-
- Katılım
- Ekim 6, 2014
-
- Mesajlar
- 2,697
-
- Tepkime puanı
- 0
-
- Puanları
- 291
-
- Yaş
- 29
Seven sevdiğini aşk sarmalında her gün biraz daha çoğaltarak sever... Seven sevdiğine ; doğrularını sevdiğinin gözlerinin taa içine bakarak söyler… Seven büyük sevilen büyükse aşk da sevda da büyük olur…
Sana bir şeyler yazmaya karar verince bu söz takılıverdi dudaklarıma... Sahi seven insan ne yapar?...
Seven insan ne yapmaz ki!...
Bu klasik cümleyi çoğumuzun kurduğunu biliyorum…
Seven insanın halis niyeti siretinden suretine aksettiğiyle belli olur önce... Bu akis sizi ele verir… Sizin hakkınızda ilk kanaatler belirir…
Sevenin aldığı lokmalarda içtiği suda sevdiğini düşünmekten tıkanıp kalıyorsa ve onun yaşadığı iklimleri dahi kısa zaman aralıklarında özlüyorsa seven ne yapmaz ki!...
Onu görünce gülleri açılıyor söyleyemediği bütün sözlerle hasbihal oluyorsa ve her anını onun için bir gül mesafesinde yaşıyorsa seven ne yapmaz ki !.. Seven sevdiğini Antep fıstığı Antep baklavası Çiğköfte Su böreği ve ballı süt bileşimi tadında yaşatıyorsa)))(Bu arada en sevdiğim yemekleri saydım galiba) seven ne yapmaz ki !...
Seven sevdiğinin gül yüzünde mah cemal-i ruşenin vermiş olduğu gecelerin kandil parlaklığında ve canlı ortamında olmak isterse seven ne yapmaz ki!...
Seven sevdiğinin sevdiklerini sever seven sevdiğinin sevmediklerini de sevmez… Seven her boş anında arayıp sorar aranıp sorulmak ister… Seven sevildiğinden emin olmak ister… Bu noktada durup da seven ne yapmaz ki!...
Seven sevdiğini aşk sarmalında her gün biraz daha çoğaltarak sever... Seven sevdiğine ; doğrularını sevdiğinin gözlerinin taa içine bakarak söyler… Seven büyük sevilen büyükse aşk da sevda da büyük olur…
Seven yedi iklim dört bucak gezse de onu her daim yanında taşır… Seven bütün yazılarında sevdiğinin silüetini klavyesinde ve monitöründe resmederken kendini cennetin semalarında ve sevdiğinin kelebek kanatlarında Nur’a konmuş Gül bahçelerinde görür… Bu noktada emin olunan yani güven duyulan kendi cennetlerinde neler yapmaz ki!...
Bu hususta zamane insanı mecnunun sevgisini çok yüce bilir değil mi?... halbuki öyle değildir… neden mi?... çünkü ol devrin yüceleri Leyla’yı yanlarına çağırıp soruyorlar : Leyla kızım senin mi sevgin büyük yoksa senin için çöllere düşen mecnunun mu?... Leyla’nın cevabı benim demiş…peki neden demişler… Leyla ise onlara o Mecnun ki aramızda sır olarak kalması gereken sevgimizi dağlara taşlara çöllere insanlara uçan kuşlara bile açıkladı…ben ise hep içimde büyüttüm ve sırrımızı kimselerle paylaşmadım…ol sebepten benim sevgim daha büyüktür demiş…
Seven neler yapmaz ki…yalnız seven gizemli düyasında öyle bir konumda sevmeli ki uçuşunu kimseler görmemeli…divane olduğunu kimseler bilmemeli… aksi taktirde mecnun gibi dillere düşer… oysa ki sevenin mecnundan çok öte... fuzuli’den daha da öte severken neler yapacağını sevilenin bilmesi aşikar olmalı…aksi halde ağyar'a yani sevgiliye rakip olabilecek daha nicelere (sırf beşeri anlamda olsun diye kullanmıyorum bu cümle mi) bu sevgi gizem olarak kalmalı...
lakin sevdiğinden daha ötesi yalan olmalı hem seven hem de sevilen için…
Sana bir şeyler yazmaya karar verince bu söz takılıverdi dudaklarıma... Sahi seven insan ne yapar?...
