Serdar Gökalp Aslan 13

Konu sahibi son olarak 2613 gün önce görüldü
Serdar Gökalp Aslan 13,
Serdar Gökalp Aslan 13 oku,
Serdar Gökalp Aslan Hikayesi 13,
Aslan 13,

En son yaşanan olayların ardından 3 ay geçmiştir. İsmi bilinmeyen ama Yusuf Yılmazçelik'le irtibat halinde olan kişi Yusuf'la görüşmek istemiştir. Beykoz'da tenha ve patika bir yolda buluşurlar.


Yusuf: Neredesin, söylediğin yerdeyim ben.

Dayı: Sağa doğru yürü...

Y: Hadi be Dayı saklan, saklan nereye kadar?

D: Çok konuşma yürü... yürü... tamam sola dön devam et, kulubeyi gördün mü?

Y: Evet.

D: Tamam, gir içeri bekliyorum.

Kulubeden içeriye girerkek Yusuf her ihtimale karşı silahını belinden çıkartıp eline alır.

Y: Dayı! Dayı!

D: Bu taraftayım... ne o lan bizidemi vuracaksın.

Y: Hayır sadece tedbir. Ne işimiz var burada?

D: Doğru, sen sokak ortasında adam bile öldürebildiğin için gizlilik saklılık bilmezssin.

Y: Ben işimi yapıyorum, beğenmiyorsan başkasını bulacaksın!

D: İzmir'de yaptığın işi temizlemek için çok uğraştık.

Y: İşin bu değilmi? Ben yapacağım sen temizleyeceksin.

D: İşler biraz değişti, çok dikkat çekiyorsun, dokunulmaz olduğun anlaşılmamalı.

Y: Dokunsunlar, benim için sorun yok.

D: Benim için var, ne seni ne de kendimi açık edemem.

Y: Korkuyorsun yani?

D: Uğraştığım tek iş sen değilsin Aslan!

Y: Ee? Nedir çözüm önerin ?

D: Bu kağıdı al, yazılı adreste seni 2 kişi bekliyor, bizim tarafımızdan yetiştirildi, ikiside bu işlerde en iyisi.

Y: Madem en iyileri kendin kullan, bana neden veriyorsun?

D: Karşı gelmek yok. Ben ne diyorsam o!

Y: Sende dahil olmak üzere kimseden emir almadım, almamda!

D: Biliyorum bu yüzden seni seçtik zaten ama bu adamların cebinde kimlikleri var, yapacağın operasyonlar sırasında müdahale edecek emniyet birimlerinin sana temas etmesini engelleyecek bir kurumun kimliğine sahipler ve bizim evlatlarımız.

Y: Ben ekibimden memnunum ayrıca kendim seçmediğim hiçbir adamı yanıma almam, ölüme gitmem.

D: Aslan şu anki işimiz şu, sen olayı yapıyorsun, ben kapatıyorum, bu adamlar yanında olduktan sonra olayları senin yaptığın bilinmeyecek benimde kapatmama gerek kalmayacak.

Y: Ben kendi ekibimde sızma istemem!

D: En ufak hatalarında, yanlışlarında sık kafalarına at bir kenara.

Y: Ya yanlış yaptıklarını anlayamazsam?

D: Huylansan bile sık! Bir şey görmene gerek yok, hissettiğin anda dilediğini yap.

Y: En ufak bir kıllanmamda sülalelerini kazırım!

D: Tamam.

Y: Sana bile benimle alakalı iyi, kötü tek bir cümle kurmayacaklar hatta seninle bir daha görüşmeyecekler bile, madem bu saatten sonra benim adamlarım o zaman herşeyleriyle benim.

D: Onada tamam.

Y: Başka bir şey var mı?

D: İstediğin kişilerin bilgileri dosyada. Bazılarını neden istediğini anlamış değilim.

Y: Bütün hainleri sen biliyor olamazsın. Bizimde bildiklerimiz var hem hala sana ulaşmak istediğimde ulaşamıyorum iki ayda bir geleceksin de görüşeceğiz.

D: Biraz sabret, üst taraflarda durumlar karışık. Kısa zamanda çözüm buluruz buna da.

Y: Tamam varmı başka bir şey ?

Görüşmeden ayrılan Yusuf ofisine doğru yola çıkar, o sırada Altan ve Cem Yusuf'un onlara verdiği işi bitirmek için başka bir yerdelerdir.

