Serdar Gökalp Aslan 3

Konu sahibi son olarak 2611 gün önce görüldü
Serdar Gökalp aslan 3 oku,
Serdar Gökalp aslan hikayesi 3,

Sabahın bu saatinde dikildim yine ayağa. Ne işim varsa bu saatte? Hava güzel en güzeli balkon, hem açılırım biraz. Şuraya bak herkes ya işe gidiyor ya da okula. Ulan şu okul hiç bitmeseydi keşke, üniversite, üniversite dediler kazandık. Ee? Ne oldu? Gidebildik mi? Hayır! Neden? Para yok. Birçok şeyin cevabı bu olmaya başladı hayatımda. Para yok! Okudun mu? Para yok. İş kurdun mu? Para yok. Bugün sevgililer günü hediye aldın mı? Para yok. En acısı da bu zaten, bizimki almıştır yine bir şeyler. Mesaj atayım bari de kalkınca arasın beni…



Y: Veysel abi günaydın!

V: Günaydın Yusuf’um. Nasılsın? Görüşemiyoruz.

Y: Abi nasıl olalım bildiğin gibi. Bilmediğin bir şey yok.

V: Vereyim mi bir çay?

Y: Ver abi yanında da 2 sade açma iyi olur.

Şenol: Günaydın!

V: Günaydın!

Y: Günaydın! Nasılsın?

Ş: İyi be kardeşim senden? Veysel abi çay varsa bir çay yanına da simit versene bana.

V: Tamam.

Y: İyi diyelim iyi olalım, nereye sen işe mi?

Ş: Sorma ya işe gidiyorum, yeni bir iş aldık babam da yurt dışında bütün işler bana kaldı çok yoğunum.

Y: Aman, iş olsunda gerisi önemli değil.

Ş: Sen ne yaptın iş güç durumlarını?

Y: bakıyorum hala, birkaç yere başvurdum ama haber gelmedi henüz.

Ş: E bul artık bir şey. Sen işi seçme iş seçsin seni. Devir çalışma devri.

Y: Doğru diyorsun kardeşim. Veysel abi benim açmaları sarsana sen ben yolda yerim geç kalacağım yoksa.

Ş: Hayırdır nereye? Ben çıkacağım şimdi, yol üstündeyse bırakayım seni?

Y: Yok kardeşim. Bir yere uğramam gerekiyor zaten.

Ş: Tamam o zaman, hadi görüşürüz.

Y: Eyvallah.



… Sabah sabah ağzını burnunu kırdıracak bana. İş beni seçecekmiş laflara bak. Tabi benim babamın şirketi var ya ben yönetmiyorum, haklı adam. İki kelimeyi bir araya getirmekten aciz herifler karşıma geçip konuşuyor, harbiden içimden bir ses diyor ki al eline evire çevire, kafasına gözüne…

Saat kaç ki bizim eleman gelmiş midir acaba? Bu parkı da senelerdir bir düzenleyemediler gitti.

Y: Hooop!

Altan: Vay abim.

Y: Ulan yine saatini sektirmemişsin.

A: Ne yaparsın abi, ekmek parası.

Y: Gel, gel. Açma aldım yememişsindir bir şey.

A: Abi kendine göre almışsındır sen, beni boşver.

Y: Ulan iki tane aldım işte. Gel de canımı sıkma.

A: Tamam abi.

Y: Ee? Anlat.

A: Ne anlatayım abi. İşte öyle temizlik yine.

Y: Para pul işleri? Alabiliyor musun tamamen?

A: Abi sağ olsun bizim muhtar bu üç parkı temizliyorum diye veriyor bir şeyler.

Y: Nerede akşam, orada sabah mısın yine?

A: Yok abi.

Y: Parayı vurdun o zaman.

A: Yok be abi. Şu girişteki inşaat varya.

Y: Ee?

A: Onu yapan müteahhit bırakmış kaçmış, öyle duruyor. Orda kalıyorum geceleri.

Y: Başına iş alma oğlum sakın. Bir sıkıntı olursa haberim olsun.

