı açıklamada ötenazi uygulamasına yönelik olarak, genel uygulamanın sağlıklı hayvana yapılmasının meslek etiğine aykırı olduğu, ancak tıbbi gerekçeye dayalı olarak yapılabileceği vurgulandı.

Konuya ilişkin çözüm önerilerinede yer verilen açıklamada, "Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak sahipsiz hayvanların itlafına sebep olacak her türlü uygulamanın karşısında olduğumuzu, bu uygulamaların hayvan refahı açısından kabul edilemez olduğunu kamuoyu ile paylaşma zorunluluğu hissediyoruz" denildi.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’nın iş birliğinde Hayvanları Koruma Kanunu’na ilişkin yasa değişiklik tasarısı hazırlandığını, teklifin önümüzdeki haftalarda TBMM’ne geleceğini basından öğrenmiş bulunuyoruz.

Değişiklik taslağı hazırlanırken Türk Veteriner Hekimleri Birliği veya herhangi bir meslek odamızın görüşü alınmamıştır. Basındaki haberlerden edindiğimiz bilgilere göre; bu taslakla getirilenlerin daha önceki değişiklikler gibi sahadan ve bilimsellikten uzak, uygulanması mümkün olmayan, toplum vicdanını rahatsız eden değişiklikleri içerdiği ve ülkemize bu alanda bir 20 yıl daha kaybettireceği kaygısı taşımaktayız.

"Yerel yönetimler sorumluluklarını yerine getirmedi"
2004 yılında çıkan 5199 sayılı Hayvan Koruma Kanunu öncesinde, sahipsiz hayvanlar maalesef insani olmayan yöntemlerle yok edilmekteydi. Ancak gelişen toplumsal bilinç ve itirazlar sonrası 5199 sayılı kanun çıkarılmış ve her türlü itlaf yasaklanmıştı. 5199’a göre yerel yönetimler geçici bakımevi kuracak, sahipsiz hayvanların tedavisi ve rehabilitasyonunu gerçekleştirerek, kısırlaştırıp, aşılayarak yaşadığı bölgeye geri bırakacaktı. Yani yerel yönetimler sahipsiz hayvanların sağlıklı yaşamaları ve refahlarını sağlamakla görevlendirildi. Ancak kanuna rağmen yerel yönetimler birkaçı dışında maalesef kanunda geçen yükümlülüklerini ve sorumluluklarını yerine getirmemiştir. Seçimden seçime sahipsiz hayvanları hatırlayan yerel yönetimler sahipsiz hayvanlar için kaynak ayırmak yerine tüm yükü kurumlarda çalışan veteriner hekimlerin üzerine bırakmışlardır.

Sahipsiz hayvan popülasyonunun artmasının en büyük nedenlerinden biri yerel yönetimlere Hayvanları Koruma Kanununun herhangi bir cezai yaptırım getirmemesi olmuştur. Kanunun 2021 yılındaki revizyonu da cezasızlığı devam ettirmiş, “Geçici Madde 4 – (Ek:9/7/2021-7332/16 md.) Büyükşehir belediyeleri, il belediyeleri ve nüfusu yetmiş beş bini aşan belediyeler 31/12/2022, diğer belediyeler ise 31/12/2024 tarihine kadar ek 1 inci maddenin birinci fıkrasında belirtilen hayvan bakımevlerini kurmakla yükümlüdür.” hükmüne rağmen yerel yönetimlerce gereken adım atılmamıştır.

"Düşüncenin sokak itlaflarından farkı yok"
Özet olarak; kanun çıkarılmış, sorumluluk verilmiş ama denetim yapılmamış, bütçe ayrılmamış, kanununun gereğini yapmayanlara yaptırım uygulanmamıştır.

