Seranın Önemi ve Tanımı

Konu sahibi son olarak 2617 gün önce görüldü
Seranın Önemi ve Tanımı

Ülkemizde kırsal kesimde nüfusun tutulmasının en önemli sorunların dan biri toprak sermaye büyüklüğüdür. Artan nüfus, gittikçe parçalanan ara her geçen gün küçük alanlarda, daha fazla yararlanmayı gerektirmektedir.

Sera, şu anda ülkemizde işsizliği azaltan, daha fazla ürün alınmasını sağlayan nüfusu kırsal kesimde tutarak çarpık şehirleşmeyi önleyen önlemlerin ilki olarak görülmektedir.

Ayrıca taze sebze ve çiçek, tarlada ve bahçede yılın her mevsiminde yetiştirilemez.

İnsan sağlığı yönünden sebzelerin her mevsimde taze olarak yenilmesi gerekmektedir. Sebzelerin insan sağlığı yönünde önemi, içinde bulunan vitaminler, hormonlar, bazlar, mineral ve biyokimyasal maddelerden dolayıdır.

Sebzelerin çeşitli şekillerde saklanarak yetişme mevsiminin dışında tüketilmesi sorununa bir ölçüde çözüm olabilirse de, den dondurulan soğuk hava depolarında, konserve yapılan veya kurutulan sebzeler, tazesine göre birçok özelliğini kaybetmesine neden olmaktadır.

Bunun
yanında bazı sebzelerin bu şekilde saklanmasına olanakta yoktur. Sebze üretimindeki bu dar boğazı aşmak ve tüketiciye her zaman taze sebze suni bilmek için bazı özel yapılarda uygun çevre koşullarının sağlanmasına gereksinim vardır.

Sebze ve çiçeklerin yetişme, gelişmeye büyümeleri.için çevre koşul|arının uygun olmadığı mevsimlerde, taze sebze ve çiçek yetiştiriciliği ancak bu bitkilerin en iyi şekilde gelişmesi için uygun koşulların yaratıldığı sera olarak tanımlanan özel tesisleri planlamak ve kurmakla sağlanabilir. Seralarda bitkilerin ekonomik olarak yetiştirilmesi ve en iyi şekilde gelişme: için uygun ısı, nem, hava ve ışık gibi etmenler, en az yatırım ve işgücü ile sağlanabilmelidir.

Sera kısaca "iklime bağlı kalmadan, bütün yıl boyunca ekonomik olarak sebzeciliğin ve çiçekçiliğin yapıldığı tesisler" olarak tanımlayabildiğimiz gibi, kapsamlı olarak da şöyle tanımlayabiliriz.

iklimle ilgili çevre koşullarına, tümüyle veya kısmen bağlı kalmadan gerektiğinde sıcaklık, ışık, nem ve hava gibi etmenler denetim altında tutularak bütün yıl boyunca çeşitli kültür bitkileriyle bunların tohum, fide ve fidanların üretmek, bitkileri korumak, sergilemek amacıyla cam, plastik v.b. ışık geçirebilen malzeme ile kaplanarak değişik şekillerde yapılan, yüksek sistemli bir örtüaltı yetiştiriciliği yapısıdır. Bu tür tesislerin bulunduğu işletmelere "sera işletmesi" denir.

Bunun yanında bitki yetiştirilebilmesi için çevre koşullarının olumsuz el kilerini kısmen ortadan kaldıran plastik malçlar, yüzeysel örtüler, yastıklar, alçak ve yüksek tüneller sera olarak nitelendirilemezler.

Serada sebze yetiştirmenin yararlarını şöyle sıralayabiliriz:

1. Yetiştirme devresi uzatılarak, yıl içinde yetiştirilen kültür bitkisi sayısının artması yanında, belirli alanlardan yararlanma olanakları da artar.

2.
Pazara sürekli mal çıkarma olanağı vardır.

3.
Birim alandan yüksek verim alma yanında, ürünün niteliği de yükseltilir.

4.
Tarımsal işletmelerde görülen ve mevsimlik olan işgücü kullanımı, sera ile düzenli ve sürekli olarak değerlendirilebilir.

5.
Seranın yapımı için gerekli olan çeşitli malların üretimi için yeni sanayi kollarının doğmasına neden olur.

1.2. Dünyada Seracılık

İtalya'da Romalılar devrinde güneye bakan kuytu yamaçlarda açılan çukurların üzerinin şeffaf malzemeyle kapatılarak sebze yetiştirilmesinden başlayan, örtü altında bitki yetiştiriciliği, daha sonra Avrupa'da evlerin güneye bakan yönlerinin camla örtülmesiyle gelişmeyi sürdürmüştür.

16. ve 17. asırlarda yapılan, bu yapılar seracılığın ilk başlangıcı sayılabilir. 18. asırda bu yapılarda ışık miktarının az olduğu belirlenerek, yapı içine giren ışık miktarını arttırmak amacıyla pencere alanı fazlalaştırılmış ve çatıdan başka yan duvarlarında cam yapılması sağlanmıştır.

Daha sonra ABD ve Avrupa'da sera yapımı, endüstri ile birlikte birinci dünya savaşından sonra hızlı bir şekilde gelişmeye başlamıştır.

Günümüzde uluslararası seracılığa bakacak olursak, seraların dünya üzerinde geniş bir yayılma alanı olduğunu görürüz. Bu geniş yayılma alanı üzerinde ekolojik etmenler ve sera teknolojisinin oldukça farklı olduğu görülmektedir.

Bu nedenle, sera yetiştiriciliği yapılan ülkeleri farklı enlem dereceleri ve farklı sera teknolojileri göz önüne alınarak şöyle sınıflandırmamız mümkündür.

1. Serin iklim kuşağındaki ülkeler,

Ilıman iklim kuşağındaki ülkeler,

İki iklimin egemen olduğu ülkeler,

1.2.1. Serin İklim Kuşağındaki Ülkeler

Bu kuşakta yer alan başlıca Avrupa ülkelerinden Hollanda, İngiltere, Danimarka, Almanya, Romanya, Bulgaristan ve Rusya. Hollanda bu ülkeler içinde 10.000 ha cam sera alanı ve üretim tekniği yönünden en başta gelen ülkedir.

Bu ülkelerin seracılık yönünden ortak özellikleri şöyledir

1. Sera yapı elemanları profil çelik, alüminyum veya başka alaşımlardan, örtü malzemeleri ise camdır.

Sera yapımı ve ısıtma sistemlerinin kurulması yüksek bir yatırım gerektirmektedir.

iklim etmenleri, sera içi ısıtmasının uzun süre yapılmasını gerekli kılmaktadır.

Bu seralarda en uygun ısıtma, aydınlatma, havalandırma yapılmakta ve diğer kültürel işlemlerde eksiksiz yerine getirilmektedir.

Serin iklim kuşağındaki ülkelerin seracılık işletmeleri, ılıman iklim kuşağındaki seracılık işletmelerine göre şu zorlukları vardır.

