Ünlü Yunan düşünürü Nikos Kazancakis “Yeniden Çarmıha Geriliş” adlı kitabında şöyle bir hikayeye yer verir : Bir zamanlar iki kuş avcısı varmış.Birgün dağa çıkıp ağlarını yaymışlar.Ertesi gün geri döndüklerinde,ağlarına bir yığın tahtalı güvercinin takıldığını görmüşler.Güvercinler kaçmak için umutsuzca çırpınıp duruyorlarmış ama ağın delikleri çok küçük olduğu için kaçamıyorlarmış.Avcılar tahtalı güvercinlerin yakalanmasına sevinmemiş.Çünkü bu hayvanlar çok zayıf ve çelimsiz oldukları için pazarda para etmezmiş.Ve bunları birkaç gün besleyip şişmanlatarak satmaya karar vermişler.Bu sebeple güvercinlere hergün yem verip su içirmişler.Güvercinlerde olanca güçleriyle yiyip içmeye başlamışlar.Ama içlerinden birisi hiçbirşey yememiş ve içmemiş.Güvercinler her geçen gün biraz daha şişmanlıyorlarmış.Yalnızca biri hiçbirşey yemeyip giderek zayıflıyor ve ağdan kurtulmak için çalışıyormuş.Bu durum avcıların onları pazara götürdüğü güne kadar devam etmiş.Güvercinlerin hepsi satılmış.Ama hiçbirşey yememiş olan güvercin o kadar zayıflamışki son bir çabayla ağın aralıklarından geçip kaçmayı başarmış ve uçup gitmiş.O artık özgürmüş.
Resim bana bu hikayeyi anımsattı.Kapital sistem bir mana da,insanı açlık ile terbiye ve her anlam da esarete alışmasını dikte ediyor.