Soru Şiddetin yaygınlaşmasında en önemli etken sizce nedir?

🕒 Konu sahibi 5 saat önce aktifti
Şiddet içeren filmler, diziler, oyunlar v.s her geçen gün daha fazla talep görmeye başlamaktadır. Artan şiddet olaylarında bu durumun etkisi var mı yoksa daha başka sebepler olduğunu mu düşünüyorsunuz?
 
Aile oldugunu dusunuyorum cocuk yaslarda buna maruz kalan bi birey bunu normallestiriyor, icsellestiriyor. Belki direk siddet göstermiyor ama kavgaya gürültüye o kadar alismis ki onsuz olunca normalinden ciktigini hissediyor. Sürekli bi kavga , mobbing , siddet eğiliminde.
 
Aile oldugunu dusunuyorum cocuk yaslarda buna maruz kalan bi birey bunu normallestiriyor, icsellestiriyor. Belki direk siddet göstermiyor ama kavgaya gürültüye o kadar alismis ki onsuz olunca normalinden ciktigini hissediyor. Sürekli bi kavga , mobbing , siddet eğiliminde.
Kişinin çocuk yaştan itibaren maruz kaldığı koşullar, aileden gördüğü her şey bir süre sonra normali olmaya başlıyor ve normalleştirdiklerini başkalarına yaşatmaktan da çekinmiyor.
 
Bir çok değerlendirme yapılır bu konuda sosyolojik olarak da. En ilginç ve en çok hoşuma giden değerlendirmelerden birini geçenlerde
Emrah Safa Gürkan’dan duydum. Kelime kelime yazamayacağım doğal olarak da, mealen şöyle dedi ;

“ Çünkü kitap okumuyoruz kitap okuyan bir insan grinin var olduğunu bilir çünkü romanlarda karakterlerin bir alt metni, karakterin bir gelişim süreci, bir yaşantısı vardır ve insan da roman okursa bu griyi gözlemleyebilir. Eğer sen roman okumazsan hayatı siyah ve beyaz olarak algılarsın bu da doğal olarak doğalında bir çatışma sürecini yaşatır. Kutup oluşturur. Bu kutuplu hal de bir şiddet sarmalını şiddet döngüsünü besler. Oysa roman okuyan insan grinin var olduğunu bilir. Tahammül edebilir, anlayabilir, empati kurabilir, iletişim kurabilir, analiz edebilir.”

Doğru bir değerlendirme. Eğer kitapları özetinden değil gerçekten okuduysanız şu örneği daha iyi anlarsınız ;

İki kişiyi öldüren bir katil olan Raskolnikov’a sempati duymamızın kitapta sürgüne gönderilince üzülmemizin idamla karşı karşıya geldiğinde bunu yaşasın istemememizin bir katil ile dahi olsa empati kurabilmemizin nedeni de budur.

Griyi bilmiyoruz. Fazla siyah/beyaz bakıyoruz. Bu da şiddet eğilimlerini arttırıyor.
 
@HosgeldinHarunAbi

Yazdıklarına sonuna kadar katılıyorum ve bir de sorunları akılcı yoldan, sakince çözme çabasını 'zayıflık' olarak görenler var. Toplumda bu örneklere sık rastlıyorum. Çocuğu biri ile kavga etse "Sen niye vurmadın ki ona?" diye çocuğuna yanlış yönlendirme yapanları görebiliyoruz. Eşi biri ile tartışsa, kavga etse kadın da ortamlarda bu durum ile övünebiliyor.
 
@HosgeldinHarunAbi

Yazdıklarına sonuna kadar katılıyorum ve bir de sorunları akılcı yoldan, sakince çözme çabasını 'zayıflık' olarak görenler var. Toplumda bu örneklere sık rastlıyorum. Çocuğu biri ile kavga etse "Sen niye vurmadın ki ona?" diye çocuğuna yanlış yönlendirme yapanları görebiliyoruz. Eşi biri ile tartışsa, kavga etse kadın da ortamlarda bu durum ile övünebiliyor.
Evet haklısın

Dediğim gibi bir çok değerlendirme yapabilmek, bir çok sebep sunabilmek bir çok değişkenden bahsedebilmek mümkün. Örneğin ben savaş, ölüm, şiddet, işkence vs görmüş olan bir kişinin son derece barış yanlısı olacağını şiddeti beslemek yerine barışı yücelteceğini
düşünürüm.

Fakat konforlu alanlarında yaşayan insanların çok fazla savaş, şiddet çığırtkanlığı yaptığını bu anlayışın da şiddeti körüklediğini düşünüyorum. Savaşın ölümün işkencenin getirmiş olduğu acıyla yüzleşmediler onlar, yüzleşmedikleri için de kolay geliyor onlara.

Tarihten bir örnek vermek gerekirse bu konuya ilişkin olarak en büyük örneklerinden biri Mustafa Kemal Atatürk’tür. Ömrü savaşmakla geçmiştir. Trablus‘ta, Birinci Dünya Harbind, Balkanlar’da Suriyede ve daha bir çok yerde savaşmış biri olarak barış konusunda en ilkeli en dik duruşu gösteren liderlerden biridir. Çünkü savaşın yarattığı yıkımı bilir. İstemez.

