teksas tombis
Bronz Üye
-
- Katılım
- Temmuz 25, 2015
-
- Mesajlar
- 4,356
-
- Tepkime puanı
- 4
-
- Puanları
- 293
-
- Yaş
- 42
Ehli sünneti öğreten kıyamete kadar öğrettiği insanın ahfadının sevabını alır. Küfrü ve bid'atı öğreten de onun günahını...
Sohbet-i sâlihîn;
İslamiyetin iki esası vardır. Birincisi öğrenmek, ikincisi de öğretmektir. Öğrenmeyen Cehenneme gider. Cehalet, özür olmaktan çıkmıştır. Öğretmeyen Cehenneme gider, çünki, eğer bize öğretmeselerdi biz bugün müslüman değildik. Tabii, bize İslamiyeti öğretenlerin bizim üzerimizde hakları var. Çünki, bizim müslüman olmamız için canlarını feda ettiler, mallarını feda ettiler, hayatlarını feda ettiler; biz yanmıyalım diye. Öyle değil mi? Eğer biz bu emaneti öğretmezsek, demezler mi ahirette, ne yaptın sen? Hayatta ne yaptın sen ? Ne işledin, kimlerin kurtulması için çalıştın demezler mi sana? Ve bu suâle cevap veremezsek, cezaya müstehak olursak, kim kurtarır bizi ahirette, hiç. O halde, nasıl iki ayağımız varsa, nasıl iki gözümüz varsa, İslamiyetin iki esası, iki temeli vardır. Birincisi; mutlaka öğrenmektir, ikincisi; mutlaka öğretmek. Buna emr-i maruf derler ki; kendimiz için yaptığımız ibadetler, Allah için sarfettiğimiz paralar, Allah yolundaki cihad sevabından, emr-i maruf sevabı öyle çok ki... Bütün bu ibadetlere verilen sevap, emr-i maruf yapmanın yanında, deryada bir damla eder. Yani, anlatmanın yanında, konuşmanın yanında, yazmanın yanında, yaymanın yanında, deryada bir damla eder.
NOT;
Bir islam alimi eczanede otururken kucağında çocuğu ile gayrı müslim bir hanım gelir. Çocuğunun iğnesini vurduracaktır. Çocuk korkar ve ağlayarak annesine sarılıp durur. Alim bakar ve acır çocuğa. Zira korunmak için sarıldığı o annesi onu ebedi cehennem ateşine hazırlamaktadır. İşte derin ahir zamandayız. İnsanlar o kadının hristiyanlığa kapıldığı gibi, küfre ve bid'ata batmamış insan çok az kaldı. Mübarek ecdadımızın alimlerinin şeyhülislam onaylı, devlet ruhsatlı kitaplarını okuyarak imanını düzelten ne kadar insan var acaba? Herkes önderinden ne almışsa başkalarına onu öğretiyor. Ehli sünneti öğreten kıyamete kadar öğrettiği insanın ahfadının sevabını alır. Küfrü ve bid'atı öğreten de onun günahını...
Sohbet-i sâlihîn;
İslamiyetin iki esası vardır. Birincisi öğrenmek, ikincisi de öğretmektir. Öğrenmeyen Cehenneme gider. Cehalet, özür olmaktan çıkmıştır. Öğretmeyen Cehenneme gider, çünki, eğer bize öğretmeselerdi biz bugün müslüman değildik. Tabii, bize İslamiyeti öğretenlerin bizim üzerimizde hakları var. Çünki, bizim müslüman olmamız için canlarını feda ettiler, mallarını feda ettiler, hayatlarını feda ettiler; biz yanmıyalım diye. Öyle değil mi? Eğer biz bu emaneti öğretmezsek, demezler mi ahirette, ne yaptın sen? Hayatta ne yaptın sen ? Ne işledin, kimlerin kurtulması için çalıştın demezler mi sana? Ve bu suâle cevap veremezsek, cezaya müstehak olursak, kim kurtarır bizi ahirette, hiç. O halde, nasıl iki ayağımız varsa, nasıl iki gözümüz varsa, İslamiyetin iki esası, iki temeli vardır. Birincisi; mutlaka öğrenmektir, ikincisi; mutlaka öğretmek. Buna emr-i maruf derler ki; kendimiz için yaptığımız ibadetler, Allah için sarfettiğimiz paralar, Allah yolundaki cihad sevabından, emr-i maruf sevabı öyle çok ki... Bütün bu ibadetlere verilen sevap, emr-i maruf yapmanın yanında, deryada bir damla eder. Yani, anlatmanın yanında, konuşmanın yanında, yazmanın yanında, yaymanın yanında, deryada bir damla eder.
NOT;
Bir islam alimi eczanede otururken kucağında çocuğu ile gayrı müslim bir hanım gelir. Çocuğunun iğnesini vurduracaktır. Çocuk korkar ve ağlayarak annesine sarılıp durur. Alim bakar ve acır çocuğa. Zira korunmak için sarıldığı o annesi onu ebedi cehennem ateşine hazırlamaktadır. İşte derin ahir zamandayız. İnsanlar o kadının hristiyanlığa kapıldığı gibi, küfre ve bid'ata batmamış insan çok az kaldı. Mübarek ecdadımızın alimlerinin şeyhülislam onaylı, devlet ruhsatlı kitaplarını okuyarak imanını düzelten ne kadar insan var acaba? Herkes önderinden ne almışsa başkalarına onu öğretiyor. Ehli sünneti öğreten kıyamete kadar öğrettiği insanın ahfadının sevabını alır. Küfrü ve bid'atı öğreten de onun günahını...