Sıtkı Caney kimdir Sıtkı Caney hakkında

Konu sahibi son olarak 2619 gün önce görüldü
Sıtkı Caney kimdir Sıtkı Caney hakkında

Sıtkı Caney’den Ebuzeran



“Cendereler içinde burgaçlanan rüzgârın, tutunup saçlarına gökte dağılan adam… Ağdıkça kendi başına kül olup yağan… Külleri karıldıkça çılgınca yalazlanan… Matemi hüseyni, makamı hüzzam… Ziya Gökalp’te Kürtçe hayal kurarken suçüstü basılan adam… Müsekkin bir dua, mütebessim bir keder… Kendini uğurlayıp kendini karşılayan ve ölümü ömürlere yakıştıran hece hece gam… “Ey”in şairi Sıtkı Caney ve onun kaçgın yoldaşı, Ebuzeran!”
Sıtkı Caney’den devriye okurları için EBUZERAN…
EBUZERAN
bütün zamanların bütün devrimcilerine…
1. bismillah
bismillah aşk için
kan ve göğerçin
isyan ve şafak için
ey ins ve cin
ey bütün zamanların yazgısı muhteşem keder
ey bütün zamanları koynunda saklayan görünmez sabah
yine seni bekliyor rebeze’de ebuzer
bekliyor birbirini tevbe ve günah
aşk için bir zafer
aşk için bismillah
ey bütün zamanların gizlediği kuytu yer
kalbimiz daha kuytu yine de sığar Allah
bir aşk için duada şimdi bütün melekler
şiirin şafağında güller açar bismillah
zaman parçalanmadan
parçalanmadan gökler
yine isyan zamanı
yine sürgün ebuzer
ey bütün zamanların emeği buram buram ter
ey bütün zamanları hüznünde toplayan aşk izi çöller
birazdan yenilenir çağrısı şehitlerin
geçer ışık hızıyla atlıları bedir‘in
uhud’un hendek‘in huneyn’in aslanları
yol göster ey ebuzer ey şehadet anları
ey bütün zamanların çıldırtan gözyaşları
şimdi bir tek damlanla tufandır yüreğimiz
şimdi kıyam
şimdi aşk
şimdi secdedeyiz
ey hak intikam için yankılanan şiirler
ebuzeran yokluğun göğsüne güller taksın
ki tutsun karanlığın yakasından garipler
kuru ekmek ışısın binlerce ışık yaksın
allahuekber allahuekber
4. nehirler boyunca
ey bütün nehirlerin en kadim hikayesi
ey dicle ey fırat
Ey akan orduların sonsuzluk sesi
Bize selahaddin eyyubi’yi anlat
taşsın artık sulardan yüzyılların öfkesi
ey zülfikar ey şaha kalkan at
ey her şeyden vazgeçmenin büyük hevesi
bize imam ali‘yi anlat
birikti birikeceği kadar acılar ey hilalin ülkesi
kan nehir nehir can alev alev ve hüzün kat kat
ey aşkın ve özgürlüğün kölesi
İşte yaklaşıyor beklenen saat
ey ebuzeran
ey isyanın en delisi
İşte meydan
İşte sırat
ey bütün nehirlerin bildiği en eski dil
ey nil
yine çöllerdeyiz yine gece yine kandan bir ayaz
yeniden kalbimize eğil
ses versin seyyid kutub, ömer muhtar, malik el şahbaz
ses versin kafkasya’dan kartal şeyh şamil
ve savaş meydanında meleklerle saf saf son namaz
ey aşktan gelen kuşlar ey ebabil
artık canlarımız hiç bir zindana sığmaz
artık intikam vakti ey kardeşim habil
ey bütün zamanların çıldırtan gözyaşları
şimdi bir tek damlanla tufandır yüreğimiz
şimdi kıyam
şimdi aşk
şimdi secdedeyiz
şimdi sonsuz sabah öncesi bu son akşamda
kar yağar yağar kan akar akar yeni bir bahar olur
mekke’de kudüs’te bağdat’ta şam’da
aşk bir gün her yerde iktidar olur
yeniden buluşuruz mescidiaksa‘da beytülharam‘da
yetime yoksula iman yine yar olur
hayat var ey ebuzeran hak için intikamda
vur karanlığa şimdi Allah için vur
birazdan ta içimizde yağar yepyeni bir yağmur
ey bütün nehirlerin kıskandığı kevser ey tesnim
artık aşk için akan kanlarımız sana teslim
şafaktır birazdan nur içinde nur
durun selama durun bu son ordudur
ey şehadet ey iftar vakti sonsuzluk orucunun
“inna lillahi ve inna ileyhi raciun”
7. aşka yalnayak koşanlara
ey bütün zamanların en yalnayak koşusu
ey bütün zambakların kalbine akan kanlar
tutku bir uçurum dünya bir pusu
ey srebrenitsa’da gökyüzüne çıkanlar
aşk hep yalnayak
yürek isyanda yürek sımsıcak
ey uzakların acıya kanat çırpan kuşları
ey yanık ülkem ey kalbim ey zambak
ey sonsuzun yalnayak çıkılan yokuşları
şimdi bütün melekler yeniden ağlayacak
ey bütün zamanların çıldırtan gözyaşları
şimdi bir tek damlanla tufandır yüreğimiz
şimdi kıyam
şimdi aşk
şimdi secdedeyiz
korku hep gece
umut hep şafak
sarılsam ağlasam zambaklara delice
aşk kadar yakıcı aşk kadar boşnak
şehitler binlerce
dua dua isyan ve sağnak sağnak
hilalin sureti düşüyor suya
davran ey ebuzeran Allah sığınak
işte yeşil sancak işte aliya
ey aşka hep yalnayak koşanların ülkesi
ey gariplerin özlem acısındaki bosna
her yanda rahmet rahmet şehitlerin gölgesi
gökte yıldız yıldız esmaülhüsna
ey aşkın yemyeşil vadisi ey güzel bosna
ey drina ey sava ey neretva ey una
aksın artık yeniden aşka ırmaklarımız
aksın Allah’ı andıkça göz yaşlarımız
çünkü biz ağladıkça bütün ırmaklar akar
ışık saçar şehitler yeni bir temmuz olur
çocukların kalbinde yeni zambaklar açar
dualar ta yürekten dualar sonsuz olur
akar neretva drina akar
akar sava ve una akar
senin için bu akın ey rabbim
senin için bu akıncılar
artık bir yanımız zambaktır bir yanımız kan
artık her yanımız can içinde can
kahreyle zalimleri ey rabbim ve bizi aşk ile haşreyle
“cehennem açıldığı zaman
cennet yaklaştırıldığı zaman”

