Neden bu kadar eleştirildiğini anlamıyorum. “Bize ne vaadedecekler, hangi koltuğu bırakacaklar” diye açık açık kendisi söyledi. Seçimlere kendi siyasi bekası çerçevesinden baktı ve bu açıdan belki devletin kimi köşelerinde yer bulabilecek ve eklemlenecek. Bu adamın nihayetinde bir ülkücü olduğunu, günün sonunda dönüp dolaşıp konacağı yer egemen güçlerin safı olduğunu anlamamak için kaç tane daha örnek gerekli? Türkiye siyaseti kişiselleşiyor, siyasi kimlik partilerde/ideolojilerde değil kişilerde şekilleniyor. Bu böyle oldukça da “hayal kırıklıkları” ortaya çıkıyor. Kişilere değil, siyasi perspektiflerine bakmak gerekir.