1.
Üretim masraflarının yüksek olması,

2.
Enerji giderinin fazla olması,

3.
Ürün çeşidinin arttırılmasıdır.

1.2.2. Ilıman İklim Kuşağındaki Ülkeler

Bu kuşakta yer alan ülkelerin elverişli ekolojik koşulları, seracılığın kârlı olarak yapılmasına olanak sağlamaktadır. Ortalama sıcaklıkların özellikle kış aylarında yüksek olması, seralarda en büyük girdi olan ısıtma masraflarını azaltması nedeniyle, bu ülkelerde sera alanları hızla artmaktadır.

Bu iklim kuşağında Akdeniz'e kıyısı bulunan ülkelerde bulunmaktadır, ispanya, Türkiye, İtalya, Yunanistan, İsrail gibi ülkeler bu kuşakta yer almakta ve bunlar" içinde ülkemizin sera kurmaya uygun çok büyük bir potansiyeli vardır.

Bu kuşaktaki ülkelerin seracılık yönünden ortak özellikleri şunlardır.

1. Seracılık ilkbahar ve sonbahar turfandacılığı olarak iki ürün biçiminde yapılabilmektedir.

Seralar düşük yatırım masraflarıyla kurulabilmektedir.
Seracılıkta en büyük işletme gideri olan ısıtma, en düşük düzeyde tutulabilmektedir.

Yatırım ve işletme giderlerinin az olmasına karşın seralardaki üretim teknolojileri düşük düzeydedir. Bu nedenlerle, seralardan elde edilen ürünlerin verim ve kalitesi daha düşüktür.

1.2.3. İki İklimin Egemen Olduğu Ülkeler

Bu ülkelerde ortak olan özellik cam ve plastik seraların bir arada oluşudur. Akdeniz ülkelerinde seralarda bu özellikte olmasına karşılık, bu ülkelerin içinde ABD ve Japonya'da plastik seralarda da yüksek teknoloji uygulanmaktadır.

Bütün dünyada sera ısıtılmasında gerekli olan büyük masraflar nedeniyle sera işletmeciliği soğuk bölgelerden ılıman bölgelere doğru, kış aylarında mevsimin uygun olduğu ve ısıtma masrafının düşük olduğu yörelere doğru kaymaktadır. Bu nedenle, sera işletmeciliği için 30-40 enlem dereceleri arasındaki ülkeler daha elverişli duruma gelmektedir.

Çünkü 30. enlem derecesinin altına inildiğinde fazla sıcaktan seralarda soğutma, 40. enlem derecesinin üzerine çıkıldığında ısıtma masrafları yükselmektedir.

1.3. Ülkemizde Seracılık

Ülkemizde sera sebzeciliği başlangıcı son 30 35 yıl kadar öncesine dayanır. Sera işletmelerinin kurulması iklim yönünden en uygun olan Antalya ve Mersin illerinde başlamıştır.

Aslında serada bitki yetiştiriciliği ülkemizin her tarafında yapılırsa da, bitkiler için uygun çevre koşullarının sağlanmasında, ekonomi, taşıma ve pazarlama gibi etkenler sera işletmeciliğini kısıtlar veya geliştirir.

Bu arada düşünülmesi gereken diğer bir noktada serada bitki yetiştirilmesine daha az uygun olan fakat büyük tüketim merkezlerine yakın olan yerlerde, seranın ısıtılması için harcama artarken, taşıma masraflarının da azalması sera yapımında etkili rol oynayabilir.

Bu alanlar, güneş enerjisinden yararlanarak ısıtma giderlerinin azaltılması gibi teknik önlemler yanında, doğada bulunan sıcak su, kaynar su ve buhar gibi jeotermal kaynakların da aynı amaca uygun olarak kullanılması ile ülkemiz sera işletmelerinin alanlarının büyümesinde önemli katkısı olabilecektir.

Sera işletmeciliğini kısıtlayıcı en büyük etmen, sera içinde bitki gelişmesi için en uygun sıcaklığı sağlamada kullanılan yakıt ile ısıtma sistemi bakım giderleridir. Bu nedenle ülkemizde sera işletmeciliği kurulabilecek bölgeler Akdeniz, Ege, Marmara, Karadeniz Bölgeleri ile uygun mikro kliması olan yörelerdir.

Ülkemiz diğer Akdeniz ülkelerine göre daha büyük bir seracılık potansiyeline sahiptir. Bunun nedeni, ispanya ve Fransa kıyıları altyapısı çok iyi olan bir turizm alanı olması ve bu tesislerden sera kurulacak alanın pek kısıtlı kalmasıdır.

İtalya ve Yunanistan'da ise kıyılar oldukça engebeli ve dağlık olması nedeniyle, sera işletmeciliği için alanın çok az olmasıdır. Afrika kıyılarındaki Fas, Cezayir, Tunus, Libya gibi ülkelerde ise, uzun süreli yetiştiricilik için kışın ısıtma yanında sıcak mevsimlerde, soğutma da gerekmektedir.

Ülkemiz seracılığı Marmara, Ege ve Akdeniz kıyı şeridinde dağılma ve gelişme göstermektedir. Bu dağılım içersinde yer yer yoğun üretim alanları doğmuştur.

En kuzeyde Yalova çevresindeki mikro klimada görülen seracılık, batıda İzmir ve Muğla çevresinde, güneyde Antalya ve Mersin dolaylarında yoğunlaşmakta ve Hatay ilinin Samandağ ilçesine kadar varmaktadır.

Ülkemizdeki sera alanlarının son yıllardaki dağılımına rakamsal olarak bakacak olursak, Türkiye'de sera alanlarının yaklaşık %65’i Antalya'da % 21'i. Mersinde. % 7'si Muğla'da, % 2, İzmir' de ve % 1'i İstanbul' da bulunmaktadır.

Bu dağılımda göstermektedir ki, Türkiye'de seracılık kış aylarının en sıcak geçtiği Akdeniz yöresinde toplanmıştır (Çizelge 1.1).

Ülkemizde seracılığın bölgelerimize göre belirgin özelliklerini şöyle özetleyebiliriz.

Seracılığın yoğun olarak yapıldığı en kuzeydeki yöre Yalova'dır. Mikro klima özelliği gösteren ekolojik yapısı ve İstanbul gibi büyük bir tüketim merkezine yakın olması önemini korumaktadır. Son yıllarda bu yöredeki sera, işletmelerinin özelliği kesme ve saksı çiçeği yetiştiricilik tekniğinin uygulanmasıdır.

İzmir'de seraların büyük bölümü Balçova, Narlıdere ovasında bulunmaktadır. Yörenin mikro klima özelliğindeki ekolojik uygunluğu, zengin jeotermal kaynakların toprağın kolay ısınmasına etkisi, İzmir gibi büyük bir pazara yakınlığı bölgede seracılığın gelişmesindeki önemli etmenlerdir.

Seralarda en çok hıyar yetiştirilmekte ve daha sonra ilkbaharda semizotu, sonbaharda marul gelmektedir. Son zamanlarda süs bitkileri yetiştiriciliği de artmaya başlamıştır.

