Serdar Gökalp Aslan 11

Konu sahibi son olarak 2612 gün önce görüldü
Serdar Gökalp Aslan 11. Bölüm,
Serdar Gökalp Aslan 11 oku,
Serdar Gökalp Hikayesi Aslan 1. bölüm,
Aslan 11. bölümü,

Aslan 11



(Şu sıralar bir dizide oynayan dayı karakteri ile bizimki arasında benzerlik yoktur. Yeni okuyanların haberi olmalıdır ki Aslan isimli yazı dizisinin ilk bölümü yazıldığında bahsi geçen dizi ortada yoktu! ve dayı karakteri Aslan ın ilk bölümünden beri mevcuttur.)



Son hikayemizden bu zamana yaklaşık 7 ay geçmiştir ve gelişmeler pek iç açıcı değildir.



A: Abi. Bu adamı ne yapacağız bir fikrin var mı?



Y: Bakacağız bir çaresine, araba hazır mı ?



A: Hazır abi. Ne zaman çıkıyoruz?



Y: Yok ben tek çıkıyorum. Siz ofise gidin orada görüşürüz.



Cem: Abi tek başına gezmene hiç olumlu bakmıyorum haberin olsun.



Y: Ne olacak oğlum ? bir şey olacağı varsa senin yanında da olacak, mani olamazsın.



A: Abi öyle deme aslında birimizden birimiz yanında olsak fena mı olur ?



Y: Lan tamam! Üstüme gelmeyin bir şey olmaz ofiste görüşürüz. Ben çıkıyorum.



A: Emrin olur abi.



Y: Şu geçen gün gittiğim restoranın sahibiyle görüştünüz mü?



C: Abi ben haber yolladım en yakın zamanda gelecek seninle görüşmeye.



Y: Yok, yok tamam ben vazgeçtim gelmesin.



C: Peki abi. İletirim.



Y: Çıkıyorum ben. Görüşürüz ofiste…





… bir kere de uygun bir yerde görüşelim be, bu ne ? Nerede çayır çimen var orada görüşmeye çağırıyor beni. Neredesin be dayı ?



Dayı: Aslan!



Yusuf: Yine enteresan bir giriş, yine sen.



D: Biz interesanlığı senden öğrendik aslan!



Y: Bırak bu işleri, beni kaçırdığın ilk günü bile hatırlıyorum. Enteresanın en önde gidenisin sen.



D: Bırak lafı şimdi.



Y: Ee ? bırakalım neden buradayız?



D: Sana sormak lazım, neler yapıyorsun.



Y: Sanki haberin yok neler yaptığımdan.



D: Var!



Y: E neden soruyorsun o zaman ?



D: Dalgamı geçiyorsun lan sen benimle !



Y: Bana bu dünyada bu ve benzeri cümleler kurabilen tek kişisin ama bu seninde devamlı böyle konuşabileceğin anlamına gelmiyor.



D: Tehdit mi ediyorsun sen beni?



Y: Nasıl anlıyorsan öyle.



D: Yok ederim lan seni!



Y: Emin ol kaybolurken senide alır götürürüm.



D: Asla…



Y: Şuna anlaşalım bir kere. Eskisi gibi bir adam değil Yusuf Yılmazçelik! Ve bu adamı sen bu hale getirdin. Kafası atarsa vururda, keserde, öldürürde.



D: Burada olma sebebimiz bu zaten. Aklına estiği gibi adam öldüremezsin.



Y: Aklıma estiği gibi öldürecek olsam şu an karşımda konuşamıyor olurdun.



D: Ee ? nedir o zaman sende ki bu kasaplık merakı?



Y: Kasaplar meslek için keser ve öldürmez onlara zaten ölü gelir onlar işine bakar.



D: O zaman seninki farklı. İnşaat firması sahibi neden öldü ?



Y: Dosyada bilgisi var. Uyuşturucu şebekesinin İstanbul da ki en büyük adamıydı.



D: Nakliye firması sahibi neden hayatta değil?



Y: Adamın nakliye firmasındaki tırlarıyla neler taşıdığını biliyor musun sen ?



D: Ne taşıyormuş?



