Silahlara veda-ernest hemingway

Konu sahibi son olarak 2620 gün önce görüldü
SİLAHLARA VEDA-ERNEST HEMİNGWAY



Hemingway’ den bir şaheser, Yazarına Nobel Edebiyat Ödülü kazandırmış olan “Silahlara Veda”, eşine az rastlanır bir roman... Kitapta yalnızca savaş değil, aynı zamanda insanların korkuları, acıları ve duyguları büyük bir ustalıkla anlatılmıştır. “Nasıl yararlandınız böyle?” diye sordu. “Bakayım filmlere. Evet. Tamam. Bakıyorum demir gibisiniz. Kim bu güzel kız? Sevgiliniz mi? Şu savaşın canı cehenneme. Nasıl, acıyor mu? Cesur bir delikanlısın sen! Yeniden ayağa kaldıracağım seni. Acıyor mu? Hem de nasıl desene! Canını acıtmayı seviyor şu doktorlar! Şu ana kadar neler yapıldı size? Ameliyattan sonra ayıldığımda hala hayatta olduğumu fark ettim. İlaçla uyuşturuyorlar, uyandığınızda kendinizi sarhoş gibi hissediyorsunuz. Yalnız, safradan başka hiçbir şey çıkmıyor, sonra da kendinizi hiç de rahatlamış hissetmiyorsunuz. Yatağın ayak ucunda kum torbaları var. Torbalar alçı kalıbından dışarı uzanan demir çubuklara bağlıydı. Miss Gage başımda bekliyordu. "Şimdi Nasılsınız?" dedi. "Daha iyiyim," dedim.

“İnsanlar savaşın ne kadar kötü olduğunu anlayınca, durdurmak için ellerinde bir şey gelmiyor, çünkü çıldırıyorlar.”

Tuhaf bir yazardır Hemingway. Kısa cümleleri, uzun uzun psikolojik incelemeleri yapılmayan karakterleri, zamanda sıçramalar, bilinçakımı gibi zamanın gözde tekniklerinin kullanılmaması, karışık bir anlatımdan çok diyaloglara –bizde bu bakımdan en çok Orhan Kemal böyledir- dayalı yapıları ile dikkati çeker kitapları.

Silahlara Veda en ünlü ve iyi kitaplarından biridir. Yine her büyük roman gibi otobiyografik gerçekler kitabın her yerini sarıyor. Bunu edebi bir kaliteye yükselten ise yetenek ve üslup. Romanlarında tarihsel gerçkler arayan, romanlarının bir dönemi, olayları falan tarihsel gerçeklik içinde anlattığını sanan fena yanılır. Mesela Çanlar Kimin İçin Çalıyor′da aslında İspanya İç Savaşı dekor olmasına rağmen, anlatıklarında bol bol maddi hata vardır. Aslında bu bakımda Hemingway hiç güvenilmez biridir. Hatta sahtekar bile denilebilir.

Hemingway’in romanları o kadar içki, kadın, aşk, bol bol dostlarla sohbetler ile dopdolu olsa bile çok karamsar, hüzünlü, boğucu kitaplardır. Kafka ile aynı sınıfa bile girer bu bakımdan. Silahlara Veda bunun en güzel örneklerinden biridir.

Sonuçta iki dünya savaşına, Türk Kurtuluş Savaşına, İspanya İç Savaşına bizzat şahit olmuş, katılmış hatta görev almış biridir. Kısa, süssüz, eğretilemesiz biçimini büyük ölçüde gazetecilikten gelmesine borçludur.

Hemingway’in hemen her büyük romanında –özellikle Çanlar Kimin İçin Çalıyor ve Silahlara Veda- kadınlarla ilişkileri çok tuhaf, gülünç hatta gerçeküstüdür. Hemen aşık olur Hemingway’in erkekleri. Savaşın ortasında bile iki aklıbaşında insanı aşk oyuncağı ile maymuna çevirir. Erkekle kadının konuşmalarını okurken gülmek tutar. Ama birden dehşetle bunların insan hayatında tam tamına böyle olduğunu görürsünüz. Sadece o ana kadar fark etmemişsinizdir o kadar.

Büyük bir romandır Silahlara Veda. Neden büyüktür, bilmiyorum. Gerek de yok zaten.
 
Silahlara Veda (Ernest Hemingway) Roman Özeti



Silahlara Veda (Ernest Hemingway) Roman Özeti,Silahlara Veda (Ernest Hemingway) Konusu,Silahlara Veda (Ernest Hemingway) Ana Fikri,Ernest Hemingway Silahlara Veda Kitabının Özeti,Silahlara Veda (Ernest Hemingway) Karakterleri

KİTABIN KONUSU

Birinci Dünya Savaşında bulunan bir askerin başından geçen olaylar.

