Sevgiliye okunabilecek şiirler

Konu sahibi son olarak 185 gün önce görüldü
Anlamlıdır, özeldir.
İnsanı okurken ruhtan ruha bürür..

Güzel olan
Her günü seninle tekrar tekrar yaşamak
Erimek yarını olmayan zamanlarda
Durdurmak bir yerde bütün saatleri
Bütün kuralları kırıp parçalamak
Sonra varmak o yerlere
Mevsimlere dur demek
Kar yağarken çiçek açtırmak ağaçlara
Güneşi bir akşam saatinde tutup bırakmamak
Sonra doldurmak ay ışığını kadehlere
Delicesine içmek
Ve unutabilmek her şeyi ansızın
Sevmek seni en yücesiyle sevgilerin
Birlikte geçmiş, gelecek bütün çağları aşmak
Güzel olan
Sevmek seni Tanrılar gibi
Seninle Tanrılaşmak..

Bir gün bu akan sele dur diyeceğim, göreceksin
Ne bu şehir kalacak
Ne bu duygusuz sürü
Bu korkunç kalabalık
Her vapur seni getirecek bana
Bütün istasyonlarda seni bekleyeceğim
Kapılar sana açılacak
Senin için söylenecek şarkılar
Şiirler senin için yazılacak
Her evde bir resmin
Her meydanda bir heykelin olacak
Ve sen kimi gün bir rüzgar gibi
Kimi gün denizler gibi, bulutlar gibi
Kopup ötelerden, ötelerden
Yalnız bana geleceksin
Bir gün bu akan sele dur diyeceğim göreceksin.

Ben eskimeyen tek güzelliği sende gördüm
Sende buldum erişilmez hazları
Yanında sıyrıldım korkulardan, yalanlardan
Duyguların en ölmezini sende duydum
Susuzluğum dudaklarında dindi
Yalnızlığım ellerinde
Çoğu gün unuttum açlığımı
Sende doydum..

İlk defa seninle bütünlendim, anlıyor musun
Anladım yaşadığımı her nefes alışta
Seninle geçtim bütün zamanlardan
Seninle var oldum
Eridim seninle bir sonsuz çalkanışta.

Boynunda bir yer vardır, ben bilirim
Ne zaman oradan öpsem,
Değişir gözlerinin rengi
Yanar dudakların, terler avuçların
Dökülür kapkara aydınlık gibi
Omuzlarına saçların
Gitgide artar kalbinin vuruşları
Bir musiki halinde dünyamı doldurur
Ansızın bütün sesler kesilir
Zaman durur
Bir baş dönmesi başlar o en yükseklerde
Her gün seninle yeniden var oluruz
Eriyip kaybolduğumuz yerde..

Sesini duymadığım gün
Yaşanmış değil
Açan çiçek değil
Öten kuş değil
Yüzünü görmediğim gün
İçimde yıldızlar sönük
Güneşler güneş değil
Seni sevmediğim gün
Seni anmadığım gün
Olacak iş değil..

Her günüm seninle geçsin
O güneşe en yakın
Kimsenin varamayacağı bir dağ başında
Uçsuz bucaksız uzak denizlerde
İnsan ayağı değmemiş ormanlarda
Uzaklarda, en uzaklarda
O gemilerin uğramadığı limanlarda
Işığım ol, alınyazım ol benim
Vatanım ol, evim ol
Yeter ki bir ömür boyu benim ol
Her günüm seninle geçsin..
 
ben sana mecburum
ben sana mecburum bilemezsin
adını mıh gibi aklımda tutuyorum
büyüdükçe büyüyor gözlerin
ben sana mecburum bilemezsin
içimi seninle ısıtıyorum.

Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
bu şehir o eski istanbul mudur
karanlıkta bulutlar parçalanıyor
sokak lambaları birden yanıyor
kaldırımlarda yağmur kokusu
ben sana mecburum sen yoksun.

Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
insan bir akşam üstü ansızın yorulur
tutsak ustura ağzında yaşamaktan
kimi zaman ellerini kırar tutkusu
bir kaç hayat çıkarır yaşamasından
hangi kapıyı çalsa kimi zaman
arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu

fatih'te yoksul bir gramofon çalıyor
eski zamanlardan bir cuma çalıyor
durup köşe başında deliksiz dinlesem
sana kullanılmamış bir gök getirsem
haftalar ellerimde ufalanıyor
ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
ben sana mecburum sen yoksun.

Belki haziran da mavi benekli çocuksun
ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
belki yeşilköy'de uçağa biniyorsun
bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor
belki körsün kırılmışsın telaş içindesin
kötü rüzgar saçlarını götürüyor

ne vakit bir yaşamak düşünsem
bu kurtlar sofrasında belki zor
ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
ne vakit bir yaşamak düşünsem
sus deyip adınla başlıyorum
içim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
hayır başka türlü olmayacak
ben sana mecburum bilemezsin.






Attila ilhan

diyorum . :p
 
Ben bu şiiri sevdiğim adama okudum, ve şiirin sonlarına doğru istemsizce ağladım, yine olsa yine okurum.. Ve eminim o beni yine dinler. (:
 
Kabiliyeti varsa kendisi yazsin. Yoksa da elalemin seyleriyle göz boyamasin.
 