8. bu topraklar……
ey bütün zamanların sonsuz soluğu
ey diriliş vakti ey büyük doğu
ey bu toprakların isyan çocuğu
yine seni bekliyor şimdi istanbul
bekliyor sevdalı mümin ve yoksul
bekliyor haramda bir lokma helal
çığır ey yunus emre çığır pir sultan abdal
aşk kurban istiyor yürek haykırmak
bekliyor sakarya ve kızılırmak
bekliyor konya erzurum diyarbekir
ve yiğitler şehadet gününü bir bir
sabır dua dua aşk tekbir tekbir
ölüm burda şimdi bir düğün gibi
fatih‘in istanbul‘u fethettiği gün gibi
açar elbet birazdan o tek yolu son şafak
ve çürür hıncımızdan boynumuzdaki ipler
yakar durur yeniden içimizi hüsnü aşk
aşktan şiirler serper yeniden şeyh galipler
ey bu topraklarda güzelleşen güllerin öfkesi
ey sevmenin en sınırsızı en mertçesi
ey aşk ey uçsuz bucaksız deniz başkası hep masiva
anlatmaya yetmez seni hiçbir özgürlük efsanesi
ne nevroz ne ergenekon ne demirci kava
ey aşkın en türkçesi en arapçası en kürtçesi
ey bu toprakların mayası ey büyük dava
kaf dağının ardında
meleklerin yurdunda
yüzü ayın ondördünde
en güzelin elinde en güzel yakut
anlat öteleri anlat ey dede korkut
ey malazgirt ey şerevdin dağları
ey üsküp ey harput
anlat her seher vakti kapıyı çalan kimdir
her ay biraz mayıstır ağustostur ekimdir
ve yandıkça içimiz biraz sonsuz haziran
bu topraklar senindir senin ey ebuzeran
estir türkünü estir rüzgar sensin kime ne
aşktır sonsuz aşktır bu toprakların dini
dinle zikirde zaman balkanlardan yemene
imam şahı nakşibend, abdulkadir geylani
ahmedi hani
bu topraklar
imam rabbani
çağıldar bu topraklar gönülden bir bakışta
görünür yine aslı yanar bir daha kerem
bir gün çanakkale‘de bir gün sarıkamış‘ta
söner bir daha söner göğsümüzde cehennem
ey bütün zamanların çıldırtan gözyaşları
şimdi bir tek damlanla tufandır yüreğimiz
şimdi aşk şimdi kıyam şimdi fetih
şimdi secdedeyiz
şimdi bütün zamanların en son akını
bütün zamanların bütün inkar surlarına
çağır şimdi sana en yakını şahdamarından da yakını
“inna fetehna leke fethan mübina”
 
