BirDevrinSonu
Üye
-
- Katılım
- Ocak 10, 2010
-
- Mesajlar
- 38,599
-
- Tepkime puanı
- 3,179
-
- Puanları
- 354
-
- Konum
- Napıcan ?
Yasa büründü tüm geceler. Gök kubbe
yıldızlı ihtişamıyla çöktü aşkımın üstüne
aşkın içinde biçare ruhum enkazında kaldı. Senin varlığınla kurduğum ne kadar toz pembe hayal varsa
üzerine siyah boya kutusu ters gelmişçesine siyaha boyandı. Bir an kaçmayı denedim buralardan
sensizlik alıştığım bir durumdu
sensizliğimde hayalin bir avuntu. Şimdi annesinin en sevdiği vazoyu kırmış bir çocuk gibi suçlu hissediyorum kendimi; seni sevdiğimi söylemekte keşkelerim olmasaydı derken kendi kendime
içim buruluyor. Düşünmeden yapamıyorum; bütün servetlerini ayaklarının altına dökerek sana sahip olmayı düşünen insanlar
sırf kendi egolarını tatmin etmek uğruna her şeyi yapmayı göze alanlar
sana mutluluğu da satın alabilirler mi? Gözlerin cezbedici zenginliğin rengarenk görüntüsüyle boyanır
sen ideallerinden vazgeçip
aşkını üç kuruşa satabilir misin ya da sattırırlar mı? Nasıl canım yanıyor bilemezsin
çakıl taşlarıyla dolu bir alanda top oynarken düşen bir çocuğun derisi yüzülen diz kapağından akan kan gibi yüreğim kanıyor. Yakamozlu gecelerde bir başka hayal ederdim seni
yakamozlu geceler bile şaşkın halime
hayallerim siyahı kadife gibi emdi
korkularım aydınlığa kavuştu
bu gece yarısı sabah olmak bilmez. Olsa ne değişir ki sevgili
sensiz olan her sabah sensizliğin üstüne doğan her güneş
ay benim için.
Başlamadan son bulacak sanırım bu aşk hikayesi... Tamamlanamamış bir beste
yarım kalmış bir şiir gibi olmasından iyidir sevgili
başlamadan bitmesi belki her ikimiz içinde en hayırlısıdır. Bunları ben söylüyorum. Savaşmadan yenilgiyi kabul etmeyen bir adamdım halbuki
maneviyatın maddiyata yenilmesine izin vermezdim ben
bana ne oldu böyle bilemiyorum. Bu belirsizlik her geçen gün
yüreğimde daha da şiddetlenen fırtınanın benden bir şeyleri koparıp götürmesine sebep oluyor. Senden
varlığından
gerçekliğinden ve beni hayata bağlayıp
hayallerde seni yaşamamı sağlayan bakışlarından birazcık cesaret alsam belirsizliğe sebep olan bulutları
karanlık dünyanın üstüne güneş gibi doğan o gülüşünle dağıtsan
canımı bile ortaya koyarak savaşacağım ama yoksun işte ve yaşananlardan bihabersin. Şu an yorgun bedeninle masum bir çocuk gibi
melekler gibi uykudasındır
rüya görüyorsun belki de
merak ediyorum sevgili
sende rüyalarında yer veriyor musun naçiz siluetime
sende sevmelerinin en yücesini
aşkların en temizini yaşıyor musun? Seninle yalnız kaldığım o an söyleyebilseydim seni sevdiğimi
sonunun yıkım olacağını bile bile söyleseydim
şimdi böylesine seni kaybetmekten korkuyor olmazdım sevgili. Düşlerime giriyor kaç zamandır; ellerinde paradan oraklarıyla yüreğimde aşkının can suyuyla yeşeren sarı saçlı başaklarındaki her tanesinde aşkımızı gösteren ekinlerimizi yoluyorlar
ikimizi karşılıklı bağlayıp; sıcaklığını bile bilmediğim o pamuk ellerine tütünden bulaşan kolaları alıp gözlerime sürüyorlar
resmen seni bir daha görmemen için gözlerimi dağlıyorlar sevgili.
