Sıkıştırılmış zamanlarda yaşadık bizler
Ve aslında hala yaşıyoruz.
Jenerasyonumuz bayramlarda tebrik kartı atmayı el öpüp mendil içinde
harçlık ve şeker almayı da öğrendi bayram tatilini fırsat bilip gezmeyi
kısa mesajlar çekmeyi de.
Televizyonsuzluğu ya da siyah beyaz tek kanalı da gördük. 800 kanallı uydu
yayınlarını plazma televizyonları da.
Evimizde telefon olmadığı için ya aylarca bağlanmasını bekledik ya
postahane'de sıraya girdik sevdiğimizin sesini duymak uğruna sonra
görüntülü mini minicik cep telefonlarıyla tanıştık.
Daktilo nedir onu da bildik bilgisayarı cepte taşımayı da öğrendik.
Kapımızı kilitlemeden de yattık apartmanların 5 inci katındaki camlarımıza
demirde taktırdık.
"Bu akşam müsaitseniz annemler size oturmaya gelecek" ya da "annem varsa
bir fincan şeker istiyor" diyerek komşu teyzelerin kapısını da aşındırdık.
28-30 daireli bloklarda selamlaşmadan tanışmadan komşumuzla aynı asansöre
binip ya biterse korkusuyla büyük marketlerden üçer beşer paket şeker de
aldık.
Sevgilimizle kaçamak ağaç altlarında buluşurduk ama internette ''chat''
yapmayı da öğrendik.
Bakkala borç yazdırdık zaman zaman ya da kredi kartı kullanmayı
beceremeyip market kasalarında rezil olduk.
Bizler sıkıştırılmış zamanlarda yaşadık
Sevgilerimizi
Tutkularımızı
Sevinçlerimizi
Hüzünlerimizi
İsteklerimizi
Özlemlerimizi.
AMA ASLA VAZGEÇMEDİK....
Ve aslında hala yaşıyoruz.
Jenerasyonumuz bayramlarda tebrik kartı atmayı el öpüp mendil içinde
harçlık ve şeker almayı da öğrendi bayram tatilini fırsat bilip gezmeyi
kısa mesajlar çekmeyi de.
Televizyonsuzluğu ya da siyah beyaz tek kanalı da gördük. 800 kanallı uydu
yayınlarını plazma televizyonları da.
Evimizde telefon olmadığı için ya aylarca bağlanmasını bekledik ya
postahane'de sıraya girdik sevdiğimizin sesini duymak uğruna sonra
görüntülü mini minicik cep telefonlarıyla tanıştık.
Daktilo nedir onu da bildik bilgisayarı cepte taşımayı da öğrendik.
Kapımızı kilitlemeden de yattık apartmanların 5 inci katındaki camlarımıza
demirde taktırdık.
"Bu akşam müsaitseniz annemler size oturmaya gelecek" ya da "annem varsa
bir fincan şeker istiyor" diyerek komşu teyzelerin kapısını da aşındırdık.
28-30 daireli bloklarda selamlaşmadan tanışmadan komşumuzla aynı asansöre
binip ya biterse korkusuyla büyük marketlerden üçer beşer paket şeker de
aldık.
Sevgilimizle kaçamak ağaç altlarında buluşurduk ama internette ''chat''
yapmayı da öğrendik.
Bakkala borç yazdırdık zaman zaman ya da kredi kartı kullanmayı
beceremeyip market kasalarında rezil olduk.
Bizler sıkıştırılmış zamanlarda yaşadık
Sevgilerimizi
Tutkularımızı
Sevinçlerimizi
Hüzünlerimizi
İsteklerimizi
Özlemlerimizi.
AMA ASLA VAZGEÇMEDİK....