Seven insan ne yapmaz ki!...
Bu klasik cümleyi çoğumuzun kurduğunu biliyorum…
Seven insanın halis niyeti siretinden suretine aksettiğiyle belli olur önce... Bu akis sizi ele verir… Sizin hakkınızda ilk kanaatler belirir…
Sevenin aldığı lokmalarda içtiği suda sevdiğini düşünmekten tıkanıp kalıyorsa ve onun yaşadığı iklimleri dahi kısa zaman aralıklarında özlüyorsa seven ne yapmaz ki!...
Onu görünce gülleri açılıyor söyleyemediği bütün sözlerle hasbihal oluyorsa ve her anını onun için bir gül mesafesinde yaşıyorsa seven ne yapmaz ki !.. Seven sevdiğini Antep fıstığı Antep baklavası Çiğköfte Su böreği ve ballı süt bileşimi tadında yaşatıyorsa)))(Bu arada en sevdiğim yemekleri saydım galiba) seven ne yapmaz ki !...
Seven sevdiğinin gül yüzünde mah cemal-i ruşenin vermiş olduğu gecelerin kandil parlaklığında ve canlı ortamında olmak isterse seven ne yapmaz ki!...
Seven sevdiğinin sevdiklerini sever seven sevdiğinin sevmediklerini de sevmez… Seven her boş anında arayıp sorar aranıp sorulmak ister… Seven sevildiğinden emin olmak ister… Bu noktada durup da seven ne yapmaz ki!...
Seven sevdiğini aşk sarmalında her gün biraz daha çoğaltarak sever... Seven sevdiğine ; doğrularını sevdiğinin gözlerinin taa içine bakarak söyler… Seven büyük sevilen büyükse aşk da sevda da büyük olur…
Seven yedi iklim dört bucak gezse de onu her daim yanında taşır… Seven bütün yazılarında sevdiğinin silüetini klavyesinde ve monitöründe resmederken kendini cennetin semalarında ve sevdiğinin kelebek kanatlarında Nur’a konmuş Gül bahçelerinde görür… Bu noktada emin olunan yani güven duyulan kendi cennetlerinde neler yapmaz ki!...
Bu hususta zamane insanı mecnunun sevgisini çok yüce bilir değil mi?... halbuki öyle değildir… neden mi?... çünkü ol devrin yüceleri Leyla’yı yanlarına çağırıp soruyorlar : Leyla kızım senin mi sevgin büyük yoksa senin için çöllere düşen mecnunun mu?... Leyla’nın cevabı benim demiş…peki neden demişler… Leyla ise onlara o Mecnun ki aramızda sır olarak kalması gereken sevgimizi dağlara taşlara çöllere insanlara uçan kuşlara bile açıkladı…ben ise hep içimde büyüttüm ve sırrımızı kimselerle paylaşmadım…ol sebepten benim sevgim daha büyüktür demiş…
Seven neler yapmaz ki…yalnız seven gizemli düyasında öyle bir konumda sevmeli ki uçuşunu kimseler görmemeli…divane olduğunu kimseler bilmemeli… aksi taktirde mecnun gibi dillere düşer… oysa ki sevenin mecnundan çok öte... fuzuli’den daha da öte severken neler yapacağını sevilenin bilmesi aşikar olmalı…aksi halde ağyar'a yani sevgiliye rakip olabilecek daha nicelere (sırf beşeri anlamda olsun diye kullanmıyorum bu cümle mi) bu sevgi gizem olarak kalmalı...
lakin sevdiğinden daha ötesi yalan olmalı hem seven hem de sevilen için…