Seraların bulunduğu alanların yoğun yerleşim merkezleri olması nedeniyle, İzmir dolayında seracılık alanı yönünden doyum noktasında bulunmakta ve bu alanların fazla artması şimdilik beklenmemektedir.

Sera alanlarının son zamanlarda hızla arttığı il olan Muğla'da seralar, Fethiye ilçesinde yayılmaktadır. Seracılık bu ilçede yeni olduğundan, seralarda tek ürün olarak domates yetiştirilmektedir. Ekolojik koşulların uygun olması ve sera kurulacak alanların bulunması, seracılık yönünden bu ilimizin büyük bir potansiyelinin olduğunu göstermektedir.

Antalya yöresinde ise sera tarımı Kaş, Gazipaşa ilçeleri arasındaki kıyı şeridinde yoğun olarak yapılmaktadır. Yöre sera alanlarının fazlalığı ve sera üretim tekniği yönünden ülkemizde en iyi durumdadır. Bölgede sera sebze üretiminde ana ürünler domates, biber, hıyar ve patlıcan'dır.

Son yıllarda süs bitkilerinin yetiştirilmesine de başlanmıştır.

Bölgede sonbahar ve ilkbahar yetiştiriciliği yapılan bazı mikro klima yörelerinde ısıtma masrafı tümüyle ortadan kalkmaktadır.
Çizelge 1.1. Türkiye'de seraların dağılımı.

İllerAlan(da)%Cam(da)PE(da)Antalya51.19460.013.176 38.018Mersin19.93923.41.06818.871İzmir2.1202.52931 .827İstanbul7820.9117665Muğla9.64211.31.0508.592Di ğerleri1.6541.91261.528Toplam85.331100.0015.83069. 501
Mersin ilindeki seralar Mersin'den başlayıp batıya doğru kıyı şeridindedir. Mersin ili seralarındaki sebze üretiminde domates, biber ve hıyar yer almaktadır.

Bölgenin ekolojik koşullarının uygun olmasına karşılık, üretim tekniğinin iyi olmaması nedeniyle, niteliği düşük ürünler elde edilmektedir.

Türkiye seracılığında son beş yıldaki gelişmeler incelendiğinde, Türkiye'de seracılığın yıllık ortalama artış hızı % 15 dolayındadır. Bu artış hızı bir çok ülkeden daha fazladır.

Ülkemiz seralarının işletme yapısı aile işletmeleri şeklinde ve ortalama büyüklükleri 400-1500 m2 arasında değişen küçük işletmeler şeklindedir.

Ülkemizde ve diğer ülkelerde bazı durumlarda sera işletmeciliği veya sera yetiştiriciliği ile "Örtüaltı yetiştiriciliği" aynı anlamda kullanılmaktadır.

Örtüaltı yetiştiriciliği oldukça geniş kapsamlı ve çevre koşullarının olumsuz etkisini kısmen veya tamamen ortadan kaldırarak bitkisel üretim yapmaya yarayan alçak veya yüksek sistemler olarak tanımlanabilir. Örtüaltı yetiştiriciliğini dört ayrı sınıfta inceleyebiliriz.

1. Yüzeysel Örtüler: Örtüaltı yetiştiriciliğinde malçlama, yüzeysel örtüler, yastıklar şeklinde yapılan ve kısa veya uzun süre bitkilerin üzerini kapatan, ayrıca tüm tarımsal işlemlerin dışardan yapıldığı sistemlerdir.

Alçak tüneller: Yerden yüksekliği 1 m' ye kadar olan bu örtüler, havalar ısınınca ve bitkiler belirli bir yüksekliğe ulaşınca kaldırılır. Tarımsal işlemlerin hepsi örtü dışından yapılır.

Yüksek tüneller: Örtüaltı yetiştiriciliğinde insanın içerisine rahatça girebileceği, tarımsal mekanizasyona olanak sağlayan, ancak ısıtma, havalandırma sistemleri genellikle olmayan, dar ve yarım daire kesitli yapılardır. Bu örtü tiplerinin hepsi plastik örtülerdir.

Seralar: Tüm iklim elemanlarının denetimine olanak sağlayabilecek örtülü yapılardır.
 
Seralar

Seralar çeşitli bitkilerin yetişme, büyüme ve gelişmeleri için uygun olmayan doğal çevre koşullarında, en uygun bitki gelişme koşulları yaratılarak yetiştirilmeleri amacıyla planlanırlar. Sera tiplerinin seçiminde ve planlanmasında en uygun gelişme etmenlerinin ne şekilde yaratılacağı konusu üzerinde durulmalıdır. Sera tipinin seçiminde çeşitli etkenler vardır. Bu etkenleri şöyle sıralayabiliriz:

Seranın kullanılma amacı,

Serada gereksinilen büyüklük,

Yerleşim yerinin iklim koşulları,

Yerleşim yerinin topoğrafik ve ekolojik özellikleri,

işletmenin ekonomik gücü,

Alet ve ekipman kullanma olanakları,

Zamanla başka bir yetiştiricilik yapılıp, yapılmayacağı.

Gelecekteki gelişme olanakları,

işletme sahibinin seçeneği,

Seranın yapı özellikleridir.

Seraların Kullanılma amaçları:

Bu amaçları ekonomik yarar sağlamak, boş zamanlan değerlendirmek, araştırma yapmak, çeşitli bitkileri sergilemek ve eğitim yapmak olarak sıralayabiliriz. Özellikle ekonomik amaçla kurulacak seralar aile işletmesi veya aileye bir yan gelir sağlamak içindir. Bu da seranın büyüklüğüne etki eder. Yan uğraşı dalı için seralar küçük, ana uğraşı dalı içinse büyük olur.

Küçük bir aile işletmesi için kurulacak seranın 500-600 m2'den küçük olmaması istenir. Yan gelir amacıyla planlanan seralar, sera işçiliği için ayrılabilen zamana ve ailedeki işçilik miktarına bağlıdır.

Serada gereksinilen büyüklük: Bir seracılık işletmesinde sera ünitelerinin ayrı ayrı veya toplam alan büyüklüğü, işletmenin işçilik miktarı ve çeşidine bağlıdır. Eğer işletmede kullanılabilecek fazla sayıda alet ve ekipman varsa, seralar daha büyük, üniteler de daha fazla sayıda planlanabilir.

Yerleşim yerinin iklim koşulları: Bir yörenin en yüksek ve en düşük sıcaklık değerleri, rüzgâr durumu, yağış şekli, yoğunluğu ve süresi, güneşlenme ve bulutlu günler sayısı ve enlem derecesi gibi çeşitli etmenler, sera tipinin seçiminde etkilidir. Örneğin soğuk, rüzgârlı ve kar yağışlı yerlerde seraların çatısı daha dayanıklı ve alçak, ılık yerlerde ise seraların daha yüksek tipte yapılması gerekir.

