Sinemanın köklü değişimleri! 
1900’lü yıllardan beri hiç durmadan raylarda giden trenin son durağında, sinemanın köklü değişimlerini 19 madde halinde ele aldık.
Sinemalarda eski tatları arayanlara tavsiyem 19 maddeyi hiç duraksamadan okumalarıdır. Aslında köklü değişimleri toplam 19 maddeye sığdırmak imkânsız ama biz sığdırmaya çalıştık. İşte maddeler:
1- İnsanların gündelik yaşamlarındaki sorunlardan uzaklaşmak için gittikleri sinema salonları dolup taşarken, artık sinema salonları kan ağlıyor. Bunun nedeni ekonomik kriz olabilir mi? Şu an için öyle. İleride durum ne gösterir bilemem.
2- Retrospektif olarak ele aldığımızda geçmiş yıllarda insanları en çok eğlendiren aktivite sinemayken, günümüzde en çok eğlendiren aktivite alışveriş yapmak.
3- O yıllarda beyazperdedeki filmler tamamiyle Ι.Dünya ve ΙΙ.Dünya savaşını konu alırmış. Yani gerçeklerin su yüzüne çıkmasını sağlayan araç sinemaymış.
4- Seyirciler dönem filmi izlemekten hoşlanırlarmış.
5- Lumiere Kardeşler tarafından geliştirilen kamera ve projektörün birarada bulunduğu “sinematograf” adlı cihaz sinemanın ilk buluşuymuş.
6- Technicolor’un sinematografi anlamında yakaladığı başarıdan dolayı tüm renkli filmler Tecnicolor adıyla biliniyormuş. Technicolor kameraları genellikle stüdyolarda kullanılan tepesinde iki film şeridi bulunan kameralardır.
7- Filmler çok zor şartlar altında çekilirmiş.Yapımcıların yeterli ekonomik bütçeleri olmadığı için, bir filmin kurgusunu yapmak saatler sürermiş ve her şey el emeğiyle yapılırmış. Sistemin “analog” olması da cabası…
8- Amerika ilk defa 1900’lü yılların ortasına doğru “drive in” arabalı açık hava sinemasıyla tanışmış. Dev bir ekranın etrafında yarım daire şeklindeki alanda kendi arabalarından film seyrederlermiş.
9- O yıllarda genellikle “B” tipi filmler revaçtaymış. Böylece düşük bütçeli bağımsız filmler ortaya çıkmış. Eğer maddi imkânlar kısıtlı olmasaydı “B” tipi duygu yüklü filmler günümüzde bu kadar ilgi görür müydü? İşte burada duralım. Çünkü duygu yüklü filmler izlemeyi çok özledik. Ne zaman ki teknoloji gelişti, filmlerin de ruhu değişti. Hem ağlatan hem güldüren filmler tarihe gömüldü belki de…
10- Günümüzün şartlar çok farklı artık. Tamamiyle sanal bir dünya inşa edildi. Filmler “gerçekçi” olma özelliğini yitirdi ne yazık ki… Diğer bir deyişle dijital çağa atlandı ve böylece üretim durdu. Bilgisayar programları kullanarak bilim-kurgu filmlerine ağırlık verildi.
11- Special Effects yöntemiyle kafalarımızın içindeki dünyayı filmlere yaftaladılar ve bunun yanı sıra “keşke rüyalarımız gerçek olsa” sözünün altını kazıdılar. Kazımaktalar…
12- Çeşitli bilgisayar programlarıyla animasyon filmlerine yöneldiler: Maya, 3d Max…
13- Animasyon filmlerindeki yükseliş 3 boyut ruhu katılarak devam etti. Canlı animasyon tekniğiyle gerçekçi karâkterler yaratıldı. Geçmişte moda olan karton karâkterler yok olmaya başladı ve stop-motion yerini canlı animasyona devretti.
14- İşin ilginç tarafı 3 boyutlu animasyon filmlerini gözlüklerle izlemeye başladık. Kırmızı- yeşil gözlükler çoktan tedavürden kalktı. Artık filmleri siyah çerçeveli gözlüklerle izliyoruz.
15- Fantastik dünyayla, gerçek dünyanın aynı potada eritildiği filmler çok revaçta.
16- Teknolojinin esiri haline geldik. Tabiri caizse teknoloji ile yanıp tutuşuyoruz.
17- “Retro” değerlerin önemi kalmadığı gibi eski filmler ısıtılıp ısıtılıp tekrar önümüze koyuluyor.
18- “Remake” Hollywood’un en vazgeçilmez sözcüğü haline geldi. Teknoloji var olduğundan beri üretim durdu ve film yapımcıları filmlerdeki “cinema verite” kavramından oldukça uzaklaştılar.
19- “Sanal gerçeklik” dediğimiz kavram milenyumun baş kahramanı haline geldiği için, filmleri bile IMAX teknolojisiyle izlemeye başladık. IMAX nedir..? diye soranlara cevap verelim. IMAX (Image Maximum) yüksek boyutta ve netlikte görüntü kapasitesine sahip olan bir film gösterim sistemidir. Standart IMAX ekranı 22 metre genişliğinde ve 16 metre yüksekliğindedir. Normal bir film karesi 35 mm formatındayken, IMAX filmleri 70 mm'dir.