KİTABIN ÖZETİ

Teğmen Frederic Henry , İtalyan sınırında ,bir İtalyan ambulans birliğinde çalışan genç bir Amerikalıydı. Yeni bir saldırı başlamak üzeredir. Henry izinden karargaha döndüğünde arkadaşı teğmen Rinaldi, İngilizlerin orada yeni bir hastahane kurmak için birkaç İngiliz hemşire gönderdiklerini söyler. Sonra da Henry’ i Catherina Barkley adındaki hemşireyle tanıştırır.
Henry , işten vakit bulabildikçe, Catherine’i görmeye gitmektedir. Bu içtenlikli tavırlı İngiliz kızından hoşlanmakta ise de ona aşık değildir. Henry, cepheye gitmeden önce genç hemşire, kendisine bir madalyon verir.
Milano’da doktorun Henry’yi muayene etmesine fırsat kalmadan hemşireler, genç adamın içki içmesini yasak etmişlerdir ama genç adam bir kapıcıyı kandırarak gizlice içki aldırtıp yatağının altına saklar. Catherine Barkley de Milano’daki hastaneye gelmiştir.Henry ona aşık olduğunu hatırlar.Doktorlar, Henry’yi dizinden ameliyat etmeden önce, altı ay sırtüstü yatakta yatması gerektiğini söylerler. Henry, ameliyatı ertesi günü yapabileceğini söyleyen bir başka doktora muayene olmak ister, bu arada Catherine de işlerini bol bol Henry’nin yanında kalabilecek şekilde ayarlamaktadır.
Ameliyat’tan sonra Henry ,Milano’da bir zaman daha kalır. Catherine de onun yanındadır.Lokantalara gidip yemek yerler , araba gezintileri yaparlar. Henry geceleri yalnızlıktan sıkılmakta ,huzuru kaçmaktadır.Catherine sık sık odasına gelip geceyi onunla birlikte geçirmeye başlamıştır.
Yaz yerini sonbahara bırakmış, Henry’ nin yaraları iyileşmiştir.Ekim’ de Henry hastahaneden çıkıp iyileşme devrini izinli olarak dışarıda geçirecektir.Catherine’ le Henry , izni birlikte geçirmeyi tasarlamaktadırlar. Ama genç adam, hastahaneden çıkmadan yeniden yaraları açılır. Başhemşire Henry’ nin hastahaneden taburcu edilmemek için bile bile içki içip yaraların azmasına neden olduğunu ileri sürer. Henry cepheye gitmeden önce Catherine’ le birlikte geceyi bir otel odasında geçirirler.Genç kız ona hamile olduğunu söyler .
Henry cepheye döner, üç ambulansı hastahane malzemesiyle doldurup güneye, Po vadisine gitme emrini almıştır.Askerlerin morali çok bozuktur. Rinaldi , Henry ‘ nin dizinde yapılan ameliyatın başarılı olduğunu sürer. Henry’nin daha nikahlanmadan evli bir erkek gibi davranmaya başladığını söyler. Cephede , İtalyanlar Alman birliklerinin Avusturya birliklerini takviye ettiğini öğrenince Caporetto’ dan geri çekilmeye başlarlar. Bu, tarihin en korkunç geri çekilmelerinden biridir. Henry hastahane malzemesiyle yüklü ambulanslardan birini kullanmaktadır.Güneye doğru geri çekilirlerken ambulans yoldaki tıkanıklık yüzünden uzun zaman beklemek zorunda kalır. Henry, yolda iki İtalyan çavuşunu arabaya alır. Gece şiddetli yağan yağmur altında geri çekilme harekatı saatlerce devam eder.
Şafak sökerken Henry Udine’e daha çabuk varabilmek amacıyla kestirme yollardn birine sapar . Ambulans yolun çamurlarına saplanır. Çavuşlar arbadan inip yalnızca yollarına devam etmek isteseler de Henry onlara arabanın çamurdan çıkarılmasına yardım etmelerini söyler.Çavuşlar buna yanaşmazlar ve kaçarlar. Henry ateş edip bir tanesini yaralar. Öbürü tarlalara doğru kaçarak kurtulur. Henry’nin yanında yürüyen bir İtalyan ambulans şoförü, yaralı bir İtalyanı başının arkasından vurarak öldürür. Henry ve üç arkadaşı yürüyerek Udine’nin yolunu tutarlar. Udine karşıdan göründüğü sırada Henry’nin grubundaki askerlerden biri bir, İtalyaan , kurşunuyla ölür. Öbürleri bir ahırda saklanıp ortalıktan el ayak çekildikten sonra tekrar yola koyulurlar. Udine’ nin içinden geçip Taglimento nehrine doğru uzanmakta olan askerlere yetişeceklerdir.
