Sinema & Fragman & Haberler

Konu sahibi son olarak 4 gün önce görüldü
a-12.jpg


Genelde komedi filmi sevmem ama Hikayeyi çok beğendim,güzel kurgulanmış fena olmayan bir filmdi,bir iki sahnesi baya güzeldi,dizdar karakteri olmasa daha iyi olurmuş oralarda ileri aldım hep :))
 
Geçenlerde National Geographic'de U.S.S İndiapolis adlı bir savaş gemisinin hikayesini izledim,ikinci dünya savaşı zamanı ve benim sevdiğim bir dönem.filmi de çekilmiş 2016 da indirelim izleyelim bakalım.
 
abd-5.jpg


uss_492.jpg


0


USS Indıanapolis gemisinin hikayesini izledim National Geographic'de.inanılmaz bir hikayesi var.büyük bir savaş kahramanı bu gemi.ikinci dünya savaşında "Atom Bombası" 'nı bir adaya taşıyarak Japonya'nın savaşta yenilmesine ait bir hikaye.görevi gizli ve bir iki kişi dışında kimse ne taşıdığını bilmiyor.gemi escort ( Denizlatılardan Koruma Kruvazörü ) olmadan yola çıkıyor görevi tamamlıyor ama geri dönüşünde Japon denizaltısı tarafından batırılıyor.burda başka bir hikaye ise 900 civarı denizci tam 4 gün boyunca köpekbalıklarıyla dolu olan okyanusta yaşama savaşı vermesi.gemi resmi olarak görevde olmadığı için yardım da gelmiyor ve su da kalıp süreklenen askerler 4. gün sonunda tamamen tesadüf eseri bir keşif uçağı tarafından bulununuyor.sadece 317 civarı asker evine dönebiliyor gerisi kalan 500 küsür denizci köpekbalıkları tarafından,açlık ve susuzluktan ölüyor.geminin batması ile kaptan suçlu bulunuyor.aslında kaptan suçlu değil,sadece gizli görev olduğu için bir suçlu yaratmak isteniyor.hatta mahkemede USS İndianapolis'i batıran denizlatının komutanı gelip ifade veriyor.kaptan bir şekilde suçlu bulunuyor.daha sonra eline aldığı silahı ile evinin kapısına uzanıp diğer elinde oyuncak bir asker varken intihar ediyor.317 kişi hayatları boyunca kaptanın suçsuz olduğu konusunda davalar açıyor ve clinton döneminden kaptanın itibarı geri veriliyor.gerçekten bu geminin hikayesi inanılmaz.gemi battıktan 72 yıl sonra araştırmalar sonunda bulunuyor.


Filme gelince hikayede eksiklikler var ve film çok basit yapılmışgeçiştirme usulu olmuş.Nicolas Cage bile bence filmi kurtaramamış.tabi ki hikayeyi bilip izlediğim için böyle gelmiş olabilir bana.








Gerçekten Belgeselde izlediğim hikaye beni çok etkiledi.inanılmaz bir gemi ve hayatta kalma mücadelesi.
 
MV5BOWRhYWFkMDEtNTFjZC00OWJkLWJmMWQtNzI2OWRjZjVjOGYyXkEyXkFqcGdeQXVyMzQwMTY2Nzk@._V1_.jpg



@kLara tavsiyesi üzerine izledim.valla sabah kalkınca hemen izledim.gerçek bir hikaye olması öncelikli favorim.filmi beğendim teşekkür ederim tavsiye için.heyecanlıydı,film de eksik yoktu.sadece son anda ki kapının kildinin olduğu kasayı kıırıyorlar ve gardiyanlar onu farkedemiyor bunun dışında iyidi.burda yine en önemli şey olan özgürlük vurgusu önemliydi.teşekkürler.


gerçek hikaye seversen iki tane film önerebilirim.

