Sizce felsefe dersi olumlu katkı sağlıyor mu?

Konu sahibi son olarak 976 gün önce görüldü
Sizce felsefe dersi olumlu katkı sağlıyor mu?

e295632d-f8f1-4f37-95db-4b4bc12f263a.jpg
 
Lisede görülen hayır. Yani belki şimdi daha iyi bir müfredat vardır bilemiyorum.
İnsanın belli bir müfredat dışında yaptığı okumalar her zaman daha besleyici oluyor.
 
Bu ulkedeki egitim sistemi bastan assagi cop. Zaten OECD raporlari yeterli istatistiki veri olusturuyor sanirim.

Birkac kaliteli lise ve universite var iste hasbelkader oradan kendini yetistirenler bir sekilde memlekete faydali oluyor.
 
bj7yDg.jpg

Süzme Felsefe kitabının önsözü.
 
Felsefiz hayat.
Ne bilim.
 
Eleştirel düşünme becerisi, sağlıklı ve etkili iletişim, sorgulayıcı bir bakış açısı, farklı düşünene ve yaşayana daha ılımlı yaklaşabilme gibi birçok sebeple, felsefe ders saatlerinin arttırılması ve daha küçük yaşlardan temel eğitimin başlatılması gerekiyor. Sağlıklı bir toplum düzeni kurmak istiyorsak, felsefe çocuk yaştan itibaren hayatımızın her alanına yayılmalı yoksa farklılıkları sebebi ile birbirine katlanamayan insan sayısında her geçen gün önlenemez bir artış yaşanmaya devam edecektir. Felsefi eğitim, insanın spontane düşünceler üretmek yerine daha bilinçli kararlar almasını da sağlar.

Okullarda şu aşamada verilen ders saatleri yeterli değil ayrıca müfredatta neler var tam bilmiyorum fakat tüm bunların eğitim felsefecilerinden görüş alınıp, ivedilikle iyileştirilmesi gerekiyor.

"Sorunlu yetişkinleri düzeltmeye çalışmaktansa güçlü çocuklar yetiştirmek daha kolaydır.” Frederick Douglass
 
Konunun erbabı Çavlan hocam.

Gelir yazarsa mutlu olurum ve zevkle okurum.
 
Sevgili @Çavla n'ı etiketleyelim ve vakti olursa görüşlerini rica edelim.
 
Hiçbir kitap felsefeye bir halt sağlamaz. Boş yapmayalım.​
 
Lise de pek de katkılı bir ders değildi.
Birşey de öğrendim diyemem zaten felsefe dersine edebiyat hocası geliyordu.
 
Sevgili @Çavla n'ı etiketleyelim ve vakti olursa görüşlerini rica edelim.

Teşekkür ederim Lefty.
Mastor'a katılıyorum.
Bilgi sevgisi bir yolculuktur, bir yaşam şeklidir, bilgeliği arayıştır, hayata anlam bulma kaygısıdır. Bunu ilke edinmeden 'felsefe yapmak' deyimini anlayamayız.
Geçen hafta ilçe milli eğitim müdürüne evrak imzalatmak için gittiğimde şunu söyledi ki katılıyorum: '' Mustafa Topaloğlu'nun filozof geçindiği bir ülkede felsefe dersi vermek, işiniz zor. ''
Sokrates'in 'bir şey biliyorsam o da hiçbir şey bilmediğimdir.' yargısı çok anlamlı. Her şeyi 'düşünüyorum, öyleyse doğrudur.' ön kabulü ile sunup öyle arz-ı endam eden ve haklılık şovu ile banalleştirdiği bakış açısında sorunun dersten ziyade kişiyle alakalı olduğu görülür. İçselleştirilmemiş, ilke ya da doğruya odaklanmış olmayan tutum bilgisiz ama bunun farkına varmayan çoğunluğun içinde, o toplumsal atmosferde felsefeyi temsil edemez. Felsefe notlandırılmak üzere değil bilinç sahibi olmak, farkındalık temelli sunulmalıdır.
 