Artık İtayan ordusu tam bir keşmekeş içinde bulunmaktadırlar, Askerler silahlarını yere fırlatmakta, subaylar hırsla apoletlerini söküp atmaktadırlar. Taglimento nehrinin üzerinden geçen tahta köprünün öbür yanında bir askeri mahkeme kurulmuştur.Orduya ve rütbeye hakaret eden subaylar hemen muhakeme edilip kurşuna dizilmektedirler. Henry’ de bunların arasındadır, ama bir kolayını bulup nehre atlayarak kurtulur. Venedik ovasına yürüyerek geçer, sonra bir yük trenine atlayıp Milano’ya gelir.Yattığı hastahaneye uğrar , İngiliz hemşirelerin Stresa’ ya gönderildiklerini öğrenir.
Caporetto ‘ dan geri çekildikleri sırada Henry, silahlara veda etmiştir. Milano’ da bir Amerikan arkadaşından sivil elbiseler satın alır. Trenle Stresa’ ya gider, orada izine çıkmış olan Catherine’ i bulur. Henry’ i kaldığı otelin barmeni , resmi makamların onu orduyu terk suçundan ertesi sabah tevkife hazırladıklarını haber verir. Onlara sandalını kiralamayı önerir. Bununla Catherine ve Henry İsviçre’ ye geçebilirdi. Henry , bütün gece kürek çeker. Sabahlayin elleri yara bere içindedir , öyleki ,kürek çekmek şöyle dursun , küreklere dokunmasına bile imkan yoktur. Henry’ nin karşı koymasına aldırmadan Catherine küreğe geçer. Sağsalim İsviçre’ varırlar, hemen tutuklanırlar. Henry , kürek çekmesini seven bir sporcu olduğunu ve kış sporları yapmak için İsviçre’ ye geldiklerini söyler. Henry’ le Catherina’ nin tamam oluşu, başlarının derde girmesini önler.
Sonbaharın geri kalan günlerinde ve kışın Montreux dolaylarında bir otelde kalırlar. Evlenme işini de konuşurlar, ama Catherine çocuğunu dünyaya getirmedikçe nikah memurunun karşısına çıkmak istemez.Kayak yaparlar , gezerler, gelecek için güzel şeyler düşlerler.
Catherine’ nin doğum yapacağı zaman yaklaşınca bir hastahaneye yakın yerde bulunmak amacıyla Lusanne’ ye giderler. İlkbaharda Montreux’ ye dönmeyi düşünürler. Hastahanede Catherine’ in sancıları çok fazla olduğu için doktor, onu bayıltmak zorunda kalmıştır. Saatlerce süren sancılardan sonra Catherine ölü bir çocuk dünyaya getirir. Hemşire, Henry’ i karnını doyurması için dışarıya göndermiştir. Tekrar hastahaneye döndüğü zaman Catherine’ in bir kanama geçirdiğini öğrenir. Odasına gidip Catherine’ ölünceye kadar onun yanında kalır.Henry’ nin yapacağı bir şey yoktur, konuşacak bir kimsesi, gidecek bir yeri de yoktur. Catherine ölmüştür artık. Hastahaneden çıkar ağır ağır oteline doğru yürür. Yağmur yağmaktadır.


KİTABIN ANA FİKRİ

Ölüm denilen gerçek anlaşılırsa, hayatın yaşanmaya değer güzellikte olduğu ve önemli anları bullunduğu.

KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ

Teğmen Frederic HENRY: Birinci Dünya Savaşın da cesurca savaşan bir Amerikan askeri.

Teğmen Rinaldi: Henry’ e her zaman destek çıkan kahraman bir asker ve iyi bir dost.

Catherine BARKLEY: Her konuda sevdiği kişi için her şeyi yapabilecek bir kız.

CAPORETTO: İtalyan birliklerinin Alman birlikleri saldırısı sonucu terk ettikleri yer.

UDINE: Savaş sırasında Henry’ nin ulaşmaya çalıştığı yer.

STRESA: Catherine’ nin işi gereği gönderildiği yer.

İTALYA:İtalya sınırında Henry o sıralar çalışmaktadır.

MONTREUX: Henry ile Catherine’ nin tatil yapmak için gittikleri yer.

LUSANNE: Catherine’ nin doğum yaptığı yer.
 
Geri