Y: Verdiğim dosyada var okursun.



D: Hadi hepsini geçtim. En son ölen iş adamında kesinlikle senin parmağın var. Dosyada adamın adı bile yok. Bu işi neden kafana göre yaptın?



Y: Adamın örgütle bağlantısı var. Örgütle bağlantısı olan adamı da öldürmek için izin alacaksam şu dakika ayıralım yollarımızı.



D: Ben öyle bir şey demedim.



Y: Ya bak ne diyeceğim. Sen beni dağa göndersene. Orada ne yaparsam yapayım hesap sormayacaksın zaten.



D: Ne yapacaksın dağda?



Y: E gönderde görelim şu kahpeleri pusu kurup adam öldürmek nasıl oluyormuş. Para pul hiçbir şey istemiyorum. Ben, Atlan, Cem birkaç kişiyi daha alırım yanıma başkada hiçbir şey istemem.



D: Senin buralarda yapman gereken işler var. Seninle çok ilgilendik başka yere gönderemeyiz.



Y: Olur. Bende buradaki çakalları keserim ama bunlarında hesabını vermem.



D: Benim haberim olmadan hiçbir şey yapmak yok. Şimdi anlat nedir durumlar.



Y: Serkan denen kansız tahmin ettiğimiz adamlarla ilişki içerisinde. Çocuklar bu gün bir şekilde alacaklar. Geldiği zaman bakacağız.



D: Sakın adamı vurup öldürme.



Y: Seni anlamak çok zor, adam bariz örgüt yöneticisi sen bana öldürme diyorsun. Haberlerde ağlayan anaları görünce kendimi suçlu hissediyorum sonra.



D: O adam bizi en büyüklerine götürecek. O adama sıkmak falan yok. Söz ver!



Y: Vermem!



D: Ya söz vereceksin ya da senden önce ben aldırırım adamı.



Y: Söz!



D: Söz veriyorum adamı vurmayacağım!



Y: Off! Söz veriyorum adamı vurmayacağım.



D: Bu telefonu al. Bundan sonra devamlı irtibat halinde olacağız.



Y: Teknoloji ye ayak uydurmaya başlamışsın, yoksa gizli adam olmaktan mı sıkıldın.



D: Yoksa dizginleyemeyeceğim seni.



Y: Beygir miyim ben?



D: Hayır ama en az onun kadar kuvvetlisin!



Y: Sahi nasıl olacak…



D: Ney nasıl olacak ?



Y: Çok param var ve her açtığım işte daha da çok kazanıyorum. Bu paralar ne olacak, nasıl kullanılacak?



D: Bana ne lan senin parandan. O senin ticari başarın ne yapıyorsan yap.



Y: Ben bu kadar büyük para istemiyorum. Parayla pulla işim yok benim.



D: Verdiğim telefon devamlı yanında olsun. Her aradığımda ulaşabileyim sana.



Y: Biz nasıl ulaşacağız sana ?



D: Numara orada kayıtlı.



Y: Tamam.



D: Haydi şimdi yoluna, adamı alıp bilgileri aldıktan sonra hemen haber ver bana.



… neymiş efendim yapmaymış etmeymiş, sanki kendi çok güzel işler yapıyo gizemli herif!



Y: Alo ne yaptınız?



Atlan: Cem adamı almaya gitti abi, ben şirketteyim.



Y: Tamam ben geliyorum.



… bu adamı alıp konuşturduktan sonra bırakmak olmaz haber uçurur baştakilere. E yok edemeyeceğiz de söz verdik. Bakalım ne olacak. Bu kim ?



Y: Alo!



Ebru: Baktım ki sen aramayı düşünmüyorsun ben aramalıyım sanırım diye düşündüm.



Y: Aramam için bir sebep var mı?



E: Patronluk yapma bana! Senin şirketinde çalışmıyorum artık.



Y: Neden?

E: İstifa ettim bir arkadaşımla ortak iş yapacağız.



Y: Hayırlısı.



E: Açılışa gelir misin?



Y: Ben sevmem öyle şeyleri.



E: Davet edende kabahat zaten. Ben yinede açılış zamanını bildiririm. İyi geceler.