Altan: Birimiz arabada kalsın ne olur ne olmaz.

Cem: Tamam, sen kal ben çıkıp halledeyim.

A: Olur usta, yarım saate gelmezsen yukarı çıkarım.

C: Tamam.

Ofise gelen Yusuf üzerini değiştirir ve Altan'ı arar...

Y: Ne yaptınız Altan?

A: Abi Cem içeri girdi, henüz bir şey yok.

Y: Tamam haber verin bana.

O sırada içeride...

Cem: Ali Sağlam içerde mi?

Koruma: Kim diyelim.

C: Yusuf Yılmazçelik'in selamını getirdim, iletin.

K: Şurda bekleyin.

2 dakika sonra...

K: Buyurun, içeride sizi bekliyor.

C: Eyvallah.

Ali: Hoş geldin, geç otur.

C: Lafım uzun değil, oturmaya lüzum yok.

A: Otur dedim! Aynı lafı 2. kere söylemeyi sevmem.

C: Yusuf Yılmazçelik derki bundan sonra onun haberi olmadan yaptığınız bütün işlerden elinizi ayağınızı çekeceksiniz.

A: Yusu abin mi dedi bunu?

C: Yusuf Yılmazçelik istediği kişinin abisi, istemediği kişinin Azrail'i olur.

A: Bana bak lan it! Seni de Yusuf denen patronunuda gebertirim! Şu an kafana sıkmamamın tek sebebi bu söylediklerimi patronuna aynen iletmen.

C: Yanlış adama yanlış yapıyorsun!

A: Kes lan sesini! Dün gelip bu gün bize raconmu keseceksiniz, sizin gibileri çok gördük lan biz bu alemde. Senin yaşın kadar leşim var lan benim!

C: Akıllı konuş...

A: Bas git sıkarım ağzına yüzüne! Abinede aynen söyle.

C: Emin ol aynen ileteceğim, aynen!

...

C: Abi şimdi çıktık ofise doğru geliyoruz.

Yusuf: Tamam. Ofisten ayrılmayın, benim bir işim var, halledip geleceğim. Benden 2 saate kadar haber alamazsanız telefonumun en son sinyal verdiği yer her neresiyse oradaki herkesi öldürün.

C: Abi bekleseydin beraber çıksaydık.

Y: Cem!

C: Tamam abi.

Yusuf ofisten dayının ona verdiği kağıtta yazan adrese gitmek için tek başına çıkar. Adrese geldiğinde ön kapıdan girmek yerine gizlice camdan girer ve evin içindeki iki kişinin üstünü arayıp silahlarını aldıktan sonra sorgulamaya başlar.

Yusuf: Şu tarafa geçin!

Ömer: Sen kimsin!

Y: Kes lan! Dediğimi yap!

Emre: Görevliyiz biz, kimsin sen.

Y: Kimi bekliyorsunuz burada?

Ö: Söyleyemeyiz.

Y: Bir kere daha soracağım, emin olki başka soru sormam.

E: Usta görevliyiz! Başına iş alacaksın.

Y: 10 saniye içinde cevap gelmezse kafanıza sıkarım.

E: Yusuf! Yusuf Yılmazçelik.

Y: Ne olmuş ona?

E: Onu bekliyoruz.

Y: Ne olacak o gelince?

E: Bizde bilmiyoruz, onu bulmamız söylendi.

Y: O sizi buldu ama...

Ö: Nasıl?

Y: Ben Yusuf Yılmazçelik! İlk sınavdan kaldınız! Hemen öttünüz.

Ö: Anlatılana göre senden başkası buraya böyle giremezdi zaten.

E: Anlamalıydım.

Y: Yürüyün gidiyoruz.

E: Siz çıkın, bu evden çıktıktan sonra yakmamız söylendi...


Yusuf yanına aldığı Ömer ve Emre ile beraber ofise doğru yola çıkar bu arada Altan ve Cem ofiste Yusuf'u beklemektedirler.

A: Abiye söyledinmi herifin söylediklerini.

C: Nasıl söyliyeyim lan! Seninle beraberdik, söylesem görürdün. Ofise geçin ben geliyorum dedi.

Y: Ne yaptınız Altan!

A: Heh! Abi geldi.

C: Abi hoş geldin.

Y: Eyvallah. Nedir durumlar?