Arzu Çevikalp

1900’lü yıllardan beri hiç durmadan raylarda giden trenin son durağında, sinemanın köklü değişimlerini 19 madde halinde ele aldık.
Sinemalarda eski tatları arayanlara tavsiyem 19 maddeyi hiç duraksamadan okumalarıdır. Aslında köklü değişimleri toplam 19 maddeye sığdırmak imkânsız ama biz sığdırmaya çalıştık. İşte maddeler:
1- İnsanların gündelik yaşamlarındaki sorunlardan uzaklaşmak için gittikleri sinema salonları dolup taşarken, artık sinema salonları kan ağlıyor. Bunun nedeni ekonomik kriz olabilir mi? Şu an için öyle. İleride durum ne gösterir bilemem.
2- Retrospektif olarak ele aldığımızda geçmiş yıllarda insanları en çok eğlendiren aktivite sinemayken, günümüzde en çok eğlendiren aktivite alışveriş yapmak.
3- O yıllarda beyazperdedeki filmler tamamiyle Ι.Dünya ve ΙΙ.Dünya savaşını konu alırmış. Yani gerçeklerin su yüzüne çıkmasını sağlayan araç sinemaymış.
4- Seyirciler dönem filmi izlemekten hoşlanırlarmış.
5- Lumiere Kardeşler tarafından geliştirilen kamera ve projektörün birarada bulunduğu “sinematograf” adlı cihaz sinemanın ilk buluşuymuş.
6- Technicolor’un sinematografi anlamında yakaladığı başarıdan dolayı tüm renkli filmler Tecnicolor adıyla biliniyormuş. Technicolor kameraları genellikle stüdyolarda kullanılan tepesinde iki film şeridi bulunan kameralardır.
7- Filmler çok zor şartlar altında çekilirmiş.Yapımcıların yeterli ekonomik bütçeleri olmadığı için, bir filmin kurgusunu yapmak saatler sürermiş ve her şey el emeğiyle yapılırmış. Sistemin “analog” olması da cabası…
8- Amerika ilk defa 1900’lü yılların ortasına doğru “drive in” arabalı açık hava sinemasıyla tanışmış. Dev bir ekranın etrafında yarım daire şeklindeki alanda kendi arabalarından film seyrederlermiş.
9- O yıllarda genellikle “B” tipi filmler revaçtaymış. Böylece düşük bütçeli bağımsız filmler ortaya çıkmış. Eğer maddi imkânlar kısıtlı olmasaydı “B” tipi duygu yüklü filmler günümüzde bu kadar ilgi görür müydü? İşte burada duralım. Çünkü duygu yüklü filmler izlemeyi çok özledik. Ne zaman ki teknoloji gelişti, filmlerin de ruhu değişti. Hem ağlatan hem güldüren filmler tarihe gömüldü belki de…
10- Günümüzün şartlar çok farklı artık. Tamamiyle sanal bir dünya inşa edildi. Filmler “gerçekçi” olma özelliğini yitirdi ne yazık ki… Diğer bir deyişle dijital çağa atlandı ve böylece üretim durdu. Bilgisayar programları kullanarak bilim-kurgu filmlerine ağırlık verildi.
11- Special Effects yöntemiyle kafalarımızın içindeki dünyayı filmlere yaftaladılar ve bunun yanı sıra “keşke rüyalarımız gerçek olsa” sözünün altını kazıdılar. Kazımaktalar…
12- Çeşitli bilgisayar programlarıyla animasyon filmlerine yöneldiler: Maya, 3d Max…
13- Animasyon filmlerindeki yükseliş 3 boyut ruhu katılarak devam etti. Canlı animasyon tekniğiyle gerçekçi karâkterler yaratıldı. Geçmişte moda olan karton karâkterler yok olmaya başladı ve stop-motion yerini canlı animasyona devretti.
14- İşin ilginç tarafı 3 boyutlu animasyon filmlerini gözlüklerle izlemeye başladık. Kırmızı- yeşil gözlükler çoktan tedavürden kalktı. Artık filmleri siyah çerçeveli gözlüklerle izliyoruz.
15- Fantastik dünyayla, gerçek dünyanın aynı potada eritildiği filmler çok revaçta.
16- Teknolojinin esiri haline geldik. Tabiri caizse teknoloji ile yanıp tutuşuyoruz.
17- “Retro” değerlerin önemi kalmadığı gibi eski filmler ısıtılıp ısıtılıp tekrar önümüze koyuluyor.
18- “Remake” Hollywood’un en vazgeçilmez sözcüğü haline geldi. Teknoloji var olduğundan beri üretim durdu ve film yapımcıları filmlerdeki “cinema verite” kavramından oldukça uzaklaştılar.
19- “Sanal gerçeklik” dediğimiz kavram milenyumun baş kahramanı haline geldiği için, filmleri bile IMAX teknolojisiyle izlemeye başladık. IMAX nedir..? diye soranlara cevap verelim. IMAX (Image Maximum) yüksek boyutta ve netlikte görüntü kapasitesine sahip olan bir film gösterim sistemidir. Standart IMAX ekranı 22 metre genişliğinde ve 16 metre yüksekliğindedir. Normal bir film karesi 35 mm formatındayken, IMAX filmleri 70 mm'dir.
Arzu Çevikalp