… bu ne trafiktir ya.. 2 adım yere gelemedik…



Atlan: Abi hoş geldin.



Y: Eyvallah. Haber var mı?



A: Yok abi daha Cem aramadı.



Y: Tamam yukardayım ben haber verirsiniz bana.



A: Tamam abi.



… Zeynep’in işi nasıl oldu acaba arayıp sorsam mı? Yok be Yusuf hiç işin olmasın. Bir Özgüre bakalım nedir durumlar.



Y: Alo! Ne haber lan playboy!



Özgür: Ne komiksin lan sen öyle. Hayranım sana.



Y: Ne yapıyorsun?



Ö: İyi kardeşim senden?



Y: Şükür! Zeyep’in işinden haber var mı ?



Ö: Yok işte sen hallettin kapandı konu.



Y: Tamam bir sıkıntı olursa haber ver mutlaka bana. Senin kulağın deliktir.



Ö: Tamam. Ergin’ le konuştun mu ?



Y: Dur telefon çalıyor konuşuruz sonra.



Y: Alo!



Atlan: Abi! Acilen otoparka inmen lazım.



Y: Hayırdır lan ?



A: Abi hemen, ama hemen.







Y: Ne oldu lan, apar topar indirdin beni.



A: Abi bu her yeri tahta ile kapalı kutu geldi. Üzerinde içinde canlı var diyor.



Y: Bize kim ölü gönderir zaten. Ne varmış içinde.



A: Açmadık abi, sen bir gör istedik.



Y: Açın bakalım önünü şunun.



A: Abi bir baktırsaydık. Bomba falan olmasın.



Y: Zaten birisi bomba gönderdi ve biz onu otoparkımıza kadar soktuysak patlasın Altan. Aç şunu aç.



A: Çocuklar açın şunu, dikkatli olun.



Y: Kimden gelmiş bu yazıyor mu gönderen kişi?



A: Abi şu geçen ay çek işini haletliğimi bir adam vardıya, onun adresi yazıyor üstünde.



Y: Tamam çocuklar açılın siz, ben bakarım gerisine.



A: Abi!



Y: Lan bir sus!



… ne ki lan bu şimdi? Demir parmaklık falan var tahtaların arkasında. Altan bi silah verin bana… o ne lan ? bir not var.





“ Sevgili Yusuf Abi;



Kısa süre önce tanışmış olmamıza rağmen sizi öz abim kadar sevdim. Eğer ki sizin hallettiğiniz iş olmasaydı elimdeki tüm mal varlığı yok olacaktı. Kısada olsa sohbetimizde en sevdiğiniz canlının kaplan olduğunu söylemiştiniz. Sibirya da inşaat işi yaptığımız ortaklarımdan birine rica ettim ve size gönderdiğim Sibirya Kaplanı yavrusunu temin ettim.

Sevgi ve Saygılarımla;



Kardeşiniz Emre Kıyıcı”



Altan: Abi ne yapacağız bunu?



Y: Ne yapacağız oğlum bakacağız. Dünya üzerinde kaç tane kaldı ki bundan bizde atalım. Şimdi buna bir de isim lazım.



A: Abi ne yer bu ?



Y: Pilav üstü döner, yanında da ayran ama kapalı kutu olsun. Lan sen denyo musun?



A: Abi ne bileyim ben kaç kere kaplan besledim.



Y: Tabi beni de ormanda kaplanlar büyüttü zaten, oradan biliyorum. Git et falan bir şeyler bul.



A: Bir tabak yeter mi abi?



Y: Altan gözümün önünden kaybol kafanı gözünü kırdırma bana.



A: Tamam abi.



Cem: Abi ben geldim.



Y: İyi yaptın.



C: Abi elemanı aldık, eli kolu bağlı duruyor.



Y: Yerim şimdi elemanını, dur dünyada aşığı olduğum tek canlı karşımda sen bana it den köpek den bahsediyorsun!



C: O ne abi ?



Y: Kaplan.



C: Gerçek mi abi?



Y: Yok çakma, kediyi boyamışlar bu renge, oğlum sayıyla mı verdiler sizi bana bu gün.