Sera yerinin topoğrafik ve ekolojik özellikleri: Sera kurulması istenilen yerin topografyası, arazi eğimi, arazinin marazı, mikro klima koşulları, kapalı veya açık vadide bulunması gibi ekolojik koşullar göz önüne alınır.

İşletmenin ekonomik gücü: İşletmenin ekonomik gücü ve sera için ayrılabilen sermayenin büyüklüğü, uygulanabilecek sera tipinin seçiminde en önemli etmenlerden biridir.

Sermayesi yeterli olan işletmelerde ilk yapım masrafı yüksek, fakat yıllık bakım masrafları daha düşük olan cam örtülü çelik veya alüminyum iskeleti! sera tipleri, sermayesi yeterli olmayan işletmelerde ise ilk yapım masrafı düşük fakat yıllık bakım giderleri büyük olan plastik örtülü, ahşap iskeletli tipleri seçilmelidir.

İşletmenin alet ve ekipman olanakları: Sera içi tarımsal işçiliğinin daha •çok elle yapıldığı işletmelerde, sera boyutları, mekanizasyonu fazla olan toprak işçiliği, gübreleme, ilaçlama, toprak dezenfeksiyonu, ürün temizleme gibi işlerin alet ve ekipmanlarla yapıldığı seralara göre daha küçüktür.

Serada yapılacak yetiştiriciliğin değiştirilmesi: Gelecekte serada yapılacak yetiştiricilik şeklinin değiştirilmesi düşünülmeden sera kurulursa, daha sonra yapılacak değişikliğe uyum sağlamada zorluk çekilir veya değişiklik olanaksız olur. Örneğin yalnız alçak boylu bitkilerin yetiştirileceği basık bir serada, uzun boylu bitkiler yetiştirilemez. Bu nedenle gelecekte başka bitkilerin yetiştirilebileceği seraların tip ve boyutları bu bitkiler içinde uygun olmalıdır.

Gelecekteki gelişme olanakları: işletmede zamanla seranın genişletilmesi düşünülerek, sera tipinin seçiminde planlama ve konumunda zamanla oluşacak bu büyüme ve gelişme gözden ırak tutulmamalıdır.

İşletme sahibinin seçeneği: İşletme sahibinin beğeni ve seçeneğinde, işletme sahibinin genel kültürü, tarımsal bilgisi, estetik görüşü ve gezip gördüğü yerlerdeki seralara ilişkin görgüsü etkilidir. Ülkemizde yetiştiriciler gereksinimlere uyacak bir sera seçimi yerine, genellikle yakın çevrede görüp beğendikleri bir tipin aynısının yapılmasını isterler.

Seranın yapı özellikleri: Seranın çatısının eğimi, çatı örtüsüne mesnetli (dayanıklı) oluşuna, ünitelerin bireysel veya blok şeklinde oluşuna, iskelet malzemesinin çeşidine göre seralar yapı özellikleri bakımından birbirinden ayrılırlar

Seracılık işletmesi için sera tipi seçilir, planlanır ve kurulurken şu genel ilkeler göz önüne alınmalıdır.

Seralar, tarım işletmesi içindeki diğer yapılarla iyi bir estetik görünüşte olmalıdır.

Sera, bitki yetişmesine, sağlığına ve verimine en uygun çevre koşullarını sağlayabilmelidir.

Seralar için ayrılan alanın büyüklüğü ve yeri, işletmenin ilerde uygulamayı planladığı seracılığa yeterli ve uygun olmalıdır.

Seranın bölümleri ve kısımları işgücünün en verimli şekilde kullanılmasını sağlayabilmelidir.

Sera yapı malzemesinin sağlam, dayanıklı ve estetik bir görünüşü olmalıdır.

3.1. Seraların Sınıflandırılması

[Konu Başlığı] [Sonraki Konu]

Seralar büyüklüklerine, kuruluş şekillerine, sıcaklıklarına, çatı şekillerine, örtü ve iskelette kullanılan malzemelerin çeşitlerine ayrıca seraların taşınabilirlik durumlarına göre sınıflandırılır.

3.1.1. Büyüklüklerine Göre Seralar:

[Konu Başlığı] [Önceki Konu] [Sonraki Konu]

Seralar büyüklüklerine göre büyük, orta ve küçük seralar olarak ayrılırlar. Büyük seralar, bireysel veya blok seralar olabilir. Bunların taban alanları 1000 m2'den daha fazla ve boyu 50-100 m arasında olan ve yetiştiricilikte kullanılan seralardır.

Orta büyüklükteki seralarınsa, büyüklükleri 100-1000 m2 arasında değişir. Boyları 25-50 m, genişlikleri de 3-?0 m arasında olan bu seralar yetiştiricilikte ve fide üretiminde kullanılır.

Küçük seralar ise 100 m2'den küçük taban alanlıdır. Özellikle ev bahçelerinde çiçek için kullanılan bu seraların genişlikleri i-6 m, uzunlukları ise 2 20 m arasında değişir.

3.1.2. Kuruluş Şekillerine Göre Seralar:

[Konu Başlığı] [Önceki Konu] [Sonraki Konu]

Kuruluş şekillerine göre bireysel seralar tek başlarına kurulurlar. (Şekil. 3.1.)

Bitişik seralar bir duvara veya binaya dayalı olarak kurulurlar. Bu seraların bir veya birkaç yüzeyi duvarla kaplı olursa da, çatının eğimi güneye bakar ve şeffaf bir malzeme ile kaplanır (Şekil 3.2).

Blok seralar, birkaç bireysel seranın birleşmesiyle oluşurlar. Bireysel seraların birleşme yerlerinde duvarlar olmazsa, buralarda çatı ağırlığını taşıması için dikmeler bulunur (Şekil 3.3).

Küçük üretim alanlarından, büyük üretim alanları yaratmak amacıyla, kule tipi seralar kurulur (Şekil.3.4.). Bu sera örneklerine Batı Avrupa ülkelerinde rastlanır. Kule seralarda bir dişli düzene bağlı, raf sistemiyle üretim alanı genişletilebilir.

Şekil 3.1. Bireysel Sera

Şekil 3.2. Bitişik Sera

Şekil 3.3. Blok seralar

Şekil 3.4. Blok seralar. Kule tipi sera ve çalışma düzeni.

3.1.3. Sıcaklıklarına Göre Seralar

[Konu Başlığı] [Önceki Konu] [Sonraki Konu]

Sera içi sıcaklığına göre seralar, sıcak, ılık ve soğuk olarak üç çeşittir.

Sıcak seraların ortalama iç sıcaklığı 20-24 °C arasında bulunur ve sıcaklık 18°C'nin altına düşmez. Bu seralarda sıcaktan hoşlanan bitkiler yetiştirilir.

Ilık seralarda, sıcaklık 10-20 °C arasındadır.

Soğuk seralarda herhangi bir ısıtma yapılmaz. Bu nedenle, bu tip seralar ancak iklimi uygun olan ılıman bölgelerde yetiştirme amacıyla kullanılabilir.

Soğuk seralar tohumculukta soğuklatmak ve yapay yoldan çiçek açtırmaya yardımcı olmalarında kullanılır ve sera içi sıcaklığı 0-10 °°C arasında olmalıdır.

