mak res
Elmas Üye
-
- Katılım
- Temmuz 18, 2013
-
- Mesajlar
- 39,638
-
- Tepkime puanı
- 564
-
- Puanları
- 354
-
- Yaş
- 38
-
- Konum
- istanbul
Sinop - Genel Bilgiler
Yüzölçümü : 5862 km²
Nüfus : 200 791 (2008 ADNKS)
İl Trafik Kodu : 57
İl Telefon Kodu : +90 (368)
İl Posta Kodu : 57 000
Coğrafi Konumu:
Sinop, Karadeniz kıyı şeridinin kuzeye doğru en çok sivrilerek uzanmış bulunan Boztepe Burnu ve Yarımadası üzerinde kurulmuştur. 41º 12' ve 42º 06' kuzey enlemleri ile 34º 14' ve 35º 26' doğu boylamları arasında yer alır.
İlin yüzölçümü 5862 km² olup il bu yüzölçümüyle Türkiye coğrafyasının %0.8' ini kaplar. Batısı Kastamonu, güneyi Çorum, güneydoğusu Samsun illeri, kuzeyi ise Karadeniz ile çevrilidir. 475 km uzunluğundaki sınırlarının 300 km' si kara, 175 km' si ise deniz kıyısıdır.
Şehrin kuzeybatısında Akliman, güneydoğusunda iç liman yer almaktadır. Kuzeybatısındaki Akliman ve Hamsilos Koyu, eski çağlardan bu yana barınak yeri olarak kullanılmaktadır.
Dağlar denize paralel olarak uzanmış olup, kuzeybatıda yükselen dağlar Merkez ilçe sahillerine 9-10 km yaklaştıkça alçalır ve sahil ovaları meydana getirir. En yüksek tepeler Ayancık'ta Çangal (1605 m) ve Boyabat'ta Dranaz'dır. (1345 m)
Boyabat-Durağan yöresindeki Kızılırmak vadisi dışında önemli bir vadi yoktur. Sinop ve Boyabat düzlükleri en önemli ova benzeri yerlerdir.
Önemli akarsulardan Gökırmak, Boyabat ovasını sulayıp Kızılırmak'a karışır. Çatalzeytin, Ayancık, Karasu, Kanlıçay (Güzelceçay) ve Kabalı Çayları Karadeniz'e dökülür.
İklimi:
Sinop İli ve Batı Karadeniz iklim özelliklerinin iç içe geçtiği bir yörededir. İlde mevsimler arası sıcaklık farkları pek büyük değildir. İlde, yıl boyunca esen sürekli rüzgârlar, etkili olmaktadır. Sinop'un kuzey kesiminde Karadeniz iklim tipi egemendir. İlin güney kesimlerinde ise kıyıya koşut olarak uzanan dağlar nedeniyle, Karadeniz ikliminin etkisi giderek azalmaktadır. Bu bölgede yağışlar azalır, sıcaklık düşer, bozkır ikliminin etkileri görülmeye başlar.
İlimizde başlıca iki iklim karakteri hakimdir. Sahil kuşağında yer alan Merkez, Dikmen, Gerze, Erfelek, Ayancık ve Türkeli ilçelerinde iklim mutedildir. Yılın her mevsiminde yağış görülür. Dağların kıyıya paralel olması nedeniyle deniz iklimi içerlere pek giremez. Bu nedenle Boyabat, Durağan ve Saraydüzü İlçelerinde Karadeniz iklimi ile İç Anadolu'nun karasal iklimi arasında bir geçit bölgesi iklimi hakimdir.
Sahil şeridinde ortalama yağış miktarı 679-1077 mm, yağışlı gün sayısı 97-128 gün arasındadır. En yüksek sıcaklık 35ºC derece, en düşük sıcaklık -8,4ºC' dir.
İç kesimlerde ise ortalama yağış 388-473 mm, yağışlı gün sayısı 66-87 gün arasındadır. En yüksek sıcaklık 41ºC en düşük sıcaklık -10,5ºC' dir.
Sıcaklık :
Merkez ilçede kış ve yaz ayları arasında sıcaklık ortalamaları açısından çok büyük fark yoktur. Kışın 7ºC dolayında olan sıcaklık ortalaması, yazın 20ºC'ye yükselir.
Merkez ilçede yıllık sıcaklık ortalaması 14ºC'dir. Bu değer Ayancık'ta da14ºC, Boyabat'ta ise 13,4ºC'dir. Yıllık sıcaklık ortalaması komşu il merkezlerinden Samsun' da 14,4ºC, Çorum' da 10.9ºC ve Kastamonu' da 9.8ºC'dir.
Ulaşım :
Ağırlıklı olarak karayolu ile ulaşım sağlanmaktadır. Sınırlı ölçüde deniz ulaşımı mevcuttur. Son bir kaç yıldır İstanbul-Sinop arası havayolu seferleri de başlamıştır.
İlçeleri:
Ayancık, Boyabat, Dikmen, Durağan, Erfelek, Gerze, Saraydüzü ve Türkeli'dir.
Sinop'un Tarihi
Sinop Şehri, Anadolu 'nun kuzey yönde uç noktası olan İnce Burun 'a doğu yönde bağlanan Boztepe Burnu berzahında bir kale-şehir olarak kurulmuş ve tarih boyunca doğu yönde gelişmiştir. Tarih boyunca kale dışına pek taşmayan şehir bir liman kenti özelliği taşır. Berzahın kuzey doğusundaki dış liman fırtınalara açık olduğu ve denizcilik bakımından kullanışlı sayılmadığı halde, Antikçağ 'da daha çok bu limanın kullanıldığı bilinir. Zamanla kum dolan ve kullanılamaz hale gelen bu limanı berzanın güney-doğusundaki iç limana aynı dönemde bir kanal bağlardı. Bu kanal, Selçuklular döneminde kapatılmıştır.
Yarımadanın güney yönündeki içliman ise rüzgarlara kapalı konumuyla ve sakin deniziyle güney Karadeniz 'in en önemli limanıydı. Bu özellikleri yüzünden "Akdeniz" ismini almıştır. Tarih boyunca işlek bir liman yaşantısı ve tersane faaliyeti bu limanda gerçekleşmiştir. XIX. Yüzyıla kadar tamamen ayakta duran surlardan ise günümüze büyük bir kısmı kalmıştır ve yıkıntılarından rekonstrüksiyonu yapılabilir. Şehir, doğu yönünde Boztepe Burnuna doğru daha yoğun olarak gelişmiştir. Aynı burundaki Hıdırlık tepesinin, 187 metreye kadar yükseltisi bulunmakta ve nihayet deniz yönünde dik yarlar ile kuşatılmaktadır. Bu durumda, şehrin deniz yönünden ve berzahtan zaptedilmesi imkansız hale gelmektedir.
Antik çağdan beri parlak ve yoğun bir ticari ve kültürel yaşantıya sahip olan Sinop, bu niteliğini Bizans, Selçuklu, Candaroğlu ve Osmanlı yönetimlerinde de sürdürmüş, ayrıca kale ve tersanesi ile bölgenin en önemli askeri üslerinden biri olmuştur. Bu durumunu Sinop Baskını'ndan sonra kaybetmeye başlayan kentteki gelişim süreci, güneydoğu ve batı yönündeki kentleşme ile surların dışına taşmıştır. Ulaşım şebekesi olarak Antikçağ'dan beri geometrik yapısını koruyan Sinop'un ulaşım omurgasını, Boyabat yolu ile bu yolun şehir içindeki devamı olan Sakarya, Cumhuriyet ve Fatih caddeleri oluşturur. Bu eksendeki en önemli dikey bağlantı, Valilik ve Belediye önünden geçen Gazi Caddesidir.
Sinop'un Adı Nereden Geliyor
Sinop adının ilk kez nereden türediği ve son biçimini nasıl aldığı üzerinde çok şeyler söylenmiş, değişik görüşler ileri sürülmüştür. Bu söylenti ve yazılı yorumlar zamanla çoğalmış, birkaç harf değişikliği ile birbirine benzer sözcükler ortaya çıkmıştır.
Bu adlar kitaplara, dergilere ve gazetelere geçmiş, halk dilinde de konuşulduğuna göre buraya alacağız. Şimdi bunların bazılarını sıralayalım:
1. Sinope Irmak Tanrısı Osopos'un güzeller güzeli kızıymış. Rivayete göre mutlu bir hayatı varmış. Birgün Tanrılar Tanrısı Zeus kendisini görmüş ve o anda aşık oluvermiş. Zeus bu, gönlünü kaptırdığını elde etmek için yapmadığı üçkağıtçılık yokmuş . Ama Sinope, Zeus'un bile başını döndürecek bir güzellikteymiş. Eli ayağı, dili dudağı dolaşmış Tanrılar Tanrısının, Sinope'ye aşkına karşılık her istediğini yapacağını söylemiş. Korku içindeki genç kız, kendisine dokunmamasını, kız oğlan kız almak istediğini söylemiş heybetli Zeus'a. Tanrılar Tanrısı, sözüne sadık kalmış ve Sinope'yi alıp en sevdiği yerlerden olan Karadeniz'in cennete benzeyen yemyeşil kıyılarına bırakmış. (Yani bugün Sinop ilimizin bulunduğu yere)
2. Sinop'un ilk kez Hititçe Sinova adı ile anıldığını Hitit kaynaklarından öğreniyoruz.
3. Prof. Yusuf Kemal Tengirşenk'in eşi Nazlı Tengirşenk, Sinop Halkevi yayınlarından Dıranaz dergisinde "American Journal of Phylology" adli, David M. Robinson'ın yapıtından çevirilerinde, Sinop adinin Asurların ay ilâhı olan "Sin"den geldiğini bildirmektedir.
4. Bazı kaynaklar Sinop adının ilk söylenişini Sinavur olarak ileri sürmektedir.
5. M.Ö. 200 yıllarında yaşayan Skymnos, şiirlerinde Sinop adının Sinope adlı bir Amazon kraliçesinin adından geldiğini dile getirir.
6. Suyun göğsü anlamında Farsça (Sine-i âb) dan Sınap şekline çevrilmiş ve böyle konuşulmuş deniliyor.
Yukarıda belirtilen yazılı ya da sözlü görüşlere bakılırsa Sinop adında başta (S) harfi ortaktır. İkinci sırada ortak harf (I) seslisidir. Yalnız birinde € seslisi vardır. Üçüncü harf (N) hepsinde yine ortaktır. Diyebiriz ki; öteden beri Sinop adında bu (S=I=N) harfleri bugünkü şekli ile yerlerini korumaktadır. Hemen hepsinde (S-I-N) harflerinin sonunda çeşitli ekler görüyoruz.
Sinop - Folklor
Folklor
Sinop, Orta Karadeniz Bölgesi'nde, Anadolu'nun en kuzey ucunu oluşturan bir yarımada üzerinde bulunmaktadır. Geçiş yolu olmaması nedeniyle ilin kıyı kesimlerinde başka kültürlerle çok fazla etkileşim olmamasına rağmen iç kesimlerde, yani Kastamonu, Samsun ve Çorum illeriyle sınır olan bölgelerde kültürel etkileşim kendisini göstermektedir.
1214 yılına kadar Roma ve Bizanslıların elinde olan, bu yıldan sonra Türklerin eline geçen Sinop'a 19. yüzyıldan itibaren Kafkasya'dan göçen Abazalar, Çerkezler ve Borçka tarafından gelen Gürcüler yerleştirilmiştir. Sinop'ta, bu etnik grupların ve mübadeleye kadar burada yaşayan Rumların da etkisiyle zengin bir kültürel doku oluşmuştur.
Halk Edebiyatı
Folklorun önemli konularından birisi olan halk edebiyatı alanında yörede yapılmış derlemeler sonucu tespit edilmiş ürünlerden atasözleri, maniler ve bilmecelerden örnekler şunlardır :
Atasözleri ve Deyimler
- Aç köpek kurttan korkmaz.
- Ağustos ayında yatan öküzü zemheride bökelek tutar.
- Ana baba evlat için, evlat kendi başı için.
- Atın gayarsızından, erkeğin ayarsızından, kadının hayasızından kork.
- Beğenmeyen kişi eline alır işi.
- Buğday ile koyun, kalanı oyun.
- Can gövdeye yük olmaz.
- Danışan dağı aşar.
- Dibini görmediğin suya taş atma.
- Dostun attığı taş baş yarmaz.
- Er eken bol alır, er giden yol alır.
- Eti ciğer eden de avrat, ciğeri et eden de.
- İşin biter aşın biter.
- Konuğun şaşkını köşeye oturur kış günü.