@Heisenberg @kLara
 
Son düzenleme:


Özet ve Detaylar

Haberciliğin saldırı altında olduğu bir dünyada Marie Colvin, (Rosamund Pike) çağımızın en tanınan savaş muhabirlerinden biridir. Tamamıyla korkusuz ve asi bir insan olan Colvin, dünyanın dört bir yanındaki cephe hatlarına giderek sessizlerin sesi olmaya çalışır ve sürekli cesaretin sınırlarını zorlar. Sri Lanka’da bir el bombası yüzünden yaralandığından beri karakteristik bir göz bandı takan muhabir, hala Londra’nın seçkin kesimleriyle olduğu kadar diktatörlerle yüzleşirken de rahattır. Sevgi dolu ilişkilerini feda eden Colvin’in tanık olduğu travma onu etkilemeye başladığı zaman özel hayatı da zamanla çözülmeye başlar. Savaşın gerçek bedelini gösterme hedefi, onu şimdiye kadarki en tehlikeli görevine yönlendirir. Colvin’in yolu, ünlü savaş fotoğrafçısı Paul Conroy (Jamie Dornan) ile birlikte kuşatma altındaki Suriye şehri Humus’a düşer.



Özet ve Detaylar
Gerçek bir olaydan esinlenilen filmde, 1976 yılında içerisinde 248 yolcunun bulunduğu, Tel Aviv'ten Paris'e giden bir uçak 4 korsan tarafından kaçırılır. İkisi Filistinli ikisi ise Alman olan korsanlar tarafından ele geçirilen uçak, Uganda'daki Entebbe Havaalanı'na indirilir, Korsanların amacı İsrail, Kenya, Fransa, İsviçre ve Batı Almanya’da tutuklu bulunan 53 Filistinli'nin serbest bırakılmasını sağlamaktır. Gözler İsrail hükümetine çevrilmiştir. Herkes diplomatik bir çözüm yapılmasını beklerken İsrail hükümeti rehin alınan 248 kişinin hayatını kurtarmak için olağanüstü bir plan yapar.


@kLara @Heisenberg
 
Simon Pegg, Star Trek Filmlerinin Geleceği Hakkında Konuştu

Simon_Pegg.jpeg


Yenilenmiş Star Trek film serisinin yıldızlarından ve Geek dünyasının efsanevi isimlerinden Simon Pegg, Star Trek filmlerinin gidişatı hakkında açıklamalarda bulundu.

Star Trek serisi, J. J. Abrams elinde 2009 yılında yeniden beyaz perdeye yansıtılmıştı. Hem orijinal kısma sadık kaldığından hem de Atılgan ile yeni maceralara ışık hızında yolculuk edildiğinden dolayı, sıkı hayranlar tarafından bile güzel bir film olarak nitelendirilmişti. Sonrasında Into Darkness (2013) ve Beyond (2016) filmleri gelmiş ve seri sessizliğe bürünmüştü.

Jessica-jonesun-yonetmeni-star-trek-4un-basina-gecti-1-1024x512.jpg


Geçtiğimiz günlerde Collider’a katılan Simon Pegg, bu söylentilere cevap verdi. Ünlü oyuncu, serinin oyuncuları ve yeni yönetmen Noah Hawley ile temas halinde olduklarını ancak filmle ilgili bir gelişme olmadığını da dile getirdi.

Pegg, “Eğer yeni bir film yapmak isterlerse hepimiz bu şansın üzerine atlardık. Tüm çalışma arkadaşlarımı ve o filmleri yapmayı özledim. Fakat ne olacağını bilmiyorum. Noah Hawley’in projesinden bahsediliyor ama belki de olmayacaktır. Ben de neler olacağını bilmeyen taraftayım. Yani herkes gibi kötümser düşünüyorum” sözlerine yer verdi.

Umarız Paramount Pictures seriyi bu şekilde sessiz sedasız sonlandırmaz.


 
Star Trek serisini çok severim.bu yeni kadro çok çok iyi bence.herkes yerli yerine oturmuş durumda.yeni teknoloji ile bu serinin bir çok filmini çekebilirler üstelik kadro daha genç.bence yapmamaları büyük eksiklik..
 
Bugün 11 tane sinema konusu açmışım, sinemalar da hareketlilik başladı,umarım yakında sinemalar açılarak sağlığlık bir şekilde özlediğimiz beyaz perdeye kavuşuruz.
 
İlk 6 bölümü izledim,fena gitmiyor ama dizinin amacını çözemedim hala,İngilizlerin iskoçlara yaşattığı zulmleri mi anlatıyor diye düşünmedim değil ? @huri kadın taşa dokunup geçmişe gitti,bari bir kaç aksiyon daha olsaydı o doğrultuda,fakat Geillis diye bir karakter var o baya tehlikeli duruyor bakalım neler olacak ?
 