A: böyle dedin de ilk seni tanıdığım gün geldi aklıma.

Y: Ulan ben bile hatırlamıyorum, niye gelir ki aklına?

A: Ah be abi! Köpekler bana saldırmıştı da sen belindeki kemerle kovalamıştın ya onları.

Y: Doğru lan. Köpeklerden birisi sahipliymiş, birde senin yüzünden adamı dövmüştüm. Belaymışsın oğlum sen.

A: Bazen şakamı yapıyorsun yoksa ciddimi sin anlamıyorum abi.

Y: Aha da telefon. Dur!

Y: Alo, efendim Zeynep.

Z: Neredesin?

Y: Sağ ol Zeynep, sana da günaydın!

Z: Taş atma bana, neredesin?

Y: Mahalledeyim, parkta. Bir arkadaşla sohbet ediyoruz.

Z: Çıkamadın zaten o mahalleden, saat 14:30 da okulun bahçesinde buluşuruz.

Y: Bizim okulun?

Z: Evet.

Y: Tamam.

Y: Ee Altan Efendi, günlerdir boşuna günahını aldık kızın. Biz ilk konuşmamızı okulun bahçesinde yapmıştık bundan seneler önce, seneler sonra sevgililer günü ve bana okulun bahçesinde ol dedi. Ulan benim Zeynep’im bir tane ya. Benim hayatta aklıma gelmezdi.

A: Abi yengemi o?

Y: Yok, Halam! Kim olabilir oğlum sence?

A: Tamam abi anladım.

Y: E ben gittim o zaman, iyi bak kendine. Bir şey olursa nasıl bulacağını biliyorsun.

A: Tamam abim. Eyvallah.



… Ne zor hayat be usta, ne zor. Ana uok, baba yok, aile yok, hiçbir şey yok. Elden gelse de bir şeyler yapabilsem şu Altan’a.



Y: Alo! Lan hanım köylü.

Özgür: Sabah sabah uğraşmasan benimle olmaz zaten. Ne var?

Y: Yavaştan çıktım ben. Zeynep’le görüşüp oradan sana geçerim.

Ö: Kıza bir şey aldın mı bari?

Y: Onu sorma işte.

Ö: E para var dedik, verelim dedik.

Y: Oğlum parasızlıktan değil, vakit yok vakit.

Ö: Tabi, dört tane şirket yönetiyorsun ya vakit yok haklısın.

Y: Lan tamam uzatma. Kızı görüp geliyorum sana, hadi

Ö: Tamam.



… Harbiden bir şey almadık kıza. Çok ayıp olacak. O şimdi eli kolu dolu gelir. Olmayınca olmuyor ama ne yapalım. Başka sefere artık…

… İlk defa burada konuştuğumu hatırlıyorum Zeynep’le. Ne enteresandır sonra çok inmedik ama bahçeye. Şu merdivenlerde otururduk, ben kızardım ona “ bu etek neden bu kadar kısa, uzat biraz” diye. Ulan ağacı bile kesmişler ya, merdiveni gölge yapardı o ağaç. Futbol sahası da kapanmış. Ne günlerdi be! Ergini şu demirlere bağlamıştık ta çözememiştik demiri kesmişlerdi, disipline vermişlerdi.



Zeynep: Yusuf!

Y: Geldin mi aşkım.

Z: Geldim, geldim.

Y: Hoş geldin. Sevgililer günün kutlu olsun.

Z: Sağ ol. Seninde.

Y: Kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi, yıllar sonra sevgililer gününde burada olacağımız.

Z: Benimde öyle.

Y: Hakikaten tebrik ederim, anlamlı bir yer.

Z: İyi misin?

Y: İyiyim gülüm, neden olmayayım? Sevgililer gününde dünyanın en güzel kızı yanımda.

Z: Peki, konuşalım o zaman biraz.

Y: konuşalım gülüm. Bu arada kusura bakma sana bir şey alamadım, durumları biliyorsun.

Z: Biliyorum Yusuf, biliyorum. Sorun da bu zaten.

Y: Hediye alamamam mı? üzülme gülüm yarın hallederim hemen.

