BirDevrinSonu
Üye
-
- Katılım
- Ocak 10, 2010
-
- Mesajlar
- 38,599
-
- Tepkime puanı
- 3,179
-
- Puanları
- 354
-
- Konum
- Napıcan ?
Genelde geceleri açıyorum gözümü. Geceleri doğuyorum. Karanlığın içinden
herhangi bir bilinmezliğin rahmini bıçak gibi yırtarak. Gündüzleri nerede uyandığımı ben bile tahmin edemiyorum. Bazen bir kumarbazın avcunda
bazen ihanet eden bir kadının bacak arasından damlayan şehvetinde
bazen de bir ihtiyarın geriye doğru sayım yaptığı son günlerinde. Ne olduğum hakkımda bir fikrim yok. Siyah ve gri görüyorum sadece ama köpek değilim. Renklerimin olduğu günleri hatırlamak için zihnimi zorlamak beni yoruyor. O sisli
her yanı örümcek ağı kaplı
rutubetli düşünceler arasında bir damla renk bulabilmek
tanrı olmaktan daha yorucu. Her şey flu. Renklerimi bir gökkuşağına bağışladığımı görüyorum. Sonra o gökkuşağını alıp bir kadının boynuna şal yaptığımı. Ve sonrasında sırtımı dönüyorum. Kadın gülümseyen bir suratla bıçağı saplayacağı an
sansür giriyor devlet ve bu noktadan sonrasını ölmesi gereken yaşa gelmeyenlerin okumaması gerekiyor...
Bir insan olmak isterdim en çok. -Bu arada o sansür olayından sonra sürekli esmer kadınlara aşık oldum hep. Çünkü paletimdeki renk buna yetiyordu sadece- ölüm duygusunu iliklerime kadar tatmak isterdim. İn sanlar gibi ağlayabilmek.Oysa ben
daha çok kimsesiz tavırlarına vurgun olmalıydım
bilimsel ve metafiziksel terimlerle ifade edemediğim bu yalnızlığın. Yeri geldiğinde
insanların öfkelerini bastırabileceği aparetif bir figüran da olabiliyorum. Bazen de ihaneti konu alan bir romandaki imla hatası. Bana soracak olursanız -ki neden sorasınız bir fikrim yok- en çok sevdiğim
bir sonbahar gecesinde tanrının gözünden damlayan bir damla yağmurla buralara savrulmuş hüzünlü bir melodi olmak sadece...
Böyle soğuk gecelerde
bir damla yağmur olup
gökyüzünden atlamak istiyorum. Bir kaldırımın üzerine düşüp moleküllerime kadar parçalanmak. Şair olayım isterdim ama şiir yazmasını beceremem. Becersem de bahtını aşağı gelirken evde unutmuş bir insanım ve yazdıklarım iş yapmaz. Bazen bir şarkı duyuyorum ve o akşama gidiyorum. Kahverengi geceye. Tanrının ağladığı
gözünden damladığım geceye. Sanki o duyduğum şarkı
tanrıyı ağlatan şarkıydı. Kim bilir...
Yukarıdan düşerken çaldığım ruh
yeni yerinde rahatsızlık duyuyor ve bu yüzden her gün onu ikna etmeye çalışıyorum... Karanlıkta sessizce yaşıyorum. Neye
nereye ve kime ait olduğumu bilmeden. Adım yok. Kimliğim yok
cismim yok Ben kimim diye soracak cesaretim de yok.
Sahi
ben kimim
adım ne?
- Adım yok. Siyah bir lekeyim sadece güneşten kaçan..
Bir insan olmak isterdim en çok. -Bu arada o sansür olayından sonra sürekli esmer kadınlara aşık oldum hep. Çünkü paletimdeki renk buna yetiyordu sadece- ölüm duygusunu iliklerime kadar tatmak isterdim. İn sanlar gibi ağlayabilmek.Oysa ben
Böyle soğuk gecelerde
Yukarıdan düşerken çaldığım ruh
Sahi
- Adım yok. Siyah bir lekeyim sadece güneşten kaçan..