Şöyle özetlemek isterim.
08.09.2015...
Annem aniden beyin kanaması geçirdi.Şehidimiz vardı cenazesine gitmişlerdi Muğlaya.
Tansiyon yükselmiş beyne pıhtı ve beyin kanaması!
Ben tabii evde ertesi gün yola çıkacağız diye annemle kendi bavulumu hazırlıyorum.
Saat akşamın 10'u oldu ne annem ne babam aramıyor.
Normalde bir yere gittilerse ben evdeysem dönerken eve yaklaşmadan ararlar çay demle derler.
Cenazeye gittikleri için annemi saat; 16:26 da aramıştım.
Sonra telefonum çaldı arayan teyzem...
Kızım ben geliyorum annen sinir krizi geçirmiş muğladan manisaya sevk etmişler.
Ben yola çıktım balıkesirden manisa otogara inince seni alıp hastaneye geçeceğiz.
Tamam dedim şaşırmış ifadeyle kapattım.
Sonra şaşkınlığım geçince alla alla teyzem annem sinir krizi geçirince hiç gelmez ki hayr olsun dedim.
Kuzenim aradı,teyzemden haber var mı en son tomografi çekiliyormuş dedi.
Ne tomografisi sinir krizi geçirmedi mi tomografi ne alaka dedim.
Neyse ben kapatıyorum dedi kapattı.
Kesin bir şey var dedim babamı aradım -şans ya o sıra ambulanstalar ve siren sesi kesilmiş-
Babam gayet sakin bir şey yok kızım teyzenler seni alcak biz de geliyoruz manisaya korkma dedi.
İçim içimi yiyor.
Zaman geçmedi saat oldu 12 buçuk yarıma geliyor.Gece!
Teyzemler beni aldı ve hastaneye götürdü,herkes suskun var bir şey ama kestiremiyorum.
Koşarak acilden girdim tek anımsadığım annemi gözümün önünde nabızı yok,makinaya bağlı şekilde tomografiye götürdüler.
Olduğum yere çakılı kaldım.
Doktorun ağzından çıkanlardan anımsadığım ''hasta beyin kanaması geçiriyor,bilinç kapalı nabız yok,her şeye hazırlıklı olun!...''
Orada yığıldım,yerden yere attım kendimi,kafam acilin demir parmaklıklarına vurdu,sakinleştirici iğne yapmak istediler.
Acım iğneyle mi geçicek canım yanıyor,bir iğne mi geçirecek diye yaptırmadım..
Her gün o hastane bahçesi bana ölümü hatırlattı.
Annemi bahçede yoğun bakım tarafı neresiyse orada bekliyordum.
Şaka yaptım geleceğim diyecek diye.
Şaka yapmamıştı,3 ay yoğun bakımda yattı...
Eve her girdiğimde zili çalınca annem kapıyı açar diye bekleyip -anahtar elimde- kapıyı açmasını bekledim bomboş evde!
10 ay sesini duymadım,2 buçuk sene NG ile beslendi.
1 senedir yemek yiyor.Hayatta...
Yatalak ama hayatta.
Annemle yaşadığım bu durumda hep duam ''canı acıyacaksa cennetine al Rabbim!'' oldu..
Canı çok acıdı annemin ama Rabbim bizden ayırmadı.
Annemden sonra babam..
Haziran da öğrendiğimiz geç kalınmış akciğer kanseri.Son evre.
Kanseri annemden babamdan saklıyoruz.
Babam hastane de yatarken anneme bakmam gerektiği için yanına sürekli gidemedim.
Teşhisi ilk öğrendiğimde ''babamın mezarına gelinliğimle gidemem,ben tek evladıyım babam daha genç!'' diye ağladım.
Teşhisi kendim koymuştum ama konduramamıştım,gerçekler acıtıyor insanı.
Ve babam evde yokken onsuzluğa alışamadım.
2dakika gülüyorsam kalan saatler ağlıyordum.Kahveden gelecekmiş gibi saate bakıp bekliyordum.
Babam,hala kanser...
Hayatta!
Rabbimin mücizesi bizim için hala devam ediyor.
Maalesef bunları yaşarken,Kendimi şu sorudan alamıyorum;
Babama bir şey olunca annemi de kaybedersem?
Birbirlerine öyle aşık öyle sevgi sözcükleri kullanıyorlar ki.Babam evde olmadığında annem uyuyamıyor.
Annem hasta olsa babam kendini iyi hissetmiyor.
Yaşarken de ölümü sürekli hissetmek,iki hastaya yetmek için Rabbinize sığınıp mücadele etmek..
Sizce ben vefat etseler ne kadar dayanır veya neler yaşarım...
Ben bunu kendime sorup cevap bulamıyorum.Bulmakta istemiyorum...
Özet geçecektim,roman oldu.
Değerli vaktinizden ayırıp okur musunuz bilemem.
Vaktinizi çaldıysam da kusura bakmayın.Hakkınızı helal edin.
Ölüm var..
-topraktan geldik toprağa gideceğiz...