Şeytan Neden Yaratıldı?

  • Kullanıcı Od
  • Başlangıç tarihi Başlangıç tarihi
  • - Din ve İnanç
Konu sahibi son olarak 1233 gün önce görüldü
Soru: “Bütünüyle şer olan şeytanların yaratılması ve müminlere musallat olmaları, onların yüzünden birçok insanın küfre girip cehenneme gitmesi gayet müthiş ve çirkin görünüyor. Acaba sonsuz, mutlak güzellik ve merhamet sahibi Rahman’ın rahmet ve cemâli, bu hadsiz çirkinliğin ve dehşetli musibetin meydana gelmesine nasıl izin veriyor?” Bu mesele çoklarınca sorulmuştur ve çoğu insanın hatırına gelir.

Cevap: Şeytanın yaratılmasında küçük şerlerle beraber birçok küllî, hayırlı maksat ve insana kemâl yolunu açan sebepler vardır. Evet, bir ağaç, çekirdekten koca bir ağaç olana kadar ne çok mertebe geçirirse, insanın mahiyetindeki kabiliyetlerde ondan daha çok mertebe bulunur. Belki insanın kabiliyetlerinin zerreden güneşe kadar dereceleri var. Bu kabiliyetlerin ortaya çıkması için elbette bir hareket, bir amel gerekir. İnsanı yükselten o ameldeki zembereğin hareket etmesi mücadele ile olur. O mücadele ise şeytanların ve zararlı şeylerin varlığıyla mümkündür. Yoksa melekler gibi insanların da makamı sabit kalırdı. Bu durumda da insanlıkta binlerce sınıf bulunmazdı... İşte, küçük bir şerrin gelmemesi için binlerce hayrı terk etmek, hikmete ve adalete terstir.

Gerçi şeytan yüzünden çoğu insan sapkınlığa düşer. Fakat önem ve kıymet çoğunlukla keyfiyete göredir; niceliğe çok az bakar veya hiç bakmaz. Nasıl ki bir yerde bin, bir başka yerde de on çekirdeği bulunan bir insan, o çekirdekleri toprak altında kimyevî bir işleme tabi tutsa ve on çekirdeğin on tanesi de ağaç olduğu halde öteki bin çekirdek çürüse; ağaç olan on çekirdeğin o insana sağladığı fayda, elbette çürüyen bin çekirdeğin verdiği zararı hiçe indirir. Aynen öyle de, nefse ve şeytanlara karşı mücadele ile insanlığı yıldızlar gibi şereflendiren ve nurlandıran on insan-ı kâmil sayesinde insanlığa gelen fayda, şeref ve kıymet, elbette, haşerat türünden sayılabilecek derecede süflî olan dalâlet ehlinin küfre girerek vereceği zararı hiçe indirir, göze göstermez. Bu sebeple Allah’ın rahmeti, hikmeti ve adaleti şeytanın varlığına müsaade etmiş, insanlara musallat olmasına izin vermiştir.

Ey ehl-i iman! Bu müthiş düşmanlarınıza karşı zırhınız, Kur’an tezgâhında işlenen takvadır. Siperiniz, Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) sünnet-i seniyyesidir. Silahınız ise istiaze, istiğfar ve Allah’ın korumasına sığınmaktır.

-alıntı-


keyfiyet: kalite, nitelik.
nicelik: sayıca çokluk.
süflî: alçak, pek aşağı olan.
istiaze: Allah'a sığınmak.
istiğfar: tövbe, tövbe etmek.
 
En ilginci de, Darül-Zeferan ve Darül-Moor (Mardin)’da yaşadığım bir konuşma. Hep merak etmişimdir, Mardin civarlarında yaşayan bir grup insan, Yezidiler, neden şeytanı kutsal olarak biliyor? Ailemdekilere sormuştum, öncelikle Âdem ile Havva’yı kandırarak cennetten kovdurduğu için şeytanı sevmeyiz dediler; daha sonra hangi Müslüman’a sordumsa benzer cevabı aldım. 2004 yılında Siverek civarında şeytanı kutsal bildiği söylenen bir kişiyle ilginç bir konuşmam oldu.

Adama;
– Gerçekten Şeytanı kutsal olarak mı bilirsiniz?
Diye sordum
Bana cevap olarak:
– Anneni ve babanı sever misin? Hatta sana daha sonra kötülük etseler dahi onlara saygıda kusur eder misin diye sordu?
– Etmem dedim.
– Niye etmezsin?
– Çünkü onlar benim dünyaya geliş nedenim? Diye yanıt verdim.

• O zaman beni iyi dinle hocam dedi; öyküyü bir daha başından alıp düşünelim.

• İnançlarımıza, hatta semavi dinlerin hepsindeki inanca göre, Âdem ve Havva, Rab tarafından yaratılıyor ve Eden (Aden) bahçesi olarak bilinen cennete konuyor, doğru mu? Doğru. Rab ile birlikte olan ve her zaman olan, yaratıldığı hiçbir yerde yazılı olmayan melekler de var, Azrail, Mikail, İsrafil ve Şeytan gibi, doğru mu? Doğru.


• Kitaplarımıza göre Cennet Bahçesinde (Aden ya da Eden’de) çeşitli meyve ağaçları var; Âdem ile Havva bu meyvelerin hepsini yiyebiliyorlar; ancak yasak ağacın (birçok inanışta bilgelik ağacı olarak da biliniyor) meyvesini yemeye izinli değiller, doğru mu? Doğru. Ancak her ikisi de insan sıfatında yaratıldıkları için, merak onların en önemli özelliği. Bu nedenle bu ağacın meyvesini merak edip duruyorlar, yemeye de cesaret edemiyorlar, doğru mu? Doğru.


• Birgün Şeytan Havva’ya yaklaşıyor ve “Siz insansınız, merak ediyorsanız yiyin diyor” ve ona ve Âdem’e yasaklı ağacın meyvesini yediriyor; bunlar meyveyi yer yemez edep yerleri görülüyor ve insan olduklarını anlıyorlar; utanıyorlar ve bazı rivayete göre incir yaprağı ile edep yerlerini örtüyorlar.

Rab akşam Eden Bahçesine inerek, Âdem’e sesleniyor. Âdem yanıma gelsene diyor. Âdem, gelemem efendim diyor. Bunun üzerine Rab, demek yasaklı meyveyi yedin. Sana lanet olsun diyor ve onu insan kisvesinde, ölümlü, doğumu sırasında acı çeken bir varlık olarak dünyaya gönderiyor. Şeytanı da birçok inançta yılan kisvesinde ceza olarak dünyaya indiriyor ve her ikisini de birbirine karşı ebedi olarak düşman yapıyor.


• Neden her ibadetinizde Şeytana beddua ediyorsunuz? O olmasaydı, siz de olmayacaktınız! Sizin olmadığınız bir evrenin size ne yararı olacak, biz onu anlayamıyoruz. Bu nedenle, bizi dünyaya getiren ana ve babamıza nasıl saygı gösteriyorsak Rab ile birlikte Şeytan’a da saygı gösteriyoruz. Bu nedenle biz şeytanı aşağılayan o terimi değil “İsmi güzel melek” adına gelen ifadeleri kullanırız. Sayın hocam bir daha bu konuşmamızı düşün. Ben de size diyorum, belki bu konuda değil; ancak doğru bildiğimiz birçok konuda, bazen yanlış tanımlardan yanlış sonuçlar çıkararak yolumuzu karartabiliriz.



- Bu Ülkenin İnsanları Evrim Kavramından Ne Anlıyor (sayfa: 66,67,68,69,_ - Ali Demirsoy
 
Geri