3.1.4. Çatı Şekillerine Göre Seralar

[Konu Başlığı] [Önceki Konu] [Sonraki Konu]

Seraların çatıları basit, beşik ve yuvarlak çatılı olabilir. Basit çatılı seralar tek yüzeyli ve seranın bir duvara dayanması ile olur. Şekil .3.2'de bu çatı şekli görülmektedir.

Beşik çatılı seralarda iki çatı yüzeyi bulunur. Bu çatı yüzeyleri birbirine eşitse buna ikizkenar, eşit değilse eşlenik olmayan beşik çatı denir. Eşlenik olmayan beşik çatılı seralar, ışığı az olan yerlerde uzun çatı yüzeyi güneye bakacak şekilde ve seralar doğu batı doğrultusunda kurulurlar. Böylece seralar daha fazla ışık alırlar.

Blok seralarda, beşik çatıların birleşmesiyle M tipi çatı şekli ortaya çıkar.

Yuvarlak çatılı seralar, güneş ışıklarından en fazla yararlanacak çatı tipidir (Şekil.3.5).

3.1.5. Yararlanma Şekillerine Göre Seralar

[Konu Başlığı] [Önceki Konu] [Sonraki Konu]

Yararlanma şekillerine göre de seralar yetiştirme, koruma ve sergileme (gösteri), üretme ve araştırma seraları olarak dört kısma ayrılırlar.

Yetiştirme seralarında, sera içindeki toprak doğrudan yetiştiricilikte kullanılır.

Koruma ve sergileme seraları, satılacak saksı çiçekleri ile o bölgede yetişmeyen bitkilerin tanıtılması ve gösterilmesinde kullanılır (Şekil.3.6.)

Şekil 3.5. Yuvarlak çatılı plastik seralar

Üretme seralarında, tohum, fide ve çelik üretimi yapılır. Serada yüksek masalar ve toprak yastıklar da bulunur.

Araştırma seralarında, birçok araştırmanın yapılabilmesi için hemen bütün olanaklar vardır.

3.1.6. Örtü Malzemesine Göre Seralar

[Konu Başlığı] [Önceki Konu] [Sonraki Konu]

Örtü malzemesi yönünden seralar cam, plastik, suni elyaf ve plexicam seralar olarak sınıflandırılır.

Camlar kalınlıklarına ve tel içermelerine göre sınıflara ayrılır. Camların ışık geçirgenliği, dayanıklılığı fazla ama aynı zamanda pahalıdır.

Plastik örtülü seralar gittikçe yaygınlaşmaktadır. En çok kullanılan plastikler PE (poli-etilen) ve PVC (Polivinil-klorit)'dir. Plastikler dış etkilerden çabuk yıpranır ve yırtılırlar. Ömürleri 6 ay ile 1 -2 yıl arasında değişir.

Suni elyaf maddelerin kullanılmaları özellikle ülkemiz dışında artmaktadır. Bunlar sert ve tabakalar şeklindedir. Tabakaların dayanımını arttırmak için şekilleri dalgalandırılır.

PVC levhalardan sertleştirilmiş olanları şeffaf örtü malzemesi olarak kullanılır.

Plexicam olarak satılan tek ve çift katlı akrilcam'lar dayanım yönünden cama göre daha iyidir. Çift katlıların yalıtım özellikleri çok geliştirilmiştir.

Şekil 3.6. Sergileme serası

3.1.7. İskelet Malzemesine Göre Seralar

[Konu Başlığı] [Önceki Konu] [Sonraki Konu]

Eskiden beri seralarda iskelet malzemesi olarak ahşap kullanılmıştır. Ahşabın çabuk çürümesi nedeniyle yerini yavaş yavaş diğer malzemelere terk etmektedir.

Ahşap iskeletin yerini macunlanması ve boyanması zorunlu olan demir isskelet almıştır. Demirin galvanize edilmesi de, korunması için başka bir yöntemdir.

Beton iskeletten çok sera temel ve sömellerinde kullanılır. Ayrıca bu malzemenin karışımı olarak ta serada kullanılabilir.

Son yıllarda hafif ve dış hava koşullarından pek etkilenmeyen aliminyum, iskelet malzemesi olarak kullanılmaya başlanmıştır. Fakat oldukça pahalıdır.

Hava ile şişirmeli seralarda kullanılmakta ise de, plastikle ufak bir delik seranın çökmesine neden olabilmektedir.

3.1.8. Taşınabilirlik Durumlarına Göre Seralar:

[Konu Başlığı] [Önceki Konu] [Sonraki Konu]

Seraları sabit, hareketli ve portatif olarak hareketlilik yönünden sınıflara ayırmak mümkündür.

Sabit seralar, bir temel üzerine oturtulmuştur ve seraların büyük kısmı bu sınıfa girer.

Sabit seralarda toprak yorgunluğu, hareketli seraları ortaya çıkarmıştır. Seranın iskeleti temel üzerinde sağa veya sola, ileri veya geriye hareket edebilir. Sıcak havalarda, sera bitkiler üzerinden çekilerek, normal tarla yetiştiriciliğine dönülebilir.

Hareketli seraların bu yararlarına karşılık, az kullanılmasının nedeni, sabit seralara göre % 25 daha pahalı olmalarıdır.

Son yıllarda, serayı olduğu gibi hareket ettirme yerine, söküp tekrar takma yönüne gidilerek portitif seralar yapılmıştır.

3.2. Sera Planlamasında Etkili Çevre Koşulları

[Konu Başlığı] [Önceki Konu] [Sonraki Konu]

Seraların temel görevi bitkilerin gelişmesi için en uygun çevre koşullarını sağlamaktır. Bitkilerin bu isteklerinin karşılanması ekonomik koşullarda altında olmalıdır. Bunun için serada verimin daha yüksek, ürün niteliğinin daha iyi ve aynı zamanda ürünün gelişme ve olgunlaşma süresinin daha kısa olması gerekir. Serada bu koşulların yaratılması için, sera planlayıcısının bitkilerin isteklerini bilmesi gerekir. Sera planlamasında ışık, sıcaklık, nem ve havalandırma gibi birinci derecede etkili çevre etmenleri yanında bunlara ek olarak yetiştirme ortamını belirleyen havanın içerdiği CÛ2 miktarı, toprak suyu, drenaj, toprak bitki besin maddeleri, hastalık etmenleri de sayılabilir.

Çevre koşullarının uygun olmadığı yerlerde bitki gelişmesi durduğu gibi, olanaksız da olabilir. Ayrıca ışık, sıcaklık, nem ve havalandırma birbirini de etkiler. Bunun için serada çevre koşullarındaki etmenleri ayrı ayrı incelemek gerekir. ,

3.2.1. Işık

[Konu Başlığı] [Önceki Konu] [Sonraki Konu]

Işık, yeşil bitkilerin klorofilleri yardımıyla su ve havanın Co2 ini birleştirerek özümleme yapabilmeleri için gerekli temel etmendir. Bitkilerin gelişmesinde ışığın renkleri, yoğunluğu (intensitesi) günlük ışıklanma süresi (fotoperiyod) ve gelişme süresi boyunca gelen toplam ışıklanma süresi önemlidir: Güneş ışıklarının gelmesine göre, seracılığın ekonomik olup olmamasında karar verilirken en önemli etmen olarak ortaya çıkar.

