-
- Katılım
- Temmuz 26, 2014
-
- Mesajlar
- 917
-
- Tepkime puanı
- 0
-
- Puanları
- 266
-
- Yaş
- 30
Anneciğim,
Mektubuma yazacağın cevaba öylesine ihtiyacım var ki. Büyüdükçe yalnızlaşıyorum sanki. Büyüdükçe mutsuzlaşıyorum. Her şey güzel gidiyor ama aslında hiçbir şey yolunda değil. Kendi yolundan bağımsız güzellikte her şey. Nereden başlasam, nasıl anlatsam? Bilirsin mektup yazma konusunda da pek iyi değilim. Ama seni çok özledim. Beni bunaltan öğütlerini bile özledim inanır mısın? Hani şarkıda da dediği gibi, seni daha sık anımsıyorum; hatta anlıyorum.
Bir insanı sevmek demek ne demektir? Bunu soruyorum; çünkü son zamanlarda sevmekle ilgili bildiğim her şey yanlışmış gibi gelmeye başladı. Benim için aşk böyle bir şey değil anne. Mutlu muyum diye sorduğumda kendime, evet mutluyum. Belli başlı bir sorun da yok hayatımda. Ama istediğim gibi değil anne hiçbir şey. Öyle olduğunu sandım bir süre, ama artık daha fazla katlanamıyorum cevabını bulamadığım sorulara. Birini sevmek nasıl bir şeydir anne?
Onun bir gülüşü için her şeyi yapmak, onun seveceğini düşünüp almak mesela bir mağazada gördüğün herhangi bir şeyi, güne onun yanında uyanmayı her sabah ve her gece ona sarılıp uyumayı istemek. Kafam gerçekten çok karışık anne. Birbirimizi seviyormuşuz. Öyleymiş yani. Ama sevmek ne demek? Hiçbir şey konuşmadan mesela, hiç sohbet etmeden, hiç hayal kurmadan, hiç tanımadan, bilmeden düşüncelerini, gelecekten hiç bahsetmeden.. Mümkün mü sevmek? Evet, seviyorum. Ama sevgiyi sorgular oldum son zamanlarda. Bu ne kadar güvenilir bir sevgidir ki? Fazla yüzeysel değil mi? Mesela ben bilmiyorum onunla ilgili hiçbir şey. İnanır mısın en sevdiği filmi bile bilmiyorum mesela. Ama işte ona sorsan, en sevdiği film diye bir şey yoktur. Neyi anlatmak istediğimi anlamaz söylesem de. Düşüncelerini, hayallerini, planlarını bilmiyorum yani. Pek konuşmayı sevmiyor sanırım. Konuşmuyor değil, konuşuyor da. Ama ne konuşuyoruz hiçbir fikrim yok. Ne kadar tanıyorsun diye sorsan, bizim üst komşu Gülden Teyze'yi ne kadar tanıyorsam o kadar işte. Bu yüzden mutsuzum anne. Bu yüzden korkuyorum. Çünkü yaşadığımız her şey çok yüzeysel gelmeye başladı.
Beni, benim onu sevdiğim kadar sevmediğini söyledi geçenlerde, biliyor musun? Sanki ben farkında değilmişim gibi. O günden beri çok kırgınım. Geçmiyor bir türlü anne. İçime oturdu, sindiremiyorum. Şimdi ne kadar iyi davransa da affedemiyorum onu. Bağlanmakla ilgili sıkıntıları varmış. Bu ne demek anne? Sıkılana kadar yanımda kalacak demek mi? Sıkılınca da gidecek. Bunu söyleyen birine artık nasıl güvenebilirim bilmiyorum. Artık ağzıyla kuş tutsa, "o kuş öyle tutulmaz" derim. Yani böyle olmasını istemiyorum elbet ama elimde değil. Çünkü hiç konuşmadık bir daha. Kapandı yani o konu öyle. O yüzden de kırgınım ben hala. Geçmiyor ki. Her şey yolunda ama yanlış yolda işte.
Beni bilirsin, bir şeyler kesin sonuca varmadan rahat etmez içim. Sürüncemede kalan şeyleri sevmem. Kafamda kocaman bir "ACABA?" ile ne kadar mutlu olabilirim ki anne?
