aSena
Elmas Üye
-
- Katılım
- Şubat 9, 2011
-
- Mesajlar
- 21,874
-
- Tepkime puanı
- 2
-
- Puanları
- 298
-
- Yaş
- 40
İşte size kendinizi iyi hissettirecek 10 romantik film.
Aşk sinemanın vazgeçilmez temalarından biri. Bugün için seçtiğimiz filmlerin ortak özelliği ise daha önce yaptığımız hiçbir listede yer almamaları ve hüzünden ziyade aşkın sıcaklığı ve güzelliğine odaklanmaları.
Sil Baştan 2004
(Eternal Sunshine of the Spotless Mind) Yönetmen: Michel Gondry Birbirlerini hafızalarından silip atmak isteyen iki sevgilinin, Joel (Jim Carrey) ile Clementine’in (Kate Winslet) öyküsü... Mütevazı bir New York dekorunda geçen bu bilimkurgu öyküsü, bir noktadan sonra Joel Barish’in hafızasının kıvrımlarına transfer oluyor. Dolayısıyla biraz karışık, tuhaf bir kurgusu var. Ama kendinizi kaptırırsanız aşkın gücünün etkisi altına girmemeniz mümkün değil. Seçkimizin en gerçekçi ve hüzünlü filmi.
Bazıları Sıcak Sever 1959
(Some Like It Hot) Yönetmen: Billy Wilder Chicago’da bir mafya hesaplaşmasına* şahit olan iki müzisyen arkadaş, Joe (Tony Curtis) ve Jerry (Jack Lemmon), peşlerine düşen gangsterlerden kaçmak için kadın kılığına girip Florida’ya giden bir kadınlar orkestrasına katılırlar. Joe arada erkek haline dönüp güzeller güzeli Sugar Kane (Marilyn Monroe) ile flört ederken, Jerry ise kadın haliyle bir milyonerin ilgisini çeker... Daha çok bir komedi olarak hatırlansa da romantik bir aşk filmi olduğu unutulmamalı.
A Matter of Life and Death 1946
Yönetmenler: Michael Powell, Emeric Pressburger İkinci Dünya Savaşı’nda geçen fantastik bir aşk filmi. David Niven, bir İngiliz pilotunu, Kim Hunter ise onun sesine âşık olan Amerikalı bir kadını oynuyor. Filmde öbür dünyaya çıkan merdivenler, fantastik mahkemeler, çok romantik anlar ve kararlar var. Şu cümle filme de damgasını vuruyor: “Evrende kanundan daha güçlüsü yoktur ama Dünya’da en güçlüsü aşktır.”
Roma Tatili 1953 (Roman Holiday)
Yönetmen: William Wyler Her anı önceden tespit edilmiş, resmiyet dolu programlı hayatından çok sıkılan Prenses Ann (Audrey Hepburn) kurtuluşu kaçmakta bulur. Artık özgür ve sıradan biridir. Parkta tanıştığı Amerikalı gazeteci Joe (Gregory Peck) ise onun bir prenses olduğundan habersizdir. Nostaljik Roma manzaraları eşliğinde duygusal bir başyapıt. Başta bazı Yeşilçam melodramları olmak üzere birçok filme esin kaynağı olduğunu hatırlatalım.
Breakfast at Tiffany’s 1961
Yönetmen: Blake Edwards Truman Capote’nin aynı adlı novellasından esinlenen film, Holly (Audrey Hepburn) ile apartmandaki yeni komşusu Paul’ün (George Peppard) inişli çıkışlı ilişkisini anlatıyor. Sinema tarihinin en meşhur ve şık romantik komedilerinden biri. Hem açılış bölümü hem de o meşhur yağmurlu, kedili final sahnesiyle akıllarda kalan film, duyar duymaz herkesin hatırlayacağı “Moon River” şarkısıyla da tanınıyor.
Say Anything 1989
Yönetmen: Cameron Crowe Lisenin sıradan öğrencilerinden Lloyd (John Cusack), okulun en başarılı, geleceği parlak öğrencisi Diane (Ione Skye) ile birlikte olmak ister. “Say Anything”i sıradan aşk filmlerinden ayıran yanı, öykünün gerçekçiliği, karakterlerin derinliği ve gençliğin enerjisi. Seyrederken kendi gençlik aşklarınızı hatırlıyorsunuz. Unutulmaz sahnesini ise galiba herkes biliyor: John Cusack, portatif kasetçalarla sevgilisinin evinin önünde Peter Gabriel’in “In Your Eyes” adlı şarkısını çalar.
Roma Tatili 1953 (Roman Holiday)
Yönetmen: William Wyler Her anı önceden tespit edilmiş, resmiyet dolu programlı hayatından çok sıkılan Prenses Ann (Audrey Hepburn) kurtuluşu kaçmakta bulur. Artık özgür ve sıradan biridir. Parkta tanıştığı Amerikalı gazeteci Joe (Gregory Peck) ise onun bir prenses olduğundan habersizdir. Nostaljik Roma manzaraları eşliğinde duygusal bir başyapıt. Başta bazı Yeşilçam melodramları olmak üzere birçok filme esin kaynağı olduğunu hatırlatalım.
Breakfast at Tiffany’s 1961
Yönetmen: Blake Edwards Truman Capote’nin aynı adlı novellasından esinlenen film, Holly (Audrey Hepburn) ile apartmandaki yeni komşusu Paul’ün (George Peppard) inişli çıkışlı ilişkisini anlatıyor. Sinema tarihinin en meşhur ve şık romantik komedilerinden biri. Hem açılış bölümü hem de o meşhur yağmurlu, kedili final sahnesiyle akıllarda kalan film, duyar duymaz herkesin hatırlayacağı “Moon River” şarkısıyla da tanınıyor.
Say Anything 1989
Yönetmen: Cameron Crowe Lisenin sıradan öğrencilerinden Lloyd (John Cusack), okulun en başarılı, geleceği parlak öğrencisi Diane (Ione Skye) ile birlikte olmak ister. “Say Anything”i sıradan aşk filmlerinden ayıran yanı, öykünün gerçekçiliği, karakterlerin derinliği ve gençliğin enerjisi. Seyrederken kendi gençlik aşklarınızı hatırlıyorsunuz. Unutulmaz sahnesini ise galiba herkes biliyor: John Cusack, portatif kasetçalarla sevgilisinin evinin önünde Peter Gabriel’in “In Your Eyes” adlı şarkısını çalar.
WALL-E 2008
Yönetmen: Andrew Stanton Aslında klasik bir “oğlan kıza rastlar” hikâyesi ama her şey çok farklı. Yaşamın sona erdiği gezegenimizde kendi kendini şarj ederek tek başına çalışmaya devam eden küçük robot WALL-E, bir gün bir başka dünyadan gelen Eve’i görür ve ona âşık olur... Eve şık, havalı ve güzel bir robottur. Robotlar âşık olur mu, demeyin, bu filmi seyredin! Romantizm bazen ayrıntılarda gizlidir.
Antoloji