Dizi aslında 1700 lü yıllardaki taht kavgasını anlatıyor, İskoç soyundan mı yoksa İngiliz soyundan biri mi olacak diye ve bir yıl sonra olacak, İskoçya’nın mağlubiyeti ile sonuçlanacak savaşı engellenmeye çalışıyorlar. Mevcut kralı entrikalarla tahtan indirmenin yolunu arıyorlar soydan gelen hak iddiası ile. Claire iki erkek ve hangi tarafın kazanmasını istemesi arasında kalıyor. Jamie yi seçiyor da seçemiyor da. Janothan Randall’dan insan nefret etmiyor değil. Geillis’in olayı farklı spolier vermeyeyim şimdi. Ama izlemeyeceksen söyleyebilirim.
Ya bu arada beni kırmayıp izlediğin için teşekkür ederim @Divine Heart.
 
Son düzenleme:
Dizi aslında 1700 lü yıllardaki taht kavgasını anlatıyor, İskoç soyundan mı yoksa İngiliz soyundan biri mi olacak diye ve bir yıl sonra olacak, İskoçya’nın mağlubiyeti ile sonuçlanacak savaşı engellenmeye çalışıyorlar. Mevcut kralı entrikalarla tahtan indirmenin yolunu arıyorlar soydan gelen hak iddiası ile. Claire iki erkek ve hangi tarafın kazanmasını istemesi arasında kalıyor. Jamie yi seçiyor da seçemiyor da. Janothan Randall’dan insan nefret etmiyor değil. Geillis’in olayı farklı spolier vermeyeyim şimdi. Ama izlemeyeceksen söyleyebilirim.
Ya bu arada beni kırmayıp izlediğin için teşekkür ederim @Divine Heart.
şu an 12. bölümdeyim, Geillis hakkında pek yanılmamışım,evet konu biraz biraz belirginleşmeye başladı.daha tutkulu aşkı olarak Jemie'yi seçti gibi bakalım nasıl ilerleyecek.. bu arada Geiliss'in öldüğümnü göstermediler en azından 11 bölüm izlediğim kadarıyla.izlemeye devam.sezonu bitirince yazmaya devam ederim.estafirullah önerdin izliyorum,teşekkür ederim sana.
 
şu an 12. bölümdeyim, Geillis hakkında pek yanılmamışım,evet konu biraz biraz belirginleşmeye başladı.daha tutkulu aşkı olarak Jemie'yi seçti gibi bakalım nasıl ilerleyecek.. bu arada Geiliss'in öldüğümnü göstermediler en azından 11 bölüm izlediğim kadarıyla.izlemeye devam.sezonu bitirince yazmaya devam ederim.estafirullah önerdin izliyorum,teşekkür ederim sana.
Devam edecek misin? Bir süre sonra sıkıyor, fakat o yüzyılın yaşamış kişilerini görmek, o ambiyansı yaşamak güzel.
 
6e8b4c483e1c12b1adb2f95646bb9b1e7b042804e1669f772cc863b2f8c47de4._RI_V_TTW_.jpg


2015 yapımı filmi bir klipte görmüştüm merak ettim sabah izledim.yaşanılan dönem ilgimi çekişyor,danslar,kıyafetler ve nezaket.

filme gelirsek genel olarak beğendim,karanlık gizemli bir film.kadro zaten iyi oluşturulmuş,atmosfer gayet iyi. benim zevk açıma uyan bir film olduğu için beğendim.

10/8
 

Ben Affleck: “Batman’i Nihayet Çözdüm”

Ben Affleck, The Flash filminde Batman kostümünü son kez giyecek. Batman rolünde en sevdiği sahnelerin bu filmde olduğunu söylüyor. Justice League döneminde dibi gördüğünü ve Batman’i sevmediğini itiraf ediyor.
Ben Affleck bir süredir farklı röportaj ve açıklamalar sırasında haber niteliği olan şeyler söylüyordu. Bu yazımızda onları bir araya topladık.