Sen bir meleksin dağda gezen ineksin süt versem içmezsin Allah belanı vermesin :d
 
''Bana bir şiirler oluyor
seni görünce...
o yüzden,
görmemeliyim seni…''

Sonra kafiye gibi dolaşıyorum ortalıkta.
Görenler,
zengin kafiyeli adam,
tam kafiyeli çocuk diye
dalga geçiyorlar.
Sadece içlerinden bir kaçı anlıyor,
senin yanımda olmadığını..
Ve bilerek diyorlar ki,
O'nsuz hep yarım kafiyesin evlat, bozma bu yarım kalmışlığını…
Hem sana çokta yakışıyor, yarım kalmak...
....

Susuyorum.
Ardından eve kapanıyorum.
Mum ışığında biraz da ölçülü şiirler, yazayım diyorum.
Öç alırcasına ölçüsüzlüğümüzden,
Yok işte olmuyor....

Adın önce yankılanıyor duvarın kimsesizliğinde,
Adın, ses oluyor.
Adın, harf oluyor.
Adın bir kelime oluyor.
Ve adın, en sonunda da alelâde bir cümle oluyor.
Senin adınla ölçülü bir şiir yazılamıyor her nedense….
....

Neyse nerde kalmıştık,
Bana bir şiirler oluyor, seni görünce demiştik değil mi?
-Tâ- şiirin en başında.

Ve şimdiyse, en sonundayız bir şiirin daha.
....

Gerçekler açıdır.
Ve şu da bir gerçektir ki,
bir insan başka bir insanı unutacaksa,
onu kırarak, onu alçaltarak,
ya da ona küfürler savurarak değil,
ancak ve ancak
onu yazarak unutabilir…

Bizde o yüzden yazıyoruz.
hep ‘’O’’ yüzden…
...

Neyse bitsin, bu şiir.
Bu arada,

''Artık seni görünce bana bir şiirler değil,
Hiç, bir ‘’şiir’’ oluyor…''
 
Niye siir okuyoruz :s: siir yazariz falan yani biraz marjinal olun:D
Sevmiyorum boyle seyleri kucuk iskenderin aforizmalarindan bazilari olabilir
 
Hiç okumadım.
Ronaldo geldi, "send me number" dedi de şiir mi okumadık? .s s
 
Gözyaşım Olur musun ?

Bir garip oldum bugünlerde.
Hani ayağın boşluğa düşer gibi olur ya,.
Hani bağırmak istersinde soluğun çıkmaz ya..
Ama sözünde gereklidir davaya, işte burada
dilimin tercümanı, soluğuma ses olur musun?

... Yazın en uzun günün de, sıcağında kendine geldigi bir vakitte, bir yiğitlik yapsam oruçlara boyansam, iftarım olur musun?

Hani diyorum ki gönlüme..
Deli gönül senide kim seve?
Bu yanlışa kim düşe? Sana da kimler aça gönül denen hanesini, bir umut işte benimkisi.. Tüm utangaçlığınla, gizlisinden ama
Sevdalım olur musun?

Yine huzuruna çıksam yaradanımın, gereğini yapamamanın ezikliği ve utangaçlığımla
Bir sabah namazı vaktini seçsem tövbeye..
Sende benimle olur, alnımı koyduğum
Seccadem olur musun?

Ben bir yanım agrıdımı ona yönelirim hep..
Onsuz kelimelerimden utanmışlığım vardır..
Geceyi ve iki damla gözyaşımı da şahit katarım yanıma..
Ve yakarırım en içtenliğimle, dualarımı sunarım âcizane.
Şimdi senide kattım içine
Dualarıma âminim olur musun?

Bir şiir olsam, umuda ve hasrete dair.. İçine de seni gizlesem,
Özlemle yazılmış cümlelerle donatsam, ünlemi de vuslat olsa
Okuyanım olur musun?

Gecenin karanlıgın da yolunu yitirenler, yıldızlara dalarmış..
Yönünü tayin edermiş göğün işaretlerinden.
Şimdi ben ki bir meçhule düşmüşüm, yelken alabora. İşte burada bir ışık
Yolumun aydınlatıcı işareti
Yıldızım olur musun?

Keşkeli cümlelerin yoğunlaştığı, geri dönülmezlerin ağır bastığı hayatımda
Bir umut işte gelsem, içine baksam taa gözlerinin, ağlasam sonra
Gözyaşım olur musun.....?

Mehmet DEVECİ​
 
Asliyi severmis kerem

Asli ise istememis bi kerem.

Kerem daglari deler bir asli ugruna,

Asli ise gidip onla bunla oynaya. .
 
Ona başkalarının sözleri ile hitap etmem. ben yazar ben söylerim

SM-G313HY cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
 
52. katta “Göğe Bakma Durağı”
 
SAN


Kırmızı bir kuştur soluğum
Kumral göklerinde saçlarının
Seni kucağıma alıyorum
Tarifsiz uzuyor bacakların

Kırmızı bir at oluyor soluğum
Yüzümün yanmasından anlıyorum
Yoksuluz gecelerimiz çok kısa
Dörtnala sevişmek lazım.

Cemal SÜREYA
 
Güneşte

Denizin sonunda mavi bir duman gibi
Gözümde tutuyorsun.
Yeşil bir erik dalı yüreğim
Sen altın tüylü bir yemiş
Sallanıyorsun.
Fakat ben seni böyle bir yemiş ve bir duman gibi görmenin yerine
Sahiden görmek istiyorum çıplak ayaklarını
Sahiden dokunmak istiyorum uzun parmaklı ellerine
Nazım Hikmet Ran
 
Ben beceremem ya.
benim kız arkadaşımın biri göğe bakma durağı’nı okumuştu sevgilisine.
 
Hiç sevemedim gitti şu şiir işini.
Para verseler kağıda bakıp yine okumam
 
Geri