C: Kaplan nasıl çağırılır abi?



Y: Pisi pisi diye!



C: Pisi pisi pisi…



Y: Yemin ediyorum sıkarım eline ayağına şimdi. Adı ne olsa bunun şimdi.

C: Karabaş falan gibi bir şey mi?



Y: Ulan koca kaplan bu kaplan! Sen hala ciddiyetin farkında değil misin?



C: Abi ne bileyim Tom falan koysak mı?



Y: Yok yok buldum ben.



C: Nedir abi?



Y: Störlin!



C: Ne demek abi Störlin?



Y: Boş ver sen adını bil yeter.



C: Tamam abi.



Y: Störlin i götürün buradan.



C: Nereye koyalım abi?



Y: Bahçeye salın!



C: Tamam abi.



Y: Ulan hakikaten öküzsün sen bugün. Sakın bahçeye falan salmayın. Kafesle götürün bahçeye koyun. Altan’a da söyle hayvan doyana kadar yemek versin. Korkmayın zaten henüz yavru sayılır 1 yaşında ya var ya yok.



C: Tamam abi, Serkan denen kansızı ne yapalım.



Y: Nerede o?



C: Aşağıda depoda.



Y: İnelim ozaman.







Y: Kalk lan şerefsiz. Açın şunun ağzını, ellerini de çözün.



Serkan: Sen kimsin?



Y: Azrail! Kimine böyle gözüküyorum.



S: Beni kaldırdığını duyarlarsa sülaleni kazırlar bu dünyadan.



Y: Bak sen! Sizde sülale kavramı var mı lan it! Ufacık çocukları organları için kaçıran köpeğe bak sen sülaleden falan bahsediyor. Kim kazıyacak lan beni?



S: Kimsin sen adını söyle bana.



Y: Yusuf Yılmazçelik.



S: Abi sen olduğunu bilmiyordum ben. Beni alan arkadaşlarda çok kaba davranınca çıkaramadım.



Y: Cem gördün mü? Serkan sizin için kaba insanlar dedi.



C: Gördüm abi. Bu nasıl!



S: Ahh!



Y: Dur suratına vurma, konuşmasına mani olmasın.



S: Abi lütfen! Beni bırak elimi eteğimi çekeyim bu işlerden emirinde olayım abi.



Y: Zaten emrimdesin. Cem!



C: Buyur abi.



Y: Silahı kafasına daya ve benim sorduğum sorulara cevap vermezse, yalan söylerse ya da senin hissettiğin her hangi bir yanlış olursa sık kafasına.



C: Tamam abi.



Y: Yerinde olsam Cem i inandırmaya çalışırım Serkan efendi.



S: Abi yapmayın!



C: Kes lan çakal!



S: Ahh!



Y: Kaç çocuk kaçırdın lan şimdiye kadar?



S: Abi bilmiyorum.



Y: Cem!



S: Ahhh! Abi 10 tane vardır.



Y: Ne yaptınız lan bu çocukları.



S: Abi elimi ayağımı çektim yemin ederim bir daha karşına çıkmıyacağım.

Y: Düşündün mü lan hiç o çocukların çektiği acıları? Ailelerinin meraklarını acılarını.



S: Abi pişmanım. Lütfen.



Y: Kim var işin arkasında?



S: Abi beni öldürürler.



Y: Yaşayacağını kim söyledi lan it!



S: Abi yaşatmazlar beni.



Y: Cem 10 saniye içinde cevap vermezse sık kafasına.



S: Abi ! yalvarırım.



C: Abi 6 saniye kaldı.



Y: Bana hatırlatma direk süre bitiminde sık kafasına.



S: Ozan…. Ozan Hakçı!



Y: Kim lan bu?



S: Abi büyük, çok büyük.



Y: Necidir? Ne iş yapar?



S: Abi organından uyuşturucusuna bütün işler bu adamın elindedir. Bu alemde olan hemen hemen herkes itaat eder adama.



Y: Nerede bulacağız bu adamı ?



S: Abi bir kağıt kalem verin bana çizeyim hemen.



Y: Cem!



C: Al lan çiz bakalım köpek!



S: Buyur abi burasıdır. Ama kale gibi korunur.