Caney: "Bana sonsuzluk dile!"
8531.jpg


Sıtkı Caney ile konuştuk. Film projesini ve yeni çıkacak şiir kitabının adını, daha bir çok şeyi..

Güncelleme: 16:20, 29 Ekim 2009 Perşembe
Sıtkı Caney’in bir film projesi olduğunu biliyorum. Proje ne aşamada biraz bahsedin bize?
Evet, böyle bir projemiz var. Senaryo hazır. Çekim öncesi hazırlıklarımızı yapmaya başladık, çekim senaryosunun yazılması, çekim yapılacak mekânların seçimi, oyuncuların, set ekibinin belirlenmesi, bunlardan sonra kesin yapım bütçesinin çıkarılması vb.

Kendinizi “devrimci” olarak görüyorsunuz ve şairsiniz. Sinema sektörü maliyetli iş. Sizin gibi hem devrimci hem de şair birinin bu kadar parası var mı?
Benim gibi adamların bırakın bu kadar paralarının olmasını, paraları hiç olmaz. Çünkü parayla bir arada olmazlar, para onlara geldiği anda gider, dağıtırlar, dağıtılması gereken yerlere. Ancak bu film projemizi hayata geçirebilmek için benim paramın olması şart değil. İyi bir hikâyeniz varsa ve bu sinema diliyle anlatıldığında mesela 3 – 4 milyon seyirci toplayacak gibi görünüyorsa buna yatırım yapacak, finansör olacak birçok para sahibi bulunur.

8532.jpg
9 Ekim’de sinemalardaki yerini alan Mahmut Fazıl Coşkun’un Uzak İhtimal’ini nasıl buldunuz?

Sinema sanatı açısından ben oldukça başarılı buldum, arkadaşları kutluyorum. Ancak filmin gişe başarısı olur mu? İsmiyle söyleyelim, uzak ihtimal. Öyle sanıyorum ki film tasarlanırken daha fazla seyirciye ulaşmaya yönelik bir çalışma yapılmamış. Mesela filmin öyküsü bence sıra dışı, toplumda her zaman olabilecek bir sevda hikâyesi değil. Oysa seyirci filmde büyük ölçüde kendini görmek kendini bulmak istiyor. Hem sinema sanatı açısından hem de ticari açıdan başarılı bir film yapmak elbette kolay değil. Genellikle sanat varsa ticari başarı, ticari başarı varsa sanat güme gitmiş oluyor. Ancak ikisini bir arada başaran filmler var. İstiyorum ki artık bizler de başaralım.

Şairsiniz, şair olmasaydınız hayatınızda ne gibi bir değişiklik olurdu?
Şair miyim? Bence bunun hükmünü ne siz ne de ben verelim, bırakalım zaman versin. Şair olmak insanın hayatını diğer insanlara göre daha farklı yapıyor mu bilmiyorum. Şairler şair olmasaydı hayatlarında ne gibi bir değişiklik olurdu onu da bilmiyorum. Ancak yaşadığımız hayatı şair olsaydım ya da olmasaydım diye varsayımlarla yorumlayamayacağımızı biliyorum. Hem şairler de, sairler de bilse de bilmese de “hayatın hesaba gelmediği” gerçeği değişmiyor.