Seraların ışıklandırılmasında kullanılan doğal ışık kaynağı güneşin dalga boylarına göre, ışık renkleri şöyledir.

Mor ötesi (ultraviyole) ışınlarının dalga boyları I=290-360 nm (Nanometre=nm 1x10-9 m veya milimikron MM).

Morötesi ışıkların (kısa dalgalı ışıklar) büyük kısmı atmosferdeki ozon tabakası tarafından tutulur. Bu ışıklar bitkilerde renk oluşumunu ve büyümeyi engeller, cüceliğe neden olur. Seralarda örtü malzemesi olarak kullanılan camların morötesi ışıkları geçirme özelliği, morötesi (ultraviyole) katkı maddesi kullanılmamış plastik örtü malzemesine göre daha azdır.

Görülebilir (orta dalga boylu) ışıkların dalga boyları l=360-760 nm. Gözle görülen ışıkların renkleri ve dalga boyları farklı olup, aşağıdaki şekildedir.

mor ışıklar l = 360-424 nm

mavi ışıklar l = 424-492 nm

yeşil ışıklar l = 492-535 nm

sarı ışıklar l = 535-586 nm

turuncu ışıklar l = 586-647 nm

kırmızı ışıklar l = 647-769 nm

Dalga boyları farklı olan bu ışıkların bitki üzerinde etkisi de farklı olmaktadır. Bitkilerin özümlemeleri dalga boyu 430-660 nm arasındaki ışıklarda daha hızlı olmaktadır.

Örneğin mavi ışık bitkilerin fazla boylanarak gelişmesini sağlar. Kırmızı ışığın bulunmaması tohumların çimlenmesini ve gelişmesini engeller ve çiçeklenmesini geciktirir. Yeşil ışık ise bitki büyümesini olumsuz olarak etkiler. Güneşten gelen kırmızı ve mavi ışıkların geliş yoğunluğu, güneşten gelen ışıkların açısına bağlı olarak değişir.

Kızılötesi (ısı ışıkları) ışıklarının dalga boyu l = 760-3000 nm güneşten gelen ışıkların yaklaşık % 47'sini oluşturur.

Güneş ışıklarıyla gelen enerji mevsimler ve günün saatine bağlı olarak büyük farklılıklar gösterir. Bundan başka hava koşulları, hava kirliliği ve bulunan yere göre de farklılıklar gösterir. Güneşlenme miktarları Antalya-Tekirdağ illerimizle, Hannover'deki durumu Şekil 3.7'de görülmektedir.

Sera içindeki ışığın seranın her tarafına eşit olarak dağılımı ile sera içindeki bitkilerin dengeli bir şekilde büyüme ve gelişmeleri sağlanmış olur. Bu nedenle seraların ve sera içindeki bitki sıralarının yönlendirilmesi önemlidir. Bitki sıralarının kuzey-güney doğrultusunda düzenlenmesi ile dengeli bir şekilde ışıktan yararlanması için seranın doğu-batı yönünde yerleştirilmesi gerekir.

Kış ve yaz günlerinde sera içine giren güneş ışıklarına seranın yönlendirilmesi yanında, seranın bireysel veya blok olması da etkiler.

Bireysel olarak yapılan seraların içine giren ışık miktarı, yazın pek farklı olmamakla birlikte, kışın kuzey güney doğrultusunda seralar doğu batı doğrultusundakine göre ortalama % 20-25 oranında daha az ışık alır. Gelişme süresi kışa kayan bitkilerin yetiştirildiği bireysel seralarda, yönlendirme doğu batı doğrultusunda ve bitki sıralarında kuzey güney doğrultusunda yapılmasıyla, bitkiler ışıktan eşit şekilde yararlanmış olurlar. Blok seraların ise doğu batı doğrultusunda yönlendirilmesi ile uzun eksene paralel çatı elemanlarının özellikle blok seralarda gölgeleme yaparak sakıncalı durum yarattığı bilinmektedir.

Bireysel seraların doğu batı doğrultusunda düzenlenmesinde, sera aralıklarının birbirini gölgelememesine özen gösterilmelidir. Sera aralıklarının gölgelemeye etkisi çatı kirişi genişliği ve sera yüksekliği ile ters orantılıdır.

Serayı oluşturan kiriş ve kolon gibi yapı elemanlarının daha ince kesit yüzeyli yapılmaları ile, sera içine giren doğal ışık miktarı arttırılmış olur.

Bitkilerin günlük ışıklandırma ve karatma süreleri (fotoperyotları) ayarlayarak, bitkilerde birçok gelişme işlemleri denetim altına alınabilir. Bunun için ışığın yetmediği yerlerde yapay ışıklandırma yoluna gidilebilirse de, yapay ışıklandırmanın ancak fide yetiştirme seralarında olabileceği ileri sürülmektedir. Fide yetiştirme seralarında, küçük bir alanda çok fazla sayıda bitkinin bulunması nedeniyle, az lambadan çok bitki yararlanır.

3.2.2. Sıcaklık

[Konu Başlığı] [Önceki Konu] [Sonraki Konu]

Bitkiler normal gelişmelerini tamamlayabilmeleri için en uygun sıcaklık derecesinde belirli bir süre geçirmeleri gerekir. En uygun veya optimum sıcaklığın tanımını yapmak zordur. Çünkü bitkiler için en uygun sıcaklık, havanın nem oranı ve ışıklanma gibi etmenlerle yakından ilgilidir. Işıklanmanın olmaması nedeniyle,sera içinin gece gündüzden 5-8 °C kadar daha düşük sıcaklıkta olması gerekir. Aslında her bitki türü için en uygun sıcaklık derecesinin sınırları farklıdır. Fakat sera içinin soğuk günlerde 15 °C' den düşük, güneşli ve sıcak günlerde 30 °C' den yüksek olmaması istenir. Çeşitli bitki türlerinin sera koşullarında istedikleri en uygun çevre sıcaklığı Çizelge 3.2'de görülmektedir.

Seralarda sıcaklığın, bitki türleri için farklı gelişme dönemlerinde istenilen en yüksek sıcaklığın üstüne ve en düşük sıcaklığın da altına düşmemesi gerekir. Bitki türleri için farklı olan bu değerler, ilgili yetiştiricilik kaynaklarından yararlanılarak elde edilebilir.

Sera toprak sıcaklığının da belirli bir sınırın altına düşmesi bitki gelişmesini durdurur. Sera içi sıcaklığının en yüksek sıcaklığı asmasıyla, bitkilerde özümleme durmaktadır. Ülkemizde sera işletmeciliği genellikle ılımlı Akdeniz ve Ege bölgelerinde olması ve ısıtmanın yapılmaması nedeniyle, sera toprakları havasından ve güneş radyasyonundan aldığı ısı ile ısınır.