Z: Off Yusuf. Ne saçmalıyorsun sen? Ne hediye si kimin umurunda hediye falan. Kaç yaşındasın?

Y: 28.

Z: Bende. Farkındaysan aynı yaştayız ve yaş ilerliyor. Neyin farkına vardım biliyor musun?

Y: Neyin?

Z: Hala lisedeki gibiyiz. Hiçbir değişiklik yok. Seninle olduğum sürece önümü göremiyorum. Evlenecek miyiz?

Y: Bunu sorman bile hata. Evleneceğiz!

Z: E hani? Ne ile? Bir şey varda ben mi göremiyorum. Para yok, pul yok. Ben çok sıkıldım Yusuf. İlişkimizdeki bu olumsuzluklar sanırım beni sana karşı soğuttu. Eskiden sen aramadığında yada ne bileyim seni görmediğimde kendimi kötü hissederdim şimdi ise inan bana aramayınca eksikliğini hissetmiyorum, seni görmesem de olur gibi hissediyorum.

Y: Ne yapmamız lazım Zeynep?

Z: Ben kararımı verdim Yusuf. Bana kızma şartlar böyle, üzgünüm. Bitti!

Y: Ne bitti?

Z: Sen ve ben. Biz bittik. İstemiyorum artık.

Y: Zeynep sen benim nefes alma sebebimsin, yaşama umudumsun, hayallerimin merkezisin geçecek. Yusuf’una güven. Lütfen.

Z: Bak ikimizde senelerdir tanıyoruz birbirimizi, çok uzun zamandır. Her şeyini biliyorum, her şeyimi biliyorsun. Anla biz olamıyoruz ben soğudum, sıkıldım.

Y: Ben bunları duymamalıyım!

Z: Ağlama! İşleri daha da zorlaştırma, lütfen.

Y: İsteyerek yaptığım bir şey değil. İsteyerek yapsam inan bana karşında yapmam. Sen benim bu dünyadaki en kıymetlimsin. Elim, ayağım, gözüm, kulağım her şeyimsin. Ben seni 2 gün görmesem ölürüm Zeynep. Ciddi ölürüm. Sensiz duramam ben, yapamam. İkimiz olursak her şeyi aşarız. Beni sensiz bırakma, beni sensiz bırakma! Benim canımı alma!

Z: Yusuf lütfen! Ağlamadan konuş, lütfen diyorum. Bu hayatın sonu değil. İlk ayrılan biz olmayacağız, sonda.

Y: Bana hala ne anlatıyorsun, hala! Benden ayrıldın tamam. Gittin, evet gittin. Bundan birkaç sene sonra başkası olduğunda hayatında nasıl dokunacaksın o adama? Nasıl evleneceksin o adamla he? Gözüne bakınca hiç mi ben aklına gelmeyeceğim? Hiç mi demeyeceksin Yusuf diye he hiçmi?

Z: Bu benim içinde çok zor, ama ben kararımı verdim.

Y: Hayatında bir kere benim iyiliğim için ne zaman karar verdin?

Z: Yusuf yapma bak ben seni…

Y: Kes lan! Kes anlatma bana! Bu gördüğün dünya benim umurumda değil ulan, umurumda değil. Desinler ki Zeynep’in bir saçımı kopsun dünyamı yansın bana göre dünya yansın, ben seni öyle seviyorum. Bu senin içinde yaşadığın dünya yı sevmemin tek sebebi bu dünya da senin olman. Ben mi suçluyum param yok diye? Ben mi suçluyum babam zengin değil diye? Yinemi suç benim.

Z: Çarptırıyorsun.

Y: Olsaydı babamın şirketleri parası bunlar olmayacaktı ama değil mi? Sende haklısın, hem de sonuna kadar haklısın.

Z: Tamam bağırma, ağlama.

Y: Ne oldu? Millet mi bakıyor. Bakarsa baksın ulan! Benim canım gidiyor, canım.

Z: Beni ne zaman ihtiyacın olursa ara, ne zaman. Maddi manevi her konuda, gece gündüz fark etmez.

