Sizce Paralel Yapı veya Darbe var mıdır?

Konu sahibi son olarak 30 gün önce görüldü

Sizce Paralel Yapı veya Darbe var mıdır?


  • Kullanılan toplam oy
    10
Bir devletin içinde paralel bir yapı oluştuğundan bahsediliyorsa, bu yapı devlet mekanizmasını elde etmiş ve belki de mevcut yapıyı temizleme operasyonuna başlamış olabilir. Sizce Türkiye'de paralel ya da darbe adı altında yıllardır operasyonlar yapılmakta mıdır?

fenerbahçe'nin Paralel Yapı Nedir? konusuna da göz atabilirsiniz.
 
Ateş olmayan yerden duman çıkmaz.
 
Bir cemaat düşünün. Kendisine hayır kurumu-hizmet vs. şeklinde adlandırıyor. Ama bu cemaatin;
-Hakimleri var
-Savcıları var
-Polisleri var
-Burjuvaları var
-Milletvekilleri var
-Gazeteleri var
-Televizyonları var
-Bankası var
-Sendikaları var
-Dernekleri var
Var oğlu var...
Bunlar da herhalde devlet içinde ayrı bir devlet olmak için yeterli unsurlar olsa gerek.
Gülen cemaati iktidar bloğunun bir parçasıydı 13 yıl boyunca. Devletin içine sızmış bir örgüt değil, bizzat devletin tüm organlarını oluşturan ve yöneten iktidar partisi tarafından büyütülmüş ve desteklenmiş bir örgüttür. Öküz ölünce ortaklığın da bitmesi misali, çıkar çatışmaları nedeniyle ortaklıkları da bitti. Ve dolayısıyla ''paralel devlet'' olarak adlandırılan Gülen Cemaati'ni iktidardan bağımsız düşünmek, 13-14 yıldır Türkiye'nin başına gelen tüm siyasi felaketleri bu koalisyonunun ortaklığından gayrı düşünmek yanıltıcıdır.
 
Vay be. Darbe olmadan önce konuştuklarımız.
 
14716228_1088270914561975_1935255474548319522_n.jpg
 
0000000197681-1.jpg

Câbir r.a.'dan:
Rasulullah s.a. şöyle buyurdu.

"Ehl-i kitaba hiçbir şey sormayın. Onlar delâlet içinde ola ola, asla size doğruyu gösteremezler. Siz eğer onlara bir şey sorarsanız, ya bâtılı tasdik etmek, ya hakkı yalanlamak mecburiyetinde kalırsınız. Şu gerçeği aklınızdan çıkarmayın Eğer Musa aramızda yaşıyor olsaydı, vallahi yalnızca bana tâbi olması meşrû olurdu." (Müsned-i Ahmed, 3/338; Bezzâr, "İlim" 124; Müsned-i Ebû Ya'lâ, 4/102.)

Dinlerarası Diyalog, iddia ve zannedildiğinin aksine, İslam süzgecinden geçemeyecek durumdadır. İddialar saptırmadır. İslami ve milli olana ihanet şeklindeki bu haliyle Dinlerarası Diyalog, Türk Milleti'nin ve diğer Müslüman aleminin hiçbir derdine deva olmayacak bir anlayıştır. Aksine iman ve maneviyat bunalımı yaratacak ve geleceği tehlikeye sokacak görünümdedir.

Bu hareketin gerçek yüzü, Papa'ya sunulan bir güven mektubundan ibarettir. Arka yüzü Vatikan'a bakan bu projenin ön yüzü, Müslüman'ı ehlileştirme yahut etkisizleştirme, daha da Türkçesiyle iğdiş etmedir. Hıristiyan'a hoşgörü, Müslüman'a tuzak şeklinde gelişen bu diyaloga, olanları göz önüne alarak, Hıristiyanlığı Müslüman'a sevdirme faaliyeti olarak da bakabiliriz. Bu faaliyette Hz. İsa, etrafında bütünleşmemiz istenecek kadar hep ön planda ve gündemde, Hz. Muhammed'in adı bile geçmemektedir.

Neresinden bakılırsa bakılsın Dinlerarası Diyalog, Müslüman için bir çıkmaz sokaktır.

Müslüman taraftan hareketi yürütenlerin ve alkışçılarının, "Bu, yeni bir İslam tefsiridir", "Küreselciliğe uygun bir İslam ifadesidir" iddiaları, ihaneti gizleme, allayıp pullama ve cilalama teşebbüsünden başka bir şey değildir.

"Değişime karşı çıkanların Diyaloga karşı çıktıkları" safsatası ise, bir savunma mekanizmasından ibarettir.
 