Çizelge 3.1. Çeşitli bitkiler için en uygun sera sıcaklıkları (°C).

Bitki Gündüz sıcaklığı(°C) Gece sıcaklığı(°C) Havalandırma Sıcaklığı(°C) En yüksek sıcaklık(°C)

Domates 18-20 15-17 22-24 27

Biber 18-20 15-17 22-24 27

Patlıcan 18-20 15-17 22-24 27

Bamya 18-20 15-17 22-24 27

Hıyar 22-25 16-20 27 30

Fasulye 21 15 23-25 27

Bezelye 21 15 23-25 27

Ayrıca ülkemizde yapılan çalışmalarda ve pratik uygulamalarda seralarımızda bitkilerin istediği şekilde ısıtmanın ekonomik olmayacağını, göstermektedir. Bu nedenle, seralarımızda ancak dondan koruyucu ısıtma yapılmaktadır .

Isıtma için, güneş enerjisinden en iyi şekilde yararlanacak sera tipinin geliştirilmesi gerekmektedir.

Şekil 3.8. Güneş ışınlarının sera içine girişi

Doğal güneş enerjisinden yararlanma ile ısıtmada, güneş ışıkları plastik ve cam sera örtüsünden geçerek seranın içine girer. Gelen güneş ışıklarının bir kısmı sera örtü malzemesine yansıtılır ve bir kısmı da örtü malzemesi tarafından emilir (Şekil.3.8.).

Yine başka bir kısmı da sera iskelet malzemesi tarafından tutulur. Sera içine giren güneş ışıklarının bir kısmı bitki ve toprak tarafından alınarak, toprak ve bitkinin ısınması yanında özümlemede kullanılır. Sera iç yüzeyine çarpan ışıkların bir kısmı tekrar dışarı çıkar ve bir kısmı da sera içine yansıyarak dağılır. Sera içindeki ısı, çeşitli yollardan sera dışına sızarak kayba uğrar. Bunda sera iç ve dış hava sıcaklığının eşit olmaması etkilidir. Isının bir kısmı örtü malzemesinden dışarı iletilir. Ayrıca havalandırma ve seranın çeşitli yerlerinde bulunan yarık ve boşluklardan, kapılardan ve serada olan buharlaşmadan da ısı kaybı olur. Rüzgar da sera ısı kaybını hızlandırır.

Soğuk günlerde sera dışındaki toprak sıcaklığının daha düşük olması seranın dış duvarlarına en yakın bitki sıralarının soğuktan zarar görmesine neden olabilir.

Buna sera dışında bulunan ve daha soğuk olan toprak neminin sera içine; diğer bir deyimle ısının sera dışına taşınmasına neden olur. Bu akışa engel olmak için seranın dış drenaj sisteminin yapılması gerekmektedir.

Soğuk mevsimlerde güneş ışıklarından yararlanılarak, sera içinde bitkilere en uygun sıcaklık derecelerinin sağlanması, sera yerinin seçimine, seranın yönlendirilmesine ve sera çatısının iyi bir şekilde düzenlenmesine bağlıdır. Sera içindeki havanın sıcaklığının bitki gelişmesi için uygun olan sınırların üstüne çıkması veya altına düşmesi bitkiler için zararlıdır.

Sera işletmeciliğinde temel amacın, olumsuz dış çevre koşullarının etkin olduğu dönemlerde, pazara ürün göndererek en yüksek kazancı sağlamaktır. Bu nedenle seraların sıcak mevsimlerde ise soğutulması gerekir.

3.2.3. Nem

[Konu Başlığı] [Önceki Konu] [Sonraki Konu]

Sera toprağının, bitkilerin gereksinimlerine göre sulanması gerekir. Bitkilerin özümleme yapabilmeleri ancak topraktan aldıkları su ile olur.

Sulama nedeniyle nemli olan toprağın nem basıncı, sera havasının nem basıncından daha yüksek olduğundan, toprak suyu buharlaşarak sera havasına yayılır. Böylece sera havasının nem oranının yükselmesi bir noktaya kadar bitki gelişmesinde olumlu etkide bulunur.

Bitkilerin topraktan aldığı suyun bir kısmı özümlemede (fotosentezde) ve bir kısmı da terlemede (transpirasyonda) kullanılır. Terlemede kullanılan su buharlaşarak sera havasına karışarak, sera içinde nemin yükselmesine neden olur. Bitki özümlemesi için sera içindeki CO2'in kullanılarak sera havasında CO2 derişiminin azalması ve sera içindeki ısı birikimini engellemek için havalandırma yapılır. Havalandırma ile sera içindeki havanın nem oranı düşer. Bu nem çeşitli önlemlerle tekrar normal düzeyine yükseltilmelidir.

Seradaki havanın nem oranının en uygun sınırları, yetiştirilen bitki türüne, seranın sıcaklığına, ışıklandırma yoğunluğuna ve özümleme hızına bağlı olarak değişir. Oransal nemin çok düşük olması bitki büyümesi ve gelişmesini geriletmesi yanında, çok yüksek nem oranı da sera örtüsünün iç yüzeyinde yoğunlaşır. Yoğunlaşan nemin bitkiler üzerine damlaması bitkilerin hastalanmasına da neden olur.

Ayrıca yüksek hava nemi, bitkiler için zararlı mikroorganizmaların gelişmesi için uygun ortam oluşturur ve mantarı hastalıkların çıkmasına neden olur.

Oransal nemin bir sayısal değerle gösterilmesi zordur. Çünkü bitkilerin oransal nem gereksinimi bitki türüne göre değişmesi yanında, diğer çevre koşulları ve bitkinin farklı gelişme çağlarında da aynı değildir.

3.2.4. Hava ve Karbondioksit

[Konu Başlığı] [Önceki Konu] [Sonraki Konu]

Bitkilerin bulunduğu yerde, oksijen bitkilerin solunumu için karbondioksitle bitkilerin özümleme yapmaları için gereklidir. Bu nedenle bitkiler geceleri oksijen alıp karbondioksit verir, gündüzleri özümleme ile karbondioksit alıp oksijen verir. Seranın havalandırılması durumunda sera içinde gece CO2 artar ve gündüz azalır.

Normal olarak havanın atmosferinde % 0,03-0,04 oranında CO2 bitkilerin özümlemesi için yeterlidir. Bitkilerin iyi bir şekilde gelişmeleri için gerekli olan CO2 miktarı, bitki türüne, bitkinin gelişme durumuna, yaprakların toplam alanına, çevre sıcaklık derecesine ve hava hareketine bağlı olarak değişir. Özümlemenin hızı CO2 derişimi ile doğru orantılı olarak değişir. Sera havasının CO2 derişimi yapay yollarla yani CO2 gübrelemesi ile yükseltilirse, özümlemenin hızını arttırmaktadır.

