SEVMEK
öyle ki sevmekle dipsiz bir kuyuda git gide aşağıya düşmek aynı tattaymış
öyle bir tat ki tarifi yok anlatılmayan hissedilen ama bir o kadar da nefreti içinde barındıran bir tat
acı yakıcı buruk
Boşluk öyle bir boşluk ki kapanacağı yerde gün geçtikçe
Açılan istikrarsız sevgi biteceğini bile bile bağlanmak
ve bir daha ki hiç kimseyi sevememek
güvenememek
pişmanlık
yalnızlık
gözyaşı
dolu olduğunu sandığın ama içini açtığında bomboş olan bir hayat teksin sadece kendin varsın bu koca dünya da yanında duran kuru kalabalıksa tek bir kıvılcımla yok olmaya hazır hatasız kalıplaşmış rutin hayat bu olsa gerek
tutamıyorsun ucundan yakalayamıyorsun teslim oluyorsun neye kime teslim olduğunu bilmeden kendini bırakıyorsun dipsiz ve boş bir kuyunun rutubetli karanlık ıssız boşluğuna ne çığlıkların seni yeryüzüne çıkartıyor ne de çırpınışların bir işe yarıyor durmadan düşüyorsun hızla ve yere çakılma ihtimalini görerek
sonsuzluğa mı gidiyorsun
ölüme mi
yoksa yeni bir başlangıca atılacak ilk adım için zamanın sabırsız akışına mı veriyorsun kendini içinde sırların belki yalanların ve göz göz olmuş yüreğinle konuşamıyorsungözlerininse her zaman ki gibi beceriksizliği yüzünden kaybediyorsun
artık kaybetmeye de alışıyorsun tıpkı hayata alıştığın gibi