- Ocakta tek odun düşünür, iki odun konuşur, üç odun tutuşur.
- Oğlanın adı memiş, gurbette kazanmış gurbette yemiş.
- Tarlayı dizle, tohumu gizle.
- Yazlık zor olur, güzlük bol olur.
- Yüz yüzden, göz gözden utanır.
- Zengin arabasını dağdan aşırır, fukara düz yolda şaşırır.
Maniler
Bahçenin kapısını
Bir vuruşta açarım
İstet beni sevdiğim
Vermezlerse kaçarım
Pınarın başındayım
On dört yaşındayım
On dört yaşımdan beri
Kız senin peşindeyim
Deniz üstü makara
Bal mı kattın şekere
Nasıl meyil vereyim
Vakti geçmiş bekâra
Dama çıktı bir güzel
Damın etrafın gezer
Üstündeki elbise
Kendinden de güzel
Dağdan kestim kereste
Kuş besledim kafeste
Dediler garip hasta
Yetiştim son nefeste
Ey yerleri yerleri
Ne tatlıdır dilleri
Gene oyuna çıktı
Şu Sinop'un güzelleri
Elifin hecesi var
Gündüzün gecesi var
Seversen kızları sev
Gelinin kocası var
Arzuhal attım suya
Kapıldım bir arzuya
Düşürdün haydut gibi
İşte beni pusuya
Bilmeceler
- Uzun boylu, arap başlı. (Çivi)
- Uzun oluk bu mudur, içi dolu su mudur. (Yayık)
- Allah yapmış yapısını, demir açmış kapısını. (Kabak)
- Dışı kazan karası, içi peynir parası. (Kestane)
- Dal ucunda düğmecik. (Damla)
- Sık ormanda bakal oynar. (Mekik)
- Beş oğlum var, yonga çıkarmadan ev yapar. (Çorap çubuğu)
- Sarı öküzün yattığı yerde ot bitmez. (Ateş)
- Uzun kuyu, kümbür kümbür suyu. (Yayık)
- Dört eğri, bir doğru. (Boyunduruk)
Halk Oyunları
Yöre çalgıları davul, zurna, tef, bağlama, mızıka, tulumdur. Oyunlar karşılama türündedir.
Yörede oynanan oyunlar şunlardır: Ayancık Eymeleri, Ayancık Çiftetellisi, Muhtar, Karasuda Pazar Var, Munise, Boyabat'ın Pirinci, Derelerde Kuşburnu, Boyabat Çiftetellisi, Gürcü Horonu ve Tütün'dür.
Türküler
- Sinop Tabyaya Yakın - 1987 yılında derlenmiştir.
- Tabaklı'nın Deresi - Ahmet TUFAN tarafından derlenmiştir.
- Muallim - Ahmet TUFAN tarafından derlenmiştir.
- Ezelidir Deli Gönül Ezeli - Burhanettin TUNÇ tarafından derlenmiştir.
- Cimdallı (Arabayı Koşalım) - Ahmet TUFAN tarafından derlenmiştir.
- İp Attım Ulaş Diye - Nida TÜFEKÇİ ve Güven YAPAR tarafından derlenmiştir.
- Bizde Gelin Almacıya Hoş Geldin Derler - Burhanettin TUNÇ tarafından derlenmiştir.
- Entere Aldım Kırk Beşe - Muzaffer SARISÖZEN tarafından derlenmiştir.
- Kumkapının Kilidi - Muzaffer SARISÖZEN tarafından derlenmiştir.
- Ak Bakraçlar Susuz Galdı - Ferruh GÜVEN tarafından derlenmiştir.
- Adanın Burnunu Duman Bürüdü - Burhanettin TUNÇ tarafından derlenmiştir.
Diğer türküler ise şunlardır : Tin Tin Tini Mini Hanım (Şeftali Ağaçları), Karasuda Pazar Var, Ayancık Eymeleri, Derelerde Kuşburnu, Efe Alayı, Yemenim, Bük Dibinde Yatarım.
Sinop - Helesa Geleneği (Sellim)
Sinop'a özgü önemli bir gelenek Ramazan ayında "sellime çıkma" ya da diğer adıyla "helesa"dır.
Helesa geleneğinin ortaya çıkışıyla ilgili söylence ise şöyledir:
"Çok eski devirlerde, gemiler yelken ile çalıştığı zamanlarda Karadeniz'de sığınacak üç liman varmış. Bunlar Temmuz, Ağustos ve Sinop'muş. Yani Karadeniz sadece Temmuz ve Ağustos aylarında fırtınasız olur, diğer zamanlarda da gemiler ancak Sinop limanında barınabilirmiş.
Yine böyle bir kış mevsiminde, bir yelkenli gemi Sinop limanına sığınmış. Haftalarca burada mahsur kalındığından kumanyaları tükenmiş. Açlık baş göstermiş. Dilenmek istemediklerinden kimseden bir şey isteyememişler.
Bir gün kaptanın aklına feneri alıp ev ev dolaşarak mani söyleyip yardım istemek gelmiş. Filikayla şehre çıkıp gece feneri de yakarak ev ev dolaşıp, mani söyleyerek yiyecek toplamışlar.
Bundan sonra Sinop'ta bu olay gelenek haline gelmiş ve her Ramazan ayının 15'inden itibaren helesaya çıkılır, bahşiş toplanır olmuş."
Ramazanın 15'inden itibaren gençler akşamdan hazırladıkları süslü kayıklarla sellime çıkarlar. Kayıklar birkaç kişinin taşıyacağı büyüklüktedir. Son derece güzel süslenirler, fenerlerle, mumlarla ışıklandırılırlar.
Akşamları iftardan sonra gençler bu süsledikleri kayığı omuzlarında taşıyarak bir mahalleye gelirler. Kayığı her ev tarafından görülecek bir yere koyarlar ve evlerin kapılarına gidip helesanın bir bölümünü söyleyerek bahşiş isterler. Bahşişler bir mendile sarılarak ve düştüğü yer görülsün diye mendilin ucu yakılarak helesacılara atılır.
Sellime çıkanlar içinde sesi güzel olanlardan biri aşağıda sözleri yazılı olan helesadan bölümler okur, diğerleri de nakarat kısmını söyleyerek kapı kapı dolaşır ve bahşiş toplarlar.
Sinop - El Sanatları
Keten Dokuma :
İlimizde sadece Ayancık ilçesinde keten üretimi yapılmakta ve keten dokunmaktadır. Günümüzde yalnız bir kaç kişi tarafından bu iş yapılmaktadır. Keten dokumak için öncelikle ipin elde edilmesi gerekmektedir. Bu da oldukça zahmetli bir iştir. Temmuz ayında ekimi yapılır. Daha sonra çeşitli işlemlerden geçirilerek ip haline getirilir. İp haline gelen keten yörede "düzen" adı verilen dokuma tezgahlarında 30, 40 ya da 50 cm eninde dokunur. Bu dokumadan yöresel adıyla göynek, nezgep, paça, erkeklere pantolon, ceket, yelek gibi giyim eşyaları ve çarşaf, peşkir, örtü gibi ev eşyaları yapılmaktadır.
Çember :
Çember yörede çok eskiden beri dokunan ve başörtüsü olarak kullanılan bir dokuma türüdür. Özellikle Boyabat, Durağan ve Saraydüzü ilçelerinde sıklıkla görülmektedir. Günümüzde hala başörtüsü olarak kullanılmaya devam eden çember, bu işlevinin yanı sıra masa, sehpa gibi yüzeylerde örtü olarak, ayrıca gömlek, bluz gibi elbiselerde de model veya aksesuar olarak da kullanılmaya başlanmıştır. Çember düzen adı verilen dokuma tezgahlarında, tarak boyunagöre genellikle 50-60 cm eninde ve 100-120 cm boyunda dokunur. Kenarları şerit halinde orta kısmı bütün olarak desenlidir. Çemberin üzerine dokuma yapılırken demirkırat, kibrit kabı, baygın gibi nakışlar atılır.
Mahrama ve Peşkir :
Mahramalarda çember gibi düzen adı verilen tezgahlarda dokunmaktadır ancak çembere göre daha sık dokunup kenarlarına da yöresel desenler işlenmektedir. Geçmiş dönemlerde gündelik yaşantıda el ve yüz havlusu olarak kullanılmak amacıyla dokunmuşlardır. Mahrama ile aynı teknikle dokunan ve aynı işlevi gören peşkirlerin ayırt edici özelliği ise mahramaya göre daha ince ve uzun olarak dokunmasıdır.
Kotracılık ve Gemi Modelciliği :
1950'li yıllarda Sinop Cezaevi'nde yatan iki mahkum tarafından başlatılan bu el sanatı, mahkumların cezaevinden çıktıktan sonra Sinop'ta kalarak bu sanatı devam ettirmeleri ve yanlarında çalışan çıraklara kotra yapımın öğretmeleri neticesinde il merkezinde hızla yayılmıştır. İl merkezinde bu sanatla ilgilenenler oldukça fazladır. İlk başlarda Sinop Limanı'na gelen yolcu vapurlarındaki ziyaretçilere hediyelik eşya olarak sunulan kotralar, zamanla ünlenmiş ve il dışına da hediyelik eşya olarak gönderilmeye başlanmıştır. Bugün Sinop'a gelen yerli ve yabancı turistlerin hediyelik olarak aldıkları tekneler Sinop'un simgesi haline gelmiştir.
Günümüzde geleneksel yöntemlerle devam eden Kotracılığın yanı sıra, daha güncel olan, teknik bilgi gerektiren ve projeli olarak çalışılan tekne modelciliğini de bu el sanatında görmekteyiz.
Tüm detayları ahşap ve el işçiliği ile üretilen tekne modellerinde (çektirme, taka, sandal, kalyon, gulet, yat, balıkçı gibi) farklı özellikte ağaçlar kullanılmaktadır. En çok kullanılan ağaçlar ceviz, gürgen, kayın, kavak, dişbudak, akçaağaç vb.'dir. Tekne donanımlarında ise misina ve naylon ip kullanılmaktadır.
Bıçakçılık :
Sinop'ta ÖZEKES ailesinin dört kuşaktır devam ettirdiği el yapımı bıçak üretimine, ilk dedeleri Hüseyin usta 1890 yılında bir hobi olarak başlamış ve el yapımı bıçaklar Sinop'un tanıtımında bugün başta gelen el sanatlarından biri olmuştur. Bıçakların yapımında yüksek karbonlu İsveç takım çeliği, saplarının yapımında ise manda, geyik boyunuzu, gül ağacı kökü kullanılmaktadır. Korkuluk ve tepe malzemesi kaliteli pirinçten, kınları ise kaliteli sığır derisinden yapılmaktadır. Bıçaklar, dekoratif bıçaklar, mutfak bıçakları ve av bıçağı olarak üretilmektedir.
Giyim - Kuşam
Yörede erkekler zıpka adı verilen paçaları dar, üzeri bol pantolon, üste yakasız gömlek giyerler. Gömlek üzerine salta adı verilen cepken giyilir.
Kadınlar içlerine göynek giyerler. Göyneklerin yakası nakış ile süslenmiştir. Bazı yerlerde göyneklerin etek kısmı işlenmektedir. Göynek üzerine kurtlu, fındıklı ya da altıparmak adı verilen üçetek giyilir. Alta paça adı verilen, altı ketenden ya da bürümcükten, üstü amerikan bezinden yapılan, paça kısmı işlemeli, beli uçkur ile bağlanan don giyilir. Bele yün ya da pamuktan dokunmuş kuşak bağlanır. Bunların üzerine de öne önlük takılır.
Kıyafeti başlık tamamlar. Ayancık ve köylerinde başa nezgep takılır. Bazı yerlerde başa fes takılır, onun üstüne yazma, kesmeli poğaça, iç kısımlarda çember örtülür. Genel olarak ise sarı yazma bağlanır. Başın üstünde de alınlık denilen "çatkı" vardır. Boyabat'ta ise başa örtülen örtüye "pıta" denir.
Sinop Yemekleri
Yöredeki kültürel çeşitlilik beslenme biçimini de etkilemiştir. Beslenmede tahıl ürünleri ağırlıktadır. Kış sebzelerinin çokluğu da mutfağı zenginleştiren bir etmendir. Kestane, ayva gibi meyvelerden yemeklik olarak da yararlanılır.
Yöre Yemeklerinden Örnekler: Nokul (üzümlü cevizli, kıymalı, yoğurtlu), pilaki, mısır pastası, kaşık çıkartması (mamalika), keşkek, içi etli hamur (kulak hamuru), ıslama, mısır çorbası, mısır tarhanası, sirkeli pırasa, içli tava, katlama, kabak millesi, hamursuz tatlısı.