Sonra biraz da kızıyorum. Bana çok iyi davrandığı için kendimi kötü hissediyorum mesela. Bu kadar iyi davranmasa daha kolay olurdu her şey. Sevmekten daha kolay vazgeçebilirdim işte. Ama yapamıyorum. Çünkü yanındayken çok mutluyum. Yanındayken mutlu olmam, genel anlamda mutsuz olmama engel olamıyor yine de. Çok fazla düşünüyorum artık. Eskiden hiç düşünmezdim. Çünkü güveniyordum, ve sorgulamıyordum bu yüzden hiçbir şeyi. Ama bütün güvenimi yerle bir etti. Şimdi kendimi ne kadar zorlasam da eskisi kadar rahat olamıyorum. Bir olmayı, biz olmayı başaramıyorum anne. Yabancı biriymiş gibi sanki. İki gün önce tanıştığım ve flört ettiğim biriymiş gibi. Bana ait değil artık. O benim, ben de onunum diyemiyorum. Her an bitecekmiş gibi diken üstündeyim. Hatta kendimi en kötüsüne hazırlıyorum, biterse çok üzülmeyeyim diye. Bu yüzden soğuyor içim yavaş yavaş. Yavaş yavaş geriye doğru çekiliyorum, ok atmaya hazır bir yay gibi. Bilmiyorum anne, gerçekten ne yapmam gerektiğini, ne düşünmem gerektiğini bilmiyorum.
Böyle anlatınca da, kötü biriymiş gibi düşünme sakın. O kadar iyi biri ki. Bana karşı ilgisiz falan da değil. Aksine mutlu ediyor beni. Ama dedim ya işte, korkuyorum. Derin gelmiyor artık aramızdaki ilişki. Hiç böyle olacağını düşünmemiştim inan. Kör kütük aşıkmışım demek ki. Yani pembe gözlüklerin ardından bakmışım bunca zaman. Gözlüklerimi aldı elimden, hepsi bu. Gerçekleri vurdu yüzüme. Benim hatam. Bu kadar çok sevmemeliymişim. Ama aşk, böyle bir şey değil mi anne? Yabancısıyım sanırım. Daha önce böylesine mutlu olmadığım için, ne yapacağımı şaşırmıştım sanırım. Belki de o daha sağlıklı düşünmemi sağladı. Mantıklı olan buydu belki de. Ama aşkta mantık olur mu anne? Mantıksız olduğunu bile bile yapmak değil midir bazen? Yani her şey mantıkla açıklanmak zorunda mı? Aşk mantıkla açıklanabilecek bir şey değil ki.
Aynı anda birbirimizi aynı derecede sevmeyi becerebilseydik eğer, çok mutlu olabilirdik bence. Basit yaşamalıydık yani. Düşünmeden, içimizden geldiği gibi.
Bir de durup durup bana "akışına bırak" demeleri yok mu insanların. Öyle yapmıştım zaten. Dizginleri çekip de "Hoop, orda bi dur bakalım" diyen o oldu. Bırakmıştım ben yani her şeyi. Düşünmüyordum ki böyle. Akıyordum işte hayatla birlikte. Ama o durdurdu beni. Yavaşlamam gerektiğini o hatırlattı bana. Bi de üstüne "akışına bırak" demesi onun ve diğer insanların. Çok saçma değil mi? Durdurdu işte beni. Durdum ben de. O yüzden düşünüyorum. Durup bi düşünmek gerek. Yoksa hiç sorgulamamıştım devamını. Ama şimdi kafamda yüzlerce soru işareti var. En önemlisi ben bundan sonra ne yapacağımı düşünüyorum anne. Eve dönersem beni yine dizine yatırıp saçımı okşar mısın? İtiraf etmeliyim ki, okulum bittikten sonra eve dönme düşüncesi yoktu hiç kafamda. Çünkü burada bir geleceğim olduğuna ve gelecekte de onunla birlikte mutlu olacağıma o kadar inanıyordum ki. Beni affet. Eve dönme düşüncesi seçeneklerim arasında değildi. Ama şimdi ihtimaller dahilinde anne. Hatta yüzdesi bile fazla. Tabi ki karar verme sürecinde gelişecek olayların bu kararıma etkisi olacaktır. Çünkü şu anda ne yapmam gerektiğini hiç bilmiyorum.
