Futbolcu
Gümüş Üye
-
- Katılım
- Ekim 25, 2016
-
- Mesajlar
- 7,739
-
- Tepkime puanı
- 77
-
- Puanları
- 303
-
- Yaş
- 46
-
- Konum
- SAMSUN
Sizce felsefe dersi olumlu katkı sağlıyor mu?
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için lütfen foruma kayıt olun veya giriş yapın. Üyelik tamamen ücretsizdir ve sadece birkaç dakikanızı alır.
Sevgili @Çavla n'ı etiketleyelim ve vakti olursa görüşlerini rica edelim.
Teşekkür ederim Lefty.
Mastor'a katılıyorum.
Bilgi sevgisi bir yolculuktur, bir yaşam şeklidir, bilgeliği arayıştır, hayata anlam bulma kaygısıdır. Bunu ilke edinmeden 'felsefe yapmak' deyimini anlayamayız.
Geçen hafta ilçe milli eğitim müdürüne evrak imzalatmak için gittiğimde şunu söyledi ki katılıyorum: '' Mustafa Topaloğlu'nun filozof geçindiği bir ülkede felsefe dersi vermek, işiniz zor. ''
Sokrates'in 'bir şey biliyorsam o da hiçbir şey bilmediğimdir.' yargısı çok anlamlı. Her şeyi 'düşünüyorum, öyleyse doğrudur.' ön kabulü ile sunup öyle arz-ı endam eden ve haklılık şovu ile banalleştirdiği bakış açısında sorunun dersten ziyade kişiyle alakalı olduğu görülür. İçselleştirilmemiş, ilke ya da doğruya odaklanmış olmayan tutum bilgisiz ama bunun farkına varmayan çoğunluğun içinde, o toplumsal atmosferde felsefeyi temsil edemez. Felsefe notlandırılmak üzere değil bilinç sahibi olmak, farkındalık temelli sunulmalıdır.
Kökene baktığımızda bir sorgulayıcı, özgür düşünceye odaklı, aklı özgürleştirici arayış ve ekonomik problemlerin olmadığı toplumsal ve kültürel ortam şart.Elbette katılıyorum ancak ilk başlangıç seviyesi yani ön bilgi edinmek açısından, kitaplar ya da okul eğitimi bir fayda sağlamaz mı?
Kökene baktığımızda bir sorgulayıcı, özgür düşünceye odaklı, aklı özgürleştirici arayış ve ekonomik problemlerin olmadığı toplumsal ve kültürel ortam şart.
Bu yüzden felsefe Avrupa'da bir kültür etkinliğidir.
Biz bu ortama sahip olmadıkça ve üniversite odaklı yarış sürecinde bireye kendi ilgi, algı, çabası nispetinde dokunabiliyoruz. En azından felsefenin ne olmadığını göstererek ne olduğunu ve olabileceğini, kendindeki farkındalığı çoğaltabilmesini önceliyoruz.
Felsefe (lisans veya üzeri eğitim dereceleri hariç) bir ders olmamalı, hiç kimseye de "zorunlu eğitim" çerçevesinde sunulmamalıdır. Pedagojik olarak uygun ve yeterli bir müfredatın hazırlanması mümkün olmadığı gibi; bir kültür üretme biçimi, aktarma-iletme üzerine kurulu ders kurumuyla öğrenilemez.
Türkiye'de de açılmış olan Sosyal Bilimler Liseleri, tasarlandığı ve tanıtıldığı gibi olabilseydi şayet felsefe eğitiminin nimetlerini her yaştan öğrenci özelinde görebilirdik diye düşünüyorum.
Bizim zamanımızda tüm lise müfredatı skolastik metot ile hazırlanmış gibiydi, felsefe gibi hümanizmanın evladı bir bilim dalını skolastik metot ile aktarmaya çalışmak duymayan birinin konuşmayı öğrenmesini beklemekten farksız.
Bu alanda Sovyet ve İskandinav eğitim metodunun oldukça başarılı olduğunu gözlemlemek mümkün. Öğrencinin hangi alanda bilgi sahibi olacağını ve dolayısıyla hangi alanda cahil kalacağını seçme özgürlüğü açısından Amerikan eğitim sistemi de lisans öncesi felsefe eğitimini mümkün kılabilir nitelikte.
Arpes beyefendi son cümleniz gözüme ilişti.
Yurtdışı eğitim sistemi -yurtdışıyla alakalı başka durumlarda bir çok sistem- tam anlamıyla Türkiye'de olmuş olsaydı felsefe de zorunlu kılınmış halinden belki sıyrılırdı.
Güzel bir örnek vermişsiniz; sosyal bilimler lisesi gerçekten adını yansıtmıyor.
Fakat bir başka kültürün eğitim sistemini bir anda alışılmış bir zeminin ortasına küt diye atmak sizce doğru mu?
Tabi ki hayır, çok haklısınız. Bu mesajda anlatmak istediğim şey bir sistemi aparıp taklit etmek değildi zaten, işleyen sistemleri inceleyip kendi kültürel kodlarımıza, imkan ve şartlarımıza uyarlamaktı. Çünkü içselleştirilmemiş hiçbir bilgi sizin değildir.