Y: Şu an sana ihtiyacım var, peki şimdi neden bırakıp gidiyorsun.

Z: Daha da zorlaştırıyorsun. Ben gidiyorum. Son bir şey diyor musun?

Y: Senin canın sağ olsun! Verecek bir canımız var oda sana helal olsun dedim ama yeterli değilmiş.

Z: Hadi sende git, durma burada.

Y: Giderim ben, teşekkür ederim. Ablana, annene selamlarımı ilet.

Z: Çocuk olma, hadi kalk artıkta git. Bak gidiyorum ben.

Y: git Zeynep! Git.

Z: Hoşça kal.

Y: Eyvallah!



… Dört saattir oturuyorsun burada, gelmez artık daha kalk git be Yusuf, kalk git. Adamı bir umut yaşatır, bir umut da öldürür. Başım dönüyor usta nefes alamıyorum. Dünyam gitti resmen. Kurduğum her hayalin temeli gitti, Zeynep’im gitti. Hem de param yok diye gitti. Haklı belki ama nasıl Yusuf’unu bırakıp gider. Ulan nasıl gider? Ben onun için bu dünyayı yakarım, o nasıl gider. Yerimden doğrulamıyorum ki.



Y: Özgür, neredesin?

Ö: Lan! Neden ağlıyorsun?

Y: Lan neredesin!

Ö: Şirkete geçiyorum.

Y: Tamam geliyorum, tabi gelebilirsem.

Ö: Kardeşim yerinden kıpırdama, ben gelip alayım seni. Yalvarırım adres ver.

Y: Geliyorum ben, gerek yok.

Ö: kavga falan mı ettin?

Y: kavga edip ağlayacak adamıyım ulan ben? Öldüm! Resmen öldüm!

Ö: Hemen Şirkete gel, hemen.

Y: Yavaş, yavaş yürüyorum sana doğru.

Ö: Ulan! Hemen neredeysen bin taksiye. Şirketin önünde bekliyorum seni. Binmezsen yüzüne bakmam.

… Takside geçmiyor, bayılmak üzereyim. Hayatımda ikinci defa kendimi böyle hissediyorum. İlki çocukken arabanın altında kaldığımdaydı. Ölüme yakın uçmuştum, şimdide öyle. Ulan bu taksi boş olsun bari. Bu kan nerden geldi? Burnum neden kanıyor?



Y: Usta şu giriş kapısında dur.

Özgür: Çocuklar taksiyi halledin. Lan bu ne kardeşim! Sana ne oldu? Her yerin kan, kim yaptı oğlum bunu sana? Kim?

Y: Bir şey yok. Burnum kanıyor.

Ö: Kim yaptı bana hemen isim söyle kim diyorum kardeşim?

Y: Ulan reklam etme bizi, bağırıp çağırma. Yürüyemiyorum, içeri götür beni.

Ö: Gel, yaslan bana. Yürü böyle. Odama kimse girmesin telefonda bağlamayın. Ergin’i arayın hemen benim söylediğimi söyleyin ne işi varsa bıraksın hemen burada olsun. Uzan şöyle kardeşim, ayakkabıları da çıkar. Şu suyu da iç.

Y: Ohh!

Ö: Anlat şimdi. Nedir olay?

Y: Özgür beni bir bırak, bir dur. Bir şey yok.

Ö: Ulan her yerin kan içinde. Sen sadece isim ver biz halledelim sen dinlen.

Y: Özgür, bir şey yok diyorum sana daraltma beni. Nefes alamıyorum zaten.

Ergin: Ulan bu ne hal? Ne oldu sana? Kim yaptı bunu kardeşim?

Y: Ulan oğlum beni beş dakika bırakın. Nefesim dengelensin anlatacağım, bak ölüyorum diyorum. Nefes alamıyorum.

E: Özgür gel, sakinleşsin adam.