Batman’i Nasıl Canlandırmam Gerektiğini Nihayet Çözdüm

Bunu daha önce hiç söylememiştim. Fakat sanırım Batman ve Batman’in yorumlanışı açısından en sevdiğim sahneler The Flash filminde geçiyor. Umarım yaptığımız işlerin bütünlüğünü bozmazlar çünkü bence muhteşem ve ilgi çekiciydi. Farklıydı, ama karaktere uymayacak şekilde farklı değildi. Kim bilir? Belki bu şekliyle iş görmeyeceğini düşünüp değiştirirler. Fakat benim gördüğüm ve yaptığım şekli gayet eğlenceli, tatmin edici ve heves uyandırıcıydı. Ve şöyle düşündüm. “Vay be, galiba nihayet bu işi çözdüm.”
The Flash filmi hem Ben Affleck hem de Michael Keaton‘ın Batman karakterlerini bir araya getirecek. Fakat aktörlerin kendi filmlerinde canlandırdıkları Batman’ler bu filmde farklı karakterlere bürünebilir. Geçtiğimiz günlerde Keaton eski Batman filmlerini neden bıraktığını açıklamıştı, buradan okuyabilirsiniz. Keaton’ın Batman konusundaki görüşleri çok netti, onun karanlık ve hüzünlü olması gerektiğine inanıyordu. Ayrıca Batman’i anlamayan bir yapımda çalışmayı reddediyordu. Dolayısıyla The Flash’teki rolünün de onu tatmin ettiği çıkarımıyla mutlu olmuştuk.

Ben Affleck ise ‘Batman’i nihayet çözdüm’ şeklinde bir açıklama yapıyor. Bunda Keaton ile birlikte çalışmış olmanın bir etkisi var mıdır acaba? Aktörün sözleri aynı zamanda yaptığı ve beğendiği işlerin sinemaya çıkan versiyonda kendisini bile hayal kırıklığına uğratan geçmiş deneyimlerine gönderme yapıyor. Umarız The Flash de bizi öyle bir hayal kırıklığına uğratmaz. Zira Affleck de Keaton da son kez Batman kostümlerini giyiyorlar. Bundan sonra Gotham, Robert Pattinson‘a emanet.Justice League Sırasında Çukurun Dibindeydim
Affleck Justice League filminin onun açısından dibin de dibi olduğunu söyledi. Bunun tamamen film ile alakalı olmadığını, filmin çekildiği dönemdeki kişisel durumuyla da alakalı olduğunu söyledi. Birçok olumsuz faktörün bir araya gelmesiyle çok tatsız bir deneyim yaşamış. Kişisel sorunları, Jennifer Garner ile boşanması, çakışan programları, sürekli yolculuk etmek zorunda kalması, Zack Snyder‘ın kızının ölümü sebebiyle Joss Whedon ile yeniden çekimler yapmak… “Hayatımın en kötü deneyimiydi. Korkunçtu. Hiç hoşlanmadığım bir sürü şey üst üste geldi.” diyor.
Justice League filminde ve Batman rolünde bunca olumsuzluk yaşadıktan sonra kendisini tükenmiş hissediyormuş. Dolayısıyla artık kendisini mutlu edecek projelere dahil olmayı tercih ediyormuş. Önceki gibi başkalarını memnun etmek için kendisini hırpalayacağı işlerde yer almak istemiyormuş.

Batman ile mutlu olmayacağını fark etmiş ve Batman filmlerini Batman’i seven birinin yapması gerektiğini düşünüyormuş. “Belki 32 yaşında falan olsaydım Batman’le ilgilenmeyi sevebilirdim” diyor 49 yaşındaki Affleck. Fakat artık değmediğine karar vermiş. Kişisel önceliklerinin farkında olarak hayatını buna göre değiştirmiş olmakla rahatladığını söylüyor.

Affleck daha önce Batman rolünü çocukları için kabul ettiğini söylemişti. Çocukları Argo gibi onun parladığı filmleri izlemiyormuş. Justice League çilesine de çocukları “Benim babam Batman” diyebilsin diye katlanmış. Aktörün çocukları şu an 15, 12 ve 8 yaşlarında.