Teşekkür ederim Lefty.
Mastor'a katılıyorum.
Bilgi sevgisi bir yolculuktur, bir yaşam şeklidir, bilgeliği arayıştır, hayata anlam bulma kaygısıdır. Bunu ilke edinmeden 'felsefe yapmak' deyimini anlayamayız.
Geçen hafta ilçe milli eğitim müdürüne evrak imzalatmak için gittiğimde şunu söyledi ki katılıyorum: '' Mustafa Topaloğlu'nun filozof geçindiği bir ülkede felsefe dersi vermek, işiniz zor. ''
Sokrates'in 'bir şey biliyorsam o da hiçbir şey bilmediğimdir.' yargısı çok anlamlı. Her şeyi 'düşünüyorum, öyleyse doğrudur.' ön kabulü ile sunup öyle arz-ı endam eden ve haklılık şovu ile banalleştirdiği bakış açısında sorunun dersten ziyade kişiyle alakalı olduğu görülür. İçselleştirilmemiş, ilke ya da doğruya odaklanmış olmayan tutum bilgisiz ama bunun farkına varmayan çoğunluğun içinde, o toplumsal atmosferde felsefeyi temsil edemez. Felsefe notlandırılmak üzere değil bilinç sahibi olmak, farkındalık temelli sunulmalıdır.



Elbette katılıyorum ancak ilk başlangıç seviyesi yani ön bilgi edinmek açısından, kitaplar ya da okul eğitimi bir fayda sağlamaz mı?

* Bu arada hoş geldiniz sevgili Çavla n:)
 
Son düzenleme:
Elbette katılıyorum ancak ilk başlangıç seviyesi yani ön bilgi edinmek açısından, kitaplar ya da okul eğitimi bir fayda sağlamaz mı?
Kökene baktığımızda bir sorgulayıcı, özgür düşünceye odaklı, aklı özgürleştirici arayış ve ekonomik problemlerin olmadığı toplumsal ve kültürel ortam şart.
Bu yüzden felsefe Avrupa'da bir kültür etkinliğidir.
Biz bu ortama sahip olmadıkça ve üniversite odaklı yarış sürecinde bireye kendi ilgi, algı, çabası nispetinde dokunabiliyoruz. En azından felsefenin ne olmadığını göstererek ne olduğunu ve olabileceğini, kendindeki farkındalığı çoğaltabilmesini önceliyoruz.
 
Kökene baktığımızda bir sorgulayıcı, özgür düşünceye odaklı, aklı özgürleştirici arayış ve ekonomik problemlerin olmadığı toplumsal ve kültürel ortam şart.
Bu yüzden felsefe Avrupa'da bir kültür etkinliğidir.
Biz bu ortama sahip olmadıkça ve üniversite odaklı yarış sürecinde bireye kendi ilgi, algı, çabası nispetinde dokunabiliyoruz. En azından felsefenin ne olmadığını göstererek ne olduğunu ve olabileceğini, kendindeki farkındalığı çoğaltabilmesini önceliyoruz.

Katkınız ve açıklayıcı yorumunuz için çok teşekkür ediyorum sevgili Çavla n.
Dilerim felsefe ülkemizde de hak ettiği yere bir gün ulaşabilir.

Sevgiler...
 
Her dersin öğreten öğretmenine göre değişen bir şey.
Felsefe ile alakalı öğretmenimizin öğrettikleri neredeyse hala aklımda.
Kadının kendi metotları ve akılda kalıcılığı sağlama yolları vardı.

Şuan nasıl bir müfredat var, ne kadar derine inilip işleniyor bilemem.
Keşke üniversitede mimarlık değilde felsefe okuyabilseydim.
İnsanı her bakımdan olumlu etkiliyor.
 
Felsefe (lisans veya üzeri eğitim dereceleri hariç) bir ders olmamalı, hiç kimseye de "zorunlu eğitim" çerçevesinde sunulmamalıdır. Pedagojik olarak uygun ve yeterli bir müfredatın hazırlanması mümkün olmadığı gibi; bir kültür üretme biçimi, aktarma-iletme üzerine kurulu ders kurumuyla öğrenilemez.

Türkiye'de de açılmış olan Sosyal Bilimler Liseleri, tasarlandığı ve tanıtıldığı gibi olabilseydi şayet felsefe eğitiminin nimetlerini her yaştan öğrenci özelinde görebilirdik diye düşünüyorum.