… Keşke kavga falan etsem de bu hale gelsem. Hoş kavga ettikten sonra kimseyi aramam. Ne olur yani en fazla dayak yeriz. Hep atacak değiliz ya. O acı bu kadar değildir zaten. Zeynep gitti ya! Var mı ötesi? Ulan en çok koyanda bundan seneler sonra onun başkası ile evleneceğini, benim başkasıyla evleneceğimi falan düşünmek. Düşündükçe midem bulanıyor, nefes alamıyorum.

E: Anlat lan artık ne oldu?

Y: Ne olsun ya? Zeynep.

Ö: Bir şey mi oldu lan kıza?

Y: Olmuş, olmuş ki böyle oldu.

E: Ulan ne oldu?

Ö: Ağlamasana oğlum. Anlatsana. Bizden mi saklıyorsun.

E: Kardeşim neden ağlıyorsun? Anlatsana.

Ö: Şu suyu getir Ergin, nefes alamıyor adam ağlamaktan.

E: Oğlum doktor mu çağırsak.

Y: Yok! Sakın, sakın öyle bir şey yapmayın. İyiyim ben.

E: Kardeşim yalvarırım korkutma beni. Ne oldu? Sana yalvarıyorum anlat. Neden bu haldesin?

Ö: Kardeşim, kardeşlerin gülü, benim can yoldaşım. Allah Aşkına anlat.

Y: Zeynep gitti.

Ö: Nasıl gitti? Nereye gitti?

Y: Gitti. Terk etti ve bitti.

E: Olur mu ulan öyle şey. Zeynep seni sever, düzelecektir.

Y: Ergin’im, biz kavga etmedik. Ayrıldık.

Ö: Düzelir oğlum. Canı sıkkındır, ne bileyim sana söyleyemediği bir şey vardır.

Y: Eskiden başı ağrısa bana söylerdi, artık söyleyemediği için gitti.

E: E ne olacak şimdi?

Ö: Harbiden, ne olacak?

Y: Bilmiyorum.

E: Ulan her yerin kan senin, kızımı dövdün yoksa?

Y: Hayır.

Ö: Kanlar nerden geldi?

Y: Kafamı demire vurdum.

E: Yani demire kafa attın. Oğlum kendine sahip çık. Bizim bizden başka kimsemiz yok.

Ö: Doğru diyor adam, biz üç kişiyiz.

E: kalk şimdi ayağa lakabına yakışır ol Aslan’lar ağlamaz.

Y: demek Aslan değilim ben, tutamıyorum kendimi.

Ö: Aslan değil misin? Ulan benim tanıdığım Yusuf…

E: Hadi Aslan, kalk. Kalk biraz ayakta dur.

Y: Beni biraz yalnız bırakır mısınız?

E: Özgür gel. Biz bahçeye inelim biraz.



E: Ne olacak şimdi?

Ö: Bu adam toparlayamaz, Zeynep onun her şeyiydi.

E: Biz mi konuşsak, ne yapsak?

Ö: Sende bu adamı tanımıyorsun değil mi? Gebertir lan seni.

E: Olsun be oğlum, ben onun için ölürüm.

Ö: Bende öyle, ama dur bakalım birkaç gün geçsin durumlar ne olacak. Ben akşam alır bana götürürüm bunu.

E: Tamam bende gelirim.

Ö: Olur.

E: Bakalım bir, orasını burasını kesmesin bu adam. Sessiz ol ama.

Ö: Uyumuş bu?

E: Oğlum ölmesin?

Ö: Ağzını yüzünü kırarım şimdi, nasıl laf lan o uyuyor işte adam.

E: Ne bileyim lan, korktum. Ben gidiyorum o zaman akşam sende görüşelim. Bu gelmem falan der sakın bırakma.

Ö: Öyle bir şansı yok. Zorlada olsa götürürüm.

E: E hadi ben gidiyorum.



… Saatler sonra;

Özgür: Yusuf! Yusuf! Hadi kardeşim kalk geç oldu eve geçelim.

Y: Ha! Kaç saattir uyuyorum ben?

Ö: Bilmiyorum, ama uzun zamandır uyuyorsun. Hadi kalk eve gidelim.

Y: Yok, ben eve geçerim.