Mısır Çorbası : Malzemeler: Çorbalık mısır, barbunya fasulye (mısırdan daha az) yağ, soğan, kemikli et, tuz.
Yapılışı: Çorbalık mısır ve barbunya bir akşam önce bir kapta soğuk suyla ıslatılır. Ertesi gün içine su ilave edilerek biraz haşlanması sağlanır. Daha sonra ayrı bir tencerede kavrulan kemikli et haşlanan bu karışıma eklenir ve pişirmeye devam edilir. Ne et ne de mısır tam olarak pişmemelidir ki her ikisi bir araya gelince pişme olayı devam edebilsin. İyice piştikten sonra ayrı bir kapta iri doğranmış ve yağda hafifçe sarartılmış soğanlar tuz ile birlikte yemeğe ilave edilir. Biraz daha pişirilip altı kapatılır.
İçli tava : Malzemeler: 1 kg Hamsi, 250 gr pirinç, 1 baş soğan, 200 gr tereyağı (ya da arzuya göre sıvı yağ da olur), 1/2 bardak su, 2 yumurta, maydanoz, nane, tuz, karabiber
Yapılışı: Hamsiler ayıklanır ve kılçıkları çıkarılır (eğer kılçıkları kolay çıksın istiyorsanız hamsiyi bir gün dinlendirmelisiniz). Diğer tarafta soğanlar yağda sarartılıp içine pirinç eklenir ve karıştırılarak kavrulur. Tuz eklenerek üzerini kapatacak kadar su konularak pişirilir. Pirinçler diri diri olmalıdır. Pilav suyunu çekince karabiber, bol maydanoz, nane konularak demlenmeye bırakılır. Sırtları unlanan hamsiler yağlanmış tepsiye sırtları gelecek ve tavanın her yerini kapatacak şekilde dizilir. Burada dikkat edilecek husus hamsilerin hep aynı şekilde ve yarı yarıya birbirinin üzerine gelecek şekilde dizilmesidir. Bu şekilde dizilmezse pişirme esnasında araları açılır. Tepsinin kenarlarına da bir kısmı tepsiden sarkacak şekilde dizilmelidir ki sonradan üzeri kapatılabilsin. Dinlenmiş pilav bunun üzerine dökülür ve yerleştirilir. Kalan hamsiler ve tepsinin kenarından sarkanlar ile pilavın üzeri tamamen kapatılır. (Görünüm olarak pasta şeklini almalıdır) Hamsilerin üzerine çırpılmış yumurta sürülür. Fırına sürülür ve çevire çevire pişirilir.
İçi Etli Hamur - Kulak Hamuru (Sinop Mantısı) : Malzemeler: Un, yumurta, su, tuz, soğan, kıyma, karabiber, ceviz
Yapılışı: Yumurta, un, tuz ve suyla orta sertlikte bir hamur yoğrulur ve parçalara ayrılır. Hamur bir süre dinlendikten sonra oklavayla orta kalınlıkta açılıp yaklaşık beşer santimlik karelere bölünür. Karelerin içine kıyma, soğan, tuz ve karabiberden oluşan karışımdan konur. Üçgen şeklinde katlanarak uzun uçları bir araya getirilir. Böylece hamur kulak şeklini almış olur. Katlanan mantılar kaynayan tuzlu suya atılır. Bir iki taşım kaynadıktan sonra pişip pişmediği kontrol edilerek tencerenin altı kapatılır ve yapışmaması için üzerine soğuk su dökülür. Daha sonra süzgeçten geçirilerek tabaklara alınır. İki ayrı tabağa alınan mantılardan birinin üzerine sarımsaklı yoğurt, diğerine de bol ceviz serpilir. Üzerlerine kızdırılmış tereyağ dökülerek servis yapılır. Tereyağına bir miktar salça karıştırılabilir. Arzuya göre nane, kırmızı biber ya da sumak konabilir.
Mantı evlerde büyük tepsilerde hazırlanarak servis yapılır. Eğer cevizli mantı tepsiye döşenecekse ceviz önce tepsinin dibine biraz serpilir, üzerine biraz pişmiş hamur konur tekrar üzerine ceviz serpilerek kat kat döşenir. En son üzerine kızdırılmış tereyağı gezdirilir.
Nokul : Sinop'un da en yaygın ve bilinen yemeği nokuldur. Bu bir börek çeşididir. Bilhassa dini bayram günlerindeki ziyaretlerde gelen misafirlere ikram edilenlerin başında gelir. Hemen her aile mutlaka nokul yapar. Kıymalı, üzümlü-cevizli ve yoğurtlu olmak üzere üç çeşidi vardır.
Malzemeler : Un, su, tuz, maya, yağ, soğan, kıyma, tuz, karabiber (kıymalı için)
Yapılışı: Un, su, tuz karışımıyla kulak memesi yumuşaklığında mayalı bir hamur yoğrulur ve dinlenmeye bırakılır. Diğer tarafta ince doğranmış soğanlar yağla sararıncaya kadar kavrulur. İçine yine başka bir tencerede önceden kavrulmuş kıyma ilave edilir. Karabiber ile tuzda konarak içi hazırlanmış olur. Arzuya göre karanfilde ilave edilebilir. Hamur orta büyüklükte parçalara bölünür ve oklavayla açılır. Açılan yufka yağlanır, üzerine hazırlanan içten bir miktar konup dağıtılır. Yufka ortadan ikiye bölünerek ayrı ayrı olarak içle birlikte rulo şeklinde yuvarlanır. Yağlanmış tepsiye nokullar döşenir ve bıçakla üçer cm aralarla yarı yarıya kesilir. Böylece hem birbirinden kopmaz hem de içi pişmiş olur. Üzerine yumurta ve arzuya göre çörek otu serpilerek orta ısıdaki fırında pişirilir. İç malzemesi olarak üzüm ceviz karışımı ya da süzme yoğurt da konulabilir. Üzümlü nokulun kesme tarzı baklava dikisi şeklindedir.
Kestaneli İç Pilav : Sinop'un kestanesi meşhurdur. Daha çok Karasu-Erfelek ve Ayancık’ta yetişir. Sinop kestanesi adıyla bilinir. Haşlama, kebap gibi çerezlik çeşitleri yapılsa da kestane burada kimi yemeklerin ana malzemesi olur.
Malzemeler: Kestane, kuşbaşı et, pirinç, soğan, nohut, kavrulmuş fıstık, kuş üzümü, kekik, karabiber, tuz
Yapılışı: Kuşbaşı et yıkanır, yağsız olarak kavrulur. Suyunu çekince kekik, karabiber de eklenip biraz tereyağında hep birlikte kavrulur. Et pişince tuzu eklenip tencere ateşten alınır. Ayrı bir tencerede iki baş soğan tereyağında, sararana dek kavrulur. Diğer yanda bademler suda bekletilip kabukları çıkartılır, soğan tenceresine atılır. Kavurma işlemi bademler de kızarana dek sürer. Dolmalık fıstık ayrıca kızartılır. Pirinç sıcak suyla haşlanıp, soğuk suda yıkanır ve bademlerin üzerine eklenir. Ama istenirse pirinç, etle birlikte de kavrulabilir. Bademli karışım tenceresi sürekli karıştırılarak kavrulur. Sırayla önce kuş üzümleri, sonra haşlanmış nohut ve kavrulmuş fıstık eklenir. Tencereye et, tuz ve karabiber de ilave edilince, malzemeler pembeleşene dek kısık ateşte kavrulmaya devam edilir. Sonra malzemeyi bir parmak geçecek kadar su eklenip pilavın pişmesi beklenir. Piştikten sonra demlenmeye alınan pilava haşlanmış ya da kavrulmuş kestaneler eklenip tencerenin kapağı kapatılır.
Hamursuz Tatlısı : Malzemeler: 1 yumurta, süt, un, nişasta, su, ceviz, yağ, şeker, limon
Malzemeler: Kestane, kuşbaşı et, pirinç, soğan, nohut, kavrulmuş fıstık, kuş üzümü, kekik, karabiber, tuz
Yapılışı: Yumurta, süt ve un karıştırılarak tatlı hamuru yumuşaklığında hamur yoğrulur. Yoğrulan hamur biraz dinlendirildikten sonra ufak parçalar bölünür. Bir miktar un ve nişasta birbirine karıştırılır ve bu karışım ile yufkalar açılır. Açılan yufkaların her iki tarafı da sacda hafif kızarana dek pişirilir ve ayrı bir tepsinin içine su konur. Başka bir tepsi ise yağlanır. Yufkalar su dolu tepsiye batırılıp çıkarılarak yağlanmış tepsiye üst üste döşenir. Yalnız her yufkanın arası sıvıyağ ile yağlanmalı ve kırık ceviz serpilmelidir. İşlem bittikten sonra üzeri yağlanıp börek şeklinde kesilerek fırına verilir. O arada tatlı şerbeti hazırlanır. Fırından çıkan tatlının üzerine şerbeti yedirilerek dökülür. Yalnız burada dikkat edilecek husus birinin sıcak, birinin soğuk olmasıdır.
Sinop - Tarihi ve Turistik Yerler
Sinop'ta turizm potansiyeli oldukça zengindir. Orman örtüsü Karadeniz'e olan 175 km uzunluğundaki kıyısı, bol su kaynakları, doğal kumsalları, mesire yerleri ilin başlıca güzelliklerini oluşturur. Sinop; coğrafi konumu, eşsiz doğal güzellikleri, kilometrelerce uzanan kumsalları, tertemiz denizi, pırıl pırıl kumlu plajları, yer yer denize kadar uzanan ormanlarla kaplı ıssız koyları, turizm olayını kavramış konuksever halkı ile büyük bir turizm potansiyeline sahiptir.
Türkiye'nin en kuzey ucu olan İnceburun, il merkezine 22 km uzaklıkta olup ormanlarla kaplıdır. 1. derecede doğal sit alanı ilan edilmiş olan Akliman yöresi ile Hamsilos koyu birer doğa harikasıdır. Milli Parklara ait Akliman piknik alanı her türlü ihtiyacı karşılayacak özelliktedir. Akliman il merkezine 9 km, Hamsilos koyu ise 11 km'dir.
Deniz, kum, orman ve gölün iç içe olduğu Sarıkum gölü ve çevresi, Tabiatı Koruma Alanı ilan edilmiştir. Bu alanda çok sayıda kuş türü bulunmaktadır. Sarıkum gölü çevresi gür ormanlarla kaplı olup, ormanlarda sürüler halinde yaban atları bulunmaktadır. Sarıkum gölü ve çevresi piknik ve mesire alanı olarak da kullanılmaktadır. İl merkezine 21 km uzaklıktadır.
Bundan başka il merkeziyle iç içe olan Gazi kampı ile 12 km mesafede olan Abalı Söğütler sırtı günübirlik mesire yerleridir. İl merkezinde çadır ve karavan turizmine yönelik altyapısı tamamlanmış olan Gazi kampı, Karakum kampı, Yuvam kampı, Akliman mevkiindeki Martı kampı ile Demirkollar kampı her türlü ihtiyacı karşılayacak niteliktedir.
Ayancık ilçesinde Akgöl Turizm Merkezi, Boyabat ilçesinde Topalçam, Bürnük, Kalebağı mevkileri, Durağan ilçesinde Altınkaya barajı kıyıları, Buzluk yaylası, Gerze ilçesinde İdemli yöresi, Türkeli ilçesinde Kurugöl Turizm Merkezi günübirlik mesire ve dinlenme yerleridir.
Sinop limanı, doğal liman olması sebebiyle ilk çağlardan beri, gemicilerin sığınak yeri olmuştur. Karadeniz'in orta noktasında bulunması sebebiyle de yat turizmi için elverişli bir konuma sahiptir.
Son yıllarda insanların en çok ilgisini çeken; doğa ile iç içe yaşama arzusu, yayla turizmini ön plana çıkarmıştır. Ayancık Akgöl Turizm Merkezi, Gerze Güzfındık-Bozarmut yaylası Turizm Merkezi, Türkeli Kurugöl Turizm Merkezi, bakanlar Kurulu kararıyla ilan edilmiş olan Turizm Merkezleridir.
Ayancık ilçesinde bulunan İnaltı mağarası, Akgöl Turizm Merkezine 6 km uzaklıktadır.
Su altı ve su üstü sporları için Sinop ayrı bir potansiyel arz etmektedir. İlde deniz ve kara avcılığı potansiyeli de yüksektir.