C: Abi gittik ve söylediklerini aynen ilettik.

Y: Ee? Sonuç... şöyle geçelim hep beraber konuşalım. Çocuklar oturun sizde.

A: Abi arkadaşlar kim?

Y: Bizdenler Altan bizdenler. Ömer ve Emre, bundan sonra bizimle beraberler.

Ö: Memnun oldum Ömer ben.

E: Ben Emre.

A: Hoş geldiniz Altan ben.

C: Bende Cem, hoş geldiniz.

Y: Evet anlat şimdi.

C: Abi bu Ali Sağlam denilen adam biraz sıkıntı gibi, resmen bizi tanımadığını söyleyip üstüne de posta koydu.

Y: Altan, bu adamın evi, işi, karısı, çoluğu, çocuğu içeri girebileceğimiz her hangi bir boşluğu var mı?

A: Abi söylediğinden beri araştırıyorum ama bakkala bile giderken kullandığı yolu ikinci kere kullanmıyor, sağlam oynuyor.

Y: Bende bir bakayım, illaki vardır bir açık.

E: Abi biz Ömer'le alırız istiyorsan.

C: Nasıl olacak o iş? Adam sağlam diyorum.

Y: Tartışma bitmiştir, İş Ömer ve Emre'de.

Ö: Tamam abi.

E: Eyvallah.

Y: Dağılabilirsiniz. Altan, Cem siz kalın.

A: Peki abi.


Ömer ve Emre Yusuf abilerinin verdiği işi halletmek için yola çıkarlar...

Y: Cem, İstanbul içerisinde otopark, arazi, çek, senet gibi işlerle uğraşan ne kadar adam varsa hepsinin yol aldıkları bağlı oldukları kişileri bul, selamımı söyle görüşemk için çağırdığımı söyle.

C: Tepelerindeki adamları değilmi abi?
Y: Ne işimiz var bizim sokaktaki adamla, bana masa başında oturanı lazım... Özgür'ün işi ne yaptınız halledildimi?

A: Abi zorluk çıkartan firma sahibini buldum ben.

Y: Mekanında mı şu an?

A: Sorayım hemen abi.

C: Abi bu inşaat şirketi sahibi vardı illa bana ortak olun diye devamlı peşimizde.

Y: Olun Cem.

C: Sana sormadan karar vermeyelim dedik abi.

Y: Benlik bir şey yok. Olun.

A: Abi adam mekandaymış, hatta yeni gelmiş.

Y: Hazırlanın çıkıyoruz.

O sırada Ali Sağlam'ın evinin önünde...

Ö: Koruma sayısı çok, nasıl yapsak.

E: Evet çok kalabalıklar, çatışarak olmaz bu iş.

Ö: Yürü benimle.

...

Koruma: Durun buradan öteye geçemezssiniz.

E: Görevliyiz aslanım biz, Ali Bey e geldik.

K: Ne görevlisi?

E: Kimlikte yazıyor...

...

K: Arkadaşınkinide alalım.

Ö: Buyur.

K: Şöyle bekleyin biraz.

5 Dakika sonra...

K: Buyurun Ali Bey sizi bekliyor.

E: Teşekkürler.

Ö: Şimdi ne yapacağız?

E: Şşşt! Sus.

K: Efendim arkadaşlar geldiler.

Ali: Gelsinler bakalım, evet buyurun beyler.

E: Efendim en başta özür dileriz rahatsız ettik. Gelen bir istihbarata göre Yusuf Yılmazçelik isimli bir şahıs size suikast düzenleyecek, bu yüzden sizi bizim korumamız altına alıp yerinizi değiştirmemiz gerek.

A: O kadar boyu uzamışmı o adamın ? Bırakın düzenlesin leşini size teslim edeyim.

E: Efendim Yusuf Yılmazçelik küçümsenmeyecek güçte, bizim aldığımız emirler doğrultusunda sizi bizim kuruma bağlı güvenilir bir yerde tutmamız gerekiyor, siz bizim için değerlisiniz.

A: Ben kendi kendimi korurum, siz telaşlanmayın.

E: Özür dileyerek eğer bizimle gelmezseniz raporumuzda işbirliğini kabul etmediğinizi yazacağım ve bu sizin ticari bazı işlerinizi engelleyecek, aldığımız emir bu doğrultuda.

A: Tehditmi ediyorsun lan sen beni!