Y: Şimdi ben seni ne yapayım.



S: Abi affet böyle olacağını bilmiyordum olayın.



Y: Sana şimdi yapacağım dan kurtulursan, zaten yaşamaya hak kazandın demektir.



S: Anlamadım abi!

Y: Cem! Söyle Störlin’i getirsinler.



C: Tamam abi… Altan Störlin’i getirin…



S: Abi Störlin nedir?



Y: Tanışırsın birazdan.



A: Abi Kafesle mi getirelim?



Y: Evet!



A: Yemek veriyorduk bizde…



Y: Yok yok vermeyin getirin hemen.



A: Tamam abi.



C: Abi… Störlin?



Y: Ee?



C: Sıkıp kafasına gömeyim bir yere?





(Dayıyla geçen konuşmanın hatırlatması)



D: O adam bizi en büyüklerine götürecek. O adama sıkmak falan yok. Söz ver!



Y: Vermem!



D: Ya söz vereceksin ya da senden önce ben aldırırım adamı.



Y: Söz!



D: Söz veriyorum adamı vurmayacağım!



Y: Off! Söz veriyorum adamı vurmayacağım.





Y: Yok yok, aklımı bulandırma benim. Heh geldi mi benim koçum.



A: Geldi abi.



Y: Bak şimdi serkan efendi. Bu bir Sibirya kaplanıdır. Normalde uysaldır hemde çok uysal. Sen ona bir şey yapmazsan o sana yapmaz, sadece açlıktan delirmiş olması lazım. Ama iki büyük özelliği vardır birincisi dişine kan temas ettiği anda çıldırırlar ve dünyanın en vahşi hayvanı olurlar. İkincisi avlarının iç organlarının onlar için iyi bir besin kaynağı olduğunu bildikleri için dişleri ve pençeleriyle karın boşluğunu açıp önce kurbanın iç organlarını yerler.



S: Abi kölen olayım abi!



Y: Organlarını satmak için kaçırdığın çocuklarda sana böyle yalvardılar mı lan ? ama ben sana ağabeylik yapıyorum. Olurda kaplanı sen yenersen buradan elini kolunu sallaya sallaya çıkacaksın. Sana hayatının son ağabeyliğini yapıyorum.



A: Abi salıyor muyuz?



Y: Yok şimdi değil. Hayvanın kan kokusu alması lazım. Sen kaç çocuk kaçırmıştın lan şerefsiz? 10 demiştin değil mi ?



S: Abi elini ayağını öpeyim bağışla beni.



Y: Tutun şu şerefsizin ellerini 10 çocuğa 10 parmak.



S: Abi yalvarırım abi. Ayağına paspas olayım abi ne istersen yapayım abi.



Y: Bıçağı verin!



S: Abi!



C: Kes lan!



Y: Bu 1, 2



S: Ahhhhhhhh!



Y: 7, 8



S: Abi yalvarırım canımı bağışla.



Y: Buda 10 !



S: Abi lütfen!



Y: Altan! Störlin’in kapısını açın bizde çıkalım buranın kapısını da kapatın.



S: Abi yalvarırım beni böyle bırakma, yalvarırım abi.



Y: Serkan efendi, sen sen ol bu elindeki kanın kokusunu Störlin e duyurma.



S: Abi!!!



Y: Kapatın kapıyı.

A: Abi sonra ne yapalım.



Y: Yarım saat sonra girin içeri temizlenecek bir şey kaldıysa çöp poşetine koyun her hangi bir çöpe atın. Sakın gömmeyin bu şerefsizi toprak kabul etmez!



A: Tamam abi.



Y: Störlin e su verin sonra yemek sonrası hararet yapar hayvan. Yediği yemek pis bir yemek zaten. Sonrada evin arka bahçesine götürüp koyun. Şu ön bahçeye ona yakışır kocaman bir kafes yapın birde bakıcı bulun bir şekilde.



C: Abi bizimle mi kalacak yani ?



Y: Evet! Baksana geldiği ilk gün temizliğe başladı koçum benim!



A: Tamam abi. Bu arada ben istediğini aldım.



Y: Ne istemiştim?