Akliman, Hamsilos, Abalı ve Sarıkum'daki orman içi alanlar yürüyüş parkuru ve atlı yürüyüşler için çok elverişlidir.
Sinop'ta çeşitli uygarlıkların izlerini taşıyan kaleler,mabetler, kiliseler,camiler, medreseler, hanlar, hamamlar, köprüler, türbeler, çeşmeler, kaya mezarları gibi çok sayıda eserler vardır.
Sinop Müzesi: Şehir merkezinde bulunan müzede Sinop çevresinde bulunan ve kazılarda çıkarılan eserler sergilenmektedir. Müzede Tarih öncesi, Helenistik, Roma ve Bizans dönemleri etnografik eserleri ile Sinop çevresinde bulunmuş ikonalar sergilenmektedir.
Sinop Kalesi: MÖ 7. yüzyılda şehri korumak amacıyla yarımadanın üzerinde kurulmuştur. Roma, Bizans ve Selçuklular dönemlerinde onarılarak kullanılmıştır.
Paşa Tabyası: Sinop yarımadasının güneydoğusunda Karakum yolu üzerindedir. 19. yüzyılda Osmanlı-Rus savaşları sırasında denizden gelen tehlikeleri önlemek amacıyla yapılmıştır.
Alaaddin Camii: İlde Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait çok sayıda cami vardır. Alaaddin camii Selçuklular zamanında yapılmıştır. Dikdörtgen planlı olup, beş kubbelidir. Giriş geniş olan revaklı bölümden sağlanır. Avlunun ortasında bir şadırvan, bir köşede de İsfendiyaroğulları Türbesi yer alır.
Cezayirli Ali Paşa (Seyyit Bilal) Camii: Seyyit Bilal Türbesine bitişik olan cami Selçuklu dönemine aittir. 1876'da Ali Paşa, 1898'de Abdülhamit tarafından onarılmıştır.
İsfendiyaroğulları Türbesi: Alaaddin camii avlusunda bulunan türbe Çandaroğullarından Celalettin Beyazıt ile oğlu İsfendiyar'ın oğlu İbrahim beylerle bu aileye mensup daha sekiz kişinin mezarını ihtiva etmektedir. Türbe içerisindeki sandukalar Türk taş oymacılığının seçkin örneklerini oluşturmaktadır.
Resimi orjinal boyutuna büyültmek için tıklayın. Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu 640x480
Seyyid Bilal Türbesi: Selçuklu devrinde yapılmıştır. Seyyid Bilal'ın makam türbesi sonradan Çaça (Çeçe) Türklerinden Tayboğa tarafından tamir edilmiştir. Türbe Hz. Hüseyin soyundan ve Arap orduları komutanlarından Seyyit Bilal'in şehit olduğu yerde yapılmıştır. Eskiden beri halkın önemli bir ziyaret yeridir.
Eski Sinop Cezaevi: Cezaevi iç kalenin içinde ve eski tersane alanındadır. 1877 yılında kullanılmaya başlanmıştır. Etrafı yüksek kale bedenleri ile çevrilmiştir. Bu özelliğinden ötürü mahkumların kaçışını imkansız kılmıştır. Halen boştur.
Şehitlik: Sinop müzesinin bahçesinde olup, 1853 Osmanlı-Rus Savaşında Sinop limanındaki Osmanlı Donanması'na Rusların ani bir baskını sonucu şehit düşen denizcilerimiz için yaptırılmıştır.
Şehitler Çeşmesi: Sinop il merkezinde 14 adet tarihi çeşme bulunmaktadır. Bunlardan birisi de Şehitler Çeşmesi'dir. Tersane Çarşısında olan Çeşme, 1853 Osmanlı Rus savaşında, Rusların Sinop Limanındaki donanmaya düzenledikleri baskında şehit düşen denizcilerimizin üzerlerinden çıkan parayla yaptırılmıştır.
Resimi orjinal boyutuna büyültmek için tıklayın. Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu 640x480
Balatlar Kilisesi: Bizans dönemine ait olup, apsis ve geniş avlu duvarları ile döneminin mimari ve sanat özelliklerini göstermektedir. Çevresindeki yapı kalıntılarıyla birlikte büyük bir alanı kaplamaktadır.
Sinop - Turistik Alanlar
AKLİMAN
Şehrin batısında, kent merkezine 9 km uzaklıktadır. Kilometrelerce uzunluğunda ve 15-20 m genişliğinde bir şerit gibi uzanan kumsalı vardır. Alanda bulunan Akliman Piknik Alanı, her türlü ihtiyaca cevap verecek niteliktedir. Piknik alanı, ormanla denizin iç içe olduğu “ria” tipinde bir kıyıdır.
HAMSİLOS KOYU
Yemyeşil ormanı ve denizin bir nehir gibi kara içine girdiği koyu ile Hamsilos çevresi çiçek ve ağaçlarla bezenmiş bir doğa harikasıdır. Kent merkezine 11 km uzaklıktadır. Hamsilos Koyu, Deveci Deresi adlı küçük bir akarsuyun ağzında yer alan 300-400 m’lik bir deniz girintisidir. Hamsilos Limanı, morfolojik delillere göre, Deveci Deresi Vadisi’nin aşağı kesiminin, karada oluşan çöküntüler sonucunda sular altında kalmasıyla oluşmuş, dünyada sadece Norveç ve Sinop’ta bulunan “ria” tipi bir kıyıdır.
AKGÖL
Ayancık ilçesinin güneyinde Ayancık-Kastamonu yolunun 31. km’sinde ayrılan yoldan 5 km içeride bulunan Akgöl Yaylası 1200 metre yüksekliktedir. Etraftaki sık köknar ormanları içinden akan iki çayın birleşerek oluşturduğu göl ortalama 3 dönüm alanı kaplamaktadır. Bozulmamış bitki örtüsü ve büyüleyici manzarası ile doğa meraklılarının ilgisini çekebilecek bir yerdir. Sinop’taki en güzel mesire yerlerinden biri olan Akgöl’de sandal gezintisi de yapılabilmektedir.
ERFELEK ŞELALELERİ
Erfelek ilçesi Tatlıca köyü sınırları içerisinde bulunmakta ve kent merkezine 42 km uzaklıkta yer almaktadır. Aynı vadi üzerine ardı ardına sıralanmış irili ufaklı 28 adet şelaleden oluşmuş olan Tatlıca Şelaleleri’nin bu özelliği dünyanın başka bir yerinde bulunmamaktadır. Doğal sit alanı olan bölgede çeşitli turizm aktiviteleri gerçekleştirmek mümkün olmaktadır.
İNCEBURUN
Türkiye’nin En Kuzey Noktası İnceburun ve çevresi ormanlarla kaplı olup, geyik, sülün, karaca gibi hayvanlar için koruma alanıdır. İnceburun’da bulunan deniz feneri çevresinde oluşturulmuş seyir teraslarında oturarak güneşin denizden batışını zevkle seyredebilirsiniz.
İNALTI MAĞARASI
Mağara, Ayancık ilçesine yaklaşık 35 km uzaklıktaki İnaltı köyü yanında yer almaktadır. Ulaşımın toprak ancak güzel manzaralı bir yolla sağlandığı İnaltı köyü ile mağara arasındaki uzaklık, yaklaşık 400-500 m civarında olup, eğim oldukça fazladır.
İnaltı Mağarası geniş ve yüksek bir girişle başlamakta ve 350-400 m’lik kısma kadar bu özelliğini korumaktadır. Mağara 3-6 m genişliğe, 5-25 m’ye varan yüksekliğe sahip olup, büyük bir tünel şeklinde devam etmektedir. İlk 350-400 m’lik bölümde, mağara oluşumları açısından duvarlarda travertenler ile yer yer küçüklü büyüklü sarkıtlar bulunmaktadır. Mağaranın toplam uzunluğu 700 m olup, 400 m’den sonrası sulu ve çamurludur.
Son yıllarda yapılan aydınlatma, yürüyüş parkuru, merdivenler ve WC, Büfe gibi hizmet alanları ile turizme açılmış olan İnaltı Mağarası binlerce yıllık doğal birikimi ile meraklılarınca keşfedilmeyi beklemektedir.
BAHÇELER MEVKİİ
Şehir merkezinin girişinde, iç limana bakan kısımda ormanla kaplı bir alandır. Ortalama 500 m uzunluğunda ve 4-10 m arasında değişen genişlikte kum bandında; halk plajı, orman kampı ve dinlenme tesisleriyle, belediye kampı ve kampın içinde yer alan motel, restoran, kamp ve çadır yerleri bulunmaktadır. İnce sarı kum ile kaplı olan sahil bandından denize girilebilmektedir. Bandın gerisindeki ormanlık alan ise piknik ve mesire yeri olarak kullanılmaktadır.
KARAKUM
İl Merkezine 2 km uzaklıktadır. Sinop Yarımadası’nı çevreleyen yol üzerindedir. Kamu ve özel sektöre ait otel, tatil köyü, kafe, restoran, bungalov tipi evler, karavan ve çadır yerleri bulunmaktadır. Adını ince simsiyah kumundan almış olan bu mevkideki kumun, halk arasında romatizma ve siyatik gibi hastalıklara iyi geldiği söylenir.
MOBİL KORUCUK KÖYÜ MEVKİLERİ
İl merkezine 2 km uzaklıkta, Sinop Yarımadası’nı çevreleyen yol üzerindedir. Sakin bir denize ve tertemiz kumsallara sahip yörede, belgeli tesisler, restoranlar, kamp ve karavan yerleri ile geniş bir hizmet olanağı sağlanmıştır. Sinop’ta il turizminin en yoğun olduğu yer burasıdır.
BAZALT KAYALIKLARI
Son yıllarda keşfedilen Boyabat Bazalt Kayalıkları Boyabat’a 15 km uzaklıkta Kurusaray Köyü civarında Fındıklık mevkiindedir. Bir doğa harikası olan bu yer I. Derece Sit Alanı olarak ilan edilmiştir. Birbirine yakın 3 vadide yer alan Bazalt Kayalarının özelliği 30-40 m yüksekliğinde 4-5-6 köşeli sütunlardan oluşmasıdır.
Sinop'a Gidipte Yapmadan Dönme Diyebileceklerimiz;
• Tarihe tanıklık eden Sinop Cezaevi'ni görmeden,
• Şehri dört bir yandan kuşatan Sinop Kalesi surlarını gezmeden,
• Uzun sahillerimiz ve sakin koylarımızda denize girmeden,
• Hamsilos Koyu'nun eşsiz güzelliğini görmeden,
• Erfelek Tatlıca Şelalerini ve çevresindeki manzarayı görmeden,
• Çeçe Sultan ve Seyit Bilal Türbelerini ziyaret etmeden,
• Binlerce yıllık geçmişi gözler önüne seren Arkeoloji Müzesi'ni gezmeden,
• Pervane Medresesi'ni ve içinde bulunan El Sanatları Çarşısını görmeden,
• Etnografya Müzesi'ni gezmeden,
• Liman iskelesinde olta ile balık avlamadan
• Her zaman taze olarak bulunan balık çeşitlerinden tatmadan,
• Şahin Tepesi'nde oturup şehri seyretmeden,
• Sinop tarihine ışık tutan Balatlar Kilisesi kalıntılarını görmeden,
• Alaadin Cami ve içindeki Candaroğlu (İsfendiyaroğlu) türbesini ziyaret etmeden,
• Sinop'ta üretilen hediyelik gemi modelleri ve kotralardan almadan,
• Yalı kahvehanelerinde oturup dostlarınızla sohbet etmeden,
• Sinop yaylalarını görmeden,
• Sinop'a özgü üzümlü-cevizli nokuldan ve kulak hamurundan (mantı) yemeden,
• Sarıkum Gölü Tabiatı Koruma Alanındaki sayısız kuş çeşidi ve yılkı atlarını görmeden,
• Türkiye'nin en kuzey ucu İnceburun'da güneşin doğuşunu seyretmeden,
• Çangal ormanlarında doğa yürüyüşü yapmadan,
• Akgöl'e gidip eşsiz manzarası eşliğinde piknik yapmadan,
• Boyabat Kalesi'ni görmeden,
• Osmanlı Döneminde şehri denizden gelecek saldırılara karşı koruyan Paşa Tabyalarını görmeden,
• İnaltı Mağarasında asırların birikimini fotoğraflamadan,
• Meşhur sırık kebabımızdan yemeden,
• Erfelek kestanesinin tadına bakmadan,
• Rus donanmasının baskınında şehit düşen denizcilerimiz adına yaptırılan Deniz Şehitleri Anıtı'nı ziyaret edip Şehitler Çeşmesi'nden bir su içmeden,
• İlimiz ve ilçelerinde düzenlenen panayırları gezmeden,
DÖNMEYİN...
