Serendipçe

🕒 Konu sahibi 5 saat önce aktifti
“Aramazken bulunan, mutlu tesadüf. Mutlu kaza.”

İngiliz siyasetçisi, aristokrat yazar Horace Walpole’un türettiği bir sözcük.
Sir Horace Mann’a yazmış olduğu 28 Ocak 1754 tarihli
mektupta, şöyle anlatıyor: “Bu buluşumun kendisi bir serendipity ürünü; çok kullanışlı bir sözcük, daha nasıl desem bilemiyorum, iyisi mi anlamındansa nereden türediğini anlatayım. Saçma bir peri masalı okumuştum, adı ‘Serendip’in üç prensi’ idi. Haşmetliler gezdikçe kazayla ya da ferasetleri sonucu, durmadan peşinde olmadıkları şeyleri keşfediyorlardı.” Walpole, özlü sözleri ve mektuplarıyla sivrilmiş, gotik edebiyatın temsilcilerinden. “Hayat, düşünenler için komedi, hissedenler içinse trajedidir” sözü pek ünlü.
Serendip, Seylan’ın, yani şimdiki Sri Lanka’nın kadim adı. Sanskritçe Sinhaladvipa’nın (Sinhala adası) bozuşmuşu. Walpole’un sözünü ettiği masal da eski bir İran masalı. Sultan Cafer’in, üç oğlunu, dünyayı gezip tanısınlar diye yolladığı seyahatte karşılaştıklarını anlatıyor.
Serendipity, aramazken bulunan, mutlu tesadüf. Mutlu kaza. Zaten Fransızca karşılığı da ‘hasard heureux’. Talih ve tehlikenin aynı sözcükte buluştuğunu da bu fırsatla buraya not ediverelim.

YILDIRIM TÜRKER'in 09/10/2010 tarihinde 'radikal.com.tr'deki yazısından alıntıdır.
 
Instagramda denk geldim bu kelimeye şimdi.Burada da görmek mutlu etti.Yani mutlu bir kaza (:
 
Mastor türetince tü kaka aritsiktorat türetince vaov.
 


Zaten oradan alıp paylaştım. Aynı sayfayı takip ediyoruz sevgili Nef. Ben de sizin bi’ mesajınızda görmüştüm orada paylaşılanı. ^^

O sayfayı çok seviyorum ben de.Çok hoş minik minik bilgiler.
Bu tevafuk güzel bir serendipçeye vesile oldu (:
 
Ben pek hos karsilamiyorum ya yabanci dillerden bize uyarlanan kelimeleri.
Elbette dil dedigimiz sey, degisken ve illa ki bulunulan ortamdan, olaylardan etkileniyor. Ama, gercekten Istanbul Turkcesi ile konusan insanlari gordukce, bu dilin de korunmasi gerektigini hissediyorum. Daha fazla bir caba gostermemiz gerekiyor diye hissediyorum.
 
Ben pek hos karsilamiyorum ya yabanci dillerden bize uyarlanan kelimeleri.
Elbette dil dedigimiz sey, degisken ve illa ki bulunulan ortamdan, olaylardan etkileniyor. Ama, gercekten Istanbul Turkcesi ile konusan insanlari gordukce, bu dilin de korunmasi gerektigini hissediyorum. Daha fazla bir caba gostermemiz gerekiyor diye hissediyorum.

Zaten bu tarz kelimeler ancak uyarlanır fakat günlük kullanıma pek giremez Shini. Kim kime bi’ sokağın dönüşünde çarpışıp “aa ne güzel serendipçe oldu” der .pp
Ki, Farsça, İngilizce, Fransızca ve vesaire, köklü kelimeler çoğunlukta biliyorsun. Tam bir Türkçe nasıl konuşulur ben bilmiyorum açıkçası.
Gülse Birsel ve Bülent Eczacıbaşı’nın kısa bir söyleşi vardı, adam “plaza dili” altında yabacı kelime kullananları eleştirirken kendisi de aynısını yapıp egale(!) olmuştu.
Hülasa(yine bir ünlem) fikrine katılıyorum.
 


Zaten bu tarz kelimeler ancak uyarlanır fakat günlük kullanıma pek giremez Shini. Kim kime bi’ sokağın dönüşünde çarpışıp “aa ne güzel serendipçe oldu” der .pp
Ki, Farsça, İngilizce, Fransızca ve vesaire, köklü kelimeler çoğunlukta biliyorsun. Tam bir Türkçe nasıl konuşulur ben bilmiyorum açıkçası.
Gülse Birsel ve Bülent Eczacıbaşı’nın kısa bir söyleşi vardı, adam “plaza dili” altında yabacı kelime kullananları eleştirirken kendisi de aynısını yapıp egale(!) olmuştu.
Hülasa(yine bir ünlem) fikrine katılıyorum.
Haklisin elbette Rakinzel, ben yapamiyorum ama kendime de cok kiziyorum. Belki de hep boyleydi dil. Gelismenin degisimin parcasi.
Kullanan olur mu, belki bulur bir iki kisi :d
 
Geri