The Last Duel Gişede Başarı Elde Edemese Bile İyi Bir Film Oldu

The Last Duel filminin gişede başarısız olması filmin kendisinden daha ünlü olmuştu. Bizim çoğu okurumuz da bu başarısızlık haberini yaptığımızda filmin varlığından yeni haberdar olduklarını söylemişti.

Ridley Scott bu başarısızlığı hoş karşılamayıp suçu telefonlarından kafasını kaldırmayan gençlere atmıştı. Fakat hepimiz asıl suçlunun filmin duyurusunu yeterince yayamayan stüdyolar ve pandemi olduğunu biliyorduk. Zira filmin yorumlarının neredeyse tamamı filme övgüler yağdırıyordu. Eleştirmenler gişe başarısızlığını filmin yetişkin kitleye hitap etmesi sebebiyle popülerliğinin azlığı olarak da yorumlamıştı.

Ben Affleck ise yönetmen ile aynı düşünmediğini söyledi. Artık film alışkanlıklarımızı değiştirdiğimizi ve The Last Duel’ın evlerde izlenecek ve beğenilecek bir film olduğunu düşünüyormuş. Durumu radyonun yerini alan televizyonlara benzetiyor. Netflix, Amazon Prime, Disney+ gibi yayıncılar arttıkça sinema ve evde film izleme konseptleri değişiyor. Scott ve daha birçok ünlü yönetmen bunu güzel bir değerin korkunç bir kaybı olarak görüyor. Ancak Affleck bunun doğal bir değişim olduğunu, eskiye sıkı sıkı bağlanmamak gerektiğini savunuyor. The Last Duel hem aktöre, hem yönetmene hem de eleştirmenlere göre gayet iyi bir film. Dolayısıyla “sinemada olmadıysa evde bile değerini bulacaktır” diyor.

Ben Affleck’in En Son Çıkan Filmi: The Tender Bar

Ben Affleck’in en son yayınlanan filmi Amazon Prime Video’ya özel drama türündeki The Tender Bar.

George Clooney‘nin yönettiği film, amcasının barında birçok baba figürüyle birlikte büyüyen bir çocuğun hikayesini anlatıyor. Senaryo, Pulitzer ödüllü Amerikalı gazeteci J.R. Moehringer‘ın gerçek anılarını anlatıyor. Ben Affleck ana karakterin bar işleten amcası rolünde. Ready Player One filminin Parzival’ı Tye Sheridan da başrolde. Yani Moehringer’ın çocukluğunu canlandırıyor. Filmin kadrosu çok fazla ünlü isme sahip değil. Ancak çok sevdiğimiz Doc Brown, yani Christopher Lloyd da oyuncular arasında.



 
Ben Stiller, "Mystery Men 2" İçin Geri Dönmeye Hazır!

1999 yapımı Mystery Men, süper kahraman filmlerine yönelik bir taşlama filmiydi.

1999 tarihli komedi filmi Mystery Men'in (Şapşal Kahramanlar) başrolünde yer alan Ben Stiller, bir devam filmi için geri dönmekten büyük heyecan duyacağını açıkladı. Süper kahraman filmlerine yönelik bir taşlama olan Mystery Men, bir grup amatör süper kahramanın maceralarına odaklanıyor.

Ben Stiller'ın dizginlenemez öfkesinden güç alan, özenti bir kahraman olan Mr. Furious rolünde izleyici karşısına çıktığı film, hikayenin gerçek süper kahramanı olan Captain Amazing'in (Greg Kinnear) kaçırılmasının ardından bir grup beceriksiz süper kahramanın bir araya gelerek Champion City'i kurtarmaya çalışmasını anlatıyordu.

Ben Stiller'ın yanı sıra William H. Macy, Hank Azaria, Janeane Garofalo, Kel Mitchell, Paul Reubens, Tom Waits, Geoffrey Rush gibi usta isimlerin rol aldığı filmin yönetmenliğini ise Kinka Usher üstlenmişti. Film vizyona girdiği dönemde beklenenin altında bir gişe performansı gösterdi ancak aradan geçen yıllarda kült bir film olarak anılmaya başladı.