Yüzölçümü : 5862 km²
Nüfus : 200 791 (2008 ADNKS)
İl Trafik Kodu : 57
İl Telefon Kodu : +90 (368)
İl Posta Kodu : 57 000
Coğrafi Konumu:
Sinop, Karadeniz kıyı şeridinin kuzeye doğru en çok sivrilerek uzanmış bulunan Boztepe Burnu ve Yarımadası üzerinde kurulmuştur. 41º 12' ve 42º 06' kuzey enlemleri ile 34º 14' ve 35º 26' doğu boylamları arasında yer alır.
İlin yüzölçümü 5862 km² olup il bu yüzölçümüyle Türkiye coğrafyasının %0.8' ini kaplar. Batısı Kastamonu, güneyi Çorum, güneydoğusu Samsun illeri, kuzeyi ise Karadeniz ile çevrilidir. 475 km uzunluğundaki sınırlarının 300 km' si kara, 175 km' si ise deniz kıyısıdır.
Şehrin kuzeybatısında Akliman, güneydoğusunda iç liman yer almaktadır. Kuzeybatısındaki Akliman ve Hamsilos Koyu, eski çağlardan bu yana barınak yeri olarak kullanılmaktadır.
Dağlar denize paralel olarak uzanmış olup, kuzeybatıda yükselen dağlar Merkez ilçe sahillerine 9-10 km yaklaştıkça alçalır ve sahil ovaları meydana getirir. En yüksek tepeler Ayancık'ta Çangal (1605 m) ve Boyabat'ta Dranaz'dır. (1345 m)
Boyabat-Durağan yöresindeki Kızılırmak vadisi dışında önemli bir vadi yoktur. Sinop ve Boyabat düzlükleri en önemli ova benzeri yerlerdir.
Önemli akarsulardan Gökırmak, Boyabat ovasını sulayıp Kızılırmak'a karışır. Çatalzeytin, Ayancık, Karasu, Kanlıçay (Güzelceçay) ve Kabalı Çayları Karadeniz'e dökülür.
İklimi:
Sinop İli ve Batı Karadeniz iklim özelliklerinin iç içe geçtiği bir yörededir. İlde mevsimler arası sıcaklık farkları pek büyük değildir. İlde, yıl boyunca esen sürekli rüzgârlar, etkili olmaktadır. Sinop'un kuzey kesiminde Karadeniz iklim tipi egemendir. İlin güney kesimlerinde ise kıyıya koşut olarak uzanan dağlar nedeniyle, Karadeniz ikliminin etkisi giderek azalmaktadır. Bu bölgede yağışlar azalır, sıcaklık düşer, bozkır ikliminin etkileri görülmeye başlar.
İlimizde başlıca iki iklim karakteri hakimdir. Sahil kuşağında yer alan Merkez, Dikmen, Gerze, Erfelek, Ayancık ve Türkeli ilçelerinde iklim mutedildir. Yılın her mevsiminde yağış görülür. Dağların kıyıya paralel olması nedeniyle deniz iklimi içerlere pek giremez. Bu nedenle Boyabat, Durağan ve Saraydüzü İlçelerinde Karadeniz iklimi ile İç Anadolu'nun karasal iklimi arasında bir geçit bölgesi iklimi hakimdir.
Sahil şeridinde ortalama yağış miktarı 679-1077 mm, yağışlı gün sayısı 97-128 gün arasındadır. En yüksek sıcaklık 35ºC derece, en düşük sıcaklık -8,4ºC' dir.
İç kesimlerde ise ortalama yağış 388-473 mm, yağışlı gün sayısı 66-87 gün arasındadır. En yüksek sıcaklık 41ºC en düşük sıcaklık -10,5ºC' dir.
Sıcaklık :
Merkez ilçede kış ve yaz ayları arasında sıcaklık ortalamaları açısından çok büyük fark yoktur. Kışın 7ºC dolayında olan sıcaklık ortalaması, yazın 20ºC'ye yükselir.
Merkez ilçede yıllık sıcaklık ortalaması 14ºC'dir. Bu değer Ayancık'ta da14ºC, Boyabat'ta ise 13,4ºC'dir. Yıllık sıcaklık ortalaması komşu il merkezlerinden Samsun' da 14,4ºC, Çorum' da 10.9ºC ve Kastamonu' da 9.8ºC'dir.
Ulaşım :
Ağırlıklı olarak karayolu ile ulaşım sağlanmaktadır. Sınırlı ölçüde deniz ulaşımı mevcuttur. Son bir kaç yıldır İstanbul-Sinop arası havayolu seferleri de başlamıştır.
İlçeleri:
Ayancık, Boyabat, Dikmen, Durağan, Erfelek, Gerze, Saraydüzü ve Türkeli'dir.
Sinop'un Tarihi
Sinop Şehri, Anadolu 'nun kuzey yönde uç noktası olan İnce Burun 'a doğu yönde bağlanan Boztepe Burnu berzahında bir kale-şehir olarak kurulmuş ve tarih boyunca doğu yönde gelişmiştir. Tarih boyunca kale dışına pek taşmayan şehir bir liman kenti özelliği taşır. Berzahın kuzey doğusundaki dış liman fırtınalara açık olduğu ve denizcilik bakımından kullanışlı sayılmadığı halde, Antikçağ 'da daha çok bu limanın kullanıldığı bilinir. Zamanla kum dolan ve kullanılamaz hale gelen bu limanı berzanın güney-doğusundaki iç limana aynı dönemde bir kanal bağlardı. Bu kanal, Selçuklular döneminde kapatılmıştır.
Yarımadanın güney yönündeki içliman ise rüzgarlara kapalı konumuyla ve sakin deniziyle güney Karadeniz 'in en önemli limanıydı. Bu özellikleri yüzünden "Akdeniz" ismini almıştır. Tarih boyunca işlek bir liman yaşantısı ve tersane faaliyeti bu limanda gerçekleşmiştir. XIX. Yüzyıla kadar tamamen ayakta duran surlardan ise günümüze büyük bir kısmı kalmıştır ve yıkıntılarından rekonstrüksiyonu yapılabilir. Şehir, doğu yönünde Boztepe Burnuna doğru daha yoğun olarak gelişmiştir. Aynı burundaki Hıdırlık tepesinin, 187 metreye kadar yükseltisi bulunmakta ve nihayet deniz yönünde dik yarlar ile kuşatılmaktadır. Bu durumda, şehrin deniz yönünden ve berzahtan zaptedilmesi imkansız hale gelmektedir.
Antik çağdan beri parlak ve yoğun bir ticari ve kültürel yaşantıya sahip olan Sinop, bu niteliğini Bizans, Selçuklu, Candaroğlu ve Osmanlı yönetimlerinde de sürdürmüş, ayrıca kale ve tersanesi ile bölgenin en önemli askeri üslerinden biri olmuştur. Bu durumunu Sinop Baskını'ndan sonra kaybetmeye başlayan kentteki gelişim süreci, güneydoğu ve batı yönündeki kentleşme ile surların dışına taşmıştır. Ulaşım şebekesi olarak Antikçağ'dan beri geometrik yapısını koruyan Sinop'un ulaşım omurgasını, Boyabat yolu ile bu yolun şehir içindeki devamı olan Sakarya, Cumhuriyet ve Fatih caddeleri oluşturur. Bu eksendeki en önemli dikey bağlantı, Valilik ve Belediye önünden geçen Gazi Caddesidir.
Sinop'un Adı Nereden Geliyor
Sinop adının ilk kez nereden türediği ve son biçimini nasıl aldığı üzerinde çok şeyler söylenmiş, değişik görüşler ileri sürülmüştür. Bu söylenti ve yazılı yorumlar zamanla çoğalmış, birkaç harf değişikliği ile birbirine benzer sözcükler ortaya çıkmıştır.
Bu adlar kitaplara, dergilere ve gazetelere geçmiş, halk dilinde de konuşulduğuna göre buraya alacağız. Şimdi bunların bazılarını sıralayalım:
1. Sinope Irmak Tanrısı Osopos'un güzeller güzeli kızıymış. Rivayete göre mutlu bir hayatı varmış. Birgün Tanrılar Tanrısı Zeus kendisini görmüş ve o anda aşık oluvermiş. Zeus bu, gönlünü kaptırdığını elde etmek için yapmadığı üçkağıtçılık yokmuş . Ama Sinope, Zeus'un bile başını döndürecek bir güzellikteymiş. Eli ayağı, dili dudağı dolaşmış Tanrılar Tanrısının, Sinope'ye aşkına karşılık her istediğini yapacağını söylemiş. Korku içindeki genç kız, kendisine dokunmamasını, kız oğlan kız almak istediğini söylemiş heybetli Zeus'a. Tanrılar Tanrısı, sözüne sadık kalmış ve Sinope'yi alıp en sevdiği yerlerden olan Karadeniz'in cennete benzeyen yemyeşil kıyılarına bırakmış. (Yani bugün Sinop ilimizin bulunduğu yere)
2. Sinop'un ilk kez Hititçe Sinova adı ile anıldığını Hitit kaynaklarından öğreniyoruz.
3. Prof. Yusuf Kemal Tengirşenk'in eşi Nazlı Tengirşenk, Sinop Halkevi yayınlarından Dıranaz dergisinde "American Journal of Phylology" adli, David M. Robinson'ın yapıtından çevirilerinde, Sinop adinin Asurların ay ilâhı olan "Sin"den geldiğini bildirmektedir.
4. Bazı kaynaklar Sinop adının ilk söylenişini Sinavur olarak ileri sürmektedir.
5. M.Ö. 200 yıllarında yaşayan Skymnos, şiirlerinde Sinop adının Sinope adlı bir Amazon kraliçesinin adından geldiğini dile getirir.
6. Suyun göğsü anlamında Farsça (Sine-i âb) dan Sınap şekline çevrilmiş ve böyle konuşulmuş deniliyor.
Yukarıda belirtilen yazılı ya da sözlü görüşlere bakılırsa Sinop adında başta (S) harfi ortaktır. İkinci sırada ortak harf (I) seslisidir. Yalnız birinde € seslisi vardır. Üçüncü harf (N) hepsinde yine ortaktır. Diyebiriz ki; öteden beri Sinop adında bu (S=I=N) harfleri bugünkü şekli ile yerlerini korumaktadır. Hemen hepsinde (S-I-N) harflerinin sonunda çeşitli ekler görüyoruz.
Sinop - Folklor
Folklor
Sinop, Orta Karadeniz Bölgesi'nde, Anadolu'nun en kuzey ucunu oluşturan bir yarımada üzerinde bulunmaktadır. Geçiş yolu olmaması nedeniyle ilin kıyı kesimlerinde başka kültürlerle çok fazla etkileşim olmamasına rağmen iç kesimlerde, yani Kastamonu, Samsun ve Çorum illeriyle sınır olan bölgelerde kültürel etkileşim kendisini göstermektedir.
1214 yılına kadar Roma ve Bizanslıların elinde olan, bu yıldan sonra Türklerin eline geçen Sinop'a 19. yüzyıldan itibaren Kafkasya'dan göçen Abazalar, Çerkezler ve Borçka tarafından gelen Gürcüler yerleştirilmiştir. Sinop'ta, bu etnik grupların ve mübadeleye kadar burada yaşayan Rumların da etkisiyle zengin bir kültürel doku oluşmuştur.
Halk Edebiyatı
Folklorun önemli konularından birisi olan halk edebiyatı alanında yörede yapılmış derlemeler sonucu tespit edilmiş ürünlerden atasözleri, maniler ve bilmecelerden örnekler şunlardır :
Atasözleri ve Deyimler
- Aç köpek kurttan korkmaz.
- Ağustos ayında yatan öküzü zemheride bökelek tutar.
- Ana baba evlat için, evlat kendi başı için.
- Atın gayarsızından, erkeğin ayarsızından, kadının hayasızından kork.
- Beğenmeyen kişi eline alır işi.
- Buğday ile koyun, kalanı oyun.
- Can gövdeye yük olmaz.
- Danışan dağı aşar.
- Dibini görmediğin suya taş atma.
- Dostun attığı taş baş yarmaz.
- Er eken bol alır, er giden yol alır.
- Eti ciğer eden de avrat, ciğeri et eden de.
- İşin biter aşın biter.
- Konuğun şaşkını köşeye oturur kış günü.
- Ocakta tek odun düşünür, iki odun konuşur, üç odun tutuşur.
- Oğlanın adı memiş, gurbette kazanmış gurbette yemiş.
- Tarlayı dizle, tohumu gizle.