E: Hayır efendim sadece aldığımız emirleri uyguluyoruz.

A: Peki geleceğim ama bir şartla.

E: Şart değil emirdir buyurun.

A: Kendi korumalarımdan da yanıma alırım.

E: Tabii. Bizim için bir sakıncası yok.

A: Biraz bekleyin, yanıma almam gereken şeyler var.

E: Peki efendim.

O sırada Yusuf'un arkadaşı Özgür'e zorluk çıkartan ve tehdit eden tefecinin ofisinde...

Y: Mekan burasımı Altan?

A: Burası abi, iyi korunuyor.

Y: Çatışmaya gerek yok, halledderiz.

C: Ne yapıyoruz abi.

Y: Yürüyün.

...

C: Hemen şimdi patronuna çık ve Yusuf Yılmazçelik'in onunla görüşmek istediğini söyle.

Koruma: Kim? Siz kimsiniz?

C: Koç! Tam 2 dakikan var.

Y: Altan biz Cem'le yukarı çıkarken sen burada kal.

A: Emredersin abi.

K: Buyrun İhsan ben sizi bekliyor.

C: Gördünmü koç? Yusuf Yılmazçelik'i beklemeyen birisi yoktur, olamaz.

Y: Cem sende burada kal.

C: Tamam abi.

...

İhsan: Hoş geldiniz Yusuf Bey. Adınızı çok duydum tanışmak bugüne kısmetmiş.

Y: Eyvallah.

İ: Buyurun size nasıl yardımcı olabilirim.

Y: Şimdi beni iyi dinle, senin bana yardım edebileceğin bir husus yok ama benim sana vereceğim emir çok!

İ: Anlamadım.

Y: Özgür Bey e borç para vermişsin, üstüne senet yapmışsın, adam parayı öderken ek olarak faiz isteyip mallarına çökmeye çalışmışsın.

İ: Özgür bey derken.

Y: Bir kere daha anlamamazlıktan gelirsen anlayacak her bir organını ayrı ayrı keser öyle anlatırım.

İ: Geldiğinizden beri kibar konuşuyorum ama aynı kibarlığı sizden göremedim, bu şekilde devam edeceksen anlayacağın dilden konuşmaya başlayacağım.

Yusuf sinirle belinden silahını çıkartıp İhsanın ağzına sokar...

Y: Ulan şerefsiz kan emici, insanların kanını emdiğiniz yetmedimi!

İ: Mmmm...

Y: Kes lan ağzın doluyken konuşma ciğersiz.

İ: Ah!

Y: İlk ve son kez uyarıyorum eğer Özgür'e Ya da benim çevremdeki her hangi birine iyi veya kötü bir şekilde temas ettiğini duyarsam, görürsem, hissedersem ağzındaki bütün dişleri çıkartır tespih yapar cenaze namazından sonra arkandan çekerim. Anladınmı ? Anladıysan kafanı salla...

İhsan kafasını sallar...

Y: Şimdi ben gidiyorum, burası adamlarınla dolu azıcık delikanlıysan arkamdan sıkarsın!

Yusuf ofisten dışarı çıkar...

Cem: Ne oldu abi?

Y: Gidiyoruz, sağ olsun anlayışlı bir kardeş çıktı. Altan arabayı getir.

A: Hemen abi.


O sırada Ömer ve Emre Ali Sağlam'ı alırlar...

Ali: Ben kendi aracıma biniyorum bizim çocuklarla beraber. Başka araca binmem.

Emre: Bizim için sorun yok. Önden bizim araçla size yol gösterelim siz bizi takip edin, yalnız çok kalabalık olmayalım kurumdan emir böyle.

A: İki arabayız biz tam arkanızdan çocuklar sizi takip edecek.

E: Peki, yola çıkalım.

Arabalara binilir ve yola doğru çıkılır...

E: Ömer hemen abiyi ara durumu anlat ne yapacağımızı söylesin.

Ö: Tamam arıyorum hemen.

Ömer Yusuf'u arar ve olayı aynen anlatır...

Ö: Ne yapalım şimdi abi.

Y: Ömer kaç araba var sizi takip eden?

Ö: Abi 2 araba her arabada 3 kişi var, Ali'ile beraber 7 kişiler.

Y: 6 koruma mı var?

Ö: Doğrudur abi.