Ben Stiller, ComicBook.com ile gerçekleştirdiği bir röportajda, Mystery Men 2 için geri dönmeye hazır olduğunu belirtti ve bir devam filmi çekilmesinin muhteşem olacağını söyledi. Özellikle filmin kadrosundaki yıldız isimlerle çalışmanın ne kadar büyük bir keyif olduğunu belirten Stiller, kendisine bu konuda bir soru sorulana kadar bu fikir üstünde düşünmediğini ama böyle bir film olursa seve seve yeniden Mr. Furious rolüne bürüneceğini söyledi.

Stiller'ın yorumları tamamen teorik bir devam filmi hakkında olsa da, filmin devamı için mükemmel bir dönemdeyiz. Mystery Men, izleyicilerin süper kahraman türünden beklentilerini altüst etme açısından zamanının ilerisinde bir filmdi. The Boys ve Deadpool gibi süper kahraman türünü parçalayan, tersine çeviren ve bu türün kalıplarıyla dalga geçen yapımlar artık büyük bir izleyici kitlesi ve eleştirmenlerin beğenisini kazanırken, izleyicilerin de daha önce gördükleri sayısız hikayeye benzemeyen süper kahraman hikayelerine aç oldukları çok açık. Dolayısıyla eğer bir Mystery Men 2 filmi gelecekse, bunun için en uygun zaman dilimindeyiz. Kim bilir belki Ben Stiller'ın bu röportajından sonra bu devam filmini hayata geçirmek isteyen birileri çıkar...

0129788.jpg


 
Alex Kurtzman, Tom Cruise'lu "Mumya" Filmini Hayatının En Büyük Başarısızlığı Olarak Değerlendirdi

2017 tarihli "Mumya" filminin yönetmeni Alex Kurtzman, bu filmin hayatının en büyük hatası olduğunu düşünüyor.

Universal Pictures'ın 1999 yapımı Brendan Fraser'lı "Mumya" filmiyle başlayan ikonik film serisini yeniden başlatma girişimi olan 2017 tarihli, başrolünü Tom Cruise'un üstlendiği "Mumya" filmi, üstünden beş yıl geçmiş olmasına rağmen hala büyük bir başarısızlık olarak anılıyor.

Film eleştirmenler, izleyiciler ve gişe açısından tam bir fiyaskoydu ve Universal'ın birçok filmden oluşacak "Karanlık Evren" (Dark Universe) girişimiyle ilgili iddialı planlarını tek hamlede baltaladı. "Mumya"nın başarısızlığının suçu, filmin her aşamasında yer alan yıldız ve yapımcı Tom Cruise ile o zamandan beri bir film yönetmemiş olan Alex Kurtzman'a yüklendi.

Bingeworthy podcast'in yeni yayınlanan bölümünde konuşan Kurtzman, filmi "profesyonel ve kişisel hayatının en büyük başarısızlığı" olarak değerlendirdi. Fakat bu filmin başarısızlığının çok öğretici bir deneyim olduğunu da belirtti.

Kurtzman'ın açıklamasının tamamı şu şekilde: "Başarılarınızdan hiçbir şey öğrenmediğiniz ve başarısızlıklarınızdan her şeyi öğrendiğiniz görüşüne katılma eğilimindeyim. Ve bu muhtemelen hem kişisel hem de profesyonel olarak hayatımın en büyük başarısızlığıydı. Pişman olduğum milyonlarca şey var ama aynı zamanda bana anlatılamayacak kadar güzel hediyeler de verdiler. O filmi yapana kadar yönetmen olmadım ve bu, film iyi yönetildiği için değil, iyi yönetilmediği içindi."

Son yıllarda, başarılı olduğu televizyon yapımcılığı alanına dönen Kurtzman, aynı zamanda J.J. Abrams'ın modern Star Trek filmlerinin de ortak yazarı ve yapımcısı.

 
Tom Cruise'un iki kötü filminden biri.diğer Dünyalar Savaşı ki o filmde yine de Tom Cruise olmasa hiç izlenmez.mumya'da berbat bir filmdi.eskisi kadar iyi filmler çıkmıyor artık,teknoloji ile filmler bazen daha kötü olmaya başladı.
 
Barbarian 10/3

yılın en iyi korku filmi diye açtım izledim saçma sapan bir film,hiçbirşey yok filmde boşa zaman kaybı,karanlık alanlarda çekildiği için korku vermesi düşünülmüş boşa vakit kaybı olan bir film.
 
Geri