- Yazlık zor olur, güzlük bol olur.
- Yüz yüzden, göz gözden utanır.
- Zengin arabasını dağdan aşırır, fukara düz yolda şaşırır.
Maniler
Bahçenin kapısını
Bir vuruşta açarım
İstet beni sevdiğim
Vermezlerse kaçarım
Pınarın başındayım
On dört yaşındayım
On dört yaşımdan beri
Kız senin peşindeyim
Deniz üstü makara
Bal mı kattın şekere
Nasıl meyil vereyim
Vakti geçmiş bekâra
Dama çıktı bir güzel
Damın etrafın gezer
Üstündeki elbise
Kendinden de güzel
Dağdan kestim kereste
Kuş besledim kafeste
Dediler garip hasta
Yetiştim son nefeste
Ey yerleri yerleri
Ne tatlıdır dilleri
Gene oyuna çıktı
Şu Sinop'un güzelleri
Elifin hecesi var
Gündüzün gecesi var
Seversen kızları sev
Gelinin kocası var
Arzuhal attım suya
Kapıldım bir arzuya
Düşürdün haydut gibi
İşte beni pusuya
Bilmeceler
- Uzun boylu, arap başlı. (Çivi)
- Uzun oluk bu mudur, içi dolu su mudur. (Yayık)
- Allah yapmış yapısını, demir açmış kapısını. (Kabak)
- Dışı kazan karası, içi peynir parası. (Kestane)
- Dal ucunda düğmecik. (Damla)
- Sık ormanda bakal oynar. (Mekik)
- Beş oğlum var, yonga çıkarmadan ev yapar. (Çorap çubuğu)
- Sarı öküzün yattığı yerde ot bitmez. (Ateş)
- Uzun kuyu, kümbür kümbür suyu. (Yayık)
- Dört eğri, bir doğru. (Boyunduruk)
Halk Oyunları
Yöre çalgıları davul, zurna, tef, bağlama, mızıka, tulumdur. Oyunlar karşılama türündedir.
Yörede oynanan oyunlar şunlardır: Ayancık Eymeleri, Ayancık Çiftetellisi, Muhtar, Karasuda Pazar Var, Munise, Boyabat'ın Pirinci, Derelerde Kuşburnu, Boyabat Çiftetellisi, Gürcü Horonu ve Tütün'dür.
Türküler
- Sinop Tabyaya Yakın - 1987 yılında derlenmiştir.
- Tabaklı'nın Deresi - Ahmet TUFAN tarafından derlenmiştir.
- Muallim - Ahmet TUFAN tarafından derlenmiştir.
- Ezelidir Deli Gönül Ezeli - Burhanettin TUNÇ tarafından derlenmiştir.
- Cimdallı (Arabayı Koşalım) - Ahmet TUFAN tarafından derlenmiştir.
- İp Attım Ulaş Diye - Nida TÜFEKÇİ ve Güven YAPAR tarafından derlenmiştir.
- Bizde Gelin Almacıya Hoş Geldin Derler - Burhanettin TUNÇ tarafından derlenmiştir.
- Entere Aldım Kırk Beşe - Muzaffer SARISÖZEN tarafından derlenmiştir.
- Kumkapının Kilidi - Muzaffer SARISÖZEN tarafından derlenmiştir.
- Ak Bakraçlar Susuz Galdı - Ferruh GÜVEN tarafından derlenmiştir.
- Adanın Burnunu Duman Bürüdü - Burhanettin TUNÇ tarafından derlenmiştir.
Diğer türküler ise şunlardır : Tin Tin Tini Mini Hanım (Şeftali Ağaçları), Karasuda Pazar Var, Ayancık Eymeleri, Derelerde Kuşburnu, Efe Alayı, Yemenim, Bük Dibinde Yatarım.
Sinop - Helesa Geleneği (Sellim)
Sinop'a özgü önemli bir gelenek Ramazan ayında "sellime çıkma" ya da diğer adıyla "helesa"dır.
Helesa geleneğinin ortaya çıkışıyla ilgili söylence ise şöyledir:
"Çok eski devirlerde, gemiler yelken ile çalıştığı zamanlarda Karadeniz'de sığınacak üç liman varmış. Bunlar Temmuz, Ağustos ve Sinop'muş. Yani Karadeniz sadece Temmuz ve Ağustos aylarında fırtınasız olur, diğer zamanlarda da gemiler ancak Sinop limanında barınabilirmiş.
Yine böyle bir kış mevsiminde, bir yelkenli gemi Sinop limanına sığınmış. Haftalarca burada mahsur kalındığından kumanyaları tükenmiş. Açlık baş göstermiş. Dilenmek istemediklerinden kimseden bir şey isteyememişler.
Bir gün kaptanın aklına feneri alıp ev ev dolaşarak mani söyleyip yardım istemek gelmiş. Filikayla şehre çıkıp gece feneri de yakarak ev ev dolaşıp, mani söyleyerek yiyecek toplamışlar.
Bundan sonra Sinop'ta bu olay gelenek haline gelmiş ve her Ramazan ayının 15'inden itibaren helesaya çıkılır, bahşiş toplanır olmuş."
Ramazanın 15'inden itibaren gençler akşamdan hazırladıkları süslü kayıklarla sellime çıkarlar. Kayıklar birkaç kişinin taşıyacağı büyüklüktedir. Son derece güzel süslenirler, fenerlerle, mumlarla ışıklandırılırlar.
Akşamları iftardan sonra gençler bu süsledikleri kayığı omuzlarında taşıyarak bir mahalleye gelirler. Kayığı her ev tarafından görülecek bir yere koyarlar ve evlerin kapılarına gidip helesanın bir bölümünü söyleyerek bahşiş isterler. Bahşişler bir mendile sarılarak ve düştüğü yer görülsün diye mendilin ucu yakılarak helesacılara atılır.
Sellime çıkanlar içinde sesi güzel olanlardan biri aşağıda sözleri yazılı olan helesadan bölümler okur, diğerleri de nakarat kısmını söyleyerek kapı kapı dolaşır ve bahşiş toplarlar.
Sinop - El Sanatları
Keten Dokuma :
İlimizde sadece Ayancık ilçesinde keten üretimi yapılmakta ve keten dokunmaktadır. Günümüzde yalnız bir kaç kişi tarafından bu iş yapılmaktadır. Keten dokumak için öncelikle ipin elde edilmesi gerekmektedir. Bu da oldukça zahmetli bir iştir. Temmuz ayında ekimi yapılır. Daha sonra çeşitli işlemlerden geçirilerek ip haline getirilir. İp haline gelen keten yörede "düzen" adı verilen dokuma tezgahlarında 30, 40 ya da 50 cm eninde dokunur. Bu dokumadan yöresel adıyla göynek, nezgep, paça, erkeklere pantolon, ceket, yelek gibi giyim eşyaları ve çarşaf, peşkir, örtü gibi ev eşyaları yapılmaktadır.
Çember :
Çember yörede çok eskiden beri dokunan ve başörtüsü olarak kullanılan bir dokuma türüdür. Özellikle Boyabat, Durağan ve Saraydüzü ilçelerinde sıklıkla görülmektedir. Günümüzde hala başörtüsü olarak kullanılmaya devam eden çember, bu işlevinin yanı sıra masa, sehpa gibi yüzeylerde örtü olarak, ayrıca gömlek, bluz gibi elbiselerde de model veya aksesuar olarak da kullanılmaya başlanmıştır. Çember düzen adı verilen dokuma tezgahlarında, tarak boyunagöre genellikle 50-60 cm eninde ve 100-120 cm boyunda dokunur. Kenarları şerit halinde orta kısmı bütün olarak desenlidir. Çemberin üzerine dokuma yapılırken demirkırat, kibrit kabı, baygın gibi nakışlar atılır.
Mahrama ve Peşkir :
Mahramalarda çember gibi düzen adı verilen tezgahlarda dokunmaktadır ancak çembere göre daha sık dokunup kenarlarına da yöresel desenler işlenmektedir. Geçmiş dönemlerde gündelik yaşantıda el ve yüz havlusu olarak kullanılmak amacıyla dokunmuşlardır. Mahrama ile aynı teknikle dokunan ve aynı işlevi gören peşkirlerin ayırt edici özelliği ise mahramaya göre daha ince ve uzun olarak dokunmasıdır.
Kotracılık ve Gemi Modelciliği :
1950'li yıllarda Sinop Cezaevi'nde yatan iki mahkum tarafından başlatılan bu el sanatı, mahkumların cezaevinden çıktıktan sonra Sinop'ta kalarak bu sanatı devam ettirmeleri ve yanlarında çalışan çıraklara kotra yapımın öğretmeleri neticesinde il merkezinde hızla yayılmıştır. İl merkezinde bu sanatla ilgilenenler oldukça fazladır. İlk başlarda Sinop Limanı'na gelen yolcu vapurlarındaki ziyaretçilere hediyelik eşya olarak sunulan kotralar, zamanla ünlenmiş ve il dışına da hediyelik eşya olarak gönderilmeye başlanmıştır. Bugün Sinop'a gelen yerli ve yabancı turistlerin hediyelik olarak aldıkları tekneler Sinop'un simgesi haline gelmiştir.
Günümüzde geleneksel yöntemlerle devam eden Kotracılığın yanı sıra, daha güncel olan, teknik bilgi gerektiren ve projeli olarak çalışılan tekne modelciliğini de bu el sanatında görmekteyiz.
Tüm detayları ahşap ve el işçiliği ile üretilen tekne modellerinde (çektirme, taka, sandal, kalyon, gulet, yat, balıkçı gibi) farklı özellikte ağaçlar kullanılmaktadır. En çok kullanılan ağaçlar ceviz, gürgen, kayın, kavak, dişbudak, akçaağaç vb.'dir. Tekne donanımlarında ise misina ve naylon ip kullanılmaktadır.
Bıçakçılık :
Sinop'ta ÖZEKES ailesinin dört kuşaktır devam ettirdiği el yapımı bıçak üretimine, ilk dedeleri Hüseyin usta 1890 yılında bir hobi olarak başlamış ve el yapımı bıçaklar Sinop'un tanıtımında bugün başta gelen el sanatlarından biri olmuştur. Bıçakların yapımında yüksek karbonlu İsveç takım çeliği, saplarının yapımında ise manda, geyik boyunuzu, gül ağacı kökü kullanılmaktadır. Korkuluk ve tepe malzemesi kaliteli pirinçten, kınları ise kaliteli sığır derisinden yapılmaktadır. Bıçaklar, dekoratif bıçaklar, mutfak bıçakları ve av bıçağı olarak üretilmektedir.
Giyim - Kuşam
Yörede erkekler zıpka adı verilen paçaları dar, üzeri bol pantolon, üste yakasız gömlek giyerler. Gömlek üzerine salta adı verilen cepken giyilir.
Kadınlar içlerine göynek giyerler. Göyneklerin yakası nakış ile süslenmiştir. Bazı yerlerde göyneklerin etek kısmı işlenmektedir. Göynek üzerine kurtlu, fındıklı ya da altıparmak adı verilen üçetek giyilir. Alta paça adı verilen, altı ketenden ya da bürümcükten, üstü amerikan bezinden yapılan, paça kısmı işlemeli, beli uçkur ile bağlanan don giyilir. Bele yün ya da pamuktan dokunmuş kuşak bağlanır. Bunların üzerine de öne önlük takılır.
Kıyafeti başlık tamamlar. Ayancık ve köylerinde başa nezgep takılır. Bazı yerlerde başa fes takılır, onun üstüne yazma, kesmeli poğaça, iç kısımlarda çember örtülür. Genel olarak ise sarı yazma bağlanır. Başın üstünde de alınlık denilen "çatkı" vardır. Boyabat'ta ise başa örtülen örtüye "pıta" denir.
Sinop Yemekleri
Yöredeki kültürel çeşitlilik beslenme biçimini de etkilemiştir. Beslenmede tahıl ürünleri ağırlıktadır. Kış sebzelerinin çokluğu da mutfağı zenginleştiren bir etmendir. Kestane, ayva gibi meyvelerden yemeklik olarak da yararlanılır.
Yöre Yemeklerinden Örnekler: Nokul (üzümlü cevizli, kıymalı, yoğurtlu), pilaki, mısır pastası, kaşık çıkartması (mamalika), keşkek, içi etli hamur (kulak hamuru), ıslama, mısır çorbası, mısır tarhanası, sirkeli pırasa, içli tava, katlama, kabak millesi, hamursuz tatlısı.
Mısır Çorbası : Malzemeler: Çorbalık mısır, barbunya fasulye (mısırdan daha az) yağ, soğan, kemikli et, tuz.