Y: Telefonu kapattıktan sonra sana mesajla bir adres göndereceğim, oraya gelin ve kendinizi riske atacak hiçbir hareket yapmayın. O ciğersizden 50 tanesi sizin gibi bir adam etmez.

Ö: Tamam abi.

Y: Hee sakın ama sakın adresteki mekana geldiğiniz zaman silah seslerine aldanıp arabadan inmeyin. Arabanın içinde kendinizi koruyacak şekilde yatın.

Ö: Peki abi.

Telefonu kapatırlar.

Y: Altan! Ömere Çiftliğin adresini mesaj olarak yolla hemen.

A: Tamam abi.

Y: Cem hemen çiftliğe doğru sür! Hemen ama. Ordaki çocuklarıda ara 3 araba içeri girecek giren ilk araba bizden sakın dokunmasınlar en arkadaki arabadaki herkes ölecek, ortadaki arabada Ali Sağlam var o hariç herkes...


Yusuf çiftliğe gelir...

Y: Nedir durum ?

Ömer: Abi söylediğin gibi Ali Sağlam'ı aldık.

Y: Nerede?

Ö: İçerde abi, Emre var başında.

Y: Altan sen gel, Cem sende Fatih Beyi ara geleceğimi söyle.

C: Tamam abi.


Yusuf Ali Sağlam'ın olduğu odaya girer...

Y: Vay ki vay Sağlam Ali !

Ali: Sen kimsin? Seni yaşatırlar mı zannediyorsun?

Y: Kimmiş lan beni yaşatmayacak olan ? Söyle sahibini onuda senin yanına gömeyim.

A: Bu işin arkasını getiremezsin, her kimsen.

Y: Ben Yusuf Yılmazçelik ! Bak adım belli, senin gibi bir itin başında kimin olduğu bile belli değil.

A: Ne istiyorsun benden?

Y: Sorduğum sorulara düzgünce cevap ver, seni buraya gömüp gideyim.

A: Beni öldürecek misin?

Y: Sorularıma cevap verirsen söz veriyorum sadece öldüreceğim.

A: İş birliğine hazırım.

Y: Benim senle ne işim olur lan, sadece sorduklarıma cevap ver... Organ işinde arkanda kim var? Sana bu yolu kim verdi?

A: Güldürme beni, senin gibi sokak çeteleri ben veya arkamdakinin karşısında durabilirmi zannediyorsun, bana ne soracaksan sor sonrada elinden geleni ardına koyma, öldüremeyeceğin belli.

Yusuf silahını çıkartır ve Ali Sağlam'ın sol omuzuna bir el ateş eder.

Y: Bir derece doğru söyledin seni hemen öldürmem, yavaş yavaş kan kaybından ölürsün.

A: Kimseyi bilmiyorum ben! İsim yok sadece yazışmalarımız var! Ahhh!

Yusuf silahı ile Ali'nin sağ omuzunada bir el ateş eder.

Y: Ee ali? Bende kaldı 14 mermi, bana öyle şeyler anlat ki sadece bir tanesini kullanayım oda kafanda patlasın.

A: Söyleyemem beni öldürürler.

Y: Sana dürüst oluyorum, buradan canlı çıkamayacaksın. O yüzden söyle, söyleki şu zamana kadar yaktığın canların diyetini bir derece ödemiş ol.

A: Yalvarırım beni bırak, seni çok zengin ederim.

Yusuf bir kurşunda sol bacağına sıkar.

Y: Şansını zorluyorsun! Ölü ya da diri Hiçbir işime yaramazsın. Sadece söyleyeceklerin işime yarar.

A: Tek bir şartla!

Y: Lan it! Elin kolun bağlı her yanın mermi dolu hala şartmı koşuyorsun.

Yusuf bir kurşunda sağ bacağına sıkar.

A: Yalvarırım yapma, Her şeyim üzerine yemin ederim bilmiyorum. İsim olarak kimseyi bilmiyorum. Ama bana bunları yapmam için yol veren kişilerin arkasında bazı yabancı servisler var.

Y: Bak ne güzel anlatmaya başladın, hangi yabancı servisler?

A: Yemin ederim bilmiyorum, bana söylemezler. Ben sadece onların zengin ettikleri ve taşaron olarak istediklerini yaptırdıkları dokunulmaz bir adamım.

Y: Karşımda elin kolun bağlı, her yanın mermi dolu, demek dokunulmaz değilsin.