Ö: Yok öyle bir şey. Benim eve gidiyoruz, Erginde gelecek.

Y: Başım dönüyor be Özgür’üm.

Ö: Tutun bana kardeşlerin gülü, bizi yıkamaz kimse. Tutun, geçecek.

Y: Geçer mi lan?

Ö: Geçer kardeşim, geçer. Yavaş yürü, dur asansöre de binelim.

Y: Nefes alamıyorum hala.

Ö: Tamam Aslan, hadi eve gidelim yatarsın tekrar. Yavaş dur kafanı çarpma yukarı. Tamam bindin mi? kapatıyorum kapıyı. Hop! Bende geçtim yavaş yavaş gidelim evimize doğru. Biz buradayız be oğlum sen sahipsiz misin? Değilsin biz neleri başardık hatırlasana. Kimsenin yapamazsın dediği şeyleri yaptık oğlum hep.

Y: Bir Zeynep’i tutamadık ama.

Ö: Tamam, düşünme düzelecek.



… Keşke söylediğin gibi kolay olsa be kardeşim, keşke. Al saate bak kaç olmuş ve ben Zeynep’le konuşmadım. Şimdiden onsuz duramıyorum, şimdiden. İnsanlar abartıyorum zannediyor sanırım ama ben hakikaten nefes alamıyorum. Koklayamıyorum, duyamıyorum. Hepsi geçecek diyor. Ben geçmesini istemiyorum ki Zeynep’i istiyorum!



Y: Ergin gelecek değilmi?

Ö: Gelecek. Bir şey istiyor musun dışarıdan, alsın mı gelirken?

Y: Yok.



…Birkaç saat sonra;



E: Aslan! E oğlum, düzel biraz daha ne kadar gidecek bu?

Y: Düzgünüm ya oğlum ne yapayım daha?

E: Suratından düşen bin parça.

Ö: Yusuf, bak bu adamda buradayken söylüyorum kafanı toparlayıp şirkete geliyorsun, sana bir pozisyon ayarlıyoruz ne istersen işin gücün senin oluyor. Bu ne lan? Yeter artık kendini yiyip bitirdiğin itiraz kabul etmiyorum hiçbir şekilde.

E: Aynen Yusuf, gerekirse döverek ben götürücem.

Y: Ağalar ben yatıyorum.

E: Haydaaa. E konuşsaydık biraz?

Ö: Yok usta, yatsın biraz toparlasın.

Y: Kendimi iyi hissetmiyorum, uyumam lazım. İçerdeki odada mı yatayım ben?

Ö: Ev senin kardeşlerin gülü, nerde istiyorsan yat.

Y: Hadi iyi geceler.

E: İyi geceler.

Ö: İyi geceler.

Y: Eyvallah.



… Yanlarında yapamadım, bağıra bağıra ağlamak istiyorum. Tutamıyorum kendimi. İnsanlar işe kalkıyorlar ben ağlamaktan hala uyuyamadım. Gözyaşlarım kurudu, gözlerim acıyor ama hiç birisi kalbiminki kadar değil. Zeynep gitti usta. Bundan büyük olay yok, gitti. Resmen gitti. Başladığında ne kadar sevindiysem bittiğinde o kadar üzüldüm. Saçının teline zarar gelmesin diye canımı verirdim, hala da veririm. Ama o yak artık. Bırak canımı vermemi, sevmemi bile istemiyor. Bu dünyada her şeyi kayıp mı edeceğim acaba? Bu hep böylemi olacak? Her şeyim elimden mi gidecek? İlla ben kendimi mi bozmalıyım? Herşeyimi elimden alsınlar bu değilmi? Bu? Bundan sonra yok öyle dava! Peki ulan dünya, bunu sen istedin!
 
Ayrılma sahnesi benimde içimi eritti. Ama ileriki bölümlerde Zeynep kesin peşinde koşucak demiştim oldu da :p bakalım
 
Hanqi aŞk kaLıcı ki aRtık.. Her aŞk qüzeL BaşLıyor aMa Sonu Hep aynı HüSRan..
 
Geri