Yapılışı: Çorbalık mısır ve barbunya bir akşam önce bir kapta soğuk suyla ıslatılır. Ertesi gün içine su ilave edilerek biraz haşlanması sağlanır. Daha sonra ayrı bir tencerede kavrulan kemikli et haşlanan bu karışıma eklenir ve pişirmeye devam edilir. Ne et ne de mısır tam olarak pişmemelidir ki her ikisi bir araya gelince pişme olayı devam edebilsin. İyice piştikten sonra ayrı bir kapta iri doğranmış ve yağda hafifçe sarartılmış soğanlar tuz ile birlikte yemeğe ilave edilir. Biraz daha pişirilip altı kapatılır.
İçli tava : Malzemeler: 1 kg Hamsi, 250 gr pirinç, 1 baş soğan, 200 gr tereyağı (ya da arzuya göre sıvı yağ da olur), 1/2 bardak su, 2 yumurta, maydanoz, nane, tuz, karabiber
Yapılışı: Hamsiler ayıklanır ve kılçıkları çıkarılır (eğer kılçıkları kolay çıksın istiyorsanız hamsiyi bir gün dinlendirmelisiniz). Diğer tarafta soğanlar yağda sarartılıp içine pirinç eklenir ve karıştırılarak kavrulur. Tuz eklenerek üzerini kapatacak kadar su konularak pişirilir. Pirinçler diri diri olmalıdır. Pilav suyunu çekince karabiber, bol maydanoz, nane konularak demlenmeye bırakılır. Sırtları unlanan hamsiler yağlanmış tepsiye sırtları gelecek ve tavanın her yerini kapatacak şekilde dizilir. Burada dikkat edilecek husus hamsilerin hep aynı şekilde ve yarı yarıya birbirinin üzerine gelecek şekilde dizilmesidir. Bu şekilde dizilmezse pişirme esnasında araları açılır. Tepsinin kenarlarına da bir kısmı tepsiden sarkacak şekilde dizilmelidir ki sonradan üzeri kapatılabilsin. Dinlenmiş pilav bunun üzerine dökülür ve yerleştirilir. Kalan hamsiler ve tepsinin kenarından sarkanlar ile pilavın üzeri tamamen kapatılır. (Görünüm olarak pasta şeklini almalıdır) Hamsilerin üzerine çırpılmış yumurta sürülür. Fırına sürülür ve çevire çevire pişirilir.
İçi Etli Hamur - Kulak Hamuru (Sinop Mantısı) : Malzemeler: Un, yumurta, su, tuz, soğan, kıyma, karabiber, ceviz
Yapılışı: Yumurta, un, tuz ve suyla orta sertlikte bir hamur yoğrulur ve parçalara ayrılır. Hamur bir süre dinlendikten sonra oklavayla orta kalınlıkta açılıp yaklaşık beşer santimlik karelere bölünür. Karelerin içine kıyma, soğan, tuz ve karabiberden oluşan karışımdan konur. Üçgen şeklinde katlanarak uzun uçları bir araya getirilir. Böylece hamur kulak şeklini almış olur. Katlanan mantılar kaynayan tuzlu suya atılır. Bir iki taşım kaynadıktan sonra pişip pişmediği kontrol edilerek tencerenin altı kapatılır ve yapışmaması için üzerine soğuk su dökülür. Daha sonra süzgeçten geçirilerek tabaklara alınır. İki ayrı tabağa alınan mantılardan birinin üzerine sarımsaklı yoğurt, diğerine de bol ceviz serpilir. Üzerlerine kızdırılmış tereyağ dökülerek servis yapılır. Tereyağına bir miktar salça karıştırılabilir. Arzuya göre nane, kırmızı biber ya da sumak konabilir.
Mantı evlerde büyük tepsilerde hazırlanarak servis yapılır. Eğer cevizli mantı tepsiye döşenecekse ceviz önce tepsinin dibine biraz serpilir, üzerine biraz pişmiş hamur konur tekrar üzerine ceviz serpilerek kat kat döşenir. En son üzerine kızdırılmış tereyağı gezdirilir.
Nokul : Sinop'un da en yaygın ve bilinen yemeği nokuldur. Bu bir börek çeşididir. Bilhassa dini bayram günlerindeki ziyaretlerde gelen misafirlere ikram edilenlerin başında gelir. Hemen her aile mutlaka nokul yapar. Kıymalı, üzümlü-cevizli ve yoğurtlu olmak üzere üç çeşidi vardır.
Malzemeler : Un, su, tuz, maya, yağ, soğan, kıyma, tuz, karabiber (kıymalı için)
Yapılışı: Un, su, tuz karışımıyla kulak memesi yumuşaklığında mayalı bir hamur yoğrulur ve dinlenmeye bırakılır. Diğer tarafta ince doğranmış soğanlar yağla sararıncaya kadar kavrulur. İçine yine başka bir tencerede önceden kavrulmuş kıyma ilave edilir. Karabiber ile tuzda konarak içi hazırlanmış olur. Arzuya göre karanfilde ilave edilebilir. Hamur orta büyüklükte parçalara bölünür ve oklavayla açılır. Açılan yufka yağlanır, üzerine hazırlanan içten bir miktar konup dağıtılır. Yufka ortadan ikiye bölünerek ayrı ayrı olarak içle birlikte rulo şeklinde yuvarlanır. Yağlanmış tepsiye nokullar döşenir ve bıçakla üçer cm aralarla yarı yarıya kesilir. Böylece hem birbirinden kopmaz hem de içi pişmiş olur. Üzerine yumurta ve arzuya göre çörek otu serpilerek orta ısıdaki fırında pişirilir. İç malzemesi olarak üzüm ceviz karışımı ya da süzme yoğurt da konulabilir. Üzümlü nokulun kesme tarzı baklava dikisi şeklindedir.
Kestaneli İç Pilav : Sinop'un kestanesi meşhurdur. Daha çok Karasu-Erfelek ve Ayancık’ta yetişir. Sinop kestanesi adıyla bilinir. Haşlama, kebap gibi çerezlik çeşitleri yapılsa da kestane burada kimi yemeklerin ana malzemesi olur.
Malzemeler: Kestane, kuşbaşı et, pirinç, soğan, nohut, kavrulmuş fıstık, kuş üzümü, kekik, karabiber, tuz
Yapılışı: Kuşbaşı et yıkanır, yağsız olarak kavrulur. Suyunu çekince kekik, karabiber de eklenip biraz tereyağında hep birlikte kavrulur. Et pişince tuzu eklenip tencere ateşten alınır. Ayrı bir tencerede iki baş soğan tereyağında, sararana dek kavrulur. Diğer yanda bademler suda bekletilip kabukları çıkartılır, soğan tenceresine atılır. Kavurma işlemi bademler de kızarana dek sürer. Dolmalık fıstık ayrıca kızartılır. Pirinç sıcak suyla haşlanıp, soğuk suda yıkanır ve bademlerin üzerine eklenir. Ama istenirse pirinç, etle birlikte de kavrulabilir. Bademli karışım tenceresi sürekli karıştırılarak kavrulur. Sırayla önce kuş üzümleri, sonra haşlanmış nohut ve kavrulmuş fıstık eklenir. Tencereye et, tuz ve karabiber de ilave edilince, malzemeler pembeleşene dek kısık ateşte kavrulmaya devam edilir. Sonra malzemeyi bir parmak geçecek kadar su eklenip pilavın pişmesi beklenir. Piştikten sonra demlenmeye alınan pilava haşlanmış ya da kavrulmuş kestaneler eklenip tencerenin kapağı kapatılır.
Hamursuz Tatlısı : Malzemeler: 1 yumurta, süt, un, nişasta, su, ceviz, yağ, şeker, limon
Malzemeler: Kestane, kuşbaşı et, pirinç, soğan, nohut, kavrulmuş fıstık, kuş üzümü, kekik, karabiber, tuz
Yapılışı: Yumurta, süt ve un karıştırılarak tatlı hamuru yumuşaklığında hamur yoğrulur. Yoğrulan hamur biraz dinlendirildikten sonra ufak parçalar bölünür. Bir miktar un ve nişasta birbirine karıştırılır ve bu karışım ile yufkalar açılır. Açılan yufkaların her iki tarafı da sacda hafif kızarana dek pişirilir ve ayrı bir tepsinin içine su konur. Başka bir tepsi ise yağlanır. Yufkalar su dolu tepsiye batırılıp çıkarılarak yağlanmış tepsiye üst üste döşenir. Yalnız her yufkanın arası sıvıyağ ile yağlanmalı ve kırık ceviz serpilmelidir. İşlem bittikten sonra üzeri yağlanıp börek şeklinde kesilerek fırına verilir. O arada tatlı şerbeti hazırlanır. Fırından çıkan tatlının üzerine şerbeti yedirilerek dökülür. Yalnız burada dikkat edilecek husus birinin sıcak, birinin soğuk olmasıdır.
Sinop - Tarihi ve Turistik Yerler
Sinop'ta turizm potansiyeli oldukça zengindir. Orman örtüsü Karadeniz'e olan 175 km uzunluğundaki kıyısı, bol su kaynakları, doğal kumsalları, mesire yerleri ilin başlıca güzelliklerini oluşturur. Sinop; coğrafi konumu, eşsiz doğal güzellikleri, kilometrelerce uzanan kumsalları, tertemiz denizi, pırıl pırıl kumlu plajları, yer yer denize kadar uzanan ormanlarla kaplı ıssız koyları, turizm olayını kavramış konuksever halkı ile büyük bir turizm potansiyeline sahiptir.
Türkiye'nin en kuzey ucu olan İnceburun, il merkezine 22 km uzaklıkta olup ormanlarla kaplıdır. 1. derecede doğal sit alanı ilan edilmiş olan Akliman yöresi ile Hamsilos koyu birer doğa harikasıdır. Milli Parklara ait Akliman piknik alanı her türlü ihtiyacı karşılayacak özelliktedir. Akliman il merkezine 9 km, Hamsilos koyu ise 11 km'dir.
Deniz, kum, orman ve gölün iç içe olduğu Sarıkum gölü ve çevresi, Tabiatı Koruma Alanı ilan edilmiştir. Bu alanda çok sayıda kuş türü bulunmaktadır. Sarıkum gölü çevresi gür ormanlarla kaplı olup, ormanlarda sürüler halinde yaban atları bulunmaktadır. Sarıkum gölü ve çevresi piknik ve mesire alanı olarak da kullanılmaktadır. İl merkezine 21 km uzaklıktadır.
Bundan başka il merkeziyle iç içe olan Gazi kampı ile 12 km mesafede olan Abalı Söğütler sırtı günübirlik mesire yerleridir. İl merkezinde çadır ve karavan turizmine yönelik altyapısı tamamlanmış olan Gazi kampı, Karakum kampı, Yuvam kampı, Akliman mevkiindeki Martı kampı ile Demirkollar kampı her türlü ihtiyacı karşılayacak niteliktedir.
Ayancık ilçesinde Akgöl Turizm Merkezi, Boyabat ilçesinde Topalçam, Bürnük, Kalebağı mevkileri, Durağan ilçesinde Altınkaya barajı kıyıları, Buzluk yaylası, Gerze ilçesinde İdemli yöresi, Türkeli ilçesinde Kurugöl Turizm Merkezi günübirlik mesire ve dinlenme yerleridir.
Sinop limanı, doğal liman olması sebebiyle ilk çağlardan beri, gemicilerin sığınak yeri olmuştur. Karadeniz'in orta noktasında bulunması sebebiyle de yat turizmi için elverişli bir konuma sahiptir.
Son yıllarda insanların en çok ilgisini çeken; doğa ile iç içe yaşama arzusu, yayla turizmini ön plana çıkarmıştır. Ayancık Akgöl Turizm Merkezi, Gerze Güzfındık-Bozarmut yaylası Turizm Merkezi, Türkeli Kurugöl Turizm Merkezi, bakanlar Kurulu kararıyla ilan edilmiş olan Turizm Merkezleridir.
Ayancık ilçesinde bulunan İnaltı mağarası, Akgöl Turizm Merkezine 6 km uzaklıktadır.
Su altı ve su üstü sporları için Sinop ayrı bir potansiyel arz etmektedir. İlde deniz ve kara avcılığı potansiyeli de yüksektir.
Akliman, Hamsilos, Abalı ve Sarıkum'daki orman içi alanlar yürüyüş parkuru ve atlı yürüyüşler için çok elverişlidir.