Okumak ne demek? Neyin karşılığıdır okumak Sıtkı Caney’e göre?
Bizleri yoktan var eden Rabbimizin “İkra (Oku)” emrine karşı nasıl bir muhatabiyet içinde olmamız gerekiyorsa okumak odur bana göre. Ki “Oku” emri, “Seni yaratan rabbinin adıyla”, diye devam eder. Bu bakımdan okumak geniş anlamıyla bir bakıma zikirdir, kendi varoluşunun künhüne varmak ve var edeni anmak için.

Sizin okuma süreciniz nasıl başladı? Var mıdır bir ilginç hikâyesi?
Okula başlamadan önce 5 yaşındayken evde bizimle kalan ve o zamanlar lise öğrencisi olan halaoğlunun bana okuma yazma öğretmesiyle okumaya başladım, lise edebiyat kitabından şiirler, iri puntolarla basılmış kısa masal kitapları ilk okuduklarım. Sonrasında babamın yardımıyla Kur’an ve Yunus Emre şiirleri ilk aklıma gelenler.

Kitaplığınızda ne kadar kitabınız var?
Çok. Yüzlerce, belki binlerce… Hiçbir zaman saymadım, kitaplarımı saymakla uğraşamam, hem niye sayacağım ki…
8533.jpg
Sıtkı Caney, Ebubekir KurbanBu kitaplarınızdan sadece 3 kitap seçmeniz gerekse bu üçü ne olurdu acaba?
Seçmek çok zor, gerçekten, seçemem. Ama kafama silah dayatılıp ille de seç denilirse, herhalde şöyle bir seçim yapardım: Kur’an, Kur’an, Kur’an. Yok, eğer Kur’an dışında sadece beşeri kitaplardan üç tane seç diyorsan, Bediüzzaman Said Nursi’den Sözler, Necip Fazıl Kısakürek’ten Çöle İnen Nur, Sezai Karakoç’tan Yitik Cennet…

Şu an ne okuyorsunuz?
Şu an bir şey okumuyorum daha doğrusu bugün okuyamadım. Dün okumayı bitirdiğim, Sezai Karakoç’tan “Samanyolunda Ziyafet” kitabı. Yarın ikinci kez okumaya başlayacağım ise Necat Çavuş’tan “Amerika” adlı şiir kitabı. Ardından bugün yarın çıkmasını beklediğim Bülent Akyürek’in “Öğlen Namazına Nasıl Kalkılır” kitabında sıra…

Şiir deyince aklınıza kim geliyor?
Şiir deyince aklıma yine şiirler geliyor, bütün güzel şiirler, şairler değil yani. Ama ille de şair dersen, ustalardan benim aklıma ister istemez öncelikle Cahit Zarifoğlu geliyor, çünkü daha lise öğrencisiyken şiirle ilgili olanı ilk onunla paylaşmıştım.

8534.jpg
Roman deyince?

Dostoyevski desem olmaz değil mi, ülkemizden soruyorsunuz, Bülent Akyürek

Deneme türünde?
Deneme aşamasında olanları cevaplamasam…

Hikâye’yi bir tür olarak görmezsek ayıp etmiş oluruz? Hikâyede?
Bu soru cümleniz deneme türü için kullanabilirdi ama hikâye için, “Hikâye’yi bir tür olarak görmezsek ayıp etmiş oluruz?” derken bile ayıp etmiş olduk bence. Çünkü hikâye türü bizim çok eski bir edebiyat geleneğimiz. Hikâyede Sait Faik’ten Mustafa Kutlu’ya kadar anılacak çok isim var aslında. Ama madem tek isim isteniyor o zaman, Rasim Özdenören.