Ben çok sevmek istiyorum anne. Ona yine deliler gibi aşık olmak istiyorum. Bu mümkün mü? Tekrar aynı şeyleri hissedebilir miyim? Çünkü bunu gerçekten istiyorum. Ondan vazgeçmek istemiyorum, zorluyorum kendimi. Bilirsin herkesin ikinci bir şansı hak ettiğine inanırım. Ve bunu en çok o hak ediyor. Ama ben ne yapmalıyım? N'olur sen de akışına bırak deme diğerleri gibi. Konuşmadan çözülmez ki bazı şeyler. Şundan birkaç hafta önce söylediği şeylerin şimdi değiştiğine inanmak saçmalık değil de nedir? Düşünceleri böyle hemen değişir mi insanın? Biliyorum değişmediğini. Ama onun da çaba sarf ettiğine inanmak istiyorum. Hatta sanırım inanıyorum. Hala onunla birlikte olmamın sebebi de bu değil mi zaten?
Anne, bana bir akıl ver. Çok çaresiz hissediyorum kendimi. Hayatım boyunca en farklı yaşadığım şeyden, tarif bile edemediğim kadar güzel duygulardan vazgeçmek üzereyim. Bunu istemiyorum anne. Eve dönmek istemiyorum. Biliyorsun, orada yeni bir hayat da kurabilirim kendime. Her şeyin üstesinden gelecek kadar güçlü olduğumu biliyorsun. Ama ben burada kalmak istiyorum. Emin olamadığım sürece, aşkımız daha derin olamadığı sürece mutsuz olacağım. Ama oraya dönersem daha da mutsuz olacağım anne. Mutsuz olmakla, daha çok mutsuz olmak arasında tercih yapmak istemiyorum ben anne. Mutlu olmak istiyorum. Huzurlu bir hayatım olsun, kaygılanmayayım istiyorum gelecekle ilgili. Birlikte olmaktan öte, "bir" olmayı nasıl başarabiliriz anne, söyle bana. Çünkü zamana bırakmak hiçbir işe yaramıyor. Zaman, içimi daha da soğutuyor anne.
Sevgiler,
Kızın Sofi.
Mektubuma yazacağın cevaba öylesine ihtiyacım var ki. Büyüdükçe yalnızlaşıyorum sanki. Büyüdükçe mutsuzlaşıyorum. Her şey güzel gidiyor ama aslında hiçbir şey yolunda değil. Kendi yolundan bağımsız güzellikte her şey. Nereden başlasam, nasıl anlatsam? Bilirsin mektup yazma konusunda da pek iyi değilim. Ama seni çok özledim. Beni bunaltan öğütlerini bile özledim inanır mısın? Hani şarkıda da dediği gibi, seni daha sık anımsıyorum; hatta anlıyorum.
Bir insanı sevmek demek ne demektir? Bunu soruyorum; çünkü son zamanlarda sevmekle ilgili bildiğim her şey yanlışmış gibi gelmeye başladı. Benim için aşk böyle bir şey değil anne. Mutlu muyum diye sorduğumda kendime, evet mutluyum. Belli başlı bir sorun da yok hayatımda. Ama istediğim gibi değil anne hiçbir şey. Öyle olduğunu sandım bir süre, ama artık daha fazla katlanamıyorum cevabını bulamadığım sorulara. Birini sevmek nasıl bir şeydir anne?