A: Sana sadece seni yaşatmazlar diyorum, aklının alamayacağı kişiler var bu işin arkasında.

Y: Son kez soruyorum bana isim söyle!

A: Yemin ederim bilmiyorum diyorum.

Yusuf gözlerinin içine baktıktan sonra Ali Sağlam'ı öldürür ve Altan'a dönerek...

Y: Bu şerefsizi kendi şirketinin bahçesine götürüp bırakın.

A: Abi anlattığı hiç bir şey yok bu adamın.

Y: Bildiği bir şey de yoktu o yüzden öldü zaten.

A: Anlamadım abi.

Y: Bu it bunca kişinin canını yaktı ama birilerinden emir alarak yaktı, şimdi seni birisi öldürse ben işin peşine düşmez miyim?

A: Düşersin abi.

Y: Heh! Şimdi bırakalım adamlarını kimin öldürdüğünün peşine düşüp onlar bizi bulsunlar.

A: Anladım abi.

Ertesi gün... Yusuf ofisinde otururken Cem içeri girer.

C: Abi!

Y: Söyle Cem.

C: Abi şu kız geldi.

Y: Ne kızı Cem ?

C: Abi şu bizde çalışan varya hani adı Ebru.

Y: Ee.. gelirse gelir bana neden söylüyorsun.

C: Abi senin ofisin kapısında, sana gelmiş.

Y: Benimle ne işi var kardeşim?

C: Bilmiyorum abi.

Y: Bir şeyide bil Cem! Bir şeyide bil.

C: Tamam abi göndereyim gitsin.

Y: Al içeri !

C: Emredersin abi.

Ebru odadan içeri girer...

E: Merhaba.

Y: Sağ ol. Buyur.

E: Hala çok kabasın.

Y: Hala karşımdasın.

E: Neyse uzatmayacağım, istifamı verdim kabul edildi. Giderken bir uğramak istedim.

Y: Bunu neden bana söylüyorsun? Sen benim şirket içi işlere karıştığımı gördün mü?

E: Off! Seninle bir hukukumuz oldu.

Y: Bak sen. Ne hukuku bu?

E: Yemeğe çıktık sonuçta.

Y: Eee?

E: Eee si yok. Söylemek istedim sadece.

Y: Söyledin, başka bir şey ?

E: Her ne kadar artık burada çalışmıyor olsamda seni görmek istediğim zaman gelebilir miyim?

Y: Neden beni görmek istiyorsun.

E: Bana bak mafya bozuntusu...

Y: Şşşş!

E: Kes sesini! Yürek sadece senin yaptığınla olmaz. Benim yaptığımlada olur. Karşısına çıkıp söylemek istediğin şeyi söyleyeceksin.

Y: Kimin?

E: Kimin için ne hissediyorsan.

Y: E söyle sende.

E: Off! Aslında ne tarzım nede tipimsin ama hoşlanıyorum senden. Telefon numaram burada yazıyor, sen beni görmek istersen ararsın.

Y: Bak Ebru şimdi...

E: Sus! Seni dinlemek istemiyorum ve gidiyorum!

Ebru ofisten çıkar, Yusuf biraz düşündükten sonra telefonla Altan'ı arar.

Y: Ne yaptınız Altan?

A: Hallettik abi, kendi şirletinin bahçesine koyduk.

Y: Gözüken bir yere koysaydınız.

A: Abi ceset bu sonuçta göreceklerdir.

Y: Tamam şirkete doğru gelin... Cem!

C: Buyur abi.

Y: Ofisi şirketten ayıralım, burada olmuyor.

C: Abi şirketimi taşıyalım ofisimi ?

Y: Ofisi taşıyın, girenin çıkanın dikkat çekmeyeceği, rahat bir yer.

C: Abi aslında burası güvenli burada kalsaydık.

Y: Oğlum ben nediyorum sana?

C: Ne diyorsun abi?

Y: Altan'la çok takılma, yasaklıyorum.

C: Hayırdır abi yanlışmı yaptı?

Y: Ulan çıldırtma beni ondan sanada bulaşmış.

C: Abi anlamıyorum.

Y: Cem! Çık git yer bul delirtme beni.

O sırada Yusuf'un telefonu çalar.

Y: Alo!

Özgür: Nerdesin kardeşim sen?

Y: Hayırdır lan? Bensiz korktun mu?

Ö: Sorma ödüm koptu... çocuklar benim ofise geçecek birazdan.