A: Cebinde bile taşıyabilmek için çok ufak bir silah istemiştin ya.



Y: Hallettin mi?



A: Evet.



C: Abi kalem tabancalar var istersen.



Y: Yok bana fazla mermi alanı lazım.



A: Benim aldığım 6-35 kalibre 6 tane mermi alıyor abi. Buyur burada.



Y: Eyvallah. Şu Ferhat’ı arayın da yeni birkaç silah lazım olacak haftaya gelsin.



C: Tamam abi ben hallederim.





… ertesi sabah…





A: Abi günaydın. Çocuklar dün gece yola çıkmıştı şu an İzmir de hava alanında bekliyorlar bizi.



Y: Tamam. Kaç kişi olur onlar tahminen orada?



A: Abi 1 aydır kapılarında bekleyen ekip en fazla 30 kişi kada oluyorlar korumalar falan dahil dedi.



Y: Biz kaç kişiyiz?

A: Abi senin emrinle 29 araba çıktı yola her arabada da 4 kişi var.



Y: Yani 116 kişi.



A: Evet abi bizim arabayla beraber 30 araba. Sen, ben, Cem de eklenince 119 kişi oluyoruz.



Y: Tamam bizim araba nerede?



A: O da hava alanında abi. İzmir’de



Y: Biz nasıl gidiyoruz.



A: Cem uçağı hazırlattı. Bizi bekliyor abi.



Y: Çıkalım.





1 saat sonra hava alanında;



Cem: Abi hoş geldin.



Y: Eyvallah.



A: Buyur abi.



Y: Şimdi iyi dinleyin. Bu adam kendi şehri İzmir de kuvvetli bir adam. Kalabalık bir gruba da sahip. Gittiğimiz zaman bizi neyin bekleyeceğini kestiremiyorum. O yüzden çocukların hepsine orada da yine hatırlatın. Yanlış bir şey yapılmasın. Ama olası bir yanlış ta da affedilmesin.



C: Tamam abi.



Y: Hadi o zaman!



1 saat sonra İzmir’de ;



Cem: Beyler beni iyi dinleyin. Yusuf ağabeyin arabası konvoyun tam ortasında olacak. Mekana girildiği zaman herkes aşağı inecek ve Yusuf abi yere basamadan hareket edilmeyecek. Ben ne dersem onu yapacaksınız. Olası bir çatışma anında Yusuf ağabeyi kurtarmak herkesin en önemli görevi. Karşı taraf size nasıl davranırsa bizde öyle davranacağız. Emniyet birimleri olurda olay yerine gelirlerse kesinlikle onlarla polemiğe girilmeyecek. Anlaşılmayan bir şey var mı ?... Haydi arabalara!



A: Abi hazırız biz.



Y: Gidelim.



A: Abi ben seninle içeri giriyorum, Cem dışarıyı idare edecek haberin olsun.



Y: Tamam. Sende üzerini sağlama al.



A: Abi belimde 2 tane var. Sağlı solluda 2 tane tüfek alıyorum elime.







Y: Geldik, hadi bakalım.



Cem: Yat lan! Yat! Beyler herkesi yere yatırın. Ellerini bağlayın… abi buyur bahçe temiz.



… o arada içerde…



Önder Kılıç: Ne oluyor lan?



Koruma: Ağam bahçe karıştı bir şeyler oluyor.



Ö: Bu kim lan, içeri giriyorlar.



K: Ağam çok kalabalıklar. Çatışalım?



Ö: Çatışmaya gelseler bu kadara adam direk sıkar bizi sağ bırakmazdı buarada. Dur bakalım içeri gidiyor iki kişi.



Yusuf Yılmazçelik: Önder Kılıç sen misin?



Ö: …. Ev.. evet.



Y: Beni tanıyor musun?



Ö: Hayır!



Y: Ben senin buradan gönderdiğin malları satman için görevlendirdiğin adamları İstanbul’da kıtır kıtır kesen kişiyim.



Ö: Yusuf Yılmazçelik!



Y: Destursuz adımı söyleme!



Altan: Gözüm sen şöyle bir uza!



Koruma : Agam?