Onun bir gülüşü için her şeyi yapmak, onun seveceğini düşünüp almak mesela bir mağazada gördüğün herhangi bir şeyi, güne onun yanında uyanmayı her sabah ve her gece ona sarılıp uyumayı istemek. Kafam gerçekten çok karışık anne. Birbirimizi seviyormuşuz. Öyleymiş yani. Ama sevmek ne demek? Hiçbir şey konuşmadan mesela, hiç sohbet etmeden, hiç hayal kurmadan, hiç tanımadan, bilmeden düşüncelerini, gelecekten hiç bahsetmeden.. Mümkün mü sevmek? Evet, seviyorum. Ama sevgiyi sorgular oldum son zamanlarda. Bu ne kadar güvenilir bir sevgidir ki? Fazla yüzeysel değil mi? Mesela ben bilmiyorum onunla ilgili hiçbir şey. İnanır mısın en sevdiği filmi bile bilmiyorum mesela. Ama işte ona sorsan, en sevdiği film diye bir şey yoktur. Neyi anlatmak istediğimi anlamaz söylesem de. Düşüncelerini, hayallerini, planlarını bilmiyorum yani. Pek konuşmayı sevmiyor sanırım. Konuşmuyor değil, konuşuyor da. Ama ne konuşuyoruz hiçbir fikrim yok. Ne kadar tanıyorsun diye sorsan, bizim üst komşu Gülden Teyze'yi ne kadar tanıyorsam o kadar işte. Bu yüzden mutsuzum anne. Bu yüzden korkuyorum. Çünkü yaşadığımız her şey çok yüzeysel gelmeye başladı.
Beni, benim onu sevdiğim kadar sevmediğini söyledi geçenlerde, biliyor musun? Sanki ben farkında değilmişim gibi. O günden beri çok kırgınım. Geçmiyor bir türlü anne. İçime oturdu, sindiremiyorum. Şimdi ne kadar iyi davransa da affedemiyorum onu. Bağlanmakla ilgili sıkıntıları varmış. Bu ne demek anne? Sıkılana kadar yanımda kalacak demek mi? Sıkılınca da gidecek. Bunu söyleyen birine artık nasıl güvenebilirim bilmiyorum. Artık ağzıyla kuş tutsa, "o kuş öyle tutulmaz" derim. Yani böyle olmasını istemiyorum elbet ama elimde değil. Çünkü hiç konuşmadık bir daha. Kapandı yani o konu öyle. O yüzden de kırgınım ben hala. Geçmiyor ki. Her şey yolunda ama yanlış yolda işte.
Beni bilirsin, bir şeyler kesin sonuca varmadan rahat etmez içim. Sürüncemede kalan şeyleri sevmem. Kafamda kocaman bir "ACABA?" ile ne kadar mutlu olabilirim ki anne?
Sonra biraz da kızıyorum. Bana çok iyi davrandığı için kendimi kötü hissediyorum mesela. Bu kadar iyi davranmasa daha kolay olurdu her şey. Sevmekten daha kolay vazgeçebilirdim işte. Ama yapamıyorum. Çünkü yanındayken çok mutluyum. Yanındayken mutlu olmam, genel anlamda mutsuz olmama engel olamıyor yine de. Çok fazla düşünüyorum artık. Eskiden hiç düşünmezdim. Çünkü güveniyordum, ve sorgulamıyordum bu yüzden hiçbir şeyi. Ama bütün güvenimi yerle bir etti. Şimdi kendimi ne kadar zorlasam da eskisi kadar rahat olamıyorum. Bir olmayı, biz olmayı başaramıyorum anne. Yabancı biriymiş gibi sanki. İki gün önce tanıştığım ve flört ettiğim biriymiş gibi. Bana ait değil artık. O benim, ben de onunum diyemiyorum. Her an bitecekmiş gibi diken üstündeyim. Hatta kendimi en kötüsüne hazırlıyorum, biterse çok üzülmeyeyim diye. Bu yüzden soğuyor içim yavaş yavaş. Yavaş yavaş geriye doğru çekiliyorum, ok atmaya hazır bir yay gibi. Bilmiyorum anne, gerçekten ne yapmam gerektiğini, ne düşünmem gerektiğini bilmiyorum.
Böyle anlatınca da, kötü biriymiş gibi düşünme sakın. O kadar iyi biri ki. Bana karşı ilgisiz falan da değil. Aksine mutlu ediyor beni. Ama dedim ya işte, korkuyorum. Derin gelmiyor artık aramızdaki ilişki. Hiç böyle olacağını düşünmemiştim inan. Kör kütük aşıkmışım demek ki. Yani pembe gözlüklerin ardından bakmışım bunca zaman. Gözlüklerimi aldı elimden, hepsi bu. Gerçekleri vurdu yüzüme. Benim hatam. Bu kadar çok sevmemeliymişim. Ama aşk, böyle bir şey değil mi anne? Yabancısıyım sanırım. Daha önce böylesine mutlu olmadığım için, ne yapacağımı şaşırmıştım sanırım. Belki de o daha sağlıklı düşünmemi sağladı. Mantıklı olan buydu belki de. Ama aşkta mantık olur mu anne? Mantıksız olduğunu bile bile yapmak değil midir bazen? Yani her şey mantıkla açıklanmak zorunda mı? Aşk mantıkla açıklanabilecek bir şey değil ki.
