Herkesin dinlediginde kendisini alip Akdeniz kasabasina goturen bir sarkisi var midir bilmiyorum.
Bazen bir sirt cantasiyla uc sene oncesine donmek istiyorum, raki icmek icin gozun karpuz ve beyaz peynirden baskasini aramadigi.
gulmekten Rum evlerine tirmanmanin zorlastigi, on sacin sicaktan kivirciklasmasina aldirilmadigi.
tuhaf sey hafiza. O karpuzu ballandira ballandira yedigini hatirliyorsun da ne hisle yedigini hatirlamiyorsun ornegin.
Kadeh kaldirdigimiz seye mutlu muydum? yaratici bir soylem bulamadi diye burun mu bukuyordum karsimdakine? Oda kucuktu, balkondaki sandalyeler dokme demirdendi de onun gozleri parlak veya puslu muydu? belirsiz
Gunesin dogusunu izleme karari aldigimizi konustugumuzu ama izlemedigimizi hatirliyorum, hatirlamiyorum yine boyle usuyup hirka giyerken soylenip soylenmedigimi akdeniz aksaminda.
Durmayan, duramayan zamanin keyfini cikartmak icin; sanki zaman hep elimin altinda olacakmis yanilgisiyla umursamadigim bir yigin andan ve cafcafli goruntuden ibaret Akdeniz.
Icime, disimdan daha onem verip; imge ve anidansa his biriktirmeye gitme ozlemi duyuyorum o yerlere.
Sabahtan beri bana oralari hatirlatan su sarkiyi dinliyorum ve huzurluyum