A: Yerim lan aganı! Yusuf Yılmazçeli’ğin olduğu yerde ondan büyük ağa mı olur it!



K: Ahhh!

Y: Tamam altan sende dışarıda bekle.



A: Peki abi.



Y: Şimdi beni iyi dinle. Adam gönderdin kestim, mal gönderdin imha ettim, selam gönderdin almadım. Peki karşılığında sen ne yaptın?



Ö: Benim mallar…



Y: Bir kere daha lafımı kesersen seni kendi evinin bahçesine şu dışarıdaki 30 adamınla beraber gömerim… ben sana anlatayım ne yaptığını. Haber gönderdim dedim ki İzmir’de ne yapıyorsa yapsın ama İstanbul’a uzanmasın dikkate almadın. Dedim ki uyuşturucu işi ile bağlantısını kessin, kesmedin. Dedim ki fuhuş batağına insanları çekmesin, çekmeye devam ettin. Dedim ki İstanbul’a gelip bana itaat etsin, e onu da yapmadın böylelikle bana yapacağım tek bir şey bıraktın.



Ö: Nedir o öldürecek misin beni?



Y: Hiç merak etme öldürmeyeceğimi iyi biliyorsun. Öldürecek olsam bunları anlatmam gayet farkındasın.



Ö: Ee?



Y: Kendi adamlarının bile haeri yok değil mi yurt dışında yaptığın işlerden?



Ö: Hangi işlerden?



Y: Ulan çakal! Karşında ben varım. Kendi tükürüğünle boğarım seni.



Ö: Ne istiyorsun?



Y: Yaptığın işlerin tüm belgelerini bana devredeceksin, bende verdiğin belgelerle o işleri iptal ettireceğim.



Ö: Sebep?



Y: Yabancı adamlar, şirketler yapacağına bizim adamlar bizim Türk şirketleri yapacak bu işleri. Kazanacaksa vatan kazanacak!



Ö: Seni hiç ederler, hiç! Çok büyük adamlar var bu işlerin arkasında.



Y: Daha öncede çok büyük adamlar öldürdüm, merak etme.



Ö: Kendinden o kadar eminsin yani?



Y: Bizden eminim. Siz itsiniz! Paranız varken varsınız, yokken itsiniz! Bu gün beni öldürsen yarın başkası gelir sana. Ama sizde öyle bir şey yok. Bu gün seni öldürsem yarın bu işleri yapacak birileri varsa bak zamanında yapanı öldürdüler diye düşünür. Bizde öyle olmaz. Bu gün öleyim yarın yine gelirim farklı vücutla, bedenle.



Ö: Daha kuvvetli olmak, daha çok kazanmak varken neyin peşindesin?



Y: Şu an bu emirleri sana veren benim! Demek ki daha kuvvetli olmam için seninle aynı işi yapmam gerekmiyor.



Ö: Çok kalabalık gelmişsin etkilenmedim desem yalan olur.



Y: Senin her 10 itine benim 1 aslanım yeter aslında. Ama çocukları gezdireyim dedim. Yarın bu saatte İzmir’den ayrılacağım, bu saate kadar belgeler bana ulaşmazsa değil seni seninle aynı soy adı taşıyan kimse nefes alamaz. Sülaleni ortadan öyle bir kaldırırım ki cenazenize gelecek bir yakınınız dahi kalmaz. Cesediniz toprağa giremez. Anlatabildim mi?



Ö:….



Y: Bu sessizliği evet olarak kabul ediyorum. Şimdi gidiyorum delikanlıysan o belindeki silahı çıkar arkamdan sık!...





Y: Altan! Çocuklar toparlansın.



A: Emredersin abi.



Y: Sorun var mı Cem ?



C: Yok abi it köpek ne sorun çıkartabilir ki?



A: Abi nereye gidiyoruz?

Y: Yarına kadar buradayız. Otele doğru yürü…
 
aMa yine aynı aCıLarı YaşayaCaksın aCıLardan Kaçamazsın.. Keşke Söküp atabiLsem acabaLarı.. Kemik KırıLmaz BeLki aMa KaLp aynı Yerden DefaLarca KırıLıyor..
 
Geri