Senden sürekli kaçmam gerektiğine dair bir his var içimde. Yüreğime sorsan çoktan kabullendi bu sevdayı ama mantığım kabullenemiyor. Gecelere sığınışım seni içimden atmak istemeyişim boşuna ben sırtımı çevirdikçe duygularım beni sana getiriyor. Senle birlikte hayatın tezatlarını da yaşıyorum. Seni göremediğim vakitlerdeki çırpınışım, gördüğüm vakitlerde bakamayışım, bir o kadarda sevdana tutsak oluşum.. Ben seni aklımdan atmak istedikçe kitap sayfalarına simanın kazınışı seni, bu yürekten atmamı daha da zorlaştırıyor. Issız dünyanda hangi fırtınaların koptuğunu bilmiyorum, tek bildiğim şey benim bu dünyaya girmek istemeyişim, aksine yüreğimin bunu isteyişi. Seni gözümün göremeyeceği bir diyarda olmayı isterdim. Belki daha kolay avutabilirdim bu yüreği, vuslata erişememe düşüncesi seni daha çabuk unuttururdu. Gece yatmadan önce okuduğum dualardan sonra daha az aklıma gelirdin. İlkin nasılda kandırmıştım kendimi, böyle saçma sapan bir duygunun oluşmayacağına dair. Yavaş yavaş kendimi kaptırmaya başladığım zamanlarda bile istememişti bu mantık seni. Ama aramızdaki uçurumların bu kadar olabileceğini tahmin etmemiştim. O yüzden yüreğim ne derse desin senden ve sana beslediğim duygulardan kaçışım devam edecek. Yaşamın kıyısının en uç noktasındayım sanki hayat bana zorlu sevdaları yaşatmak zorun damı? Mantığım kabullenmese de bu sevdayı, bazen dugunken birden gülümseyişimin, hayata sarıldığım zamanlarda diğer günü özlemle bekleyişimin, tek sebebi sensin. Ama yinede yanlış bir sevdaya tutuldum, gözlerimin ferini söndüren bir sevdaya...