Sizde hayranlık uyandıran bir tasavvuf büyüğümüz?
Pir Sultan Abdal

Tarihten bir devlet adamı örnek aldığınız/ sevip saydığınız?
Selahaddin Eyyubi

Sağlıklı bir insan iki gün* yemeden, içmeden yaşayabilir. Peki, sağlıklı bir insan şiir okumadan ne kadar yaşayabilir?
Sağlıklı bir insan sadece iki gün mü yemeden, içmeden yaşayabilir. Kim demişse yanlış demiş, üç gün de yaşar, dört gün de yaşar, günlerce yaşar, ölüm vaktini Allah bilir. Aynı sağlıklı insan şiir okumadan da aynı şekilde yaşar, ne zaman öleceğini Allah bilir. Ancak, şiir okumadan yaşayan insanın yaşamasına yaşamak mı denir, denmez herhalde.

6947.jpg
Bir batılı yazar söyleyin okuduğumuzda zihnimizi açsın, bir doğulu yazar söyleyin okuduğumuzda kalbimizi genişletsin?

Batılıyı gâvur anlamında kabul edersek zihnimizi açmak için yazan ya da yazabilen bir batılı yazar ben tanımıyorum, varsa da ben bilmiyorum, bu konudaki cehaletimi hoşgörün. Kalbimizi genişleten bir değil birçok doğulu yazar var yakın zamanlardan birini söyleyeyim: Ali Şeriati.

Ankara’da ikamet eden biri olarak hangi şehirleri özlüyorsunuz?
Başkentler başkenti İstanbul’u, en çok İstanbul’u… Sonra Şark’ın Bingöl’ünü, Elaziz’ini, Diyarbekir’ini, bir de Akdeniz’in Mersin’ini.

Son olarak buyrun…
İtiraf etmeliyim ki, son’ları hiç sevmem. Onun için son cümle yerine buradan üçüncü şiir kitabımın adını ansam: “Bana sonsuzluk dile.”
Eyvallah!
 



SITKI CANEY



artık yalnayak çırılçıplak çocukların ruhuyum
basarken yüreğimi bu ateşten kumlara
kusacak şehrin kuytusunda ihanet
kusacak acısını karanlık kuyum
koyarken alnımı uçurumlara


ve ben şiirler kurban ederken seni seviyorumlara
kedere batmışken öyküm
kanatmışken içimde yeni bir yara
çıkamam yağmurlara
çıkamam öyle yapayalnız
öyle boynubüküğüm bu ara


ne bayram ne tatil ne izin
uzak yollardan
karışmak için mi geldim kumlarına akdenizin
sığınmak için mi dalgalara
ne şiir çare artık ne üst üste sigara
ya gerçek değil benim gördüğüm
ya ben çok kötüyüm bu ara


şimdi
dünyaya en çok yakışan ölüm
ve bana yazgı olan aşk
nasıl barışabilir
öpüşür mü bir daha karanlıkla şafak
paylaşır mı yeniden şiiri günüm


ateşten bir dilim olmalıydı herşeyi söyleyecek
ya da konuşan bir gülüm olmalıydı sana verecek
ya da sen hiç susmamalıydın


işte karanlığımdasın
düşlerimde bağrımdasın
yazgımsın sen son sınavım son aşkım
bazen küçük kardeşim bazen ilk aşkım
sen bütün aşklarım çocuk yanıma annem
yüreğimdeki cennet kanımdaki cehennem


susma artık bakıp bakıp uzaklara
şimdi seninle gerçekten yaşamak vardı
ve şiiri tam burada bırakmak
ve çıkmak
yağmurlara
yağmurlara.
 
sıtkı caney

921.jpg


1961 de Bingöl’de doğdu. İlk ve orta öğrenimini Elazığ’da yaptı. 1984 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. Serbest avukatlık mesleği dışında reklam ajanslarında, yayınevinde, gazetede, televizyonda, tuğla ocağında vb. işlerde çalıştı. Şiirleri Muştu, Aylıkdergi, Mavera, Albatros, Üç Çiçek, Göçebe, Kayıtlar, Yediiklim, İpekdili, E, Gerçekhayat, Kırklar, Lamure,Yolcu dergilerinde yayınlandı. “Layya” ve “ İtiraf ve Gizem” adlarında yayınlanmış iki şiir kitabı var. “ Bana Sonsuzluk Dile.” ve ”Ebuzeran” adlarında yeni iki şiir kitabını yayına hazırlayan Sıtkı Caney bu günlerde bir sinema filmi projesi üzerinde çalışıyor
Meslek: şair
 
Geri