Bizim zamanımızda tüm lise müfredatı skolastik metot ile hazırlanmış gibiydi, felsefe gibi hümanizmanın evladı bir bilim dalını skolastik metot ile aktarmaya çalışmak duymayan birinin konuşmayı öğrenmesini beklemekten farksız.

Bu alanda Sovyet ve İskandinav eğitim metodunun oldukça başarılı olduğunu gözlemlemek mümkün. Öğrencinin hangi alanda bilgi sahibi olacağını ve dolayısıyla hangi alanda cahil kalacağını seçme özgürlüğü açısından Amerikan eğitim sistemi de lisans öncesi felsefe eğitimini mümkün kılabilir nitelikte.
 
Felsefe (lisans veya üzeri eğitim dereceleri hariç) bir ders olmamalı, hiç kimseye de "zorunlu eğitim" çerçevesinde sunulmamalıdır. Pedagojik olarak uygun ve yeterli bir müfredatın hazırlanması mümkün olmadığı gibi; bir kültür üretme biçimi, aktarma-iletme üzerine kurulu ders kurumuyla öğrenilemez.

Türkiye'de de açılmış olan Sosyal Bilimler Liseleri, tasarlandığı ve tanıtıldığı gibi olabilseydi şayet felsefe eğitiminin nimetlerini her yaştan öğrenci özelinde görebilirdik diye düşünüyorum.

Bizim zamanımızda tüm lise müfredatı skolastik metot ile hazırlanmış gibiydi, felsefe gibi hümanizmanın evladı bir bilim dalını skolastik metot ile aktarmaya çalışmak duymayan birinin konuşmayı öğrenmesini beklemekten farksız.

Bu alanda Sovyet ve İskandinav eğitim metodunun oldukça başarılı olduğunu gözlemlemek mümkün. Öğrencinin hangi alanda bilgi sahibi olacağını ve dolayısıyla hangi alanda cahil kalacağını seçme özgürlüğü açısından Amerikan eğitim sistemi de lisans öncesi felsefe eğitimini mümkün kılabilir nitelikte.

Arpes beyefendi son cümleniz gözüme ilişti.
Yurtdışı eğitim sistemi -yurtdışıyla alakalı başka durumlarda bir çok sistem- tam anlamıyla Türkiye'de olmuş olsaydı felsefe de zorunlu kılınmış halinden belki sıyrılırdı.
Güzel bir örnek vermişsiniz; sosyal bilimler lisesi gerçekten adını yansıtmıyor.
Fakat bir başka kültürün eğitim sistemini bir anda alışılmış bir zeminin ortasına küt diye atmak sizce doğru mu?
 


Arpes beyefendi son cümleniz gözüme ilişti.
Yurtdışı eğitim sistemi -yurtdışıyla alakalı başka durumlarda bir çok sistem- tam anlamıyla Türkiye'de olmuş olsaydı felsefe de zorunlu kılınmış halinden belki sıyrılırdı.
Güzel bir örnek vermişsiniz; sosyal bilimler lisesi gerçekten adını yansıtmıyor.
Fakat bir başka kültürün eğitim sistemini bir anda alışılmış bir zeminin ortasına küt diye atmak sizce doğru mu?

Tabi ki hayır, çok haklısınız. Bu mesajda anlatmak istediğim şey bir sistemi aparıp taklit etmek değildi zaten, işleyen sistemleri inceleyip kendi kültürel kodlarımıza, imkan ve şartlarımıza uyarlamaktı. Çünkü içselleştirilmemiş hiçbir bilgi sizin değildir.
 
Tabi ki hayır, çok haklısınız. Bu mesajda anlatmak istediğim şey bir sistemi aparıp taklit etmek değildi zaten, işleyen sistemleri inceleyip kendi kültürel kodlarımıza, imkan ve şartlarımıza uyarlamaktı. Çünkü içselleştirilmemiş hiçbir bilgi sizin değildir.

İşte biz sadece hazır olanı alıp uygulamak için sürekli eğitimde dahil sistem değiştiren bir toplumuz.
Değişime gidilen şeylerde ses çıkarır, sonra kabulleniriz.
 
Geri