Aynı anda birbirimizi aynı derecede sevmeyi becerebilseydik eğer, çok mutlu olabilirdik bence. Basit yaşamalıydık yani. Düşünmeden, içimizden geldiği gibi.
Bir de durup durup bana "akışına bırak" demeleri yok mu insanların. Öyle yapmıştım zaten. Dizginleri çekip de "Hoop, orda bi dur bakalım" diyen o oldu. Bırakmıştım ben yani her şeyi. Düşünmüyordum ki böyle. Akıyordum işte hayatla birlikte. Ama o durdurdu beni. Yavaşlamam gerektiğini o hatırlattı bana. Bi de üstüne "akışına bırak" demesi onun ve diğer insanların. Çok saçma değil mi? Durdurdu işte beni. Durdum ben de. O yüzden düşünüyorum. Durup bi düşünmek gerek. Yoksa hiç sorgulamamıştım devamını. Ama şimdi kafamda yüzlerce soru işareti var. En önemlisi ben bundan sonra ne yapacağımı düşünüyorum anne. Eve dönersem beni yine dizine yatırıp saçımı okşar mısın? İtiraf etmeliyim ki, okulum bittikten sonra eve dönme düşüncesi yoktu hiç kafamda. Çünkü burada bir geleceğim olduğuna ve gelecekte de onunla birlikte mutlu olacağıma o kadar inanıyordum ki. Beni affet. Eve dönme düşüncesi seçeneklerim arasında değildi. Ama şimdi ihtimaller dahilinde anne. Hatta yüzdesi bile fazla. Tabi ki karar verme sürecinde gelişecek olayların bu kararıma etkisi olacaktır. Çünkü şu anda ne yapmam gerektiğini hiç bilmiyorum.
Ben çok sevmek istiyorum anne. Ona yine deliler gibi aşık olmak istiyorum. Bu mümkün mü? Tekrar aynı şeyleri hissedebilir miyim? Çünkü bunu gerçekten istiyorum. Ondan vazgeçmek istemiyorum, zorluyorum kendimi. Bilirsin herkesin ikinci bir şansı hak ettiğine inanırım. Ve bunu en çok o hak ediyor. Ama ben ne yapmalıyım? N'olur sen de akışına bırak deme diğerleri gibi. Konuşmadan çözülmez ki bazı şeyler. Şundan birkaç hafta önce söylediği şeylerin şimdi değiştiğine inanmak saçmalık değil de nedir? Düşünceleri böyle hemen değişir mi insanın? Biliyorum değişmediğini. Ama onun da çaba sarf ettiğine inanmak istiyorum. Hatta sanırım inanıyorum. Hala onunla birlikte olmamın sebebi de bu değil mi zaten?
Anne, bana bir akıl ver. Çok çaresiz hissediyorum kendimi. Hayatım boyunca en farklı yaşadığım şeyden, tarif bile edemediğim kadar güzel duygulardan vazgeçmek üzereyim. Bunu istemiyorum anne. Eve dönmek istemiyorum. Biliyorsun, orada yeni bir hayat da kurabilirim kendime. Her şeyin üstesinden gelecek kadar güçlü olduğumu biliyorsun. Ama ben burada kalmak istiyorum. Emin olamadığım sürece, aşkımız daha derin olamadığı sürece mutsuz olacağım. Ama oraya dönersem daha da mutsuz olacağım anne. Mutsuz olmakla, daha çok mutsuz olmak arasında tercih yapmak istemiyorum ben anne. Mutlu olmak istiyorum. Huzurlu bir hayatım olsun, kaygılanmayayım istiyorum gelecekle ilgili. Birlikte olmaktan öte, "bir" olmayı nasıl başarabiliriz anne, söyle bana. Çünkü zamana bırakmak hiçbir işe yaramıyor. Zaman, içimi daha da soğutuyor anne.
Sevgiler,
Kızın Sofi.