Gelinen noktada ise sahipsiz hayvanların popülasyonu artmış, her biri mahalle sakini olan sahipsiz hayvanlarımızın hayvan refahına uygun olmayan barınak adı altındaki yerlere toplatılması, kısırlaştırmanın maliyetli olacağı gerekçe gösterilerek hayvanların dişi-erkek olarak ayrılması, barınaklara toplanan hayvanların sahiplendirilmeye çalışılması, 30 gün sonra sahiplenilmeyenlerin ise ötanazi yapılarak öldürülmesi gündeme getirilmektedir. Bu düşüncenin 2004 yılı öncesi sokaklarda yapılan itlaflardan hiçbir farkı yoktur. Sahipsiz hayvanlar ile ilgili en çok gündeme getirilenlerden ve itlafa zemin hazırlamak için kullanılan argümanlardan biri de kuduz ve diğer hayvanlardan insanlara geçen zoonotik hastalıklardır. Oysa Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü (WOAH) ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) bilinenin aksine Kuduz kontrolü açısından, sahipsiz köpeklerin itlaf edilmelerine geniş ölçüde karşı çıkmaktadır.

Hipokrat’tan günümüze evrensel hekimliğin en önemli değerlerinden biri “önce zarar verme”, ilkesidir. “Yararlı olma” ilkesi ise hayvanların sağlık ve refahına verilecek zararın engellenmesi ve iyiliğin artırılması halidir. Ülkemiz veteriner hekimleri veteriner fakültelerinden insanlara, hayvanlara ve içinde yaşadığı doğaya duyarlı, toplumsal refah için çaba harcayan, meslek ahlakına sahip kişiler olarak yemin ederek mezun olurlar.

Tasarıda olduğu söylenen ötanazi işlemi, hayvanların tıbbi yöntemler yoluyla, hızlı, ağrısız ve acısız bir şekilde yaşamının sonlandırılması anlamına gelmektedir. Ötanazi, ölümle karşı karşıya kalınması halinde, acının ve ağrının kalıcı olduğu veya hafifletilemediği durumlarda tıbbi gerekçeler ile uygulanan bir yöntemdir. Veteriner hekimler aldıkları eğitim ve ettikleri meslek yemini gereği tedavi ile ötanaziyi mümkün olduğu kadar geciktirmek, hayvan refahını sağlamak için çaba harcarlar.

"Yakala, kısırlaştır, aşılat ve yaşadığı bölgeye geri bırak"
Ötanazi sadece veteriner hekimler tarafından uygulanabilir ve sağlıklı bir hayvana uygulandığında katliamdan başka bir anlam taşımaz. Sağlıklı hayvanların ötanazisi ve itlafı veteriner hekimler açısından da etik, insani ve vicdani değildir, evrensel hekimlik değerleri ile de bağdaşmamaktadır. Veteriner hekimler olarak bizler bu yasa çıksa da ötanazi yapmayacağız. Önerilen bu yöntem sanıldığının aksine maliyet açısından da avantajlı değildir. Hayvana ötanazi yapılmadan önce uygulanacak prosedürler ile birlikte kısırlaştırmadan daha maliyetli ve zorludur, sahipsiz hayvan popülasyonun kontrolüne yönelik aktif bir yöntem olarak da değerlendirilemez. Ayrıca iletişim çağında Türkiye Yüzyılında ülkemizin uluslararası kamuoyunda algısını olumsuz olarak etkileyecektir.

Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak sahipsiz hayvanların itlafına sebep olacak her türlü uygulamanın karşısında olduğumuzu, bu uygulamaların hayvan refahı açısından kabul edilemez olduğunu kamuoyu ile paylaşma zorunluluğu hissediyoruz. Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü (WOAH), evcilleştirilmiş bir tür olan köpeklerin topluma bağımlı olduğunu, sahipsiz oldukları durumlarda dahi sağlık ve refahlarını sağlamanın etik bir sorumluluk olduğunu hatırlatmaktadır.

Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü (WOAH) sahipsiz hayvan popülasyonun kontrolünde “yakala, kısırlaştır, aşılat ve yaşadığı bölgeye geri bırak” yaklaşımının sahipsiz hayvanların üremesinin kontrol edilmesine yönelik bir yaklaşım sağladığını ama bununla birlikte daha önce birçok kez meslek örgütü olarak vurguladığımız önlemlerin de birlikte alınması gerektiğini ifade etmektedir.

Neler yapılmalı?

Türk Veteriner Hekimleri Birliği ve meslek odaları olarak çözüm önerilerimiz;

• Büyükşehir Belediyelerinde Veteriner Halk Sağlığı Daire Başkanlığı ve diğer belediyelerde Veteriner İşleri Müdürlüğü kurulmalıdır.

• Veteriner Halk Sağlığı Daire Başkanlığı ve Veteriner İşleri Müdürlüklerinde nitelikli ve yeterli sayıda personel istihdamı sağlanmalıdır.

• Geçici Bakımevi kapasitesini karşılar sayıda veteriner hekim, hayvan sağlığı yardımcı personeli ve işçi personel bulunmalıdır. Bu konuda standartlar oluşturulmalıdır. Geçici hayvan bakımevinde çalışan yardımcı personeller hijyen, hayvan davranışları, hayvan refahı ve bakımı, hayvanların tutulması ve yakalanması konusunda eğitim almalıdır.

• İhtiyaç duyulan bölgelerde veteriner fakülteleri ve serbest veteriner hekimlerden kısırlaştırma çalışmalarında destek alınmalıdır.

• Sahipli hayvanlar da dahil olmak üzere kontrolsüz üreme ve denetimsiz ticari satışların önüne geçilmeli, üretim yapılacaksa ilgili bakanlığın denetimi ve mutlaka veteriner hekimlerin denetimi ve onayıyla yapılmalıdır.

• Sahipsiz kedi ve köpeklerin sokaktan sahiplenilmesi özendirilmeli, sahiplenilmesi halinde kimliklendirilmesi ile ilgili zorluklar ortadan kaldırılmalı, her yaştaki hayvan kimliklendirilebilmelidir.

• Çevreye uyum gösteremeyen, yaşlı, zayıf, engelli vb. köpekler ve kediler sahiplendirilinceye kadar veya hayatları boyunca bakımevlerinde kalmalıdır

• Hayvan sahiplenme şartları yeniden düzenlenmelidir.

• Sokağa terkedilen hayvanlara ilişkin hayvan sahiplerine ciddi yaptırımlar uygulanmalıdır.

• Önemli bir sokak hayvanı kaynağı olan kırsal yerleşim alanları ile tarım işletmelerindeki hayvanlar denetim altına alınmalıdır.

• Ayrıca, sahiplendirmenin özendirilmesi, devletin bu konuda destek vermesi, bireysel sahiplenmenin yanı sıra, ülkemizde bulunan çok sayıda şirketin ve kamu kurumlarının hayvanları sahiplenmesi sağlanmalıdır.

• Çözüm için başta meslek örgütleri olmak üzere sivil toplum örgütleri ve diğer gönüllülerden yardım alınmalı, destekleri istismar eden kişi ve kurumlar denetlenmelidir.

Son sözümüz şudur ki, bu yasa tasarısı son halini almadan önce, uygarlığın ilk zamanlarından beri birlikte yaşadığımız kedi ve köpekler ile bütünleşik bir yaşamı en iyi bilen akademik meslek olarak görüşlerimizin alınması gerektiğini kamuoyuna saygı ile duyuruyoruz."

Kaynak
 
Veterinerler "uyutma" yasasına uymayacak: Meslek yeminimize bağlı kalacağız.

Helal olsun …
 
Veteriner arkadaşlarım tek bir hayvanı uyutmamak için her türlü mücadeleyi verip iyileştirmeye çalışırken, sapasağlam hayvanlar uyutulacak öyle mi? Üzerine konuşamayacağım kadar üzücü bir durum...
Dün anlatmaya çalıştığım da tam olarak buydu.
 
Geri