Sinop'ta çeşitli uygarlıkların izlerini taşıyan kaleler,mabetler, kiliseler,camiler, medreseler, hanlar, hamamlar, köprüler, türbeler, çeşmeler, kaya mezarları gibi çok sayıda eserler vardır.
Sinop Müzesi: Şehir merkezinde bulunan müzede Sinop çevresinde bulunan ve kazılarda çıkarılan eserler sergilenmektedir. Müzede Tarih öncesi, Helenistik, Roma ve Bizans dönemleri etnografik eserleri ile Sinop çevresinde bulunmuş ikonalar sergilenmektedir.
Sinop Kalesi: MÖ 7. yüzyılda şehri korumak amacıyla yarımadanın üzerinde kurulmuştur. Roma, Bizans ve Selçuklular dönemlerinde onarılarak kullanılmıştır.
Paşa Tabyası: Sinop yarımadasının güneydoğusunda Karakum yolu üzerindedir. 19. yüzyılda Osmanlı-Rus savaşları sırasında denizden gelen tehlikeleri önlemek amacıyla yapılmıştır.
Alaaddin Camii: İlde Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait çok sayıda cami vardır. Alaaddin camii Selçuklular zamanında yapılmıştır. Dikdörtgen planlı olup, beş kubbelidir. Giriş geniş olan revaklı bölümden sağlanır. Avlunun ortasında bir şadırvan, bir köşede de İsfendiyaroğulları Türbesi yer alır.
Cezayirli Ali Paşa (Seyyit Bilal) Camii: Seyyit Bilal Türbesine bitişik olan cami Selçuklu dönemine aittir. 1876'da Ali Paşa, 1898'de Abdülhamit tarafından onarılmıştır.
İsfendiyaroğulları Türbesi: Alaaddin camii avlusunda bulunan türbe Çandaroğullarından Celalettin Beyazıt ile oğlu İsfendiyar'ın oğlu İbrahim beylerle bu aileye mensup daha sekiz kişinin mezarını ihtiva etmektedir. Türbe içerisindeki sandukalar Türk taş oymacılığının seçkin örneklerini oluşturmaktadır.
Resimi orjinal boyutuna büyültmek için tıklayın. Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu 640x480
Seyyid Bilal Türbesi: Selçuklu devrinde yapılmıştır. Seyyid Bilal'ın makam türbesi sonradan Çaça (Çeçe) Türklerinden Tayboğa tarafından tamir edilmiştir. Türbe Hz. Hüseyin soyundan ve Arap orduları komutanlarından Seyyit Bilal'in şehit olduğu yerde yapılmıştır. Eskiden beri halkın önemli bir ziyaret yeridir.
Eski Sinop Cezaevi: Cezaevi iç kalenin içinde ve eski tersane alanındadır. 1877 yılında kullanılmaya başlanmıştır. Etrafı yüksek kale bedenleri ile çevrilmiştir. Bu özelliğinden ötürü mahkumların kaçışını imkansız kılmıştır. Halen boştur.
Şehitlik: Sinop müzesinin bahçesinde olup, 1853 Osmanlı-Rus Savaşında Sinop limanındaki Osmanlı Donanması'na Rusların ani bir baskını sonucu şehit düşen denizcilerimiz için yaptırılmıştır.
Şehitler Çeşmesi: Sinop il merkezinde 14 adet tarihi çeşme bulunmaktadır. Bunlardan birisi de Şehitler Çeşmesi'dir. Tersane Çarşısında olan Çeşme, 1853 Osmanlı Rus savaşında, Rusların Sinop Limanındaki donanmaya düzenledikleri baskında şehit düşen denizcilerimizin üzerlerinden çıkan parayla yaptırılmıştır.
Resimi orjinal boyutuna büyültmek için tıklayın. Forum Renkli - Türkiye`nin En Renkli Eğlence ve Bilgi Paylaşım Platformu 640x480
Balatlar Kilisesi: Bizans dönemine ait olup, apsis ve geniş avlu duvarları ile döneminin mimari ve sanat özelliklerini göstermektedir. Çevresindeki yapı kalıntılarıyla birlikte büyük bir alanı kaplamaktadır.
Sinop - Turistik Alanlar
AKLİMAN
Şehrin batısında, kent merkezine 9 km uzaklıktadır. Kilometrelerce uzunluğunda ve 15-20 m genişliğinde bir şerit gibi uzanan kumsalı vardır. Alanda bulunan Akliman Piknik Alanı, her türlü ihtiyaca cevap verecek niteliktedir. Piknik alanı, ormanla denizin iç içe olduğu “ria” tipinde bir kıyıdır.
HAMSİLOS KOYU
Yemyeşil ormanı ve denizin bir nehir gibi kara içine girdiği koyu ile Hamsilos çevresi çiçek ve ağaçlarla bezenmiş bir doğa harikasıdır. Kent merkezine 11 km uzaklıktadır. Hamsilos Koyu, Deveci Deresi adlı küçük bir akarsuyun ağzında yer alan 300-400 m’lik bir deniz girintisidir. Hamsilos Limanı, morfolojik delillere göre, Deveci Deresi Vadisi’nin aşağı kesiminin, karada oluşan çöküntüler sonucunda sular altında kalmasıyla oluşmuş, dünyada sadece Norveç ve Sinop’ta bulunan “ria” tipi bir kıyıdır.
AKGÖL
Ayancık ilçesinin güneyinde Ayancık-Kastamonu yolunun 31. km’sinde ayrılan yoldan 5 km içeride bulunan Akgöl Yaylası 1200 metre yüksekliktedir. Etraftaki sık köknar ormanları içinden akan iki çayın birleşerek oluşturduğu göl ortalama 3 dönüm alanı kaplamaktadır. Bozulmamış bitki örtüsü ve büyüleyici manzarası ile doğa meraklılarının ilgisini çekebilecek bir yerdir. Sinop’taki en güzel mesire yerlerinden biri olan Akgöl’de sandal gezintisi de yapılabilmektedir.
ERFELEK ŞELALELERİ
Erfelek ilçesi Tatlıca köyü sınırları içerisinde bulunmakta ve kent merkezine 42 km uzaklıkta yer almaktadır. Aynı vadi üzerine ardı ardına sıralanmış irili ufaklı 28 adet şelaleden oluşmuş olan Tatlıca Şelaleleri’nin bu özelliği dünyanın başka bir yerinde bulunmamaktadır. Doğal sit alanı olan bölgede çeşitli turizm aktiviteleri gerçekleştirmek mümkün olmaktadır.
İNCEBURUN
Türkiye’nin En Kuzey Noktası İnceburun ve çevresi ormanlarla kaplı olup, geyik, sülün, karaca gibi hayvanlar için koruma alanıdır. İnceburun’da bulunan deniz feneri çevresinde oluşturulmuş seyir teraslarında oturarak güneşin denizden batışını zevkle seyredebilirsiniz.
İNALTI MAĞARASI
Mağara, Ayancık ilçesine yaklaşık 35 km uzaklıktaki İnaltı köyü yanında yer almaktadır. Ulaşımın toprak ancak güzel manzaralı bir yolla sağlandığı İnaltı köyü ile mağara arasındaki uzaklık, yaklaşık 400-500 m civarında olup, eğim oldukça fazladır.
İnaltı Mağarası geniş ve yüksek bir girişle başlamakta ve 350-400 m’lik kısma kadar bu özelliğini korumaktadır. Mağara 3-6 m genişliğe, 5-25 m’ye varan yüksekliğe sahip olup, büyük bir tünel şeklinde devam etmektedir. İlk 350-400 m’lik bölümde, mağara oluşumları açısından duvarlarda travertenler ile yer yer küçüklü büyüklü sarkıtlar bulunmaktadır. Mağaranın toplam uzunluğu 700 m olup, 400 m’den sonrası sulu ve çamurludur.
Son yıllarda yapılan aydınlatma, yürüyüş parkuru, merdivenler ve WC, Büfe gibi hizmet alanları ile turizme açılmış olan İnaltı Mağarası binlerce yıllık doğal birikimi ile meraklılarınca keşfedilmeyi beklemektedir.
BAHÇELER MEVKİİ
Şehir merkezinin girişinde, iç limana bakan kısımda ormanla kaplı bir alandır. Ortalama 500 m uzunluğunda ve 4-10 m arasında değişen genişlikte kum bandında; halk plajı, orman kampı ve dinlenme tesisleriyle, belediye kampı ve kampın içinde yer alan motel, restoran, kamp ve çadır yerleri bulunmaktadır. İnce sarı kum ile kaplı olan sahil bandından denize girilebilmektedir. Bandın gerisindeki ormanlık alan ise piknik ve mesire yeri olarak kullanılmaktadır.
KARAKUM
İl Merkezine 2 km uzaklıktadır. Sinop Yarımadası’nı çevreleyen yol üzerindedir. Kamu ve özel sektöre ait otel, tatil köyü, kafe, restoran, bungalov tipi evler, karavan ve çadır yerleri bulunmaktadır. Adını ince simsiyah kumundan almış olan bu mevkideki kumun, halk arasında romatizma ve siyatik gibi hastalıklara iyi geldiği söylenir.
MOBİL KORUCUK KÖYÜ MEVKİLERİ
İl merkezine 2 km uzaklıkta, Sinop Yarımadası’nı çevreleyen yol üzerindedir. Sakin bir denize ve tertemiz kumsallara sahip yörede, belgeli tesisler, restoranlar, kamp ve karavan yerleri ile geniş bir hizmet olanağı sağlanmıştır. Sinop’ta il turizminin en yoğun olduğu yer burasıdır.
BAZALT KAYALIKLARI
Son yıllarda keşfedilen Boyabat Bazalt Kayalıkları Boyabat’a 15 km uzaklıkta Kurusaray Köyü civarında Fındıklık mevkiindedir. Bir doğa harikası olan bu yer I. Derece Sit Alanı olarak ilan edilmiştir. Birbirine yakın 3 vadide yer alan Bazalt Kayalarının özelliği 30-40 m yüksekliğinde 4-5-6 köşeli sütunlardan oluşmasıdır.
Sinop'a Gidipte Yapmadan Dönme Diyebileceklerimiz;
• Tarihe tanıklık eden Sinop Cezaevi'ni görmeden,
• Şehri dört bir yandan kuşatan Sinop Kalesi surlarını gezmeden,
• Uzun sahillerimiz ve sakin koylarımızda denize girmeden,
• Hamsilos Koyu'nun eşsiz güzelliğini görmeden,
• Erfelek Tatlıca Şelalerini ve çevresindeki manzarayı görmeden,
• Çeçe Sultan ve Seyit Bilal Türbelerini ziyaret etmeden,
• Binlerce yıllık geçmişi gözler önüne seren Arkeoloji Müzesi'ni gezmeden,
• Pervane Medresesi'ni ve içinde bulunan El Sanatları Çarşısını görmeden,
• Etnografya Müzesi'ni gezmeden,
• Liman iskelesinde olta ile balık avlamadan
• Her zaman taze olarak bulunan balık çeşitlerinden tatmadan,
• Şahin Tepesi'nde oturup şehri seyretmeden,
• Sinop tarihine ışık tutan Balatlar Kilisesi kalıntılarını görmeden,
• Alaadin Cami ve içindeki Candaroğlu (İsfendiyaroğlu) türbesini ziyaret etmeden,
• Sinop'ta üretilen hediyelik gemi modelleri ve kotralardan almadan,
• Yalı kahvehanelerinde oturup dostlarınızla sohbet etmeden,
• Sinop yaylalarını görmeden,
• Sinop'a özgü üzümlü-cevizli nokuldan ve kulak hamurundan (mantı) yemeden,
• Sarıkum Gölü Tabiatı Koruma Alanındaki sayısız kuş çeşidi ve yılkı atlarını görmeden,
• Türkiye'nin en kuzey ucu İnceburun'da güneşin doğuşunu seyretmeden,
• Çangal ormanlarında doğa yürüyüşü yapmadan,
• Akgöl'e gidip eşsiz manzarası eşliğinde piknik yapmadan,
• Boyabat Kalesi'ni görmeden,
• Osmanlı Döneminde şehri denizden gelecek saldırılara karşı koruyan Paşa Tabyalarını görmeden,
• İnaltı Mağarasında asırların birikimini fotoğraflamadan,
• Meşhur sırık kebabımızdan yemeden,
• Erfelek kestanesinin tadına bakmadan,
• Rus donanmasının baskınında şehit düşen denizcilerimiz adına yaptırılan Deniz Şehitleri Anıtı'nı ziyaret edip Şehitler Çeşmesi'nden bir su içmeden,
• İlimiz ve ilçelerinde düzenlenen panayırları gezmeden,
DÖNMEYİN...