Şeriatın Kestiği Yürek Murat İde
Şeriatın Kestiği Yürek
Murat İDE,
Bir Harf Yayınları,
Ayşe şeriata yürekten inanıyordu. Şeriat Allah’ın emri demekti. Ve bu gerçek her Müslüman için geçerliydi. Ailesinden, çevresinden farklı yaşamı, tüm uyarılara rağmen kara çarşafın altında sürüyordu. Evlerine giren bir hırsızın, yıllardır birikimini alıp gitmesiyle, hayatının en karmaşık virajına girdi. Bu ağır darbeyi Suudi Arabistan’da yaşayan kızı ve damadının yanına gidip, orada çalışıp para biriktirerek telafi etmeye karar verdi. Üstelik hem para kazanacak hem de Hazreti Muhammed’in yaşadığı toprakların mukaddes havasını soluyacaktı. Hatta fırsattan istifade, umreye gider, sevaba girerdi. Bu düşüncelerle yola çıktı.
Riyad’a dualarla indi. Ve o andan itibaren attığı her adımda şeriatla tanıştı. O günlere kadar insanlardan dinlediği, kitaplardan okuduğu mutlak sistemi, bir kadın olarak en çıplak yüzüyle yaşadı. Hiçbir şey beklediği gibi değildi. Namaz vakti camiye gitmediği için dövülen erkekler, saçının iki teli göründüğü için sokak ortasında din polisi mutavva tarafından taciz edilen kadınlar, kafasını allak bullak etti. Sevdikleri recm edildi, yani taşlanarak öldürüldü. İnsanlığa müjde olduğuna inandığı dininin arkasına saklanmış vahşete yakından tanık oldu. En kötüsü de bu kuralları koyanların bir kısmının kesif bir ahlaksızlık içerisinde, içki, seks ve uyuşturucu alemlerine batmış olarak yaşamasıydı.
Onu ve kızını demir parmaklıkların ardına sürükleyen olayları değil yalnızca, bütün bir yaşamı sorgulamaya başladı.
Şeriatın Kestiği Yürek
Murat İDE,
Bir Harf Yayınları,
Ayşe şeriata yürekten inanıyordu. Şeriat Allah’ın emri demekti. Ve bu gerçek her Müslüman için geçerliydi. Ailesinden, çevresinden farklı yaşamı, tüm uyarılara rağmen kara çarşafın altında sürüyordu. Evlerine giren bir hırsızın, yıllardır birikimini alıp gitmesiyle, hayatının en karmaşık virajına girdi. Bu ağır darbeyi Suudi Arabistan’da yaşayan kızı ve damadının yanına gidip, orada çalışıp para biriktirerek telafi etmeye karar verdi. Üstelik hem para kazanacak hem de Hazreti Muhammed’in yaşadığı toprakların mukaddes havasını soluyacaktı. Hatta fırsattan istifade, umreye gider, sevaba girerdi. Bu düşüncelerle yola çıktı.
Riyad’a dualarla indi. Ve o andan itibaren attığı her adımda şeriatla tanıştı. O günlere kadar insanlardan dinlediği, kitaplardan okuduğu mutlak sistemi, bir kadın olarak en çıplak yüzüyle yaşadı. Hiçbir şey beklediği gibi değildi. Namaz vakti camiye gitmediği için dövülen erkekler, saçının iki teli göründüğü için sokak ortasında din polisi mutavva tarafından taciz edilen kadınlar, kafasını allak bullak etti. Sevdikleri recm edildi, yani taşlanarak öldürüldü. İnsanlığa müjde olduğuna inandığı dininin arkasına saklanmış vahşete yakından tanık oldu. En kötüsü de bu kuralları koyanların bir kısmının kesif bir ahlaksızlık içerisinde, içki, seks ve uyuşturucu alemlerine batmış olarak yaşamasıydı.
Onu ve kızını demir parmaklıkların ardına sürükleyen olayları değil yalnızca, bütün bir yaşamı sorgulamaya başladı.