Tersine bir örneğe bakmak gerekirse o da Enver Paşa‘dır sarayda rahat ve huzur içinde yaşadığı için savaşın yarattığı acıyı, yıkımı asker olsa dahi Mustafa Kemal kadar hissedemez bilemez. Bundan kaynaklı olarak da bir çok insanı Sarıkamış’ta ölüme sürükleyebilir örneğin.

Yani demem odur ki şiddetin sonuçlarını deneyimlemiş kişi şiddetten kaçar bilmeyen deneyimlemeyen ise bunun çığırtkanlığını çok rahat bir şekilde yapabilir. Bu çığırtkanlık da ister istemez toplumun bir kesimi üzerinde etki eder. Bu etkiden kaynaklı olarak da şiddet beslenir.
 
17 yaşında suç makinesine dönüşen bir genci, hangi koşulların bu hale getirdiğini bilmek isterdim çünkü böyle nice örnek var.

 
Sosyal medyadaki denetimsizliğin de şiddetin yaygınlaşmasında etkisi çok büyük çünkü çoğu içerik hiçbir kontrol mekanizmasına takılmadan kolayca dağılıyor.
 
En genel problem ahlaki çöküntü yani sosyal çürüme. Bir sokak röportajında kıymetli bir akademisyenin dediği gibi:

Sosyal çürümeyi de daha sonra geniş anlamda açtığı videolar da mevcut. İzlemenizi öneririm.

 
En genel problem ahlaki çöküntü yani sosyal çürüme. Bir sokak röportajında kıymetli bir akademisyenin dediği gibi:

Sosyal çürümeyi de daha sonra geniş anlamda açtığı videolar da mevcut. İzlemenizi öneririm.


Etik değerlerin önem kazandığı toplumlarda elbette etik dışı olan şiddetin yükselmesi düşünülemez.
 
Konuya örnek olması açısından bu üzücü olayı da ekleyeyim.

 
Üzülerek görüyoruz ki şiddet içeren paylaşımlar, filmler, diziler, oyunlar bazı kişileri olumsuz etkiliyor ve yakın çevresi de birilerinin canı yanmadan bu durumu fark edemiyor.

 
Üzülerek görüyoruz ki şiddet içeren paylaşımlar, filmler, diziler, oyunlar bazı kişileri olumsuz etkiliyor ve yakın çevresi de birilerinin canı yanmadan bu durumu fark edemiyor.

Bunların hiç biri tek başına bu tür sonuçları doğurmaz
Ailevi sorunlar sosyalojik piskolojik gibi bir çok etken var diye düşünüyorum
Ruh sağlığı yerinde olan hiç bir birey oynadığı oyunun etkisi ile sağa sola saldırıp canice insan canına kastetmez..
 
Bunların hiç biri tek başına bu tür sonuçları doğurmaz
Ailevi sorunlar sosyalojik piskolojik gibi bir çok etken var diye düşünüyorum
Ruh sağlığı yerinde olan hiç bir birey oynadığı oyunun etkisi ile sağa sola saldırıp canice insan canına kastetmez..
Bahsi geçen örmekte tek sorun şiddet içeren oyunlar değil ve belli ki altında yatan başka sorunlar var. Yakınlarının ifadesine göre bugüne kadar şiddet içeren bir tavrı olmamış ya da varsa da onların bilgisi yok.

Uzmanlar ise düşünce yapısındaki bozukluk nedeni ile gerçeklik algısının da bozulduğu kanaatindeler ancak bu sadece ön analiz ayrıca şiddet içeren oyunların, şiddet eğilimini arttırdığı örnekler var diye ifade ediyorlar. Bu durumda kimde ne etki yapacağını bilmek de zor.
 
17 yaşında suç makinesine dönüşen bir genci, hangi koşulların bu hale getirdiğini bilmek isterdim çünkü böyle nice örnek var.

"Gayrimesru kovaliyok babba" dedikleri icin.
 
Kaybedecek bir şeyi olmayan insanların giderek çoğalması.
 
yaklaşık olarak her sene kadına yönelik şiddetle mücadele günü vesilesiyle şiddet karşıtı gösteri yapmak isteyen kadınları istanbul'un orta yerinde şiddet kullanarak dağıtan bir devletimiz var. ya da ücretini alamadığı icin greve giden işçileri özel güvenliklerine dövdüren patronlarımız var. ücretsiz eğitim istedikleri için okudukları üniversitelerde polis-asker zoruyla darp edilip uzaklaştırılan ögrencilerimiz var.

şiddet tek başına birey de vücut bulmuyor. toplumsal bir şiddet hali yaşamın her alanına sirayet etmiş durumda. biz ise sorunu tabandan tartışmaya açarak bireye indirgeyip duruyoruz. kimse anasından şiddete meyilli olarak doğmuyor. şartları olağan hale getiren bir düzen ve bu düzen içerisinde üst üste birikmiş sorunlar içinde debelenip duran biz...
 
Kişinin madde etkisinde veyahut büyütüldüğü ortamdaki ideolojiye bağlı olarak gelişen sapkın bir durumdur.
 
Geri