Y: Ne yapayım gelip döveyimmi hepsini?

Ö: Ulan uzatma işte atla gel.

Y: Kaçta gelecekler?

Ö: Yoldalar işte ona göre ayarla, bana bak öyle koruma moruma takma peşine tek gel gır gır yaparız biraz.

Y: Ne koruması lan? Sen ne zaman benim yanımda koruma gördün.

Ö: E yanındaki adamlar?

Y: Onlar benim dava arkadaşım, yoldaşım.

Ö: Tamam her neyinse tek gel.

Altan odadan içeri girer...

Y: Tamam çıkarım birazdan, bizimkiler geldiğinde orada olurum.

Ö: Tamam geç kalma.

Y: Söyle Altan.

A: Abi söylediğin gibi kendi şirketinin bahçesine koyduk.

Y: tamam şimdi sahibi bizi bulsun.

A: Abi ya bulmazsa?

Y: Sahipleri kendilerini belli edene kadar it temizlemeye devam. Çıkalım...

A: Çocuklara söyliyeyim hazırlansınlar.

Y: Hayır ikimiz çıkıyoruz sen beni bir yere bırakıp döneceksin.

A: Tamam abi.

Yusuf Altan'la beraber yola çıkar.

A: Abi bir şey sorabilir miyim?

Y: Söyle Altan.

A: Cem bana seninle çok takılmıyacağım artık abi yasakladı dedi, bir yanlışımmı oldu?

Y: Ulan ikinizide sevmesem...

A: Yok abi sen söylemişsin.

Y: Tamam seninde Cem'le konuşmanı yasaklıyorum.

A: Tamam abi.

Y: Sebebini sormayacak mısın?

A: Sen diyorsan bir bildiğin vardır abi.

Y: Tamam beni bıraktıktan sonra ona sana küstüm diye mesaj gönder.

A: Tamam abi.

Y: Ya Sabır, şurda bırak beni.

A: Bıraksaydım abi kapıya kadar.

Y: Geldik zaten, şuradan bir şeyler alıp öyle gideceğim ben.

A: Abi kaçta alayım seni?

Y: Keyfine bak. Ben kendim dönerim eve.

A: Peki abi.

Altan Yusuf'u arabadan indirip geri döner, Yusuf Özgür'ün ofisine doğru ilerlerken 2 araba ona yanaşıp önünü keser ve aşağı inerler... Yusuf elini beline atar ama silahını çekmez...

Koruma: Silaha gerek yok, amacımız zarar vermek değil.

Y: Siz kimsiniz lan?

K: Hasan İyice sizi görmek istiyor.

Y: Görmek isterse buyurur gelir, yerimiz belli adımız belli.

K: Zorluk çıkartmayın, bizim sizi götürmemiz lazım.

Y: Şu an bir randevum var, ben daha sonra gelirim.

K: Efendim! Lütfen.

Y: Peki gidelim.

K: Buyrun. Silahınızı alabilir miyim?

Y: Sıkacak olsam burada sıkardım.

K: Efendim emir böyle, silahınızı bana verip benden alacaksınız.

Y: Al!

K: Cep telefonunuzu kapatıp pilini içinden çıkartır mısınız lütfen.

Y: Olur onuda yaparız.

K: Teşekkür ederim...alo! Efendim üsteğiniz üzerine Yusuf Beyi aldık... peki efendim hemen geliyoruz.

Y: Ne oldu ne dedi ağababan?

K: Sizi bekliyor efendim...

Yusuf arabaya biner ve Hasan İyice'ye doğru yola çıkarlar...
 
A: Abi bir şey sorabilir miyim?

Y: Söyle Altan.

A: Cem bana seninle çok takılmıyacağım artık abi yasakladı dedi, bir yanlışımmı oldu?

Y: Ulan ikinizide sevmesem...

A: Yok abi sen söylemişsin.

Y: Tamam seninde Cem'le konuşmanı yasaklıyorum.

A: Tamam abi.

Y: Sebebini sormayacak mısın?

A: Sen diyorsan bir bildiğin vardır abi.

Y: Tamam beni bıraktıktan sonra ona sana küstüm diye mesaj gönder.

A: Tamam abi.

Y: Ya Sabır, şurda bırak beni.

Koptum :D 14. bölümü sabırsızlıkla bekliyoruz..
 
Geri