Ben seni olduğun gibi seviyorum
bu insanlarsa bedenini
ruhunu bir eşya misali satın almak için çaba sarfediyor
bunları gördükçe canım acıyor
tüm bu yaşananlardan habersiz olduğunu düşündükçe
boğazıma düğümlenen ne kadar asi kelime varsa haykırmak istiyorum. Senin ağırlığınca altın verebilirler. Ya ben? Kalbimi
yüreğimin sınırlarına sığmayıp beni biçare eden aşkımı
sana hasret sevgimi verebilirim şu an ki sefaletimle...Seni koluna takıp bir süs eşyası gibi taşımayı düşünen bu zenginler gibi paraya boğamam belki ama sevgiye doymanı
aşkla sarhoş olmanı
aşk ateşiyle yanmanı sağlayabileceğim gibi o ateşte seninle yanmayı göze alırım sevgili.
Yoruldum
biliyor musun? Zemheri ayazında kalmışçasına üşüyorum sensizliğimde... Bir tarafım para değer vermeyeceğini söylüyor
bir tarafımda fırtınalar koparıyor isimsiz korkularım ve sen hiç birini bilmiyorsun. Dayanması en güç acı bu; evladını yitirmiş bir anne gibi feryat edesim geliyor içimden
acısını yüreğine gömen bir baba gibi sessizce ağlıyorum
damla damla sen düşüyorsun gözlerimden
incinirsin diye korkuyorum.
Meydan okurum tek başıma
Kuşatılsa
aşkımı barındıran yüreğim
Kafa tutarım tüm dünyaya
Ölüm gelse keskin kılıcıyla üzerime
Güler geçerim
sen yanımda oldukça
Kalemimden kan damlıyor sanki sensizliğimde seni ölümsüzleştirdiğim şiirlerdeki kelimeler ok olup yüreğime saplanıyor yokluğunda ve ben seni öylesine çok özledim ki
ne zaman özlemimi yazmaya kalksam kelimeler kifayetsizleşiyor. Tıpkı sensiz hayatın kifayetsizleştiği gibi.
Hayallere bakarsan sevgili; zaman vuslata beş varı gösteriyor
gerçeklere bakarsan vuslatımız imkânsızlaşıp
aşkımız efsaneleşiyor ve şu an ben sensizliğimde; hayalinle
yalnızlığımla
aşkımla gece yarılarının zifiriliğini yaşıyorum. Bir hücrede mahkum nasıl hasretse güneşe
bende gerçekliğine öyle hasretim sevgili. Ne olur gittiğin o uzun yollardan geri dön ve seni göreyim gün yüzüyle
daha fazla sensizliğe dayanamayacak bu yürek...
Dayanamıyorum
yüreğime gömmek istemiyorum seni
gerçekliğinin başka birine ait olduğunu ve kendini onlara sunduğunu düşünmek istemiyorum. Eğer ki maddiyatı seçerse o yüreğin
işte yıkım o an olur benim için
o an aşkın enkazının altından cesedim çıkar
yatalak olur biçare ruhum
sensizliğimde değil ama bir eşya değerinde başka birine aidiyetinde ben
sen var oldukça yok olurum sevgili. Sessiz feryatlarımı duy gece yarısı
ikimizde uyanığız bak
rüzgar kokunu getiriyor bana
çığlıklarımı da sana getirsin ve yağmur yağsın yarın sevgili
belki o yağmurla bana gelirsin. Seni seviyorum
Başlamadan son bulacak sanırım bu aşk hikayesi... Tamamlanamamış bir beste
Ben seni olduğun gibi seviyorum
Yoruldum
Meydan okurum tek başıma
Kuşatılsa
Kafa tutarım tüm dünyaya
Ölüm gelse keskin kılıcıyla üzerime
Güler geçerim
Kalemimden kan damlıyor sanki sensizliğimde seni ölümsüzleştirdiğim şiirlerdeki kelimeler ok olup yüreğime saplanıyor yokluğunda ve ben seni öylesine çok özledim ki
Hayallere bakarsan sevgili; zaman vuslata beş varı gösteriyor
Dayanamıyorum