CO2 gübrelemesi en kolay olarak sera içinde organik gübre kullanılmakla olur. Organik gübrenin sera toprağında parçalanması ile ortaya çıkan CO2 sera havasının CO2 oranını yükseltir. Bundan başka CO2 arttırılması pahalı bir yöntemdir. Sera içinde bütan, propan gazı, parafın veya yağ yakılması ile serada CO2 oranı arttırılırsa da, bunların yakılması sonucunda ortaya çıkan kükürt ve diğer zararlı gazlar ve yüksek sıcaklık bitkilere zarar verebilir. CO2 gübrelemesinin başarısı, sera içi sıcaklık derecesi ve seranın ışıklanma yoğunluğuna bağlıdır.

Sera içinde gece bitkilerin solunumu ile serada sabahları CO2 derişimi yükselmiş olur. Fakat sabahları güneş ışıkları ile bitkilerde başlayan özümleme sonucunda, sera içinde CO2 derişimi normal havadakinin altına düşer. CO2 derişiminin azalması özümlemenin de yavaşlamasına neden olur. Bunun için ya serada havalandırma ile serada CO2 derişimi yükseltilmeli, yada CO2 gübrelemesi yapılmalıdır. CO2 özümlemesinde ışık ve sıcaklık etkili olduğu için bulutlu günlerde CO2 gübrelemesinden istenilen sonuçlar elde edilemez.

3.2.5. Ekonomik ve Diğer Etmenler

[Konu Başlığı] [Önceki Konu]

Bütün çalışma şekillerinde olduğu gibi, tarımsal çalışmalarda da kar getirmeyen veya fazla karlı olmayan dallara yatırım yapılmaz. Bu nedenle seranın yerinin seçiminde, karlı olması en büyük etmen olarak ortaya çıkar. Seracılığın karlı olmasındaki etmenleri şöyle sıralayabiliriz.

Enerji: Seranın kurulacağı yerde, sürekli ve ucuz olarak kullanılabilecek bir enerji kaynağı olmalıdır. Bu enerji kaynağı seranın ısıtılmasında kullanılabileceği gibi, serada çalıştırılacak araç ve gereçler için de gereklidir.

Ulaşım: Sebzelerin bileşimlerinde suyun çok olması nedeniyle, hasattan sonra bir süre bekletilen sebzeler bünyelerindeki suyun bir kısmını kaybederler. Su kaybı sebzelerin görünüşünü bozması ve fiyatını düşürmesi yanında, sebzenin ağırlığının kaybolmasına neden olur. Bunun için serada üretilen sebzelerin en kısa zamanda tüketim merkezlerine ulaşması için, seraların, büyük tüketim merkezlerine ve ulaşım yollarına yakın olması gerekir.

Serada kullanılacak malzemelerin seraya taşınabilmesi için de seranın yola yakın olması gerekir.

Seranın tozlu yolları çok yakın olmasının en büyük sakıncası, seranın üstünün tozlanması ve sera içine girecek ışık miktarının azalmasıdır.

Pazar: Serada yetiştirilen sebzelerin, maliyeti dışarı da yetiştirilene göre daha fazladır. Bunun için serada üretilecek sebzelerin yüksek fiyatla ve çabuk satılması için büyük tüketim merkezlerine yakın olması gerekir. Bazen seracılık yapmaya daha az uygun olan fakat, büyük yerleşim merkezlerine yakın olan yerlerde sera kurulup işletmesi, taşımacılığı da göz önüne alarak ekonomik olabilir.

işçi: Ülkemizde sera yapımı, bazı firmalarca seri olarak üretilen malzemelerle yapılsa bile, bu üretim yetersiz kalmaktadır. Ayrıca üreticilerin sermayelerinin sınırlı olması da, serayı veya örtüyü kendi olanakları ile yapma zorunluluğunu ortaya çıkarmaktadır.

Serayı yapacak kimsenin hiç olmazsa bu işten anlayan bir kimsenin sorumluluğunda yapılmalıdır. Böylece bitkilerin yetiştirilmesi için uygun çevre koşulları sağlayabilecek bir seranın yapımı sağlanmalıdır.

Su: Serada yetiştirilecek sebzelerin su gereksinimlerini karşılamak, sıcak günlerde serayı nemlendirmek veya soğutmak için sera kurulan yerde su bulunması gerekir. Ayrıca hasat edilmiş ve kirli olan sebzenin pazara gönderilmeden önce yıkanması, seradan kullanılan tarımsal savaş ilaçlarının sulandırılması ve kirlenen sera örtüsünün yıkanması için de suya gereksinim vardır. Eğer sera kurulacak yerde su bulunmuyorsa, bölgedeki yağışlardan yararlanılarak toplanan su serada kullanılabilir.

Gübre: Sera toprağının fiziksel özelliklerinin düzeltilmesi yanında, toprağa bitki besin elementlerini veren çiftlik gübresinin serada çok fazla kullanılması gerekir. Çiftlik gübresinin sağlanacağı yerler daha önceden belirlenmelidir. Ayrıca yastıkların hazırlanmasında da çiftlik gübresine gereksinim vardır.

Kredi: Seracılık fazla yatırım isteyen bir uğraşı dalı olduğu için, ilerde işletmenin gelişmesini sağlayacak kredi olanakları da araştırılmalıdır.

Rüzgâr: Sera kurulacak yerlerde ortalama rüzgar hızının ve yönünün bilinmesi gerekir. Rüzgar hızına göre, seraya gelen yükün bilinmesi ve rüzgarla kaybolacak ısının hesaba katılması gerekir.

Yağış: Yağışın etkisi farklı olmaktadır. Dolular sera camının kırılmasına neden olabilir. Kar yağışı da sera üzerinde ağırlık yaparak hesaplamalar da göz önüne alınmalıdır.

Toprak: Serada verimin yüksek olabilmesi için sulama ve gübrelemenin yapılması gerekir. Sulama uygun olmayan koşullarda sera toprağın tuzlulaşmasına neden olur. Bunun için sera toprağının kumlu tınlı, humuslu, bitki besin maddesi yüksek, su tutma kapasitesi yüksek ve drenaj olanaklarının iyi olması gerekir.

Sera kurulacak yerin eğiminin fazla olmaması gerekir. Plastik sera malzemelerinin ağırlığının az olması nedeniyle cam seralara göre daha çok eğimli arazilerde kurulabilirler.

Sera kurulacak toprağın taban suyu düzeyi en az toprak yüzeyinden 1 m aşağıda olmalıdır.

Taban suyu düzeyinin yükselmesi, toprağın soğumasına, havasız kalarak köklerin solunum yapamamasına, çürümesine ve hastalanmasına neden olur.

Endüstri Bölgeleri: Endüstri bölgelerinde fabrika bacalarından çıkan duman ve tozlar nedeniyle hava kirliliği fazladır. Bu da bitkilerin gelişmesini yavaşlatması yanında, sera örtü malzemesini tozlandırarak, sera içine giren ışığın azalmasına neden olur. Sera örtüsünün yıkanması da işgücü ve su tüketimini gerektirir.

 
Geri