Siyaset Yapmayın!

🟢 Konu yazarı şu anda aktif
Gene aynı nakaratı tekrar etmeye başladılar:

“Birilerinin maden şehitlerini siyasi malzeme olarak kullanıp...”

“Sayın Başbakanımıza yönelik söylemlerde bulunan insanlar, şehitlerin acısını yaşayan insanlar değil, kendine siyasi nema çıkarmaya çalışan kişiler...”
Aslında “siyaset yapma” konulu yazıyı Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun konuşmasına getirilen eleştiriler üzerine yazacaktım. Yargı pratiklerine ve ülkenin genel sorunlarına ilişkin eleştirel bir konuşmayı siyasi konuşma diyerek mahkum etmek, “cübbeni çıkar öyle siyaset yap” demek ya cahilliktir ya da üçkağıtçılıktır. Cahilliktir çünkü siyaset sadece parlamentoda ya da siyasi partilerde yapılmaz. Hatta günümüz koşullarında TBMM’de ve partilerde siyaset yapmak daha zor bir iş haline gelmiştir. Üstelik seçim barajlarıyla, eşitsiz hazine yardımlarıyla, polisiye baskılarla daraltılmış bir politik alanda, “karşıma çık aday ol” demek dalga geçmektir. Bunu yapmak da bazan tuzağa düşmektir. (Barajı bırak, havuzu bırak, hazineyi bırak siyasetçi kim bakalım demek gerek!)

...

Şimdilerde iktidarın siyasi sorumluluğunun olduğu olayları eleştirenleri “siyaseten nemalanmak istiyorlar”, “siyasi malzeme olarak kullanıyorlar” diyenler, eğer ahmak değillerse, üçkağıtçıdır, yağma ve sömürü düzeninin bir parçasıdır. Üçkağıtçıdır çünkü “verili iktidar ilişkilerini” siyaset konusu olamayacak kadar/tartışılmaz/doğal, zorunlu/değiştiril(e)mez olarak göstermek istiyorlar. Karşılarındaki her düşünceyi de kriminalize etmeye çalışıyorlar. Siyaseten sorumlu oldukları bir olay mı oldu? Gelsin darbe yaygarası, dış güçler yaygarası, istikrar safsatası. Bunun ekonomide yansıması neo-liberal yağma ve sömürü düzeninin mümkün tek düzen olarak algılatılmasıdır. Hele bir de “kaza, kader, fıtrat” sosuyla süsleyip, hatimlerle, “cübbeli hoca timleriyle” tevekkül telkin edersen, bırakın mümkün tek düzen algısını “ilahi düzen” olarak bile yurtturabilirsiniz bu yağma, sömürü ve cinayet düzenini. Bu arada da sömürü derinleşir.

İlhan Cihaner
Yazının tamamı için bkz
 
bir güruh var ki yazıda

“Birilerinin maden şehitlerini siyasi malzeme olarak kullanıp...” şeklinde tanımlanmış ve bir sınırlama yapılmamış yani genelleştirilmiş biz bu güruha elfler diyelim.

“Sayın Başbakanımıza yönelik söylemlerde bulunan insanlar, şehitlerin acısını yaşayan insanlar değil, kendine siyasi nema çıkarmaya çalışan kişiler...”

bu o elflerin eleştirisi..

''Şimdilerde iktidarın siyasi sorumluluğunun olduğu olayları eleştirenleri “siyaseten nemalanmak istiyorlar”, “siyasi malzeme olarak kullanıyorlar” diyenler, eğer ahmak değillerse, üçkağıtçıdır, yağma ve sömürü düzeninin bir parçasıdır. Üçkağıtçıdır çünkü “verili iktidar ilişkilerini” siyaset konusu olamayacak kadar/tartışılmaz/doğal, zorunlu/değiştiril(e)mez olarak göstermek istiyorlar. Karşılarındaki her düşünceyi de kriminalize etmeye çalışıyorlar. Siyaseten sorumlu oldukları bir olay mı oldu? Gelsin darbe yaygarası, dış güçler yaygarası, istikrar safsatası. Bunun ekonomide yansıması neo-liberal yağma ve sömürü düzeninin mümkün tek düzen olarak algılatılmasıdır. Hele bir de “kaza, kader, fıtrat” sosuyla süsleyip, hatimlerle, “cübbeli hoca timleriyle” tevekkül telkin edersen, bırakın mümkün tek düzen algısını “ilahi düzen” olarak bile yurtturabilirsiniz bu yağma, sömürü ve cinayet düzenini. Bu arada da sömürü derinleşir.''

burada ise doğal bir iktidar muhalefet ilişkisinde her zaman eleştirilenin iktidar olacağı ama muhalefetin ise yöntemleri ve bakış açıları bu elfler tarafından asla eleştirilmemesi gerektiği dikta edilmiş.hatta ''ahmak değilse üç kağıtçıdır'' şeklinde hakaretvari bir biçimde kendilerini eleştirenlere saldırma zavallılığını göstermiş''.ahmak ve üç kağıtçı '' eleştirisini de ilginçtir elfler karşı eleştiri olarak sunmaktadırzaten .yazar bu kısır döngü içide sıkışmış ve üç kağıtçı mı bilmem ama ahmaklık sınırlarını zorlamış.

ayrıca o elfler utanmadan bir de feyzioğlu nun cüppeyle siyaset yapmasını eleştirmiştir.yazar ise;

ulan bizi eleştiren cahil elfler

''Aslında “siyaset yapma” konulu yazıyı Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun konuşmasına getirilen eleştiriler üzerine yazacaktım. Yargı pratiklerine ve ülkenin genel sorunlarına ilişkin eleştirel bir konuşmayı siyasi konuşma diyerek mahkum etmek, “cübbeni çıkar öyle siyaset yap” demek ya cahilliktir ya da üçkağıtçılıktır. Cahilliktir çünkü siyaset sadece parlamentoda ya da siyasi partilerde yapılmaz.''

diyerek eleştirilemez olduklarını elflere karşı bir kez daha ortaya koymak zorunda kalmış ve bunu adaleti temsil eden resmi bir kimlikle siyaset yapılmasının laiklik ilkesine aykırı olduğunu bilmeyecek kadar cahillik girdabına girerek yaparken yazar ,o girdabın etkisiyle başta şiddetle karşı çıktığı Sayın Feyzioğlu nun resmi yetkilerine siyaset bulaştırdığını da farkında olmadan itiraf etmiştir.Yazar gittikçe girdabın diplerine batarken militan bir tavırla;

''Hatta günümüz koşullarında TBMM’de ve partilerde siyaset yapmak daha zor bir iş haline gelmiştir. Üstelik seçim barajlarıyla, eşitsiz hazine yardımlarıyla, polisiye baskılarla daraltılmış bir politik alanda, “karşıma çık aday ol” demek dalga geçmektir. Bunu yapmak da bazan tuzağa düşmektir. (Barajı bırak, havuzu bırak, hazineyi bırak siyasetçi kim bakalım demek gerek!)''

fakir edebiyatı beni gülme krizine sokmuştur hehehehe ben yine de buna yazarın diliyle ''gene aynı nakaratı tekrar etmeye başladılar'' diyerek geçiştireyim sadece.

benim de elflere tavsiyem böyle devam edin.İktidar gibi Muhalefet te eleştirilebilir ve buna kimse karışamaz.


 
Geri