Şey gibi düşünün 2 kız arkadaşın birbirlerini diğer kızlara "o zaten kaşar" diye anlatıp durması gibi bişi aslında... bu olay
daha sonra 2 tarafta yukardaki arkadaşın (caps örneği gibi tutarsız) karşı karşıya gelince bütün ellerindeki kartları açtılar..
1 tanesi dediki , o kız değil önüne gelenle yatıyor diye büyük bir idda attı , öbürüde boş durmayıp bütün arkadaş çevresini örgütleyip düşman etmeye çalıştı diğer kıza , eskiden dostlardı ama araya arzuladıkları güç ve şöhret girdi...
ama aslında zaten birbirlerinden haberdardılar , dedikodu kazanı her daimkaynıyordu..
bu tıpkı suç işleyenler ortaya çıkınca diğer tüm suç ortaklarının ipini çekip kendisiyle "ben ölürsem senide götürürüm" demesiyle aynıdır.
 
14517667_1073734056015661_3947509069779683586_n.jpg

Dinler Arası Diyalog Tuzağına, ilk günden itibaren karşı çıkan ehli sünnet vel cemaat alimlerine bağlı hocalardı. Bunlar başda İHLAS CAMİASI , Mahmud efendi cemaati ve Ali eren hoca vb.. Bu hocalarımız dinler arası diyalog tuzağına karşı çıkarken NURCULAR , bu hocaları haksız gösterme ve dinler arası diyalogun savunuculuğunu yapıyorlardı ? bakmayın FETÖye tavır almalarına ..??? o kadar tez adam satarlar ki ! zamanında fetöya VELİYYÜLLAH diyenler , hoca efendi diye peşi sıra dolaşanlar..!şimdi fetöye karşı en fazla tepki gösterme ( YALANDAN ) çabasındalar . Esasen NURCULAR , iman bakımından da FETÖDEN daha az tehlikeli degillerdir .
Resimde Türkiye gazetesi yazarlarından ve DİNLER ARASI DİYALOG TUZAĞI kitabının yazarı merhüm Mehmet Oruç beydir . Dinler arası diyalog tuzağı kitabını yazdıkdan sonra ŞÜPHELİ BİR ŞEKLDE vefat etmiştir . görüldügü üzere 1991 yılında FETÖNÜN ( Said Nursi'nin) dinler arası tuzağına karşı yazısı vardır . bu yazıdan sonra yetinmeyip 1 EYLÜL 2003 yılında '' DİNLER ARASI DİYALOG TUZAĞI ve dinde reform '' kitabını, bir diğer ehli sünnet hocalarımızdan olan, Prof.dr. Ramazan Ayvallı hoca efendinin teşvikiyle yazmıştır .
MEKANI CENNET OLSUN
 
Ahmet Şık'ın "paralel yürüdük biz bu yollarda" adlı kitabında Gülen Cemaatinin AKP öncesi ve AKP sonrası devlet içindeki örgütlenmelerinden çok açık bir şekilde söz etmekte.

Cemaat, hem öncesinde hem de bugüne kadar ki süreçte bir güç olmayı başardı. Kuşkusuz bu başarının arkasında şeytanla yatağa giren AKP ve dış güçler bulunmakta. Evet, AKP 13 yıl boyunca şeytanla aynı yatağı paylaştı. Birbirlerini tamamlıyorlar ve destekliyorlardı. E her yerde kadrolaşma sağlanınca mesele iktidar kavgasına geldi.

Bizzat şu anki Cumhurbaşkanı'nın kendisi "ne istediniz de vermedik" diye bir cümle sarf etti. Haliyle burada "onlar ne istedi, siz ne verdiniz" sorusu akla geliyor. Durum bu olunca "Aaa duydunuz mu, FETÖ'cüler devlet içinde örgütlenmiş yeaa" komikliği havada kalıyor.

Ahmet Şık kitabında cemaat ve AKP'nin ilk kızışmasını Mavi Marmara olayına bağlıyor. Mavi Marmara olayı üzerinden gerginlik patlak veriyor. Çünkü Mavi Marmara olayını organize eden cemaatti, AKP değil. AKP'de o dönem içinde cemaatin istediği hamleleri yapmamıştı zaten.
Diğer bir deyişle Tayyip'in bugün Mavi Marmara için, öncesinden 180 derece farklı olarak söylediği "giderken bana mı sordunuz" cümlesi salt İsrail dostu olması yada Filistin'i umursamıyor olmasında değil, o organizasyonu cemaatin düzenlemiş olmasındandı.
 
Geri